
Ne demişler; ‘biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar’. Her konuda olduğu gibi ücret konusunda da adalet aranır. Devlet kurumlarında nispeten bir ücret dengesi vardır, özel sektörde ‘ücret dengesi var’ pek denemez. Aslında iş yüküne, maharete, kaza riskine, yıpranmaya göre bir denge oluşturulması gerekse de konu pek nazara alınmaz. Çünkü özel sektör bir ağalık kurumudur. Her özel sektör böyle midir; elbette değildir. Özel sektörde de ücret dengesi uygulayan firmalar vardır.
Ücret makası nedir? En az ücretle en fazla ücret arasındaki FARK tır. Bu fark ne kadar fazla olursa ücret dengesi, adaleti o kadar bozulur. Elbette bir fabrikada basit bir temizlik işçisi ile fabrika müdürü ücreti arasında misliyle fark olacaktır. Çünkü yaptıkları iş farklıdır. Temizlik işini her kez yapar ama fabrika müdürlüğünü herkes yapamaz. Bu konu teknolojik bilgi, piyasa tecrübesi, insan idaresi yeteneği ister. İş yerinde yönetici hem işçiyi, hem i vereni, hem piyasayı idare edecektir, beceremiyorsa işini kaybeder. Elbette bu kadar riske karşı basit bir işçi ile fabrika müdürü arasındaki ücret farkı farklı olacaktır.
Türkiye’de işe insan, istihdam yerine adama iş yaratma prensibi uygulanır. Ne değerli insanlar işsiz gezerken, ne değersiz insanlar da hakkı olmayacak mevkileri işgal eder. İşte bu hal iş yerinde en büyük huzursuzluktur. Bilhassa bu özel sektörde en büyük huzursuzluk nedenidir. Ne yapılabilir hiç bir şey, özel sektördür, kendi çalar kendi oynar. İstediği kimseyi iş yerinde istediği gibi kullanır, istediği ücreti verir. Bazı kuruluşlarda öyle ücret dengesizliği vardır ki ücret makası çok açılır. Ücret dengesinin en iyi uygulanan yerlerden biri de ordudur. Bu kurumda görev ve rütbe ön plana alınır, hal, hatır söz konusu olmaz, ücretler maaşlar ona göre ayarlanır ve emeğin karşılığı ücret adaletli bir şekilde sağlanır. Bazı kuruluşlarda bazen zorunluluktan anormal astronomik ücretler uygulanır. Örneğin holdingler elemanlarına, sanatçılara, sporculara anormal ücretler öder. Öğretim görevlileri, tıp doktorları, aracılar astronomik rakamlı maaşlar alırlar. Bu hal bazen zorunluluktan, bazen de hal hatır konusu olarak verilir. Örneğin, bugün bir profesör 150 bin TL sı maaş alır. O bunu hak eder. Kolay mı profesör olmak. Bir uzman doktorda 170 bin lira maaş alır. Niye; yurt dışına kaçmasın diye. Bunun gibi daha çok örnekler bulunur. İşte bu astronomik rakamlar ücret makasını çok açmaktadır, bu da ücret adaletsizliği yaratır, netice huzursuzluk.
Ücret dengesizliğine bir nedende zengin olma hırsıdır. Bir iş alırken karşısındaki kimse biraz sıkışık durumda ise durumu ganimet bilip, fiyatı astronomik rakamlara çıkarıp, maksimum fiyatlar teklif ederler. Asgari ücret belirlenirken azami ücrette belirlenmeli. Temmuz ayında ücretlere zam yapılırken her malın fiyatı arttı yani zamma zamla karşılık verildi. Ondan sonra hayat niye pahalı! Zamlar dizginlenmedikten sonra yaşam hep pahalı olacak ve ücret makası açılacak. Mesele zamları dizginlemek.
Ne yapılabilinir; yazılarımda belirttiğim gibi asgari ücret belirlenirken azami ücrette belirlenmeli. Buna karşı çıkanlar olacak, liberal ekonomiye ters denilecek. Doğrudur ama konuyu başıboş bırakırsak astronomik ücretler istenir, bu da ücret makasını azami açar, sonuç huzursuzluk. Ücret makasının açılmaması için zamma zamla karşılık yanlış politikadır. Bugüne kadar uygulandı netice vermedi, zam zammı doğurdu.
Başka ne yapılabilinir, ücret makasının çok açılmasına sebep zengin olma hırsı, gözü doymazlıktır. Bu önlenmeli, astronomik rakamlı ücretler kontrol altına alınmalı. Eğer toplumda huzursuzluk isteniyorsa çaresi, oluşturulacak ÜCRET MAKASI…