DOLAR 44,6869 0.25%
EURO 52,3716 0.28%
ALTIN
BIST 13.929,601,76%
BITCOIN 32270671,69%
Edirne

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

189 okunma

Eee N’oldu Şimdi?

ABONE OL
9 Nisan 2026 15:41
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ozdemir1.jpg

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları başladığından beri bu köşe aracılığıyla bunun bir savaş olmadığını, bir çatışma olduğunu bunun da belli bir süre sonra sönümleneceğini yine belli bir süre sonra bambaşka şeyler konuşacağımızı defaatle belirttim.

Zira uluslararası politikanın ekonomi politiği uzun süreli, küresel ticaret hacmini derinden etkileyen savaşların gerçekleşmesini bırakın bu örnekte olduğu gibi çatışmalara dahi tahammül edemez.

ABD ve İsrail’in bu saldırıları gerçekleştirme amacı İran’ın vekil aktörler vasıtasıyla oluşturduğu bölgesel ve aynı zamanda kısıtlı etki alanının ortadan kaldırılmasıydı.

Ateşkesin Lübnan’ı kapsamayışının en önemli nedeni de tam da yukarıdaki bu satırlar.

Yani İran’ın vekil aktörlerinin gücünün tamamen ortadan kaldırılma çabası. Bu çabanın gerçekleştirilmesi için de Lübnan da kapsam dışında bırakılmış durumda. Diğer taraftan küresel ticaret dengelerini etkileyen hususlarda ise geçici de olsa bir mutabakata varılmış gibi görünüyor.

Gelecek dönemde de füze saldırıları ile İran’a yönelik bir yaptırım yönlendirme hareketi görebiliriz. Ancak bu durumun özellikle Lübnan’da amaca ulaşılması durumunda çok mümkün olmayacağını söylemek imkân dahilinde. Bir başka deyişle Lübnan’da ABD ve özellikle İsrail tarafından düşman unsur tanımlamasına giren yapıların istenen seviyede güç kaybına uğraması İran’a yönelik füze saldırılarının sıklığını da azaltacaktır.

Kim kazandı kim kaybetti tartışmasına bakılacak olursa aslında bunun muhasebesi için daha erken olmasına rağmen, söz konusu hesabın Suriye’deki değişimle birlikte okunması bazı ipuçları da verecektir.

İran’ın zaman zaman Rusya’yla bile karşı karşıya geldiği bölgesel etkisi öncelikle Suriye’de iktidarın değişmesi ile hayli kısıtlandı. İsrail’in özellikle Golan bölgesi ve Şam yakınlarına kadar güvenlik alanı tesis etmesi İran’a müzahir milis grupları oldukça zorladı.

Bu olaylar gerçekleşirken Rusya Federasyonu’nun sessizliğini koruduğunu da dikkatten kaçırmamakta fayda var.

Ardından gerçekleşen İran saldırıları ve takip eden Lübnan saldırıları da İran’ın vekalet gücünün hayli erozyona uğramasına sebep oldu. Bu hususta Rusya Federasyonu’nun anlaşma için yardımcı olmaya hazırız nev’inden cılız açıklamaları dışında meşhur ittifak söylemine bir katkıda bulunmadığını dikkate almakta fayda var. Çin Halk Cumhuriyeti ise çok daha düşük bir profil sergiledi. Yine bu köşede yazdığım Rusya ve Çin neden saldırmadı sorusunu içeren yazımda bunu biraz da latifeli bir dille izah etmiştim.

Gelinen durumda aslında Trump’ın ABD içindeki durumunun da parlak olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak Trump’ın ABD iç politikasındaki durumu ile Trump gittiği takdirde ABD’nin İran politikasının değişeceğini düşünmek arasında hiçbir ilinti yok. Trump’ın izlediği yol sadece kendisinin daha da kötü bir vaziyet edinmesine yol açtı ki bunu zaten ara seçimlerde göreceğiz. Dolayısıyla Trump’ın durumu ayrı ABD’nin İran politikası ayrı.

Ha bir de bir türlü çıkamayan 3. Dünya Savaşı var… Bu da gerçekten çok üzücü… Binlerce kez çıkacağı ifade edilen 3. Dünya Savaşı yine çıkamadı galiba. Rahmetli Sadri Alışık’ın ünlü repliğinde olduğu gibi “bu da mı gol diiilbeee”. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya