
Olgay GÜLER
ADD Edirne Şube Başkan Yardımcısı Gökay Bilgin, TBMM’de 102 yıl önce kabul edilmesiyle eğitim birliği sağlanan, laiklik zemini güçlenen ve halifeliği kaldıran devrim yasalarının günümüzde yürürlükten kalkmış gibi davranılmasını eleştirerek, “Devrim yasalarını yok saymak, bindiği dalı kesme aymazlığı, kendi ayağına kurşun sıkma şaşkınlığıdır” diye konuştu.

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi tarafından, 3 Mart devrim yasalarının kabulünün 102’nci yılı dolayısıyla basın açıklaması gerçekleştirildi. Mithatpaşa Mahallesi’ndeki dernek binasında gerçekleştirilen basın açıklamasına Edirne Belediye Başkan Yardımcıları Gökçe Onur Öktem ve Cenk Ergüden, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve dernek üyeleri katıldı.

‘ANAYASAY’LA KORUNAN 3 YASA, GÜNÜMÜZDE YÜRÜRLÜKTEN KALKMIŞ GİBİ’
Basın açıklamasını okuyan Şube Başkan Yardımcısı Gökay Bilgin, Cumhuriyet ilan edildikten sadece 4 ay sonra, 3 Mart 1924’de TBMM’de 429, 430 ve 431 sayılı 3 devrim yasasının kabul edildiğini belirterek, “429 sayılı yasa ile Şer’iye, Evkaf ve Erkanı Harbiye Vekâletleri kaldırılarak yerlerine sırasıyla Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Genel Kurmay Başkanlığı kuruldu. 430 sayılı Tevhidi Tedrisat (Eğitim Birliği) Yasası ile çoklu eğitime son verildi. 431 sayılı yasa ile de, Halifelik kaldırılarak Cumhuriyetin ilk günden beri zaten var olan laik zemini güçlendirildi, evrensel hukuk temeli oluşturuldu. Devrim yasalarının tümü gibi anayasamızın 174. maddesi ile korunmakta olan bu 3 temel yasa, emperyalizm işbirlikçisi karşı devrim güçlerinin on yıllardır devam eden çabaları sonucu günümüzde adeta yürürlükten kalkmış gibidir. Diyanet İşleri Teşkilatı dini siyasete alet etme aracına dönüşmüş, Vakıflar Genel Müdürlüğü dinci-gerici yapılanmaların sığınağı olmuş, Genel Kurmay Başkanlığı da, ‘Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” demeyi disiplin suçu ve ihraç nedeni sayar hale gelmiştir. 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat (Eğitim Birliği) yasasının hali de, gerçekten içler acısıdır ve eğitimimiz Osmanlı’nın sön dönemini bile aratır haldedir, dense yeridir” dedi.

‘DEVRİM YASALARINI YOK SAYMAK, KENDİ AYAĞINA KURŞUN SIKMAKTIR’
Özcan, AKP’li Milli Eğitim Bakanları tarafından okulların imamlara, çocukların akıl ve bilim dışı hurafelere teslim edildiğini, eğitim sisteminin ‘fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür yurttaş’ yetiştirme hedefinden koparılıp ‘dindar ve kindar nesiller’ yetiştirmeye yöneltildiğini kaydetti. Özcan, “Hilafeti kaldıran 431 sayılı yasa ise güya yürürlüktedir, ama gerici kalabalıklar siyasal destek ve yasal izinle Galata Köprüsü üzerinde hilafet çağrıları yapılabilmekte, başkent sokaklarının Hizbullah uzantısı dernek kılıklı yapılarca “Laikliğe karşı şeriat” afişleri ile donatılması takipsiz kalabilmekte, sarıklı cübbeli kimi yobazlar ekran ekran dolaşıp kutsal İslam dini adına yaydıkları saçma sapan hezeyanlar ve abuk sabuk hilafet sayıklamaları ile milletimizi aldatmaya çalışabilmektedir. Oysa, kafalar kumdan çıkarılıp biraz coğrafyamıza bakılabilse, Irak’ dan Suriye’ye, Libya’dan Afganistan’a, Sudan’dan Somali’ye, Mısır’dan Yemen’e bölge ülkelerinin halleri görülebilse ve biraz da tarih okunabilse fark edilecektir; Türkiye 103 yıldır bütünlüğünü koruyarak barış içinde yaşayabilmişse bunu, Üniter Ulus Devlet yapısına, Cumhuriyetin laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olmasına, Dil Birliği ve ülkesi ve milletiyle bölünmez bütün olma ilkelerinden ödün vermemesine borçludur ve devrim yasaları da bu niteliklerin korunması için vardır. Bu nedenle, devrim yasalarını yok saymak, bindiği dalı kesme aymazlığı, kendi ayağına kurşun sıkma şaşkınlığıdır” diye konuştu.
