DOLAR 44,2795 0.22%
EURO 50,5902 -0.78%
ALTIN 7.134,90-0,98
BIST 13.092,93-1,45%
BITCOIN 3130662-3,13%
Edirne

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

291 okunma

“Günaydın… En Güzel Günler…”

ABONE OL
21 Ekim 2025 17:25
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Semih POROY
Emekli Gazeteci

Cep telefonları marifetiyle ortalıkta dolaşan şu meşhur “Günaydın!” mesajlarına “maruz” kaldıklarını arkadaşlarımdan da duyuyorum.
Bunların bin türlüsü var: Resimlisi, animasyonlusu, edebiyat paralayanı, yapay zekâ ile süslü püslü hâle getirilmişi ve daha neler, neler… Başka şairler yanında Nâzım Hikmet imzalı şiirlerle bezeli olanları da var, ama bunların Nâzım’ın dizeleri olduğuna bin şahit ister. Ve tüm bu mesajları bize kendi tanıdıklarımız gönderiyor.
Bunları arkadaşlarına gönderen ahbaplar acaba şunu mu demek istiyorlar: “Senin dostluğun yeterli bir dostluk gibi görünmüyor bana, bu mesajlarla dostluğumuzu güçlendiriyorum.”
Öte yandan, bu süslü görsel mesajlar bilinmedik birileri tarafından tasarlanıp telefonlara yüklenmiştir; siz de her gün beğendiğiniz birini oradan alıp, oluşturduğunuz dostlar grubuna yolluyorsunuz. Bu yüzden de, o mesajlarda en samimi dostlarınıza bile “siz” diye, ikinci çoğul şahısta seslenmiş oluyorsunuz! Bu bazen “sen” de oluyor, ama mantık aynı. Marx’ın “yabancılaşma” dediği şey.
Bir elektronik profesörü arkadaşıma konuyu açtım. Bu tür mesajlar hazırlayıp bunlardan para kazanan gruplar olabilir miydi… Hayır, bu uzak bir olasılıktı. Ama peşinden, “tıklanma” sağlayarak bundan yarar beklenebileceğini de ekledi. Kendisi de kimileyin böyle mesajlarla karşılaşan arkadaşım, dikkatimi tam da kendi alanına ilişkin bir konuya çekti: Uzak-yakın birçok tanıdıktan gelen bu tür mesajlar, mesajın gönderildiği kişilerin bunları silmek için bir biçimde zaman harcamasına neden oluyor, silinmeden unutulmuş mesajlar ise cihazda ciddi yer kaplıyor, telefonun bellek alanını daraltıyordu.
Buna ben de şunu ekleyeyim: Ayrıca bu yolla, telefon operatörlerine ve bütçeleri bakımından dünya ölçeğinde kuruluşlar olan cep telefonu üreticisi şirketlere dolaylı yoldan parasal yardım yapmaktayız. Bu kadar zenginiz yâni!
Eskiden, insan bir mektup aldığı zaman onu yanıtlardı. İncelikli zamanlardı. Mektup yanıtlamamak (ya da geç yanıtlamak) garip karşılanırdı. Edebiyatçıların mektuplaşma kitaplarında bundan kaynaklanan sayısız yakınma örnekleri vardır. Ama mektup yazmak da bir emek isterdi.
Kâğıdınızı kaleminizi hazırlayacaksınız, kafa patlatıp özlü satırlar yazacaksınız, zarflayacaksınız, sonra postaneye götürüp pullayacak, postaya vereceksiniz. Ayakları uzatıp telefondaki görsel kanallardan mesajlar seçip tıklamak emek gerektirmiyor.
İnsanlar üsluplarıyla kimlik kazanırlar. Örneğin, postadan bir mektup alırsam onu sevinçle yanıtlarım. Ama bu tür telefon mesajlarını yanıtlayamıyorum. Gönderen arkadaşlar ise, mesajlarına büyük olasılıkla benzer üslupta bir karşılık bekliyorlardır diye düşünüyorum. Yani gönderenin, bilerek ya da bilmeden, karşı tarafı cevap vermeye bir “zorlaması” var. Bir dostu zorlamak incelikli bir davranış sayılmaz. Mesajı alan kişi, dostlarıyla bu tür iletişimden yana değilse, mesajı yanıtlamayacaktır. Ya da bir iki yanıtlayacak, sonra bırakacaktır.
Dostlukların arasına böyle, “hayırlı cumalar” kıvamında telefon mesajlarıyla bir yabancılık duygusu katmak garip bir tutum. “Mucidi olmadığımız icadı” abartılı kullanma alışkanlığı dense yeridir.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya