
Yüce Yaratan’ımız, en çok değer verdiği eseri, insanı en üstün beyin ile kafasını taçlandırmış!..
Sonra, güzellikleri OKUYUP, BULUP, uygulasın diye, Kuran’ı Kerim’i, de, Peygamberimizin hadislerini de, yol haritası olarak yazıp, insana nasip etmiş!..
İlk emir, KENDİN “OKU!..” diye emretmiş!..
Daha ilk emre uymaz, “Başkası okusun da bana dinimi öğretsin!..” dediğinde, din simsarlarının eline düşmez misin?..
Onlar da sana anlamadığın dilden okutup, “Korur haneni” deyip, duvara astırıp, Rabbinin ayetlerini öğrenmeni engellemezler mi?..
O biricik, Kutsal Kitap, 15 asırdan bu yana, hakkıyla okunsaydı, ayetleri yorumlamak için düşünülseydi, akıl yürütülseydi, bunlar kolayca ÖĞRENİLİRDİ!..
İnsan kendini yalnız, gizli, görülmez sanır, sınav dünyasında ne yaptığı, gönlünden geçenler bile bilinir, izlenir!..
Çünkü sınavdadır.
Kendisine özgür irade bahşedilmiş, yapacaklarında, tercih hakkına sahiptir. İyilik ve kötülük seçiminde İKİ TERCİH HAKKI VERİLMİŞTİR!..
İLÂHİ KANUNDUR!..
BİRİNCİ YOL:
Ya Yaratan’ına, Peygamberine, Kitabına TÜM VARLIĞI İLE İMAN GETİRİLİP; “Allah’ım çalışmama, hayırlısını nasip et, inşallah” diyerek, “BEYİN” ALLAH’IN NURLU NASİPLERİ İLE, POZİTİFİTE İŞLEYECEK!..
VE YA, İKİNCİ YOL:
Kutsal nimetlerini öğrenmeyi ihmal ve ya inkâr ederek..
“Ben beynimle, gelecekte ki her sorunu hallederim!..” denirse… O ZAMAN DA, “BEYİN” İLE YAPILANLAR ŞEYTANIN EMRİNDE OLACAK, NEGATİFTE İŞLEYECEK!..
Demek ki, “Ben beynimle başarırım, mutlaka!..” demek, şirktir. Çünkü, Yalnızca, Allah’ın vermesi, koruması, gözetmesi, izni ile nasip gerçekleşir!..” demedin. Yani, TEK VERENİ bilemedin veya inkâr ettin!..
O zaman da, dostun, yardımcın olarak şeytan girer devreye!..
Kuran’ı Kerim ayetleri,” En önemli, birinci vazifem” deyip anlamak için Türkçe okunursa, kolayca öğrenilir bunlar.
BU İLAHİ SIR, KURAN’DA BİRÇOK AYET DE AÇIKTIR.
YANLIŞLARA DÜŞÜLMESE, AYETLERE BİR UYULSA, İNSANLARA NE MÜTHİŞ NİMETLER VERİLİR, ALLAH BİLİR!..
Kuran’ı Kerim. Sure 43/Ayet 36-37-38:
Her kim esirgeyen Allah’ı anmaya karşı körlük gösterirse, biz ona yoldaş olmak üzere bir şeytan katarız.
Muhakkak ki bu şeytanlar, onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin hidayete erdirildiklerini sanırlar
Nihayet o, yoldaşı ile huzurumuza gelince, yoldaşına: “Keşke aramız, gün doğuşu ile gün batışı kadar uzak olsaydı! Sen ne kötü yoldaşmışsın!” diyecek.