DOLAR 43,5370 0.02%
EURO 51,5345 0.18%
ALTIN 7.014,121,53
BIST 13.891,210,11%
BITCOIN 3183622-4,12%
Edirne

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

299 okunma

KONUKLARINIZIN SESİ 365

ABONE OL
11 Şubat 2025 12:13
0

BEĞENDİM

ABONE OL

            Bu yazımızda da Atatürk’ün özlemlerini, tutkularını, mutluluk arayışını araştırıp, öğrenip paylaşmak istiyoruz.

            ‘Vatanı kurtarma’, çok genç yaşlarından öte, Atatürk’ün temel tutkusuymuş. Osmanlı yönetiminin bunu başaramayacağını görmüş, kendilerinin örgütlenmesi gerektiğine karar vermiş.

            “..Kurmay sınıflarında…ülkenin yönetiminde ve siyasetinde bozukluklar olduğunu keşfetmeye başladık… Sınıf içinde küçük bir teşkilatımız vardı. Ben yönetim kurulunda idim.

            (Şam’da) “’Hürriyet Cemiyeti’ (Vatan ve Hürriyet) adı altında bir dernek kurduk.

            “…Ben önemli bir dayanak noktası bulmaksızın dört ay kadar Selanik’te kaldım. Bu sırada okul müdürü Tahir Bey, Hoca İsmail Efendi, Ömer Naci, Hüsrev Sami, Hakkı Baha gibi arkadaşlara amacımı anlattım. Hürriyet Cemiyeti’nin bir şubesini kurdum.

            …Selanik’e geldiğimde bizim Hürriyet Cemiyeti’nin Terakki ve İttihad adını aldığını duydum.

            …Meşrutiyet’ten sonra tüm kişiler ortaya çıktı. O zamana kadar temiz ve güzel çalışıyorduk. Ben herkesi böyle biliyordum. Şahsi gösterileri çirkin buldum. Bazı arkadaşların davranışlarının eleştirilmesinin gerektiğini gördüm. Eleştirmekten çekinmedim.

            Bu kötülükleri bir yana atmak için ilk düşündüğüm önlem, ordunun siyasetten çekilmesi teorisiydi…” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri. Bugünkü dille-Sayfa 297-Vakit Başyazarı Ahmet Emin’e verdiği röportaj.)

            Atatürk teorisine uyarak askerliğe dönmüş. Arnavutluk harekâtına katılmış; Bingazi kuvvetlerine komutanlık yapmış. Gelibolu’da önce Arıburnu’nda 19. Tümen komutanı, sonra Anafartalar grup komutanı olarak İngilizlerin çekilmesini sağlamış. Diyarbakır ve çevresine gidip Bitlis ve Muş’u Ruslardan geri almış. Güney cephesinde önce yedinci ordu komutanı, sonra da yıldırım orduları grup komutanı göreviyle bir yandan durumu Osmanlı yönetimine raporlarla bildirirken bir yandan da kalan kuvvetlerimizi dağıtmadan geri çekilmeyi sağlamış. Sonra Osmanlı yönetiminin mütarekeyle teslim oluşu; Atatürk’ün İstanbul’a dönüşü, oradan Anadolu’ya geçişi.

            İstanbul’daki altı ay boyunca tek özlemi, Anadolu’nun, daha doğrusu en geniş ama gerçekçi Misak-ı Milli sınırları içindeki bugünkü ülkemizin kurtuluşu ve tek çabası bu kurtuluşu planlaması olmuş.

            Anadolu’ya geçince de kurtuluş için örgütlenmeyi, sonra da Kurtuluş Savaşı’nı, bu savaşın başarılmasından sonra da uluslararası sözleşmelerle bağımsızlığımızın karara bağlanmasını yönetmiş.

            Bağımsızlık kazanılmış ama Atatürk daha büyük bir sorunla karşılaşmış: Ekonomik ve kültürel kalkınma, başka bir deyimle, cehaletle, irtica ile savaş. Bu savaşa da girişmiş: Meclisin, ‘unsur-u asli’nin yani gerçek üretici halkın temsilcisi olmasına çalışmış. Ülkeyi gezmiş; halkla, gençlerle, öğretmenlerle, çiftçilerle, esnafla görüşmüş. Halk Partisi’ni kurmuş. Bir ‘Halk yönetimi’ kurulması için çabalamış.

            “…Memleketimiz haraptır, milletimiz fakirdir, maarifimiz dûndur. İktisadiyatımız zaiftir, memleketimizi imar ve milletimizi tenvir ve terfih yegâne katî emelimizdir. Binaenaleyh sulh ve sükûn içinde mesai-i ciddiye-i medeniyeye muhtacız. Siyaseti müstakillemiz bu ihtiyacatı tatmine matuf bulunacaktır.” (United Telegraph muhabirine demeç-Söylev ve Demeçler III-Sayfa 18.)

            “…Filvaki vatanımıza ve istiklalimize göz dikenlere yalnız askerlikçe galebe etmek kâfi değildir. Memleketimiz hakkında istila emelleri besleyecek olanların her türlü ümitlerini kıracak veçhile siyaseten, idareten, iktisaden kuvvetli olmak lazımdır.” (Söyle ve Demeçler II-Sayfa 46.)

            “…Siyasi, askeri muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsunlar, iktisadi muzafferiyetler ile tetviç edilmezlerse husule gelen zaferler payidar olamaz, az zamanda söner.” (İzmir İktisat Kongresini açış söylevi-Söylev ve Demeçler II. 1959-Sayfa 107.)

            “…Arkadaşlar! Bundan sonra pek mühim zaferlere kavuşacağız. Fakat bu zafer süngü zaferleri değil, iktisat ve ilim ve irfan zaferleri olacaktır.” (Alaşehir’de halkla konuşma-Söylev ve Demeçler II. 1959-Sayfa 72.)

            “…Hanımlar, Beyler!

            Ordularımızın ihraz ettiği zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı…Hakiki zaferi siz ihraz ve idame edeceksiniz ve behemehal muvaffak olacaksınız.” (Bursa’da öğretmenlere-Söylev ve Demeçler II. 1959-Sayfa 45.)

            Atatürk büyük askeri zaferler kazanmış, önemli devrimler başlatmış; Büyük Millet Meclisi başkanı, Cumhurbaşkanı olmuş. Ama kendine farklı bir büyüklük yakıştırılmasına karşı çıkmış ve tüm başarıların millete ait olduğunu savunmuş.

            “…Ben zannediyorum ki, efradı umumiye-i milletin hiçbirinden fazla bir yüksekliğe malik değilim. Bende fazla teşebbüs görüldüyse bu benden değil, milletin muhasalasından çıkan bir teşebbüstür. Sizler olmasaydınız, sizlerin vicdani temayulatınız bana noktai istinat teşkil etmemiş olsaydı; bendeki teşebbüsatın hiçbiri olamazdı. Millete ait meziyetleri yalnız eşhasa atfeden zihniyet eski idarelerin sistem ve usul meselesinden neşet ediyordu.” (Afyonkarahisar’da halk ile konuşma-Söylev ve Demeçler II. 1959-Sayfa 159.)

            “…Ben düşündüklerimi sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda lüzumlu olmayan bir sırrı kalbimde taşımak iktidarında olmayan bir adamım. Çünkü ben bir halk adamıyım. Ben düşündüklerimi daima halkın huzurunda söylemeliyim. Yanlışım varsa halk beni tekzip eder.” (Romanya Dışişleri Bakanı Antenescu ile konuşma-Söylev ve Demeçler II.1959-Sayfa 283.)

            Atatürk’ün yoğun yaşamında mutsuzluk nedenleri de, mutluluk nedenleri de çok. İleriki yazılarımızda bunları ele alalım.

                                                                                                                                      Sağlıcakla,        

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya