DOLAR 44,0938 0.04%
EURO 51,0611 -0.32%
ALTIN 7.207,37-1,28
BIST 12.611,48-1,42%
BITCOIN 29805840,19%
Edirne
11°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

198 okunma

KIRKPINAR’DA HAVANDA SU DÖVMEK

ABONE OL
8 Mart 2026 15:38
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ayan-beyan-1.jpg

Bazen sararmış bir gazete sayfası, yıllar sonra bugünü anlatır.

Kırkpınar için yazılmış eski bir haberi okurken tam da bunu düşündüm.

**

UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’nde yer alan Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’nin yapıldığı Er Meydanı’nın Sarayiçi’nin dışına taşınması tartışması yeniden gündemde.

Edirne Kent Konseyi tarafından 21 Şubat’ta “Er Meydanı’nın Geleceği” başlıklı bir forum düzenlendi.

Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’ndeki toplantıda, Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı alanın mevcut durumu, planlama süreçleri ve Er Meydanı’nın geleceği konuşuldu.

Edirne Sarayı’ndaki ihya çalışmalarının büyümesiyle birlikte Sarayiçi de daha görünür hale geldi; daha fazla dikkat çekmeye başladı.

Aslında bu yazıyı daha önce kaleme alacaktım.

Ama taşkın olayları nedeniyle kısmet bugüneymiş…

**

Soru basit ama cevabı kolay değil:

Kırkpınar, bir asırdır “etle tırnak” olduğu Sarayiçi’nden taşınmalı mı?

Aydemir Ay kardeşim geçtiğimiz günlerde yaptığı bir paylaşımda şu değerlendirmeyi aktarmıştı:

“Sarayiçi’nde yer alan Has Bahçe, Osmanlı döneminde de padişahların halkla buluştuğu; güreşlerin, ok atışlarının ve çeşitli sosyal-kültürel etkinliklerin gerçekleştirildiği bir alan olarak kullanılmıştır. Kırkpınar’ın 1924 yılında burada başlatılarak sürdürülmesi bir tesadüf değil, tarihsel sürekliliğin doğal bir sonucudur. Kültürel mirası korumak, onu yalnızca başka bir yere taşımakla değil; hafızasını, mekânını, ruhunu, kimliğini ve ritüellerini birlikte yaşatmakla mümkündür.”

Aynen katılıyorum.

Buna bir öneri de ben ekleyeyim:

Edirne Sarayı’ndaki ihya çalışmalarına paralel olarak Er Meydanı’nın da o tarihi dokuya uygun mimari anlayışla yeniden ele alınması mümkün.

**

1990’lı yılların başında yaklaşık altı yıl boyunca Edirne Gazeteciler Derneği’nin başkanlık görevini yürüttüm.

Dernek olarak 1992 yılında Kırkpınar’a aynı adla ilk gazeteyi kazandırdık.

Kırkpınar Gazetesi ile bu büyük kültürel mirasa “kırmızı dipli mum” olmasa da her yıl biraz daha ışık tutmaya çalıştık.

Bugün bu yazıyı kaleme alırken önümde sararmış bir Kırkpınar Gazetesi sayfası duruyor.

Kırkpınar Güreşleri için basılmış.

Tarihi: 7 Temmuz 1996.

Başlığı ise oldukça manidar:

“Kırkpınar’da Havanda Su Dövmek.”

Haberde anlatılanlar ise daha da ilginç.

**

Edirne Belediyesi Meclisi, 6 Ocak 1995’te yaptığı toplantıda bir Kırkpınar Komisyonu kuruyor.

Komisyon iki ay boyunca çalışıyor, toplantılar yapıyor, görüşler alıyor ve kapsamlı bir rapor hazırlıyor.

Rapor 21 Mart 1995’te Belediye Başkanlığı’na sunuluyor.

Toplantılara kimler katılıyor dersiniz?

Üniversite temsilcileri…

Sivil toplum kuruluşları…

Demokratik kitle örgütleri…

Basın mensupları…

Yani kentin aklı diyebileceğimiz hemen herkes.

Amaç ise çok açık:

Kırkpınar’ı Edirne’ye ve tarihine yakışır bir organizasyon haline getirmek.

**

Raporun içeriğine bakınca insanın aklına şu soru geliyor:

“Bunlar gerçekten 31 yıl önce mi yazılmış?”

Çünkü önerilerin büyük bölümü bugün hâlâ konuşuluyor.

Bakın o raporda neler var:

Kırkpınar yalnızca bir güreş organizasyonu değil, aynı zamanda bir kültür ve sanat festivali olmalı.

Belediye bünyesinde Kırkpınar Müzesi ve arşivi kurulmalı.

Tanıtım profesyonelce yapılmalı; broşürler, filmler ve görseller hazırlanmalı.

Balkan ülkelerinde tanıtım toplantıları düzenlenmeli.

Şehirde kitap fuarları, konserler, tiyatrolar, sergiler ve imza günleri yapılmalı.

Kırkpınar sadece Sarayiçi’ne sıkışmamalı, tüm kente yayılmalı.

Sarayiçi çevresi düzenlenmeli; temizlik sağlanmalı, otopark sorunu çözülmeli.

Pehlivan Mezarlığı çevresi düzenlenmeli.

Tribün sistemi yeniden planlanmalı.

Satıcılar için hijyen kuralları getirilmeli.

**

Şimdi durup düşünelim.

Bu önerilerin hangisi bugün kulağa yabancı geliyor?

Hemen hiçbiri.

Çünkü bu şehirde Kırkpınar konuşulurken hâlâ aynı cümleleri kuruyoruz.

Yıllar değişiyor.

Raporlar değişiyor.

Ama öneriler pek değişmiyor.

Demek ki mesele fikir üretmek değil.

Mesele o fikirleri hayata geçirmek.

Aradan geçen 30 yıla yakın zamana rağmen hâlâ aynı başlıkları konuşuyorsak, belki de asıl sorun şudur:

Tunca Nehri’nin taşkın suları Sarayiçi’ni döverken, biz de yıllardır aynı meseleleri konuşup duruyoruz.

Tıpkı o eski gazete başlığındaki gibi…

Kırkpınar’da bazen gerçekten havanda su dövüyoruz.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya