
Sade Vatandaş
Recep TAŞKIRAN
Sürücü kursu eğitmeni olduğum yıllar boyunca direksiyon başına geçen yüzlerce adayla aynı gerçeği paylaştım: Trafik sadece araç kullanmak değil, aynı zamanda bir sabır ve anlayış sınavıdır.
Her yıl 2–8 Mayıs Trafik Haftası’nda hatırladığımız kurallar, aslında her gün uygulamamız gereken birer hayat sigortasıdır. Ancak sahada gördüğümüz en büyük eksiklik; bilgi değil, sabırdır. Çünkü birçok sürücü kuralları bilir ama uygularken acele eder, tahammül göstermez.
Direksiyon eğitimi alan adaylar trafikte en hassas gruptur. Onlar öğreniyor, hata yapıyor, heyecanlanıyor. İşte tam bu noktada diğer sürücülere büyük görev düşüyor. Bir aday araç yavaş kalktı diye korna çalmak, sıkıştırmak ya da panik yaptırmak sadece bir hatayı büyütür. Oysa biraz anlayış, belki de bir kazayı en baştan engeller.

Unutmayalım ki her sürücü bir zamanlar acemiydi. Bugün ustalaşmış olmak, başkalarına karşı sabırsız olma hakkı vermez. Trafikte saygı, en az kurallar kadar önemlidir.
Adaylara ise her zaman şunu söylüyorum:
“Kurallara uy, acele etme, panik yapma. Trafik bir yarış değil, bir sorumluluktur.”
Çünkü en iyi sürücü hızlı giden değil, doğru ve güvenli giden sürücüdür.
Trafikte empati kurmak, sadece insanlık değil aynı zamanda güvenlik gereğidir. Bir yaya geçidinde durmak, bir öğrenci sürücüye yol vermek, bir hatayı tolere etmek… Bunların her biri görünmeyen ama çok değerli katkılardır.
Denetimler, cezalar ve kurallar elbette gereklidir. Ancak gerçek güvenlik; sürücülerin birbirine gösterdiği saygı ve anlayışla sağlanır. Eğer trafikte biraz daha sabırlı olursak, yollar sadece daha düzenli değil, aynı zamanda daha güvenli hale gelir.
Son söz olarak; direksiyon başına geçtiğimizde sadece kendimizi değil, başkalarını da düşündüğümüz bir anlayışı benimsemeliyiz. Çünkü trafikte yapılan her davranışın bir karşılığı vardır.
Unutmayalım:
Biraz sabır, bir hayat kurtarır.
Bir kural, bir ömürdür.
Sağlıcakla Kalın