DOLAR 47,4083 0.03%
EURO 54,0791 0.11%
ALTIN 6.134,89-0,03
BIST 13.687,86-0,63%
BITCOIN 30267230,80%
Edirne
25°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

52 okunma

Musibet ve nasihat… (2)

ABONE OL
28 Temmuz 2026 17:46
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: nurhan-isikseren-1.jpg

“CHP’de yaşananların, yıllardır ciddiye alınmayan, ihmal edilen yapısal sorunların büyüyerek yarattığı tsunami dalgalarıdır” saptamamıza uygun bir haftayı geride bıraktık.

KK’nın parti içi iktidarını pekiştiren hamleleri peşi sıra geldi. Çok sayıda il ve ilçe başkanı görevden alındı. Geride kalanların da biat etmesi bekleniyor.

KK,  CHP’ye damgasını vurmak için’ tam yol’ ilerliyor. Oysa yargı yoluyla tekrar arkasını yasladığı genel başkanlık koltuğunda CHP’yi kurultaya götürecek adımları atacaktı.

Buna inananlar olmuştur illaki; fakat KK’ya yıllarca “dürüst insan” muamelesini reva görenler şimdi burnundan soluyor.

Halbuki CHP’deki yönetsel ve örgütsel sorunları, parti işleyişindeki yapısal arızaları bir nebze kendilerine dert etseydi aktif siyasete zaman ayırma fedakârlığı gösteren, ülke sorunlarının çözümü için siyaset ile hemhal Cumhuriyet Halk Partililer hüsrana uğramaz, hatta partilerinin karpuz gibi ikiye bölünmesini önleyebilirlerdi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin demokratik/saydam/dürüst yönetilmemesini sorun görselerdi; genel merkezi ele geçirme, elde tutma odaklı parti içi iktidar mücadelelerinde taraf olmasalardı, belki de tüm bunlar yaşanmayacaktı. Ya da bu kadar kolay olmayacaktı.

CHP’nin üye/örgüt/program partisi temelinde işlemesi gerektiği, sosyal demokrat parti kimliğinden ötürüdür fakat hiç ciddiye alınmamış, sözde kalmıştır.

Konforlu particiliğin, ideolojik tartışmaların cazibesinde harcanan zamanının, boşa geçen yılların faturası ağır çıktı.

Olan biteni doğrudan iktidar ile ilişkilendirmek ise, bariz bir kolaycılıktır, bahanedir.                        

CHP’nin bu duruma düşmesinde parti yönetim anlayışı, örgüt işleyişi kaynaklı yapısal sorunlar ağır basar. Yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya siyasi rant, çıkar odaklı partili tutum ve davranışlarının bedelidir karşımızdaki tablo.

Başta Atatürk’ün koltuğunda oturmanın sorumluluğundan büyük bir onurla bahseden hayattaki tüm genel başkanlar olmak üzere bu bedelin hakikaten farkında mı Cumhuriyet Halk Partililer?  

Tarihsel misyonundan rahatsız kesimlerin, “CHP zihniyeti” gevelemeleri üzerinden Cumhuriyet’in değerleri ile hesaplaşmayı iş edinenlerin muradına erdiğini, kıs kıs güldüğünü görüyor gibisiniz değil mi?

Cumhuriyet’in temel taşlarını döşeyen, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletinin, modern Türkiye’nin örgütlü taşıyıcısı 103 yıllık bir çınardır CHP. İslami ideolojiye dayalı yönetim anlayışına -ki bu otoriter zihin dünyasının devlet ve toplum yönetimindeki sonuçları ortadadır- karşı özgürlükçü, ilerici, seküler kimlikte bir partidir.

Öyle bazı aklı evvellerin, bağnaz toplum kesitinin bilinçli karamalarının aksine ülkede demokrasiye geçişi sağlayan partidir CHP. Sadece çok partili sisteme geçildi diyerek bunu küçümseyen/çarpıtan muhafazakâr dünya görüşünün sözde aydınları bilmeliler ki demokrasi bir kültürdür; benimsenmesi, içselleştirilmesi, geliştirilmesi emek ve mücadele ister.

Kuşkusuz Cumhuriyet’in temel taşları döşenirken, devrim sürecinde ‘otoriter’ uygulamalar vardır. Nihayetinde feodal düzene, saltanata son verilmiş, insan yapımı hukuk devreye sokulmuştur. Devrimler sancılı olur!

Bunu içine sindiremeyen, İslami ideolojiye dayalı muhafazakâr mahalle mensuplarını etkilemek, diri tutmak ve oylarını tahkim etmek için çabalayanların, CHP’nin kuruluş yıllarını temcit pilavı gibi önümüze getiren oksimoron açıklamalarına aşinayız.

Hatırlayalım: Demokrat Parti’nin ülkeye demokrasi getirdiğini de savunuyordu bu kesim. Uygulamaların hiç de öyle olmadığı hafızalardadır.

Dahası, DP’nin 1960 yılında kurduğu Tahkikat Komisyonu, CHP’yi siyaset dışına itmeyi, hatta kapatmayı hedefliyordu. 27 Mayıs 1960 darbesi nedeniyle buna fırsat bulamadı.                                     

CHP’nin ilk yıllarını “tek adam’ rejimi yaftasıyla eleştiren Demokrat Parti ardılları, 2017’de ihdas ettikleri yeni rejimle ülkede demokrasiyi nereye getirdiklerini yaşayarak görüyoruz.

1960’daki Tahkikat Komisyonu ile yapılamayan, şimdi yargı yoluyla gerçekleşmiştir.

Belirttiğimiz gibi, Cumhuriyet Halk Partisi demokratik/saydam/dürüst yönetilseydi tüm bunlar bu kadar kolay olmazdı.

Diğer bir ifadeyle, oligarşik yönetim tarzını benimseyen, genel merkez odaklı, parti içi iktidarı önceleyen muktedirlerin, kifayetli/kifayetsiz muhterislerin, aymazların topunun yol açtığı bir süreç yaşanmaktadır.

Evet, maşa ‘proje Kemal’ ve şürekâsının yönetiminde CHP artık bir tabela partisidir.

Cumhuriyet’in değerleriyle hesaplaşma içindekilerin rövanşist duygularının ne denli tatmin edildiğinin de farkındayız değil mi?

Hiç şüpheniz olmasın, süreçte sermaye sisteminin görevli tasarımcılarının da rolü var ve oldukça etkilidirler. Bu kısma ilerde etraflı değineceğiz.

Yalnız kim ne derse desin CHP içinden vurulmuştur ve bunda yapısal sorunları “şimdi zamanı değil” diyerek öteleyen, aslında bireysel siyasi hedefleri/çıkarları önde tutan yukarıdan aşağı, aşağıdan yukarı ister kifayetli ister kifayetsiz tüm muhterislerin payı büyüktür.

Cumhuriyet Halk Partisi’nden 281 eski milletvekilinin ‘mutlak butlan’ yönetimi nedeniyle CHP’den istifa ederek Yeni Parti’yi desteklemeleri anlaşılır bir adımdır. Ülkenin içinde bulunduğu çok katmanlı krizde, dönemeçte mecburen yöneldikleri bu arayış, gayet doğaldır.

KK’nın borazanlarından Gürsel Tekin ve Müslim Sarı’nın 50 civarı il başkanının görevden alındığı günlerde “partiyi bölmeyelim” çağrısı yapacak kadar hem alaycı hem us dışı tavrı, “parti içinde kalarak mücadele edelim” daveti yani altını ısrarla çizdiğimiz CHP’nin yönetiliş biçiminden kaynaklı ironi, elbette 281 eski milletvekilinin de gözüne çarpacaktı.

İçlerinde birkaç istisna vardır belki ama çoğu CHP’deki sorunlu yönetim anlayışını önemsemeyip “böyle gelmiş böyle gider” umursamazlığında siyasi hedeflerini gerçekleştirme peşinde koşmuşlardır.

Kimi Deniz Baykal kimi KK sayesinde milletvekili koltuğu kapmış, genel başkanın gözünden düşmemek ve ikinci, üçüncü… kez seçilmek için türlü taklalar atarak pozisyon kollamışlardır. 

Müstafi eski 281 milletvekili…

//CHP’nin 38’inci kurultayı için alınan ‘mutlak butlan’ kararına “Cumhuriyeti, parlamenter yaşamı ve demokrasiyi kuran 103 yıllık kurucu Partimizin iradesini ve demokratik süreçleri ayaklar altına alan, Cumhuriyet’in temel değerlerinden uzaklaştıran ve CHP’yi kişisel iktidar aracı haline getiren bir karardır” (…) “Cumhuriyet Halk Partisinin laiklik, demokrasi, hukuk devleti ve sosyal devlet gibi Cumhuriyet’in temel değerlerinin en önemli taşıyıcısı olduğuna inanan bizler, bu değerlerin mevcut yapı altında savunulmasının olanaksız hale geldiğine üzüntüyle tanıklık ediyoruz. Bu nedenle ortaya çıkan meşruiyet krizinin bir parçası olmayacağız”// diyerek anlaşılır bir durum raporu da verdiler.

Şu açıklama da dikkat çekici: //Parti içi demokrasiyi ve tüm üyelerin katılımıyla yapılacak önseçimi esas alan Yeni Parti’nin siyasal anlayışının inşasına katkı sunmak amacıyla yeni oluşuma destek veriyoruz.//

Gayet güzel de KK, kaset operasyonuyla genel başkanlık koltuğuna oturtulduktan bir yıl sonra yapılan önseçimi, örgüt yapısı kötü/bozuk diyerek bir daha hiç hatırlamadı! Müstafiler arasında olan olmayan birçok milletvekili de ses çıkarmadı. Tekrar seçilmek için KK’nın ceketine yapışmakta birbirleriyle yarıştılar. Kemal efendinin bir proje olduğunu görmezden gelip hamaset siyasetine abanarak mühim şahsiyet rolü oynamaktan geri durmadılar. CHP’deki muktedirler locasından düşmemek için KK’ya güzelleme yapmayı içlerine sindirdiler.

Evet, CHP’nin bu duruma düşmesinde rolleri büyüktür zira imtiyaz sahibi konumlarını sürdürmek için idareimaslahatı tercih etmişlerdir. Dolayısıyla yeni ufuklara yelken açarken özeleştiri, pusula niteliğindeki geçmişin muhasebesi altın değerindedir. 

Müstafilerin -geçmişteki hatalarından ders çıkararak- Yeni Parti’yi desteklemeleri konjonktürle örtüşmektedir,  önemlidir;  toplumsal muhalefetin diri tutulmasına, umut yaratılmasına katkıdır.

Mevzu kapsamlı; Neşet Ertaş’ı saygı ve sevgiyle anarak bitirelim bu bölümü…

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya