
Olgay GÜLER
Edirne’de İslam Alimleri Vakfı tarafından gerçekleştirilen ‘Kendi Gök Kubbemiz Balkan Alimleri Buluşması’ programında, İsrail’in ateşkese rağmen çeşitli bahanelerle Gazze’ye sürdürdüğü saldırılara dikkat çekildi.

Edirne’de İslam Alimleri Vakfı tarafından ‘Kendi Gök Kubbemiz Balkan Alimleri Buluşması’ programı düzenlendi. Selimiye Camisi İmam Hatibi Yusuf Serenli’nin Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programa; Edirne Valisi Yunus Sezer, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hafiz Osman Şahin, Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, İslam Alimleri Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, Dünya Müslüman Alimleri Vakfı Başkanı Prof. Dr. Ali Muhyiddin el-Karadaği, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Başkan Yardımcısı Mahmut Çevik, İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) Başkanı Mahmut Erol Kılıç, Balkanlar’dan diyanet işleri başkanları, müftüler ile din adamları katıldı.

‘GAZZE’DE SİYONİST BİR TERÖR ŞEBEKESİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ’
Programın açılışında konuşan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hafiz Osman Şahin, başkanlık olarak Filistin’e desteğe devam ettiklerini söyledi. Şahin, “Gazze’de Arz-ı Mev’ud hayaliyle Siyonist bir terör şebekesiyle karşı karşıyayız. 7 Ekim 2023’ten bu yana 70 bine yakın insanımızın canına mal oldu. Dünya olayları seyrediyor, bizler hüzünlü şekilde seyirci kalmak zorunda kalıyoruz. Yapabildiğimiz kadar yapıyoruz şükür ama bu zulmü doldurmaya çabalarımız yetmiyor. Biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak Sayın Başkanımızın riyasetinde de olduğu gibi Filistin’i her zaman en önemli gündem maddesi yaptık. Hutbe ve vaazlarda hiç gündemden düşmedi. Toplantı ve buluşmalar yaptık. Global ve ulusal toplantılar yaptık. İnsani yardımlar ulaştırmaya gayret ediyoruz. Dün 20 TIR ile yola çıktık. Bugüne kadar bin üzeri TIR’ı uğurladık, 40 milyon dolar civarında nakdi ve insani yardımları ulaştırmaya devam ediyoruz” diye konuştu.

‘ZALİMİN YANINDA HİÇBİR ZAMAN YER ALMADIK’
Edirne Valisi Yunus Sezer de dünyada söz sahibi olabilmek için ilim irfan sahibi gençlerin yetiştirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Sezer, “Gazze meselesi sadece Filistin olayı değil, İslam aleminin düştüğü durumu özetleyen bir olay. Bir devletin, bütün Müslümanların gözünün içerisine bakarak katliam yapışını, kendi ahvalimizi gözden geçirme vesilesi olarak da görüyoruz. Tarihte çok gördük; bugün de maalesef vicdanların sorgulandığını ve devletlerin bazılarının kulaklarını kapadığını, vicdanlarını kapadığını gördük ve hissettik. Biz bu topraklarda yaşayan insanlar olarak, zalimin yanında hiçbir zaman yer almadık. Her zaman hak ve hakikatin yanında yer alma uğraşı içerisinde olduk. Biz Hakk’ın yanında olmayı bedel ödesek de tercih ettik. Bu coğrafyanın insanı olarak, bu kadim şehrin valisi olarak, iki konunun altını çizmek istiyorum; bazı toplantılarda ‘biz nasıl bu duruma geldik ve kurtulacağız, nasıl söz sahibi olacağız’ konuşması yapmak lazım” dedi.
Konuşmaların ardından Balkanlar’dan gelen din adamları ve alimlere, Edirne Valisi Yunus Sezer ve İslam Alimleri Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu tarafından Selimiye Camisi işlemeli, Edirnekari bezemeli ahşap tablo hediye edildi.

SONUÇ BİLDİRGESİ OKUNDU
Etkinliğin ikinci gününde, kentteki bir otelde, vakıf temsilcilerinin de katılımıyla sonuç bildirgesi okundu. Bildirgeyi okuyan İslam Alimleri Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde vurgulanan insan onuru, insan kardeşliği ve ayrım yapmaksızın her bir insanın yaşam hakkının korunmasına yönelik hükümlere dikkat çekerek şunları söyledi:
“Söz konusu beyannameye imza atan egemen güçlerin de desteğiyle, tüm insanlığın gözü önünde iki yılı aşkın süredir Gazze’de Siyonist Terör Devleti İsrail tarafından soykırıma varan saldırılar gerçekleştirilmektedir. Bu durum karşısında tüm insanlık, özellikle de İslam dünyası, soykırımın engellenmesi konusunda aktif olmalı ve sonuç alıcı çalışmalara ağırlık vermelidir. Üye devletlerin Birleşmiş Milletler ile işbirliği içinde insan haklarının ve temel özgürlüklerin evrensel olarak saygı görmesini ve gözetilmesini sağlamayı taahhüt etmelerine rağmen; Gazze’de bebek, çocuk, kadın, yaşlı ve sivil ayrımı gözetmeksizin hedef alınması ve buna ses çıkarmamak ya da destek vermek, açık bir çifte standarttır. Gazze’deki vahşete dayalı uygulamaların durdurulması ve insanlık onurunun kurtarılması için tüm insanlık, özellikle de Müslümanlar, sosyal, ekonomik ve politik açıdan harekete geçmelidir. Son günlerde tüm dünyadan sivil bir vicdan hareketi olarak ortaya çıkan SUMUD ve Gazze Özgürlük Filoları’na katılan sivil inisiyatiflerin eylemlerinin Siyonist rejim üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Ateşkeslere rağmen bahaneler üreterek saldırılarına devam eden rejimi durdurmak için bu ve benzeri eylemler artırılarak sürdürülmelidir.

‘GAZZE’DEKİ SOYKIRIMLARIN DÜNYA ÇAPINDA BENZERİNE FIRSAT VERİLMEMELİ’
Küresel güçler, siyaset, hukuk, ekonomi, kültür, medya ve eğitim yoluyla dayattığı cinsiyetsiz, milliyetsiz ve dinsiz nesil projeleriyle aile yapımızı ve ahlaki değerlerimizi hedef almaktadır. Tüm insanlık için beka meselesi olan bu konuya duyarsız kalınmamalıdır. El birliğiyle Gazze’de soykırım uygulayanların dünya çapında benzer soykırımları hayata geçirmesine fırsat verilmemelidir. Aile, yalnızca hukuki bir sözleşme ile kurulan bir yapı değil; aynı zamanda dini ve ahlaki bir kurumdur. Dolayısıyla aile yapısını güçlendirmek için maddi tedbirlerin yanı sıra manevi dinamiklere de ağırlık verilmelidir. Din-hayat bağlantısını kurma çalışmalarında oryantalizmin dayattığı Batı-merkezci düşünüş biçimi konusunda dikkatli olunmalıdır. Aksi takdirde zihinlerin işgali, özünden yabancılaşma, değer karmaşası ve ümmetin ayrışmasına zemin hazırlanacaktır.”

