DOLAR 43,2957 0.03%
EURO 50,6829 -0.17%
ALTIN 6.678,18-0,60
BIST 12.728,18-0,61%
BITCOIN 38911590,55%
Edirne

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

27 okunma

ÇERNOBİL’İ BİZ YAŞADIK ÇOCUKLARIMIZ, TORUNLARIMIZ YAŞAMASIN

ABONE OL
21 Ocak 2026 18:04
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: solduyu-2.jpg

Büyük çoğunluğumuz 26 Nisan 1986 Çernobil Nükleer kazasını anımsarız. Bilim insanları zararın onlarca yıl etkili olacağını söylüyorlardı. Ülkemizde öncelik Karadeniz ve Marmara bölgelerinde etkili olan radyasyonu yok sayan zamanın bakanı ANAP’lı Cahit Aral basın önünde çay içerek zararlı olmadığını kanıtlama çalışıyordu. Oysa olması gereken o yılın ürünlerini devlet olarak alıp parasını üreticiye vermekti.

Evet, radyasyon hemen öldürmüyor atom bombası gibi ama zamana yayılarak ölümlere vesile oluyor. Öyle de oldu. O günden bugüne Çernobil kazasının etkisiyle kaç kişinin öldüğü bilinemedi. Kanser ölümlerinin artma nedenleri bilinemiyor. Kim bilir belki devlet kayıtlarında vardır.

Anında veya kısa zamanda öldürmeyen radyasyonun zararlarını arama motorundan herkes bulabilir.Çok yeri araştırmaya da gerek yok. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile AFAD web sitelerini inceleyin yeter. Bu kadar kanıtlanmış bilgi ve deneyim varken nükleeri savunanları anlamıyorum. Sanırım uluslararası lobilerin etkisindeler. Bilim gelişti nükleer zararları önlenebiliyor diyenlere sormak gerek; son üç kaza nerelerde oldu? Nükleer konusunda gelişmiş ülkelerde.Yani 1979’da ABD Three Mile Island, 1986’da SSCB (Ukrayna) Çernobil ve 2011’de Japonya Fukushima.

Nerden çıktı bu nükleer yazısı diyenlere bilgi olsun ki Kırklareli İğneada ve Kıyıköy alanına nükleer güç santrali kurulması gündemde. Trakya’nın en güzel yerlerinden olan bu bölge İstanbul’un da dibinde.  İlgili resmî kurumlara sorduğumuzda yok öyle bir planlama deniyor. Ama bakanlar uluslararası dengelere göre tesis kurmak için değişik ülkeleri söyleyip duruyorlar. Yani önce pazarlıklar yapılıyor sonra mı planlanacak. Yoksa şark kurnazlığı ile müşteri mi kızıştırıyorlar?

Bu arada geçen aylarda aynı bölgeye RES yapma başvurusu yapan bir firmaya verilen yanıtta bu bölgenin Nükleer Güç Santralı olarak ayrıldığı ilk resmi bilgi olarak maalesef “ele geçirildi!”

Lüleburgaz Hamitabat doğal gaz santralinin bile bölgede bir-bir buçuk derece havayı ısıttığı ve kuraklığa neden olduğu söylenir iken nükleerin yayacağı ısıyı düşünelim. Eh zaten iklim krizi de dünyada varsa Trakya’ya değil kar yağmur damlası bile düşmez. Sonuçta yoğunlaşarak göğe çıkan su elbet düşer yeryüzüne ama normal yağış olarak değil, tufan olur ki bu sel demektir.

Bu arada nükleere karşı olamayız. Nükleer özelikle tıpta vazgeçilmezdir. Konumuz; enerji üretim tesisleridir. Birilerinin ısrarı ise kuşkulandırıyor insanı, sanki sadece enerji üretimi için değil. Çünkü bir nükleer santralin enerji üretimi bir rüzgâr gülünün (RES) dört katıymış. Çok pahalı olacak NES yerine çok daha ucuz RES yapmak elektrik üretimi için akılcı.

Biz bölge yaşayanları olarak gelecekteki tehlikeyi görerek bir şeyler yapmalıyız. Çünkü;

Nükleer ölüm demektir. Bölgede bir milyondan fazla ağaç kesilecektir.Milyonlarca litre suyu sürekli denizden çekerek sıcak olarak denize bırakacağından deniz canlıları zarar görecek ve adeta balık yetiştirme alanı olan bu alanda balık yetişmeyecektir. Tesise giden yolların yapılma aşamasında orman ve tarım alanları yok edilecektir. İstanbul mega kent yaşayanlarının hafta sonu nefes aldığı yer yok olacaktır. Elbette turizm bitecektir. Dünyada birkaç tane kalan Longoz (Su basar ormanı) Ormanları kuruyacaktır. Nükleer Güç Santrali’nde insan istihdam edilmeyecek aksine örnek sözleşmelerde de gördüğümüz gibi alana hiçbir T.C. vatandaşı giremeyecektir. Bugün dünya üzerindeki tüm nükleer santralleri kapatsak dahi bugüne kadar oluşan kirlilik yüz bin yıl sonra yok olacak nükleer atıkların idare edilmesi gerekmektedir.

Trakya’mız da zaten zordadır. Yanlış yerlere olduğu için itirazların yapıldığı termik, rüzgâr, jeotermal veya güneş enerji santralleri mantar gibi çoğalıyor. Bunların yanında taş, kömür, maden ocakları, plansız konut ve sanayi tesisleri bölgeye zarar veriyor.

Tüm bunlar yetmez gibi bir de Nükleer Enerji Santrali bölgenin ölüm ilanıdır. Öte yandan Trakya İstanbul, İstanbul Trakya demektir. İstanbul tüm Marmara çevresidir. İstanbul dünya kentidir. Dünyanın hiçbir yerine kurulmaması gereken nükleer santralini İstanbul’un dibine, Kırklareli cennetine kurmak akla zarardır.

Trakya için olması gereken; bölgenin enerji veya sanayi alanlarına değil tarımsal üretime açılması gerekir. Trakya’nın iktidara muhalif olan yerel idareleri bu konuyu bizden önce anlayıp somut bilgilerle bizleri aydınlatmalı ve kurumsal kararlar alarak iktidarın veya dünya emperyalist işgalcilerin planlarına dur demeleridir.

Bugün biz yurttaşlar yerel yönetimlerimiz (Belediye Başkanları, Belediye ve İl Genel Meclislerimiz ile birlikte biz sessiz durursak iş işten geçmiş olur.

    En az 10 karakter gerekli