
Rabbimiz, “Dünyada ne kazanırsan, ahrette de sana o verilecek!” diye bildirmiş.
Dünya da çok para, mal mülk istedik, çalıştık kazandık veye mirasla geldi, biriktirdik.
“Dünyada ben kazandım” dedik de, bir baktık, bir gün gibi geçmiş ömür. “Kazandım, benim!..” dediklerimizin hepsine bay bay… öte dünyaya gidiyoruz.
Demek ki, dünyada “HİÇ KAZANMIŞ” olmuyor muyuz bu durumda?..
Bu dünyanın maddi birikimlerinin hiç birini ahrete götüremiyoruz, hepsi, dünyada kalıyor.
O zaman niçin uğraşıp, durduk?..
Ahrete götürsekte orada hiç işe yaramıyorlar. O zaman niye bu dünya malı didişmeleri, kavgaları, silahlanmaları, düşmanlıkları?..
Gel de anla, gel de çık işin içinden çıkabilirsen!..
İşte ispatı: Hepimiz biliyoruz ki, dünyada mal, mülk, altın birikitiren, BOŞ ELLE AHRETE GİDECEK.
Aynı zaman da, dünyada biriktirilen fiziki değerlerin orada hiçbir kıymeti olmadığı için, AHRETTE ELLERİ BOŞ KALACAK.
Yani bir dünya ömrü boşuna yaşanmış olacak!..
Pekiyi ahret de neler önemliymiş, yalnızca Rabbin kitabı Kuran’da yazıyor. Dünyada, “Yatan’dan Ötürü, tüm yaratılanlara saygı, sevgi, vicdan ile yapılan hayırlı emek ve maddiyat harcamalı işler,” ahretin muhteşem güzelliğine giriş vizesi olacak!..
Kuran’ı Kerim. Sure 8/Ayet 28:
Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtahan sebebidir ve büyük mükâfat Allah katındadır.
2/107: Bilmez misin, göklerin ve yerin mülkiyeti ve hükümranlığı yalnızca Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.