
Hani bazı Yeşilçam filmlerinde vardır esas oğlan bağırır “Seni yeneceğim İstanbul” diye… Birden nedense o geldi aklıma.
Ne güzeldi Yeşilçam filmleri, imkansızlıklar içinde bilimkurgu bile denenmiş. Bazen sevgili eşim Sevim’le konuşuruz rahmetlik Ayhan Işık’ın, Cüneyt Arkın’ın, Eşref Kolçak’ın Amerikan jönlerinden nesi eksik diye… Sohbet elbette bütçeye gelir. Paraları eksikti…
İşte maalesef şu anda ortalığı basan o köpürtme bordo bereli film ve dizileri bir yandan sert erkek “ponçik” kız ilişkili mafya dizi ve filmleri bir yandan sinema sanatı lambur lumbur yuvarlanıyor. Yeşilçam da bir sokak adı olarak kaldı. Elbette para önemini korumaya devam ediyor. Hele ki küresel ekonominin başat aktörüyseniz ve İkinci Dünya Savaşı sonrası kurduğunuz yeni dünya düzeninde ekonomi denen oyunun kurallarını da siz koyduysanız durum daha da farklılaşır. Maalesef ABD’den bahsediyorum.
Tıpkı sinema sektöründe olduğu gibi diğer alanlarda da hem ekonomik kaynaklarının genişliğinden hem de 1945 sonrası kurulan yeni dünya düzeninde ekonomi denen oyunun kurallarını koyan devlet olunca yönlendirici kapasitesi de yüksek oluyor.
Bu girişi şunun için yaptım; bazı yorumlarda görüyorum Trump, Grönland’ı işgal edecek deyip ardından da emperyalizm falan anlatılıyor. Ne yapacak Trump Grönland’ı işgal ederek? Kar ekip buz mu biçecek? Unutmayın emperyalizmin temel şartı emperyalin kontrol altına aldığı coğrafyadaki kaynakları insan da dahil olmak üzere kendi ekonomik kapasitesini geliştirmek için kullanmasıdır. Son emperyal Britanya Krallığı bunu böyle yaptı 19. yüzyılda. ABD’nin yaptığı ise sistemik seviyede etki sahibi bir birim olarak rakip olmaya çalışan bir başka sistemik birim olan Rusya Federasyonu’nun kısıtlanmaya çalışılması. Nasıl mı? İzah edeyim…
Bu köşeyi takip edenler bilir taa Reagan döneminden beri yükün paylaşılması politikası bağlamında NATO üyesi devletlerin Gayrisafi Yurtiçi Hasılalaının %2’si kadar askeri harcama yapması beklenir. Bunun gerekçesi de yükün çoğunluğunun ABD’nin omuzlarına binmemesidir. Adı üzerinde yükün paylaşımı…
Şimdi biliyorsunuz zamanında sarf edilen iddialı ifadelere rağmen Finlandiya 4 Nisan 2023 ve İsveç 7 Mart 2024’te NATO üyesi oldular. Haritayı gözünüzde canlandırırsanız Rusya Federasyonu’nun Batı sınır hattı boyunca NATO üyesi devletlerle çevrili olduğu görülür. İşte buna uluslararası politikada çevreleme deniyor. Bunu Waltz bol bol açıkladı… Okursanız öğrenirsiniz… Şimdi gülümseyenler olur çevreleme ile Waltz ne alaka diye Waltz’un kendisini okuyun anlarsınız.
Neyse NATO’ya her yeni katılım dolaylı yoldan ABD için ekonomik bir yük. Eh bir yandan da Avrupa Birliği ABD ilişkileri açısından bakıldığında ne seninle ne sensiz durumu da yaşanıyor ama oyunda kural koyucu ABD olduğu için fazla da ses çıkarılamıyor.
Farkındaysanız Trump da gümrük tarifesi kartını oynuyor. Gümrük tarifeleri Trump’ın istediği politikalar uygulanmaya başladığında düşüyor, işler ters giderse yükseliyor. Aslında Trump gürültücü bir adam ve ABD başkanlığı açısından alışılagelmiş bir karakter değil.
Bir not olarak şunu da belirteyim bu sene ABD’de ara seçim zamanı ve rahatının bozulma ihtimali çok yüksek. Ancak her şeye rağmen ABD’nin devlet olarak gücünü reklam kokan hareketlerle de olsa müttefikleri üzerinde gösteriyor.
Pek çok bilimsel sunum ve benzeri çalışmamda dile getirdiğim gibi Obama dönemini barış güvercini olarak görenler için küçük bir uyarı. Evet, Obama döneminde askeri harcamalar nispeten kısıtlanmıştı ancak örtülü operasyonlar ve özel kuvvet birimlerine harcanan para, istihbarat birimlerine harcanan para muazzam bir seviyede artmıştı. Yani Obama bağır çağır dolaşmadan işleri hallederken Trump ise seni yeneceğim İstanbul diyerek nara atan jöne benziyor. Umuyoruz filmin sonunda heybesini toplayıp da köyüne dönmek zorunda kalmaz. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları.