DOLAR 32,4079 0.15%
EURO 34,5655 0.38%
ALTIN 2.449,960,48
BIST 9.782,87-0,32%
BITCOIN 21455102,66%
Edirne
23°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

110 okunma

Türk-Amerikan İlişkileri ve Bölgesel Etkileri

ABONE OL
14 Mart 2024 12:35
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye ile ABD arasında güvenlik odaklı ilişkiler bir müddettir daha itidalli adımlarla devam ediyor. Gerçi ABD’de başkanlık seçimleri yaklaştığı için bir müddet sonra piyasa yine Bidencılar ve Trumpçılar diye ayrılıp sen Biden’ı savundun, sen Trump’ı savundun diye kavga edecekler sosyal medya denen yerde. Bunları bir kenara koyup bu tavrı sergileyenlere de acil şifalar dilerken gelelim meselenin özüne…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin terörle mücadele operasyonları malum. Hem Irak’ın kuzeyinde hem de Suriye’nin kuzeyinde devam ediyor, 2016’dan beri. Bu aşamada ABD’nin hem Irak’ın kuzeyinde hem de Suriye’nin kuzeyinde Bölücü Terör Örgütü (BTÖ)’nü desteklediğini Mısır’daki sağır sultan bile duydu. Bu köşedeki yazılarımda yahut kendi tercihimle kısıtlı seviyede tuttuğum konvansiyonel medya ile olan programlarımda; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Suriye’nin kuzeyindeki operasyonlarındaki kararlılığının bir müddet sonra ABD’nin çoğunluğunu BTÖ’nün uzantısı olan PYD’nin oluşturduğu yapıya verdiği desteği kısıtlayacağını ifade etmiştim.

Türk-Amerikan ilişkilerinde bu anılan aşamaya gelindi. Ancak bu noktada gerek Bağdat ile gerek de Vaşington ile olan ilişkilerde dikkatli olunması gereken husus devletle muhatap olmak. Bir başka deyişle belki biraz da Irak’ın kuzeyindeki inşaat, gıda gibi sektörlerdeki yatırım fırsatlarından faydalanabilmek amacıyla de facto yapının kapasitesinden fazla bir müsamahaya mazhar olması Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin terörle mücadele stratejisinde bir sorun yaratacaktır. Buna ek olarak Suriye’nin kuzeyindeki BTÖ uzantısının unsurlarının ABD tarafından bertaraf edileceğine dair görüşler sunuluyor. Bu husus da Vaşington’la olan ilişkilerde oldukça önemli. Adeta başka ve bağımsız bir kurummuş gibi hareket etmeye çalışan CENTCOM’un hangi devletin ordusunun bir unsuru olduğu Vaşington’daki muhataplara hatırlatılmak zorunda.

Bağdat ile ilişkilerin hızlandığı görülüyor. Irak’ın federal yapısındaki otorite boşluğu ve eksiklikleri o devletin iç işleridir. Buna rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Irak Türkleri ile olan ilişkisi de Ankara için olmazsa olmazdır. Geçmişte yapılan hatalar gibi mezhep odaklı bakış açılarının da ortadan kalktığı yahut seslerinin hayli kısıldığını görmek de memnuniyet verici. Bu çerçevede Bağdat ile Irak’ın kuzeyindeki muhtemel operasyonların her iki devletin çıkarları için olduğu hususunu yetkililer elbette en iyi şekilde anlatacaktır. Ankara ile Bağdat ilişkilerinin ilerlemesi Vaşington açısından da faydalı bir durumu ortaya çıkaracaktır. Zira Türkiye ile yakınlaşmak Irak için Batı’ya daha yakın olmak anlamına gelecektir. Bu da İran ile olan ilişkileri bağlamında bir gevşeme ihtimali ortaya çıkarabilir.

Suriye bağlamında bakıldığında dönüşüm sürecinin hızlandırılmaya çalışıldığı görülüyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın geçtiğimiz günlerde Antalya Diploması Forumunda yaptığı konuşmadan bu talep net bir şekilde anlaşılıyor. Ancak Türkiye-ABD arasındaki en büyük sorun PYD. Bu yapının terörist bir bileşenle arzı endam eylemesi elbette kabul edilebilir bir durum olamaz. Ancak PYD’nin içinden terörist unsurların temizleneceğine dair görüşlerin ifade edilmesi de kabul edilebilecek bir durum değildir. Zira bölücü terör örgütüne ne kadar “Kürdistan İşçi Partisi” demek mümkünse PYD’ye o kadar “Demokratik Birlik Partisi” demek mümkündür. Daha düz söyleyeyim mümkün değildir. Bu şartlar altında Suriye’nin dönüşümünün yetkililer tarafından en iyi haliyle planlanacağından eminim. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları.

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    SON DAKİKA HABERLERİ