
Duydun mu savaş çıkmış!
Nerede?
Hindistan-Pakistan savaşıyor bu işin sonu kötü. (Savaştıkları!? tarihler: 1947-48, 1965, 1971, 1999, 2025)
Yahu neden kötü güç dengesinde bir noktada anlaşırlar.
Yok, yook bu işin sonu kötü 3. Dünya Savaşı çıkacak.
Duydun mu savaş çıkmış!
Nerede?
ABD-Vietnam savaşıyor, Sovyetler, Çinliler bile işin içinde bu işin sonu kötü (Savaştıkları!? tarihler: 1955-1975)
Yahu neden kötü güç dengesinde bir noktada anlaşırlar.
Yok, yook bu işin sonu kötü 3. Dünya Savaşı çıkacak.
Duydun mu füze krizi çıkmış! (1962)
Nerede?
Küba’da, Sovyetler Amerika’ya nükleer füze atacak.
Yahu güç dengesinde bir noktada anlaşırlar.
Yok, yook bu işin sonu kötü 3. Dünya Savaşı çıkacak.
Bu örnekler o kadar çok artırılabilir ki; bunların hepsini yazmaya kalksam gazetenin gelecek 20 baskısını kapatmam gerekir. Hem Gönül ablayı hem Bülent ağabeyi kızdırmayalım gerek yok. Hem arif olan anlar değil mi?
Krizler, çatışmalar sadece bizim yaşadığımız zamanlarda, sadece bizim gördüğümüz şekillerde ortaya çıkmıyor. Krizler ve çatışmalar 2. Dünya Savaşı sonrası dönemde hiç bitmedi. Duracağa da benzemiyor. Ama her kriz ve çatışmadan dünyaya yayılma söylemi çıkarmak, her kriz ve çatışmanın “dünya düzeninde yeni arayış çabası” olduğunu söylemek en iyimser tabirle analizi iyi yapamamak demektir.
Uluslararası politika anarşik bir yapıya sahiptir. Yani güçlü devlet zayıf devlete emredemez. Hatta zaman zaman zayıf devlet, güçlü devlet karşısında çeşitli şekil ve seviyelerde yönlendirici bile olabilir. Böyle bir anarşik yapıda çıkan her kargaşa da yeni bir yön arayışı değil yapının anarşisinin bir yansımadır.
Eh daha ne anlatayım. Sadece biz gördük, bizim zamanımızda gerçekleşti diye en önemli olayın o olay olduğunu kabul edip bunun üzerinden saatlerce konuşmak da oldukça geniş bir boş zaman gerektirir. Zamanımızı verimli, kendi yaptığımız işi iyi yapmak ve geliştirmek için kullanalım. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları.