DOLAR 44,4954 0.08%
EURO 51,7597 0.59%
ALTIN 6.681,250,14
BIST 12.790,981,30%
BITCOIN 30345381,00%
Edirne
12°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

38 okunma

Seks-i siyaset (1)

ABONE OL
31 Mart 2026 18:27
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: nurhan-isikseren-1.jpg

Dün yine bir şafak operasyonu yaşadık. CHP’li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, eşi, kızı ve kardeşlerinin de aralarında bulunduğu 55 kişi, rüşvet ve kara para aklama soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Daha başta eş, kız, kardeş mertebesinde bir gözaltı!

Birkaç gün önce de Uşak Belediyesi’ne yönelik tutuklamalar gündem olmuştu.

CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar sonucu ortaya dökülenler, siyasetin finansmanına bir de siyasetçinin finansmanının eklendiğini gösteriyor. Haksız zenginleşmenin boyutu dudak uçuklatacak boyutta…

Kuşkusuz yargı süreci tamamlanana kadar masumiyet karinesi geçerlidir fakat açığa çıkanların bir kısmı “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” deyişini de akla düşürmüyor değil.

Ancak, CHP’li belediyelere yapılan müdahalelerin AKP’nin Mart 2024’de yaşadığı hezimetin, yerel iktidar kaybının sonucu değerlendirmesi de halk arasında yaygın ve silsile operasyonlar nedeniyle de giderek ağır basıyor.

Bunda tutuklamalardan dolayı AKP’ye geçen belediyelerin rolü olduğu gibi, AKP yönetimindeki belediyelerin “sütten çıkmış ak kaşık” izlenimi bırakması yani CHP’li belediyelere yönelik operasyonlardaki gerek usul gerek kapsam açısından mukayese edilemez bir durum da var.

Şüphesiz “senin hırsızın-benim hırsızım”  gibi bir karşılaştırma yersizdir ve sorunun özünden uzaklaşmaya yol açar.

Kök sorun, siyasetin finansmanıdır. Yaşananlar, büyüyen ekonomi ve ekonomik koşullara bağlı kökün nasıl derinleştiğini göstermekte; AKP-CHP arasında sadece bir iktidar yarışı olmadığını, ülke kaynaklarını yönetme mücadelesini de yansıtmaktadır.

Devlet yönetimindeki kaynaklar yerele göre çok daha büyüktür fakat yerel yönetimler de halkla ilişkilerde avantajlıdır.

AKP’yi rahatsız eden de bu gerçektir. Yıllarca süren iktidarının temelinde yerel yönetimlerdeki üstünlük önemli bir etkendi.

Bu üstünlük, önce 2019’da İstanbul’un kaybedilmesi ve 2024’te neredeyse büyükşehirlerin tamamının CHP’ye geçmesi ile kaybedildi.

Uzun yılların ardından Manisa (78), Balıkesir (74), Bursa (20), Afyon (79)  gibi çantada keklik illeri CHP’nin kazanması, AKP’de travma yarattı. 

Operasyonlar sonucu bazı belediyelerin AKP yönetimine geçmesi, bir kısmının “topal ördek” durumuna düşmesi, sebep-sonuç ilişkisini açıkça yansıtmaktadır.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, AKP’ye katılacağına dair iddiaları yalanlamıştı lakin dünkü operasyon bir davet/baskı hakkında şüphe yaratmadı değil.

Nitekim Mustafa Bozbey tutuklanırsa meclis aritmetiği Bursa Belediyesi’nin AKP’ye geçeceğini gösteriyor.

Son yerel seçimlerde halkın CHP’ye teveccühü aslında devlet/toplum yönetiminde AKP’ye kırmızı kart niteliğindeydi. AKP’nin iktidardan düşürüldüğü şeklinde bir okuma da mümkündür.

AKP’nin CHP’ye stratejik bir savaş açtığı ve genel seçimlere böyle hazırlandığı apaçık. Yöntem de siyasetin finansmanı kaynaklı sorunlar üzerinden, yumuşak karından CHP’yi vurmak. Mutlak Butlan davası da stratejinin bir parçası, Damokles’in kılıcı gibi…

AKP’nin CHP’yi itibarsızlaştırma operasyonlarının ülke yönetiminden gayrimemnun toplum kesitinde bir tereddüde, CHP’ye açtığı krediyi geri alma eğilimine yol açtığını göstermiyor kamuoyu araştırmaları.

Öyle anlaşılıyor ki, AKP’nin 23 yıllık iktidarının sonuçlarından mustarip toplum kesiti, CHP üzerindeki tasallutun asıl amacının farkında. Kuvvetle muhtemeldir ki, siyasetin finansmanından kaynaklı sorunları CHP ile sınırlı tutmuyor, ülkenin içinde bulunduğu çok katmanlı ekonomik darboğazın cüzdana yansımalarını AKP ile ilişkilendirebiliyor.

Şöyle de diyebiliriz: siyasetin finansmanından kaynaklı sorunların çözüm bulmasının kolay olmadığının bilincinde toplum kesiti, AKP’nin ülke yönetiminde kalmamasını öncelikli addediyor;  ekonomik darboğazın, enflasyonun her geçen gün erittiği asgari ücretin, emekli maaşının ‘ ekonomi yönetimindeki tercihlerden’ kaynaklandığının farkında…

Tüm bunlar CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk iddialarını temize çıkaracak değil kuşkusuz; ancak CHP’nin siyasi kurum niteliğini de gözden kaçırmamak gerekiyor.

Uşak Belediyesi’ne düzenlenen operasyon ve ortaya dökülenler nedeniyle Fatih Altaylı yayınladığı bir videoda: “Ben bu CHP’den bıktım… CHP’yi Atatürk kurdu, bunlar saatlerini bile kuramazlar…” sözleriyle sapla samanı birbirinden ayırmak gerektiğini güzelce vurguladı.

Önemlidir çünkü Atatürk Cumhuriyeti’nin değerleriyle hesaplaşma içindeki çevrelerin “CHP zihniyeti” gevelemesine aşinayız. Düşünce kırıntısından yoksun, CHP’ye vurmanın adeta bir aracı halindeki bu ezber, şimdi de belediyelere yapılan operasyonlarda sıkça karşımıza çıkıyor sosyal medyada.

Oysa CHP siyasi bir kurumdur, köklü bir tarihi, dünya görüşü, temsil ettiği değerler vardır. CHP’yi yöneten elitlerin siyasi hırslarından, tutum ve davranışlarından kaynaklı marazaları Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğinden ayrı değerlendirmek gerekir.                       

CHP’yi karalamak amacıyla sosyal medyada dolaşıma sokulan videolar o kadar çoğaldı ki, bunun planlı programlı ve bir merkezden yönetildiği izlenimi edinmek hiç zor değil.

CHP kanadından karşı atak videolar da az değil, belediyelere dönük operasyonları boşa çıkarmak üzere dolaşıma sokulduğunu anlamak için kafa yormak gerekmiyor.

Teknolojik olanaklara dayalı, yapay zekâ ürünü propaganda günümüz halkla ilişkilerin bir parçası artık; etki alanı yarattığı da söylenebilir.

Yanı sıra magazinleştirilmiş siyaset de sıkça karşımıza çıkıyor.

Örneğin, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın 21 yaşındaki bir kadınla ilişkisi, bir otelde teşhir ve CHP’yi itibarsızlaştırma amaçlı basılması öyle magazinleştirildi ki tutuklama sebebi yolsuzluk iddiaları geri planda kaldı.

Misal: gazeteci İsmail Saymaz konuyu bir “konuşan kafalar” programındaki heyecanlı analizinde tüm sorunu ahlâksız cinsel ilişkiye indirgedi…

Sevgilisinin kendisinden 21 yaş küçük olması, belediye çalışanı sıfatı, nüfuz kullanarak ilişki gibi gerekçeler, magazinleştirilmiş siyaset, Uşak Belediyesi’ne yönelik ‘rüşvet’, ‘irtikap’ ve ‘ihaleye fesat karıştırma’ iddialarıyla başlatılan soruşturmayı gölgede bıraktı.

Yazının başlığını çarpıcı olsun, dikkat çeksin diye koymadım. Klavyenin başında ısınma turları yaparken Bursa Belediyesi’ne yönelik operasyon ekranlara düşünce girizgâh farklılaştı.

Özkan Yalım’ın kendisinden 21 yaş küçük ve üstelik bir belediye çalışanı ile ilişkisinde ahlâk sorunu görenler için internette dolaşarak seks-i siyaset (siyaset ve seks) hakkında bir araştırma yapayım bari dedim. İlginç bir alan girdiğimi hemen fark ettim.

Öncelikle belirtmek gerekirse: evli ve üç çocuk babası, üstelik dört sevgilisinden bahsedilen Özkan Yalım’ın özel hayatındaki hareketlilik ailesinden başka kimseyi ilgilendirmez.

Efendim, sevgilileri belediye çalışanıymış, bu bir nepotizm, koltuk gücünün istismarıymış, falanmış filanmış…

Sanki bu ülkede nepotizm sıradanlaşmamış, siyasilerin gönül/cinsel ilişkileri nadirmiş gibi Yalım’ı günah keçisi yapmak hem abestir hem de asıl mesele akçeli işleri, yolsuzlukları perdelemektir.

Ayrıca, Yalım ile ilişkide dört sevgilinin (daha kaç var, bilmiyoruz) rıza göstermediğini söyleyebilecek bilgi var mı elimizde?

Özkan Yalım’ın yadırganan yaşamına meşruiyet kazandırmanın peşinde değiliz elbet; ama kök sorunları maskeleyen, böylesi magazin vakaların temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp servis edilmesine de itirazımız var.

Ayrıca, TCK’da 1926’dan gelen suç zina, 1996-1999 yılları arasında, Anayasa Mahkemesi’nin eşitlik ilkesine aykırılık gerekçesiyle, suç olmaktan çıkmıştır. Zina, 2004 yılından beri suç değil, sadece Medeni Kanun’da bir boşanma sebebi.

Konuyu başka açılardan da ele almak icap ediyor tabii; gayret edeceğiz.

Bu bölümü, başarılı bir şovmen, üç genel seçim kazanarak İtalya siyasetine damgasını vuran, dokuz yıl başbakanlık yapan Berlusconi’den bahsederek bitirelim.                                                                     

Cinselliğe düşkünlüğü ile maruf Berlusconi, mafya ile ilişkisinden rüşvet alma ve reşit olmayan kişilerle fuhuş yapmaya kadar toplam 36 suçlamadan hâkim karşısına çıkmış, 2013’te vergi kaçakçılığından hüküm giymiş bir başbakandır.

Silvio Berlusconi, 23 yıllık eşi Veronica Lario’dan 2009’da resmen boşandı. Boşanma sürecinde İtalya, Berlusconi’nin küçük yaşta kızlara düşkünlüğü, sadakatsizlik iddialarıyla çalkalandı.

83 yaşında Berlusconi’nin, 34 yaşındaki nişanlısından ayrılıp, partisi Forza İtalya’dan milletvekili olan 29 yaşındaki eski modelle sevgili olduğunu duyurması ise, İtalya’da pek yadırganmadı.

Haziran 2023’te 86 yaşında ölen Berlusconi, 6,8 milyar Amerikan doları net servetiyle İtalya’nın en zengin üçüncü kişisiydi.

Tanınmış İtalyan bir şarkı çalarak bitirelim bu bölümü…                                                                  

Lasciate mi cantare

Bir bölümün tercümesini de tadımlık verelim…

//Çok fazla Amerikanlaşmış sanatçılarınla şarkılar, aşk ve yürekle/Daha çok kadın ve daha az rahibelerle/Günaydın İtalya/Günaydın Maria/Melankoli dolu gözlerinle/Günaydın Tanrım/Biliyorsun bir de ben varım…//

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya