DOLAR 46,6720 0.03%
EURO 53,1949 -0.25%
ALTIN 6.046,940,58
BIST 14.348,661,61%
BITCOIN 27490230,83%
Edirne
33°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

84 okunma

Kırkpınar sevdası yeniden vitrinde!

Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin yaşayan belleği, Edirne’nin eski belediye başkanı İbrahim Ay (81), tarihi organizasyonda, puanlama sistemine dönen başpehlivanlık güreşlerine küserek sergilemeyi bıraktığı koleksiyonunu, eczanesinde yeniden görücüye sunmaya başladı…Kırkpınar haftasıyla birlikte davul, zurna, yağdanlık, ağa kıyafeti ve kispetten oluşan koleksiyonunu vitrine dizen Ay, “Bu görseli yapmamın sebebi Edirne halkını, Edirne esnafını biraz olsun teşvik etmek, özendirmek, vitrinleri süslemek. Daha doğrusu Kırkpınar sevgisini Edirne esnafını içine atmak. En azından o Kırkpınar havasını yaşatmak” dedi…

ABONE OL
1 Temmuz 2026 15:29
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Olgay GÜLER

Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin yaşayan belleği, Edirne’nin eski belediye başkanı İbrahim Ay (81), tarihi organizasyonda, puanlama sistemine dönen başpehlivanlık güreşlerine küserek sergilemeyi bıraktığı koleksiyonunu, eczanesinde yeniden görücüye sunmaya başladı.

Kentin sevilen ismi, eski belediye başkanı eczacı İbrahim Ay, babasının 1950 yılında elinden tutup Sarayiçi’ne götürmesiyle er meydanıyla tanıştı. Yağlı güreşe olan sevdası zamanla büyüyen ve 1984 yılında belediye başkanı olmasıyla Sarayiçi’ndeki tribünleri yaptıran İbrahim Ay, bu tutkusunu her Kırkpınar’da eczanesinde sergilediği koleksiyonuyla vatandaşlarla paylaştı. Kırkpınar’da, başpehlivanlık güreşlerinde puanlama sisteminin gelmesiyle seyir zevkinin düştüğünü savunan Ay, tutkunu olduğu atsa sporuna küserek, bir süre önce bu sergiyi açmayı da bıraktı. Bu yıl, bir dostunun kendisine hediye ettiği davulla yeniden içindeki kıvılcım alevlenen Ay, Kırkpınar haftasının başlamasıyla birlikte eczanesinde yeniden koleksiyonunu sergilemeye başladı.

Eski Kırkpınar Ağası Alper Yazoğlu’ndan İbrahim Ay’a ziyaret

‘1950 YILINDAN BERİ KIRKPINAR’I SEYREDİYORUM’

Kendisini ‘bir Kırkpınar aşığı’ olarak tanımlan ve yağlı güreşi neden bu kadar sevdiğini anlatan Ay, “Ben bir Kırkpınar aşığıyım, yağlı güreş hastasıyım. Kulağıma yağ kaçmamış kişiler bu güreşi idare etmeye başladıktan sonra bizim de rahatsızlığımız başladı. Ben 1950 yılından beri bilaistisna Kırkpınar’ı seyrediyorum. Allah rahmet eylesin, babacığım beni elimden tutardı. Dallı tribünün altına götürür, orada çevirmemizi yerdik, güreşimizi seyrederdik, gelirdik. Allah kısmet etti, Kırkpınar’ı idare etmek bana nasip oldu. Belediye başkanı olunca Kırkpınar’ı idare etmek nasip oldu. Kırkpınar’ı idare etmek için de ilk Kırkpınar’ımda 1984 yılında meclisi topladım. Belediye müdürlerini topladım. Dedim ki; ‘Arkadaş bu Kırkpınar’ı bugün siz yapacaksınız. Ben hiçbir şeye karışmıyorum. Ben elimi cebime sokacağım. Etrafı dolaşacağım. Ne var ne yok? Ben kendi kendime, sade vatandaş gibi, kendi kendime bir keşifte bulunacağım’ dedim. O Kırkpınar da güzel bir şekilde bitti. Güzel oldu. Ama orada bir hadise oldu. Yaşlı bir adamcağız, nur yüzlü, ak sakallı bir adam ağlıyor. Tanıtmadım kendimi. Dedim dayı ya hayırdır niye ağlıyorsun? Ya ben dedi Samsun’dan geldim, Kırkpınar’a giremiyorum dedi, deli olacağım dedi. Gel dayı dedim ben sana yardım edeyim dedim. Şeref tribününe oturttum. Kendimi tanıtmadım. O gün karar verdim ben o tribünleri yapmaya” dedi.

‘ARENA İSTİYORSAN, İSPANYA’YA GİT’

Güreşlerin yapıldığı er meydanının ‘arena’ ve ‘stadyum’ isimleriyle anılmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Ay, “Çok güzel bir er meydanı oldu. Beni rahatsız eden olay şu; şu anda er meydanı değil de ‘arena’ diyorlar, stadyum diyorlar. Nasıl olur sen yağlı güreş alanına, er meydanı yerine, güreş alanı yerine arena diyorsun O zaman git İspanya’ya. Stadyum diyorsan git futbol sahasına. O tribünlerin görüş açısı çok enteresandır. En üst kattan en güzel şekilde görürsün. Ama futbol sahasında öyle göremezsin” diye konuştu.

‘AMACIM KIRKPINAR HAVASINI YAŞATMAK’

Kırkpınar koleksiyonunu dükkanında sergileme amacına da değinen Ay, “Benim bu görseli yapmamın sebebi Edirne halkını, Edirne esnafını biraz olsun teşvik etmek, özendirmek. Vitrinleri süslemek. Daha doğrusu Kırkpınar sevgisini Edirne esnafını içine atmak. En azından o Kırkpınar havasını yaşatmak. 1950 Kırkpınar ağası rahmetli Şener’in ağa kıyafeti bendeydi. O ağa kıyafetini ki orijinal ağa kıyafeti odur, Bu kıyafet şu anda Edirne Müzesi’ne aile tarafından verdirttik. Şu anda Edirne Müzesi’nde o kıyafet var. Bir Kırkpınar ağası eğer Kırkpınar ağa kıyafeti yaptıracaksa gidecek oraya, orada o kıyafeti görecek, kıyafeti görünce o kıyafeti dikecek. 1950’den sonra gelen ağalar hepsi hemen hemen aynı kıyafeti giydi” şeklinde konuştu.

‘BİR SÜRE KIRKPINAR’A KÜSTÜM’

Bir süre Kırkpınar’a küstüğünü dile getiren Ay, “Kırkpınar’da isim lazım değil, arka arkaya pehlivanlar altın kemer aldılar. Altın kemer alan pehlivanın dizi yere değmeden kemer alıyor. Bu duruma küstüm. Niye küstüm? Bunu yağlı minder güreşi haline getirdiler. Bir başpehlivanlık finalinde dizin yere değmeden, arkaya geçip bir puan alıp başpehlivan oluyorsan bu güreşin ne ritüeline, ne yöre yöreselliğine, ne gelenekselliğine, ne ananesine sığar. Hiçbir şeye sığmaz ve ben küsüm. Bu sene sevdiğim bir kardeşim yeniden bu sergiyi açmama vesile oldu. Davulcular her sene gelirler beni davet ederler. Güreş havası çalarlar. Benim de kendi davulum var. Geçelim onların karşısına, benim davulumla Kırkpınar havasını onlarla beraber çalarım. Bir kardeşim de, ona verdiğim hediyeye karşılık olarak bana davul hediye etti. Ben de ona mahcup olmamak için sene de kuralım dedim” ifadelerini kullandı. 

‘EDİRNELİ KIRKPINAR SAHİP ÇIKMALI’

Edirnelilerin Kırkpınar’a daha fazla sahip çıkması gerektiğinin de altını çizen Ay, “Edirneli katılmıyor Kırkpınar’a, katılması lazım, sahip çıkması lazım. Elini taşın altına koyması lazım Edirnelinin ama yapmıyorlar, yapılmıyor. Mesela şu anda tek bir çevirmeci kaldı. O da artık seneye yok. Oraya bana kalırsa Edirne esnafına bir kuruş para almadan orayı kiralayacaksın. Ciğercisi, şekercisi yerel esnafı oraya girsin” dedi.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya