
Geçtiğimiz günlerde Bülent Arınç bu dönemde insanların dinden (İslamiyet’ten) niçin ve nasıl uzaklaştığını açık seçik dile getirdi. Gerçekten AKP ile geçen bu 23 yılda ülkemizde İslamiyet önceleri özellikle başörtüsü/türban tartışmaları ile bir yükseliş dönemi yaşamıştı. Sonrasında sadece türbanın İslami bir değer olarak yeterli olmadığı, asıl değerlerin toplumsal ahlak olduğu ve AKP’ yönetiminin bu değerlerden hızla uzaklaştığı görüldükçe Sayın Arınç’ın kaygılarının hiç de küçümsenmeyecek boyutlarda olduğunu gören gözler görüyor… Üstelik iktidardakiler de görüyor..
***
Özellikle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Bey’in kendi dünyasında şekillendirdiği laiklik anlayışı çerçevesinde okullarda gündeme getirdiği yeni çıkışlarla varmak istediği eğitim düzeni aklı başında tüm Müslümanları da rahatsız ediyor. Ya da etmeli…
Bu kafa ile bu ülkede Müslüman sayısının bir kişi bile artması mümkün değildir. Bu olsa olsa bilimsel eğitimin biraz daha geriye itilmesi ve bir neslin daha heba edilmesinden başka bir işe yaramaz.
Güncel örneklerle anlatmak gerekirse; okullarda çocuklara içme suyunu bile veremezken, tuvaletlerine tuvalet kağıdı, sabun, havlu peçete koyamazken, sınıflarını ısıtamazken, – örneğin Enez’de- okul asansörlerini çalıştıramazken, lise seviyesine gelmiş öğrencilerin bile okuma/yazması yeterli değilken, okullarda kitap okuma yüzdesi – öğretmenler dahil – %2 seviyesindeyken, zamanında alınmış kano gibi, seramik fırını gibi, bisiklet gibi eğitim malzemeleri depolarda çürümeye bırakılmışken, eğitim sistemi içerisinde istihdama dönük pek çok yapılacak iş varken okullarda ramazan karşılaşması için yönlendirmeler yapmak popülizmdir. Üst makamlara ve bağlı olduğunuz cemaatlere mesaj vermektir. Başka hiçbir işe yaramaz. Hele Trakya’da hiç alkış almaz.
***
Bakan bey, bu girişimi ile şimdi, ramazanı, teravih namazını, kandil gecelerini ve İslamiyet karşıtları ile önceki zamanlarda yapılmış tartışmaları diyanet makamını, cemaatleri tekrar gündeme getiriyor. Bu tartışmalara girildikçe de İslamiyet kan kaybediyor.
Hele ülkemizdeki ekonomik, sosyal çöküşünün, hırsızlıkların, israfın, kayırmacılığın, fuhuşun, uyuşturucunun, yasadışı kumarın, üretmeden görgüsüzce zenginleşenlerin, tacizlerin, kadın cinayetlerinin pik yaptığı, uyuşturucu baronlarının ülkemizi mesken tuttuğu, yani ülkemizin İslami değerlerinden hızla uzaklaştığı bir dönemde okullarda ramazana “Hoş geldin” demek Milli Eğitimin görevi değildir. Bu “Cambaza bak, cambaza” aldatmacasının okullardaki versiyonudur.
***
Ramazan ayı, inanmış Müslümanların kutsal olarak kabul ettikleri Müslüman olmasalar da hatta dinsiz olsalar da bu ülkede yaşayan tüm insanların saygı duydukları hatta geleneklerini, iftarlarını, pidesini, davullarını, bayramlarını kardeşçe paylaştıkları ve bundan da hiç gocunmadıkları bir aydır. O nedenle kaynaşmak, birlikte yaşama kültürünü pekiştirmek varken huzura çomak sokmayın. Yeni tartışmalar açmayın. Kutuplaştırmalar yaratmayın..
Ya da kendi çocuklarınızı yabancı ülkelerde veya ramazan ayını “Welcome Ramazan” yazarak karşılayan özel okullarda okutmayın. Dürüst olun, samimi olun…