DOLAR 32,5038 0.08%
EURO 34,7826 -0.12%
ALTIN 2.496,260,50
BIST 9.693,461,77%
BITCOIN 21013390,82%
Edirne

HAFİF YAĞMUR

04:36

İMSAK'A KALAN SÜRE

103 okunma

21 Mart Dünya Ormancılık, 22 Mart Dünya Su Gününde ISTRANCALAR

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2012 yılında orman kaynaklarının önemini vurgulamak amacıyla 21 Mart tarihini “Dünya Ormancılık Günü“, 1993 yılında 22 Mart tarihini Dünya Su Günü ilan etmiştir.

ABONE OL
21 Mart 2024 17:19
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Göksal ÇİDEM
DOKU Derneği Y.K. Başkanı

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2012 yılında orman kaynaklarının önemini vurgulamak amacıyla 21 Mart tarihini “Dünya Ormancılık Günü“, 1993 yılında 22 Mart tarihini Dünya Su Günü ilan etmiştir.
2024 yılında 21 ve 22 Mart Dünya Ormancılık ve Dünya su gününde Ormanlarımız ve sularımızın durumu : Ormanın sesi, suyun rengi değişti.
Ormanların sesinin değişmesine neden olan tahribatlar, adına yatırım denen projelerle her geçen gün çoğaldı, çoğalıyor. Yağmuru beklerken, ormanlarımıza, tarım topraklarımıza her gün yeni projeler yağıyor. Projeler artarken Orman alanları daralıyor. Ormanlar daralmaya, ormanda yaşayan canlılara da daral gelmeye başladı.
Ormanlar, bitki ve hayvan türleri için kritik yaşam barınma ve üreme alanlarıdır. Ormanlarda yaşayan türler, orman sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar. Ormanlık habitatlarda meydana gelen parçalanma ve değişiklikler, onlara bağlı olan türlerin yok olmasına yol açar.
Ormanın temel fonksiyonları olan oksijen üretimi, su kalitesini artırması, toprağın yüzeysel akışını durdurması, karbon yutak alanı olması, yaban hayatı için yaşam alanı olması gibi fonksiyonlardır. Bunları yerine getiremeyecek olması göz önünde bulundurulduğunda, orman bütünlüğüne zarar verecek projelerde bilim inanlarının uyarılıları mutlaka dikkate alınmalıdır. Selden korkuyorsanız ormanı koruyup ağaç dikeceksiniz. Ormanlar odun deposu ve vahşi madencilik alanı değildir.
Ormanlar yok olurken, orman köylüsü de geçimde ve yaşamda acze düşüyor. Oysa, Anayasa’nın 170’inci maddesi orman köylüsünün kalkındırılmasını esas alan bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye istinaden 6831 sayılı Kanundaki maddeler ile orman köylüsüne çeşitli imtiyazlar tanınmıştır. Anayasal güvence altında olan orman köylüsünün geçim ve yaşam alanlarını yok eden projelere dur denmelidir.


Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köylerde yaşayanların kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde devletle orman köylüsünün işbirliğini sağlayıcı tedbirler alınması gerekmektedir.
Ormanların korunması su güvenliğimiz için de önemlidir.
Ormanlar, dünya çapında temiz ve bol miktarda su sağlamak için kritik öneme sahiptir. Sağlıklı ormanlar suyu filtreler, erozyonu azaltır, yağışları düzenler, yeraltı suyu alanlarını doldurur ve kuraklık ve sellerin etkilerine karşı tampon görevi görür.
Su varlığı çevre sağlığı ve gıda güvenliği açısından da ayrıca büyük önem taşımaktadır.
Tahribata uğramış orman alanları suyu düzgün bir şekilde filtreleyemez. Buna bağlı olarak yaşamını sürdürebilecek olan topluluklar için su rejimini düzenleyemez. Erozyon, sel ve heyelan riskleri artar..
Dünya Orman Gününde Istrancaların iki yakasında yaşananlara bakacak olursak:
Bulgaristan tarafındaki Istrancalar’da hayvanlar orman içinde dolaşırken, bizim tarafta maden işletmelerine ait kamyon ve iş makinaları… Bir tarafta hayvanlar, bir tarafta kamyonlar…
Dünya Su Gününde Istrancalar’dan iki örnek verelim.
Bulgaristan Istranca Park Bulgaristan’ın en büyük korunan bölgesi, aynı zamanda ülke topraklarının % 1′ ini kapsayan en büyük Bulgaristan Doğal Parkıdır. Biyosfer rezerv alanıdır. Bulgaristan Istrancaları 1161 Km2 ,Türkiye Istrancaları 1970 Km2 dir
Günümüzde ülkemiz Istrancalarında geri dönüşü olmayacak yıkım yaşanıyor. Karşıda dikkat “Dikkat hayvan çıkabilir” yazarken, Türkiye tarafında ise “Dikkat kamyon çıkar “ yazıyor.
Aynı ormanın bir tarafında hayvan, bir tarafında kamyon çıkıyor.
Dağımızda ormanımızda eko kırım yaşanıyor… Deyim yerindeyse Taş Devri’ni yaşıyoruz.
Istrancalarda İki nehir. Biri Veleka – diğeri Ergene. İkisi de Türkiye Istrancalarından doğuyor. Biri Bulgaristana akıyor. Diğeri Türkiye sınırlarında akıyor. Veleka Nehrinden su, Ergene Nehrinden sıvı akıyor.
Veleka’da balık tutulup, tekne gezileri yapılırken, Ergene de canlı yok. Nehir kenarında yürümek bile imkansız. Veleka Nehri ve çevresi biyosfer rezervi. Koruma alanı.
Nehirlerden birinin kaderi içindekilere ve çevresine yaşam kaynağı olmak, diğerinde ise içindekileri ve çevresine ölüm saçmak.
Her planı, her projeyi mevzuata, genelge ve yönetmeliklere göre yapsanız da, ÇED olumlu, ÇED gerekli değil, deseniz de, doğa bu planlardan anlamaz. Su akar yolunu bulur der… Su yoluna yaptıklarınızı yok eder, geçer gider.
İğneada’da Eylül 2023 te meydana gelen selde 6 canımızı kaybettik. Orman içinde, dere yataklarına bilimsel esaslara dayanmayan bu projeler can alıyor.
Biz dünyayı bir an ferahlayınca nefes alınca hatırlıyoruz. Ormanlık alanlarda, su kaynakları kenarına gidince “Oh be dünya varmış “ diyoruz. Tahribat bu şekilde devam ederse orman ve sularımız için son defa söylenecek bir söz kalıyor. “bir varmış, bir yokmuş”! Her şeyi yok etmeden, kalanları koruyarak, geleceği kurtarmak belki mümkün olur.
Trakya ülke topraklarının 33’te biri. Yani %3’lük bir kısmı. Ancak ülke nüfusunun Yaklaşık %20’si burada yaşıyor.
Hava durumu sunucuları, “Balkanlardan gelen, soğuk, sıcak, yağışlı, karlı v.b. hava yurdu etkisi altına alacak” deniyor. Istrancaları kaybedersek, İstanbul’un nefes borusu yok olacak. İçtiği suyu yok olacak. Çünkü İstanbul’a su ve hava Istrancalar üzerinden gidiyor.
Yaradan o kadar cömert davranmış ki. Yarattığı bu zenginlikleri, ormanı suyu havayı ve bereketli toprakları miras yedi gibi yok ediyoruz.
Müthiş bir biyoçeşitliliğe sahip Istrancalar’da, çöl ve buzul ekosistemleri dışında dağ, dere, deniz, göl, orman, mağara, kumul gibi tüm ekosistemler burada.. Ayrıca bunların yanında Longoz (subasar) Ormanları var. Avrupa ve Asya’nın en büyüğü ilimiz sınırlarında. Bu ekosistemlerin var olduğu coğrafyada deyim yerindeyse EKO-KIRIM yaşanıyor.
Istrancaları hem temiz hava, hem temiz su hem de yaban hayatının devamı için her türlü yapılaşma ve baskıdan uzak tutmak, korumak için geç olmadan adım atılmalı, ormanlar ve su havzaları “kesin korunacak hassas alan “ topraklar ise “tarımsal sit” ilan edilmelidir.
Bu arada 31 Mart 2024’de yapılacak seçimde adayların kaçının gündeminde olacak izleyeceğiz.
Ne yaptılar, ne yapacaklar çözüm önerileri nedir, hangi çalışmaları yaptılar, bu konuda yapılan hangi çalışmada yer aldılar? İzlemeye devan edeceğiz.

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    SON DAKİKA HABERLERİ