
Olgay GÜLER
Tüm Emekliler Sendikası (TES) Keşan Temsilciliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) görüşmelerin devam ettiği 2026 bütçesinde, başta emekliler ve asgari ücretliler olmak üzere toplumun hiçbir kesimine hak ettikleri payın ayrılmadığı gerekçesiyle yürüyüş gerçekleştirdi.

TES tarafından, Keşan’da gerçekleştirilen yürüyüş, Kent Müzesi önünden başladı. Sendikaya bağlı çok sayıda üye emeklinin katıldığı yürüyüş, Cumhuriyet Meydanı’nda son buldu. Burada basın açıklamasını TES Keşan Temsilcilik Başkanı Ahmet Erkan okudu. Erkan,
insanca yaşam için bütçede emeklilere hakları olan maaş ve sosyal hakların verilmesi gerektiğini söyledi.

‘BÜTÇEDE PARA YOK SÖYLEMLERİ KOCA BİR YALAN’
Erkan, TBMM’de görüşülen 2026 bütçesinde başta emekliler ve asgari ücretliler olmak üzere halkın olmadığın olmadığını belirterek, “2026 Bütçesinde “Teşvik ve vergi muafiyetleri var, yandaş sermayeye kıyak var”. 18 trilyon 929 milyar liralık bütçede daha başlangıçta 2 trilyon 700 milyar lira açık verileceği belirtiliyor. Ancak aynı bütçede yandaşlara 3 trilyonluk 600 milyar liralık vergi muafiyeti de yer alıyor. 2026 bütçedeki vergi muafiyetinden vazgeçilse 2026 yılı bütçesi yaklaşık olarak 1 trilyon lira fazla verecek. Bugün TBMM de tartışılmakta olan bütçede biz emekliler ve emekçiler için aylık azami %15-20 arası zam hedefleniyor. Oysa yandaşlara vergi muafiyeti olarak verilecek olan 3 trilyon 600 milyar lira 16 milyon emekli, dul ve yetime verilse hiçbir yüzdelik artışa gerek duymadan her birimizin aylık maaşı 18.750 lira artmış olacak. Kısacası bütçede para yok söylemleri koca bir yalandır” dedi.

‘İNSANCA YAŞAMAK EN DOĞAL HAKKIMIZ’
Erkan, 2026 bütçesindeki tek sorunun yandaşa peşkeş çekilen 3 trilyon 600 milyar liralık vergi muafiyeti olmadığını söyleyerek, “Bunun yanına hasta garantili şehir hastanelerine, yolcu garantili hava alanlarına, araç garantili oto yollara, köprülere ve rantiyecilere ödenecek yıllık 2 trilyon 700 milyar liralık faiz eklenince ortaya devasa bir meblağ çıkmaktadır. Siyasi iktidar tercihini bu yandaşlarından yana değil de emekli, emekçi, asgari ücretli, kamu çalışanı, çiftçi, üretici ve esnaftan yana kullansa bu gün ülkemizde okula aç giden veya gece yatağa aç giren çocuk, çöpten yiyecek toplayan emekli, borcunu ödemek için tarlasını veya traktörünü satan çiftçi, kepengini kapatmak zorunda kalan esnaf kalmayacak. Siyasi iktidar çıkardığı 5510 Sayılı Yasa ve TÜİK aracılığıyla biz emeklileri açlık ve sefaletin girdabına sokmuştur. 2002 yılında en düşük emekli maaşı ile 8 buçuk çeyrek altın alınıyorken bu gün için en düşük emekli maaşı ile 1 buçuk çeyrek altın alınıyor. Ancak bu çok iyi bilinmelidir ki biz emekliler bu sefalet düzenine teslim olmayacağız. İnsanca yaşamak en doğal hakkımızdır” diye konuştu.

‘EMEKLİLERİ YOK SAYAN POLİTİKALARI REDDEDİYORUZ’
Ülke genelinde milyonlarca kişinin aç, yoksul ve sefil vaziyette yaşadığını dile getiren Erkan, “Yoksulluk sınırı 93 bin lira, açlık sınırı 27 bin liraya dayandı. En düşük emekli maaşı 16.881 lira, yetim ve dul aylıkları bunun çok çok altında. Asgari ücret 22.104 lira yani milyonlarca emekli, dul, yetim ve asgari ücretli açlık sınırının altında bir gelirle yaşamaya mahkum edilmiş durumda. Artık yeter. Biz emekliler; milyonlarca emekliye ”sus, razı ol, kaderine boyun eğ” denilen bu düzene hayır diyoruz. İnsanca yaşamak için hakkımız olan maaşları, ikramiye ve diğer sosyal haklarımızı istiyoruz. Sağlık, barınma, gıda, ulaşım gibi en temel insan haklarımızdan vazgeçmiyoruz. Biz emeklileri yok sayan, bölmeye çalışan, itibarsızlaştıran anlayış ve politikaları şiddetle reddediyoruz” şeklinde konuştu.