
ABD yurdum insanı için adeta bir komşu kapı… Yani ne olsa bir fikrimiz var. Televizyonlarımızın ABD temsilcileri de oldukça destekçi oluyor bu yapıya. Kolorado’nun bir şehrinde olay mı var? Bağlan hemen Vaşington temsilcisine anlattın size…
Yahu zaten yuvarlak hesap 350 milyon nüfuslu dokuz buçuk milyon kilometre kare bir yer. Ne var yanı Vaşington’dan Teksas yahut Kolorado’nun yahut elli eyaletten birinin bir şehrinde gerçekleşen olayı yanıbaşındaymışız gibi bildirsek. Ben de çok detaycıyım, çok ince analizciyim, tüh…
Böyle kapı komşu, kanka gibi bakınca başka bir memlekete tabii sorunu da sorunumuz oluyor. Bir ara çok kızdık bu Amerikalılara ama şimdi gene seviyoruz galiba. Çünkü sosyal medya hesaplarında orada gerçekleşen doğa olaylarına dayanarak inşallah çatlarlar, patlarlar nev’inden gönderiler yok bu ara.
Bir de başkanları var tabii bizim içimizden biri adeta. Trump deyince nedence akan sular duruyor. Özellikle Hillary Clinton ile Donald Trump yarışında bu benimseme çok daha yüksek seviyedeydi. Bir ara korktum bazı şehir meydanlarında Hilaricilerle Tırampçılar bibirleriyle kavga edecek diye. Sanki başka bir devlet değilmiş gibiydi.
Gelelim acı gerçeklere yahut gerçekler acıtır mı demeliydim. Yaklaşık 15 seneden beri profesyonel bir şekilde ABD dış politikası takip ediyorum. Yukarıdaki bu aidiyet ve rasyonaliteden uzaklıktan sıyrıldıktan sonra söyleyebileceğim şey seçimi Trump’ın kazandığı değil de Demokratların kaybettiği olmuştu. Zira Biden faciasından sonra seçiciler kurulu delegelerini oluşturmak üzere sandığa giden seçmenin de kafası karışıktı ki; seçim katılım oranları da pek tatminkâr değildi.
Trump’ın bir dönem sonra tekrar başkan olduğu ABD sonuçtan yine tatmin olmuş durumda değil. Zira pek dikkat edilmese de dinamik, genç ABD başkanı imajının yerine yaşlı mı yoksa daha mı yaşlı seçenekleri geldi. Bu durum ABD iç politikasında tartışılan ancak bizim kapı komşu gibi davrandığımız ABD için çok da tartışmadığımız bir husus oldu.
Bunun dışında Trump için bir hukukilik değil ama bir meşruiyet sorunu da oluştu. İlk döneminden kaynaklandı bu… Ancak demokratların Biden ısrarı ve bu ısrarın sonrasında Trump karşısında çıkardıkları adayın karşılık görmeyişi kaçınılmaz yenilgiyi de beraberinde getirdi. O dönem şunu söylemiştim; Demokratlar kaybetti ama Trump da kazanamadı.
Bu süreçte nedende Savunma Sekreterliği gibi bazı kurumların internet sitelerinin isimlerinin başkanlık kararıyla değiştirilmesi gibi faaliyetler büyük bir olaymışçasına tartışıldı. Sınırsız güç vehmettiğimiz ABD başkanı için İran çok büyük bir sorun haline geldi. Saldırıları başlatmadan önce açık olan Hürmüz Boğazını yeniden açmak için girişimlerde bulunduğunu açıkladı. Fıkra gibi bir durum. Buna ek olarak zaten kısıtlı dış operasyon yetkisi sona erdiği için köşeye sıkışan Başkan Trump’a bir darbe de dün Temsilciler Meclisinden geldi. Yalnız Demokratlar Trump’ın yetkisini kısıtlama amacı ile ortaya attıkları yasada Cumhuriyetçiler tarafından da desteklendiler bu önemli bir ayrıntı.
Pek çok iç politika sorununa ek olarak dış politikada da bol ve yüksek söyleme karşın az ve cılız sonuçlar alan Trump yönetimini 3 Kasım 2026’da zorlu bir sınav bekliyor. ABD de Temsilciler Meclisinin tamamı yani 435 ve 100 koltuklu Senato’nun da 33 koltuğu için bir seçim yapılacak. Büyük ihtimalle Kongre’nin her iki biriminde de Trump’ın etkinliğini kaybettiği bir sonuçla karşılaşacağız. Bu durum bir önceki döneminin ara seçimlerinde de benzer bir şekilde sonuçlanmıştı. Temsilciler Meclisinde çoğunluğu oluşturan Demokratların Senato’da da çoğunluğu ele geçirmesi Trump için hayli zorlu iki yıl demek olacak. Bu senaryonun gerçekleşme ihtimali oldukça yüksek. Sonrası için de zaten Trump’ın bir önceki döneminin son iki yılına bakmak yeterli olacaktır. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…