DOLAR 43,5186 0.06%
EURO 51,5318 0.15%
ALTIN 7.108,582,90
BIST 13.875,321,87%
BITCOIN 3321710-2,51%
Edirne

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

52 okunma

Silivri mektuplarına zaruri cevap ve birtakım nasihatler (2)

ABONE OL
3 Şubat 2026 18:03
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: nurhan-isikseren.jpg

İmamoğlu’nun Silivri’den CHP mitinglerinde okunmak üzere gönderdiği mektuplar ve basına verdiği açıklamalar, hiç kuşku yok ki hem dolaylı savunma hakkının hem de sınırlandırılmış bir siyasi yaşamın tezahürüdür.

Dolaylı savunmadan kasıt: Ekrem Bey’in mahkeme sürecinde doğrudan halkın vicdanına seslenerek adalet terazisini sadece yargıya bırakmama; mahkemelerin “Türk milleti adına” verdiği kararlarda muhataba kendini anlatma çabasıdır.

Nitekim yargı kararlarının isabet sorunu doğurduğu hallerde maşeri vicdan (topluma ait vicdan) kavramına yer açılır.

Yargıçların toplum adına karar verirken vicdan özgürlüğüne sahip olmaları gerekir.

Vicdan özgürlüğünden anlamamız gerekeni, Av. Dr. Başar Yaltı’nın “Yargıç ve Vicdan” başlıklı yazısından alıntılayalım…

//Vicdan özgürlüğü; özünde, irade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü demektir. Bu özgürlük, yargıcın yasaları uygularken bağımsız davranıp davranmadığının göstergesi olarak önem taşır. Vicdan özgürlüğü; mensup olunan inanç sistemi dâhil, her türlü bireysel bağlılık ve aidiyeti, karar verirken bir yana itmek, taraflar karşısında eşit tutum takınmak, maddi ve manevi hiçbir etki ve tahakküm altında kalmadan dürüstçe karar verebilme yetisini / becerisini gösterebilmektir.//

Yargı sistemi-vicdan özgürlüğü ilişkisine dair Yaltı’nın şu saptamaları da dikkate değer:

//Ancak son zamanlarda yargıç kararlarının kamu vicdanı ile evrensel değerlerle çatıştığına sıkça rastlamaktayız. Evrenseli kavramaktan uzak, kamusal duyarlığı kalmamış, kendi yetiştiği çevrenin anlayışı ve değerlerine hapsolmuş yargıç kararları hukukun gelişimine ve özgürlüklere engel olmaktadır. Yargılama sürecinde denge ve uyum gözetmeyen mahkeme karar ve uygulamaları kamuoyuna yansıdıkça, yürekler sızlamakta, yargı sistemine olan güven duygusu hızla erimektedir.//

İmamoğlu’nun toplumun vicdanına seslenen Silivri mektupları, basın açıklamaları bu çerçevede de okunabilir.

İmamoğlu’nun Silivri mektupları ve basın açıklamalarına ilişkin ismiyle müsemma köşemizin analizi ise, özde siyasi niteliktedir.

Geçen hafta T24’teki İmamoğlu’nun Cansu Çamlıbel’e verdiği mülakat üzerinden yürümüştük, sözünü ettiğimiz Cumhuriyet gazetesindeki soru-cevap ‘yazılı söyleşi’ ile devam edelim…    

19 Mart’tan beri tutukluluğunun Türkiye siyasi tarihinde nasıl bir kırılma yarattığı sorusuna İmamoğlu’nu cevabı şöyle…

//Türkiye’nin siyasi tarihi, kesim veya siyasi görüş fark etmeksizin, milletimiz için büyük umutların ve hayal kırıklıklarının tarihidir. Türkiye, huzurlu bir ülkeye kavuşmanın, birlik olma iradesiyle yaşamanın ve demokrasiyle yönetilmenin umut edildiği, fakat gücü ele geçirmek ve elinde tutmak isteyenlerin sürekli olarak bu umutları engellediği bir ülkedir. İnanın bizim insanımız, topraklarımız iktidar hırsını değil, gerçek ve kapsayıcı bir demokrasiyi hak ediyor.//

Genel doğruların güzelce ifade edildiği bu satırlar, şüphesiz önemli. Ancak ülkede demokratik siyaset sorununun çözümünde siyasi partilerin içyapılarında demokratik bir işleyişin gerekliliği de ortada ve bu köşede sıkça işlenmiş bir konudur.

Madem Silivri’den bize sesleniyorsunuz, biz de o sese kayıtsız kalmayalım ve antidemokratik yönetilen CHP’de payınıza düşeni belirtelim Ekrem Bey.

‘Değişim Kurultayı’nın lafta kaldığı ayan beyan ortada; CHP’ye demokrasi gelmemiştir.                

Mahalle delege seçimlerinden itibaren genel merkez kurgulu kongreler zaten CHP’deki sözde demokratik yönetim tarzını anlamak için yeter artar da kurultayda çarşaf liste esas deyip delegelere genel başkanın anahtar listesini dayatmak, büyük iddialarla yola çıkıp daha ilk kilometrede duvara taslamak değil midir?

Benim dahlim yok demeyin, A’dan Z’ye size angaje bir genel merkez yönetimi olduğu aşikâr.

Örgütsel bütünlüğü, örgüt dinamiğini, kolektif parti pratiklerini umursamayan, CHP üyesini yük taşıyıcı varlık yerine koyan yeni genel merkez oligarkları, elbette sizin eseriniz.  

Üyenin dolgu malzemesi, konu mankeni olduğu, oligarşik yapıda yönetilen CHP’de demokratik bir örgüt yapısından bahsedilemez. Örgütten anlaşılan ise; genel merkez hizmetlisi memurlar, il, ilçe yönetimleri olmamalıdır.

Mahalle delege seçimlerinde neden çarşaf liste üzerinden nispi temsil yöntemi uygulanmadığını, anahtar liste utanmazlığına yol verildiğini de sorgulamayı ihmal etmeyiniz Ekrem Bey.

Belirttiğiniz gibi; ülkeye demokrasi gelecekse önce CHP’ye uğraması şart. Gücü ele geçirenlerin iktidar hırsından arındırılmış, gerçek ve kapsayıcı bir demokrasinin önce CHP’de tesis edilmesi lazım ki mektuplarınızın içeriği inandırıcı ve güvenilir bulunsun Ekrem Bey.

Cumhuriyet’teki soru-cevap yazılı söyleşide belirttiğiniz; “Türkiye’nin kurucu partisi olan CHP, iktidara geleceği için yok edilmek veya ele geçirilmek isteniyor” endişenizin çaresi, Silivri’den talimatla yönlendirilmeyen, oligarşik değil demokratik/saydam/dürüst yönetilen,  gücünü örgütten alan bir CHP’dir.

Cumhuriyet’teki İmamoğlu açıklamalarının tamamına ilgi duyanlar için linki veriyorum: https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/imamoglu-secim-kaybetmekten-korkanlarin-butun-kotulukleri-yaptigini-soyledi-iktidardakiler-rakip-tercih-etmeden-yapamazlar-2472157

“Vazgeçmeyenlerin Cumhuriyeti” başlığı altında İmamoğlu’nun Sözcü gazetesi için kaleme aldığı, dün yayınlanan makaleden söz edelim biraz.

(Sözcü Gazetesi)

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tablonun sıradan bir yönetim zafiyeti değil, devleti, milleti ve demokrasiyi zayıflatarak iktidarı kalıcı hale getirme projesi iddiasında bulunan İmamoğlu, projenin adını da korku düzeni, hukuksuzluk rejimi koymuş.

“Devlet, adalettir, liyakattir, ahlâktır, akıldır” diyen Ekrem Bey, tutukluluğunu rakibi saf dışı bırakma operasyonu görüyor; yaşadıklarını bağımsız yargı ile bağdaşmadığını, bunun düpedüz bir siyasi darbe, Türkiye’nin geleceğine bir darbe olduğunu iddia ediyor.

 Makalenin tamamı bu linkte: https://www.sozcu.com.tr/vazgecmeyenlerin-cumhuriyeti-p290560

Açıktır ki İmamoğlu basına düzenli açıklamalarla kendini unutturmamanın peşindedir ve içinde bulunduğu koşullarda siyasi mücadelesini bu şekilde vermektedir. Anlaşılır bir durumdur.

Ancak, İmamoğlu’nu kendini merkez alan açıklamalarının içeriği etraflı bir ele alışı da icap ettiriyor çünkü mevzu siyasi bir derinliğe de sahip.

Daha 2019’da yedi bölümden oluşan “İmamoğlu bir proje midir” başlıklı yazı dizisinde bu derinliğe işaret etmiştik.

Ekrem Bey’in seçim kazanma başarısında konjonktür önemli bir yer tutsa da iyi tasarlanmış, organize edilmiş kampanyaların arkasında donanımlı bir yönetici kadronun varlığı açıktır.

Bugün bunu daha iyi görüyoruz zira halkla ilişkiler uzmanlarının halen görevde olduğu besbelli. Örneğin, Silivri mektuplarının ve basında çıkan açıklamaların sunulduğu/sanıldığı gibi Ekrem Bey’in kaleminden çıkmadığını düşünüyoruz. Bir kere cezaevi koşullarında böylesi kapsamlı yazılar her babayiğidin harcı değildir. Entelektüel potansiyel de ister.

Siyasi aktörlerin metin yazarları olabilir, olması da iyidir. Açıklamaların kolay anlaşılır, derli toplu, tutarlılık içinde kamuoyuna ulaşması sağlanır. Prompter de bunun için vardır,

Ancak, Ekrem Bey’in bizzat kaleme almadığı yazıları sanki onunmuş gibi kamuoyuna sunmanın sorunlu yanı da geçiştirilecek gibi değil.

Bir siyasi aktörü böylesi yöntemlerle diri tutmaya çalışmanın tuhaflığı apaçık ortadadır.

Halkla ilişkiler uzmanlarının başarı için gerçekleri maharetle çarpıtabileceğini, siyaset-etik ilişkisinde duyarsız davranabileceklerini gözden kaçırmamak, bir liderin çapına ilişkin önemli bir veridir.

Başarı için her şey mubahtır anlayışı, kazanımları bir çırpıda yok edebilir.

Erdoğan’a karşı alternatif ve Kılıçdaroğlu kenara çekilerek CHP’nin başına getirilen İmamoğlu’nun bekleme odasındaki serüveni ne kadar sürer kestirmek zor.

Lakin toplumsal devinime bağlı süreçler bittabi yeni gelişmelere gebedir ki Ekrem Bey’in toplumsal hafızada yerini korumak, diri tutmak için gösterdiği çabayı da izah etmektedir.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya