
Buhara tren istasyonu
Gönül UYANIKTIR
Özbekistan’da Taşkent’ten sonra ikinci durağımız olan Semerkant’ta bizi şaşırtan görkemli akşam yemeği ve hazırlanan müzikli gecenin ardından mutlu bir şekilde Wellness Park Bactria’nın yolunu tutuyoruz. Konakladığımız dört ayrı kentteki oteller çok temiz, detaylarla uğraşacak halimiz de yok zaten…! Sabah saat 09.49’da Buhara’ya giden trende olmamız gerekiyor. Duş alıp televizyon bile izlemeden yatıyoruz. Kardeşimle günün ve akşam yemeğinin kritiğini konuşurken, uyumaya başlıyor. Ben telefondan haberlere bakıyorum favori oyunumu oynarken telefon elimde uyuyorum.

Kapı değil sanat eseri
Semerkant ve Taşkent arası yaklaşık 300 km ve otobüsle dört saatten fazla sürüyor. Ancak biz hızlı trenle bir buçuk saatte Buhara Tren İstasyonu’na ulaşıyoruz..
Eski Türkçe’de Bukarak, Özbekçe Buxoro; Türkmence: Buhara olarak anılan kent, Orta Asya’nın en eski yerleşim bölgelerinden birisi. Arkeolojik bulgulara göre, şehrin yaşının 2500 yıl civarında olduğu belirlenmiş. Arkeolojik kesit çalışmalarında 20 metre derinliğe inilince alt katmanda; kamusal binalar, askeri tahkim yapıları, çanak-çömlek ve madeni paralar gibi buluntulara rastlanmış.

Ev restodanda öğle yemeği
…………………………………..
Buhara kenti Unesco’nun 1993 yıllında Asya Pasifik Bölgesi Dünya Kültürel Mirası listesine alınmış. Seyhun ve Ceyhun nehirlerinin hayat verdiği Maveraü’n-nehr bölgesinin en gözde şehri olan Buhara, Müslüman toplum tarafından kıymetli, değerli anlamında “Fâhire” olarak adlandırılıp, doğunun “Kubbetü’l-İslâm”ı kabul ediliyormuş..

Bazı gezgin ve tarihçilere göre; efsanelerle karışmış kadîm bir tarihe sahip olan Buhara’nın ilk sakinleri Türkler’di ve tarihte ünlü Turan Padişahı Afrasyab da, (Alper Tunga) zaman zaman Buhârâ’da ikamet ederdi. Bu rivayetlere dayanarak mezarının da Buhara’da olduğu düşünülürse bölgedeki Türk varlığının çok eskilere işaret ettiği teorisine güçlü bir kanıt teşkil eder. Buhara sadece kadîm tarihiyle değil, fizikî ve coğrafî yapısı; sanatsal ve mimarî dokusu, ekonomik, ziraî ve ticarî potansiyeli, yetiştirdiği âlim ve sanatkârları ile her dönem sözü edilen bir kent olmuş. Uzun yıllar Türk devletlerinin hakimiyetinde kalan Mâverâü’n-nehr’in en önemli kültür ve medeniyet merkezi olan Buhara, siyasî kargaşa ve otorite boşluğu döneminde bile bu yapısını, özelliğini ve önemini korumuş.

Bahçedeki büyük soba üzerinde pilav kazanları çay demleniyor
………………………….
Buhara Tren İstasyonu’nda kente ayak bastıktan sonra ilk iş olarak yerel bir restoranda öğle yemeği molası veriyoruz. Diğerleri gibi şık bir turistik restoran, ama aynı zamanda bir ev restoranı. Bahçesinde büyük sobalar üzerinde pilav kazanları Buhara Pilavı hazırlıyor. Kazanların arkasında da sekiz on kişilik bir masa var. Ancak biz; yani çoğumuz dar uzun koridor biçiminde olan salondayız.

Ev restoranın bahçesinde yemek
Bu bir butik restoran üst katta ev sahipleri yaşıyor.. Yemekleri pişirenler de servis yapanlar da aynı aileye mensup. Dışardan bakınca yüksek duvarlı ve büyük bir porda kapıdan içeri giriliyor. Öyle bir kapı ki, sanat eseri. Ahşap oymanın zirvesi..!
Yerel Rehberimiz Sümeyya’nın dediğine göre bu kapıların yapımı hayli uzun sürüyor ve fiyatları da cep yakıyor. Şimdilerde ahşap oyma kapıları ancak çok zenginler yaptırabiliyor.
( YARIN Dünya Kültür Mirası Buhara’yı Keşfe Çıkmak)