DOLAR 32,8581 0.27%
EURO 35,2332 0.39%
ALTIN 2.453,22-0,18
BIST 10.471,320,76%
BITCOIN 2141700-1,76%
Edirne
32°

AZ BULUTLU

20:45

AKŞAM'A KALAN SÜRE

132 okunma

BEREKET TANRISI KİBELE

ABONE OL
17 Mayıs 2024 10:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada

Nasırdan çektiği kadar

Hatta çirkin yaratıldığından bile

O kadar müteessir değildi

Kundurası vurmadığı zamanlarda

Anmazdı ama allahın adını

Günahkar da sayılmazdı

Yazık oldu Süleyman efendiye

                            Orhan Veli KANIK

12 bin yıldır buğday ekilmekte yurdumuzda. Dünyada ilk buğday ekilen toprakları bizim topraklarımız. İnsanoğlunun ilkel yaban hayvanı avlayarak, günlerce av peşinde koşup; nerede nasıl bir av buluruz da karnımızı doyururuz düşüncelerini aşıp, düzenli ekip biçmeye başladığı topraklar bu topraklar. İlk sabanın kullanıldığı, ilk ekinin ekilip biçildiği yerler bizim topraklarımız. Zeus’un ateşi ilk yaktığı, insanoğlunun av etlerini ilk defa çiğ yemeyi bırakıp pişirmeyi denediği, av etlerini pişirerek yediği yerlerde yaşıyoruz.

İlk tekerlek bu topraklarda bulundu. Sümerler ilk tekerlekli arabaları kullanıp, Mısırlıları böyle yendiler. Aynı Sümerlerin medeniyetin başlangıcı olan çivi yazısını, ilk yazılı kil tabletleri bu topraklarda kullandıklarını biliyoruz. Artık bugün onsuz hiçbir şeyin yapılamadığı para, bu topraklarda yaşayan Lidyalılar tarafından, bulundu ve kullanıldı. İnsanoğlu ilk sabanı bu topraklarda kullandı, ilk defa av peşinde belirsizliğin kısmetin peşini bırakıp, düzenli ekip biçmeyi bu topraklarda öğrendi. Yerleşik düzene bu topraklarda geçti, ilk medeni yaşama bu topraklarda başladı.

İlk üniversitenin Harran da kurulduğunu biliyoruz artık. Yeryüzünde medeniyete ilk adımları atan en eski yerleşim yeri Göbeklitepe de bizim topraklarımızda. Ülkemizde yapılan kazılarda çıkan çanak çömleklerin içinden çıkan buğday danelerinden ilk buğdayın bu topraklarda yetiştirildiğini bilmek bizim için ayrı bir gurur.

Mitolojide bereket tanrısı elinde buğday başakları olan Demeter buralı; Anadolulu ve annesi Kibele Anadolu’dan.

Dünyanın en bereketli, en kadim topraklarında yaşayıp yoksulluk içinde ömür geçirmek bize yakışmıyor.

Ne yazık ki dünyanın en fazla buğday ithal eden ülkesi de biziz ve de gene. Ne yazık ki; buğdayın tohumunu, gübresini, ilacını hepsini ithal ediyoruz. Kara kılçık buğdayımız dururken, hiçbir ilaca ihtiyaç duyulmadan ekilebilen, gübre gerektirmeyen Siyez buğdayımız dururken, bizi zehirlere bağımlı kılan buğday çeşitlerini eken de bizleriz. Bu yüzden en çok şeker hastası olan, en çok şeker ilacı satılan ülke de bizim ülkemiz.

Ziraat Odaları Türkiye’nin en kalabalık sivil toplum kuruluşlarından ama buğday ithalinde sessiz kalıyorlar. Böyle tepki gerektiren durumlarda sus pus oluyorlar. Atamızın; üreten çiftçi milletin efendisidir dediği tarım kesiminin hal ve gidişi ne durumda derseniz?

Kanada’dan mercimek ithal ediyoruz. Buğdayın anavatanı Anadolu ama en çok gıda ithal edilen yer konumundayız. Meksika’dan nohut, İran’dan milli yemeğimiz kuru fasulye ithal ediyoruz. Sadece 30 yıl önce dünyanın mercimek ülkesiydik, şimdi Kanada’dan ithal eden biziz. Çin’den sarımsak ithal ediyoruz. Almanya’dan kabak ithal ettiğimiz de doğru.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, asıl soru şu:

Medeniyetin beşiği topraklarda yaşıyoruz, dünyanın en merkezi yerinde, kıtaları birleştiren yerinde yaşıyoruz. Dünyanın en güzel şehri Bulgaristan’ın, Yunanistan’ın toplamından büyük nüfusa sahip İstanbul bizim şehrimiz ama yoksulluğu bir türlü yenemiyoruz, bunun sebepleri neler. Nedir bizi geri götüren, yakıp bitiren. Neleri yanlış yapıyoruz. Bizden ileride, bizden zengin olanlardan neleri eksik yapıyoruz da mahkum oluyoruz. Çocuklarımız neden yurt dışında ekmeğini arama, nafakasını arama peşine düşüyorlar. Nedir bizi umutsuzluğa iten sebepler. Bizim ayağımızda nasır olmasına sebep olan ayrıntılar nelerdir. Neler ayağımızda ki, nasır gibi bizim canımızı acıtıyor? Neden Süleyman efendi gibi acılar içinde ölmeye mahkum ediliyoruz?

‘Neden, niçin, kim, nerede, nasıl?’ sorularını sormamıza kimler mani oluyor.

Yakın çevremizde gördüğümüz, var olan, giderilmeyen aksaklıklar neler, 22 yıldır ülkemizi yöneten iktidar neleri yanlış yaptı da halkın güvenini kaybetti, işi yeniden toparlamak mümkün mü? Vatandaşın beklentileri neler?  22 yıl sonra ilk defa halkın teveccühünü ve seçimi kazananlardan halkımız neler bekliyor. Vatandaşın gözünden görüntü nasıl?

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    SON DAKİKA HABERLERİ