DOLAR 43,2942 0.04%
EURO 50,5385 0.19%
ALTIN 6.511,160,24
BIST 12.747,880,63%
BITCOIN 3988198-0,49%
Edirne
-1°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

21 okunma

JEOTERMALE NİÇİN “HAYIR” DİYORUZ ?

ABONE OL
19 Ocak 2026 18:05
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: enez-mektubu-2.jpg

Keşan Kent Konseyi’nin basına yansıyan çalışmalarını ilgi ile izliyorum.. Özellikle sahada uyguladıkları doğa ve çevre konusundaki eylemleri dikkat çekici… Başka ne gibi çalışmaları var bilemiyorum. Sanırım etkinlikleri sadece çevre ile sınırlı değildir.
Kent Konseyi, Kent Meclisi gibi kurumlar, ismini aldıkları kentte bir halk meclisi gibi, düzenli aralıklarla toplanıp, o kente ait her konuda çözümler üretmesi gereken oluşumlardır. O açıdan bakıldığında Keşan’ın eğitim, sağlık, trafik, temizlik, ulaşım, OSB gibi ana konularında da çalışmaları ve çözüm önerileri olduğunu düşünüyorum.


Meşrebim gereği çalışmaları sosyal demokrat bir gözle katılımcı ve şeffaf bir anlayışla irdeliyor katkı veren herkesi en baştan kutluyorum. Ama bazı konuları da sormadan, anlamadan da edemiyorum.
Örneğin bazı köylerde “jeotermal istemiyoruz” diyerek, ya da RES projelerine karşı çıkarak başlatılan eylemlerin gerekçelerinin kamuoyuna bilimsel ölçütlerle, yarar ve zararları ile anlatılması gerekir diye düşünüyorum.


Kent Konseyi, tavrını bu konuları çevre üniversiteleri ile bilimsel diğer kuruluşlarla yapacağı çalışmalar sonucunda belirlemelidir.
Örneğin; Yapılmak istenen JES projesi nedir, ne kadar alanı kaplamaktadır? Bu alan şu anda hangi amaçla kullanılmaktadır? Mülkiyeti kime aittir? Projenin amacı nedir? Hamamcılık mı, seracılık mı, sadece elektrik üretip çevreye zarar verme ihtimali olan bir tesis mi? Tarım arazisini ne ölçüde etkileyecektir? Ekonomiye, istihdama katkısı olacak mıdır?
Bunları öğrenip anlamadan “İSTEMEZÜK”çü bir anlayışla ortaya çıkılırsa bunun adı populizmdir.


Trakya’nın en verimli topraklarının gelişi güzel kullanılarak elden çıkarılmasına, tarım arazilerinin verimli kullanılmamasına karşı olduğumuz gibi, emek/ yoğun tarım yerine, bu 500 bin dönüm arazinin sadece parmak sayısı kadar çeltik ağasının keyfine bırakılmasına da karşıyız..
Köylülerimiz JES sıkıntısını atlattıktan sonra eğer burada da çeltik üretmekten başka bir alternatif düşünmüyorlarsa bu anlayış da en az JES kadar zararlıdır.


Hamzadere adında bir proje yapıldı. Orada da görüleceği gibi bu ovada getirisi çok daha fazla olan alternatif tarım imkanlarının olabileceği vurgulandı.. Ama egemenler, yani eski yeni valiler, siyasetçiler, çeltik patronları, milletvekilleri, il tarım bürokrasisi bu projeyi sadece sulama ve hatta sadece çeltik sulaması olarak gördü. Halbuki sosyal yönden de öneriler getirilen bir proje idi. Lafta kaldı..


Sonuçta Trakya’nın ciddiye alınacak bir tarım planlaması da, haritası da politikası da yok.. Dolayısıyla Keşen Kent Konseyi’nin de yok..
Çeltik üretimi üzerine oturtulmuş, toprağı öldüren, Gala Gölü’nü zehirleyen, Meriç Nehri sularının yetmediği yerlerde yer altı sularını da acımasızca tüketen, anız yangınları ile oksijeni bitiren, havayı kirleten, trafiği engelleyen, ucuz üretilemediği gibi üreticinin ucuz ithal edilen ve hatta daha kaliteli pirinçten şikayetçi olmadığı kendiliğinden oluşmuş ilkel bir tarım politikası ile bir yere varılamayacağını görmeliyiz. Sonrasında neye karşı olup neye karşı olmadığımızı öncelikle ticaret ve diğer meslek odalarıyla, STK’larla, bilim insanlarıyla Kent Konseyleri’nde tartışarak belirlemeliyiz..


Söz konusu Jeotermal proje alanında belki de ülkenin en önemli sıcak su rezervleri bulunuyor. Bunu anlamadan, öğrenmeden doğru bir karar verebilir miyiz?

    En az 10 karakter gerekli