
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez “Kamu İhalelerinde Şeffaflık ve Rekabet” konusu ele alındı.
Kamu alımları sisteminde yaşanan yapısal değişimler, istisna uygulamalarının genişlemesi, pazarlık usulünün yaygınlaşması, rekabet düzeyindeki azalma, kamu maliyesi üzerindeki etkiler ve şeffaflık ile hesap verebilirlik açısından ortaya çıkan risklerin kapsamlı şekilde değerlendirildiği raporda, “Günümüzde kamu alımlarında rekabetin azalması, denetim mekanizmalarının zayıflaması ve bazı alımların standart ihale süreçlerinin dışında gerçekleştirilmesi önemli sorun alanları olarak öne çıkmaktadır. Özellikle istisna hükümlerinin genişletilmesi ve pazarlık usulünün olağan yöntem haline gelmesi, şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından risk oluşturmaktadır.

Bu gelişmeler yalnızca kamu yönetimi açısından değil, kamu maliyesi açısından da olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Rekabetin azalması nedeniyle kamu alımlarında tasarruf oranları düşmekte, kamu kaynaklarının etkin kullanımı zorlaşmaktadır.
Ayrıca teknik şartnamelerin belirli firmaları avantajlı hale getirmesi, tek teklifli ihalelerin artması ve aynı yüklenicilerin sürekli öne çıkması gibi uygulamalar yolsuzluk risklerini artırmaktadır.
Sonuç olarak, kamu alımları sisteminin rekabetçi, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir. Bu doğrultuda yapılacak reformlar yalnızca yolsuzluk risklerini azaltmayacak, aynı zamanda kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasına ve mali disiplinin güçlenmesine katkı sağlayacaktır” ifadelerine yer verildi.
Söz konusu rapora ilaveten yapılan “Kamu alımlarında şeffaflık ve hesap verebilirlik yeniden tesis edilmelidir” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:
“Türkiye’de kamu alımları sistemi, yıllar içinde yapılan mevzuat değişiklikleri, genişleyen istisnalar ve artan pazarlık usulü uygulamaları nedeniyle önemli yapısal sorunlarla karşı karşıya kalmıştır.
Bugün kamu alımlarında rekabetin azalması, denetimin zayıflaması ve istisnai yöntemlerin olağan uygulamalar haline gelmesi, kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını zorlaştırmaktadır. Bu durum ekonomik olduğu kadar yönetişim ve kamu ahlakı meselesidir.
Saadet Partisi olarak bizler, kamu malını milletimizin emaneti olarak görüyoruz. Devletin harcadığı her kuruşun hesabının millete verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Kamu kaynaklarının belirli çevrelerin değil, 86 milyon vatandaşımızın ortak hakkı olduğu anlayışıyla hareket ediyoruz.
Şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat ilkeleri güçlü bir kamu yönetiminin temelidir.
Kamu alımlarında açık ihale usulü esas olmalı, istisnalar gerçekten istisna olarak kalmalı ve tüm süreçler etkin bir şekilde denetlenmelidir. Rekabetin arttığı, denetimin güçlendiği ve kamuoyunun bilgiye erişebildiği bir sistem, hem yolsuzluk risklerini azaltacak hem de kamu bütçesinde önemli tasarruflar sağlayacaktır.
Bugün ülkemizin ihtiyaç duyduğu şey, kamu kaynaklarını israf eden anlayış değil; tasarrufu esas alan, adaleti gözeten ve emanete sahip çıkan bir yönetim anlayışıdır. Saadet Partisi olarak kamu yönetiminde dürüstlüğü, şeffaflığı ve hesap verebilirliği yeniden hâkim kılmak için çalışmaya devam edeceğiz.
Milletimizin alın teriyle oluşan kaynakların korunması, israfın önlenmesi ve her kuruşun doğru yerde kullanılması, yalnızca ekonomik bir zorunluluk değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur.
Kamu malına emanet gözüyle bakan bir anlayışla, daha adil, daha şeffaf ve daha güçlü bir Türkiye mümkündür.”