DOLAR 48,99440,06%
EURO 55,6181-0,20%
ALTIN 6.551,171,10
BIST %
BITCOIN %
Edirne
13°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

327 okunma

Çevreyi korumak Anayasal ödev

Edirne Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü açıklamasında, Edirne'ye kirleten plansız sanayinin yerleşmemesinin kent halkı için şans olarak değerlendirilirken, son 20 yılda şehrin birinci derecede tarım topraklarında imar planlarının hayata geçirilmesi, betonlaşma, Meriç Nehri'nin sorumsuzca kirletilişi gibi sorunların çözümünün yerel ve merkezi yönetim karar vericileri ile birey olarak vatandaşları derhal harekete geçirmeye zorladığını bildirdi…

ABONE OL
5 Haziran 2024 18:26
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Edirne Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü açıklamasında, Edirne’ye kirleten plansız sanayinin yerleşmemesinin kent halkı için şans olarak değerlendirilirken, son 20 yılda şehrin birinci derecede tarım topraklarında imar planlarının hayata geçirilişi, betonlaşma, Meriç Nehri’nin sorumsuzca kirletilişi gibi sorunların çözümünün yerel ve merkezi yönetim karar vericileri ile birey olarak vatandaşları derhal harekete geçirmeye zorladığını bildirdi.
Edirne Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu’nca yapılan yazılı açıklamada, Birleşmiş Milletler Örgütü tarafından 5 Haziran tarihinin “Dünya Çevre Günü” olarak kabul edildiği anımsatılarak şunlara yer verildi:
“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. Maddesinde çevre hakkı ‘Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir’ şeklinde güvence altına alınmış olup ayrıca her yurttaşa ve devlete çevreyi koruma ödevi yüklenmiştir.
Çevre; insan ve tabiat varlıklarının birbirleriyle etkileşim içinde bulunduğu bir sistemdir. Hızlı nüfus artışı (ülkemizdeki göç baskısı) ve sanayileşme, çevrenin kirlenmesini gün geçtikçe arttırmaktadır. Bu nedenle çevre ve çevre sorunları hızla değişen dünyanın ve ülkemizin ana gündem başlıklarından birini oluşturmaktadır.
Çevre sorunları ve iklim krizi siyaset üstü bir mücadele olup, başta bilim insanları olmak üzere, siyasetçilerin, yerel yönetimlerin, merkezi yönetimlerin, sivil toplum örgütlerinin ve toplumun tüm dinamik kesimlerinin bir an önce uyum içerisinde birlikte harekete geçmesi ve kendi yetki alanları içinde somut adımlar atmaya başlaması gerekmektedir.
Yaşadığımız serhat şehri Edirne’ye kirleten plansız sanayinin yerleşmemesi bizler için şanstır. Ancak; son 20 yılda şehrimizin birinci derecede tarım topraklarında imar planlarının hayata geçirilişi, Meriç Nehri’nin sorumsuzca kirletilişi, topraklarımızın erozyon ile yok oluşu, kanalizasyon sisteminin yapılaşmaya cevap verememesi, kullandığımız toplu taşıma araçlarının çevreci olmayışı, şehrimizi yeşil dokunun değil betonlaşmanın sarması vs sorunların çözümü yerel ve merkezi yönetim karar vericileri ile birey olarak bizleri derhal harekete geçirmeye zorlamaktadır.
Bu kapsamda çevre politikalarının; sanayi, tarım, enerji, ulaşım ve kentleşme politikalarıyla bütüncül olarak ele alınması zorunlu bulunmaktadır. Son yıllarda ülkemiz bilime, doğaya aykırı yasal düzenlemelerle ile karlı yatırım alanı olarak sunulmakta ve sanayi, tarım, kent, ulaşım, enerji, madenler, doğal kaynaklar, ormanlar, hazine arazileri, kıyılar, dereler, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarını kirlenmektedir. Bu nedenle, hemen şimdi gelecek nesillere, çocuklarımıza yaşayabilecekleri bir dünya bırakabilmek için çevre sorunlarının çözümünde ivedi ve etkili adımlar atılmalıdır.
Aksi halde ‘Doğa Ana, aşırı nüfusun darbe vurduğu toplumun yardımına her zaman koşar koşmasına, ama gösterdiği ihtimam hiç de nazik olmaz.’Alfred Cosby.”

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya