
Dünya haritasına bakıyorum, nerede güneşin bereketi bolsa, o ülkeler HEP GERİ KALMIŞLAR!..
‘Neden?’ dedim kendi kendime?..
Neden, güneşi az, bereketi az soğuk ülkeler medeniyet yolunda ilerleyip, zengin yaşarken; güneşi bol ülkelerin bereketleri de bol iken, neden toz, toprak, bir yudum medeniyete, akla hasret, kalpazanca yoksul yaşamaktalar?..
Güneşi bol olsa bile, bir ülke neden yozlaşıp, iflah etmez de, sürünür?..
Beyin, vücudumuzun en önemli organı; Allah bu organımızı, başımıza taç yapmış!..
Bütün vücudumuzu yönetecek, diğer organların en güzeli ile çalışmasını sağlayan organımız, beynimiz!..
Güneşi, yani doğal bereketleri az olsa da, medeniyet yolunda gelişmiş ülkelere yaşam mücadelesine bakıyorsunuz, BEYİN OMUZ ÜSTÜNÜN EMRİNDE, FAYDALARI ÜRETMEK İÇİN ÇALIŞIYOR!..
Güneşi, bol, doğal bereketleri de bol olup, kolayca medenileşip, refah, güçlü yaşaması gereken, ancak, gerilikte hapsolmuş ülkelere bakıyorsunuz:
BEYİN, OMUZ ÜSTÜ EMEKLERİ ZAHMET SAYMIŞ, BEYİN OMUZ ALTININ EMRİNE KİRAYA VERİLMİŞ..
Yani, SADECE… YEMEYİ, İÇMEYİ, KEYİFLİ KALPAZANLIKLA ZAMAN İSRAF ETMEYİ, ZEVK VE ŞEHVETE DÜŞKÜNLÜĞÜ, yaşamak sanıyorlar!..
Beyinin omuz üstü emeği devreden çıkınca ve de omuz altı zevklere kiraya verilince, omuz altına da bir fayda sağlamaz!..
”LEZZET” dedikleri ZEHİRE; “ŞEHVET” dedikleri de “MURDAR” a DÖNÜŞMEZ Mİ?!..
—————————-
Kuran’ı Kerim. Sure 10/Ayet 7—8:
Bize kavuşmayı ummayan, dünya hayatına razı olup onunla rahat edenler ve bizim ayetlerimizden gaflet edenler…
Onların kazandıkları yüzünden varacakları yer ateştir.