
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, ilk ve orta dereceli okullar ile üniversitelerde yeni öğretim yılının başlaması nedeniyle gençlerin ve ailelerinin yaşadığı ekonomik ve yapısal çıkmazları değerlendirdi. Meriç, “Yükseköğrenim ile istihdam arasındaki bağın tamamen koparılması sonucunda diploma, artık gençlerimize ne yazık ki bir istihdam güvencesi sağlamamaktadır” dedi.
‘‘ÖĞRENCİLERİMİZİN VE GENÇLERİMİZİN ACI ÇIKMAZI’’
Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “Eylül ayı itibarıyla yüz binlerce gencimiz büyük umutlarla ve hayallerle yeni eğitim öğretim yılı ve akademik yıl için okullara ve üniversite sıralarına oturuyor, ancak bugünün soğuk iktisadi gerçekliği, gençlerimize ve ailelerine ne yazık ki son derece ağır ve acı bir tabloyu göstermektedir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre Türkiye, üniversite mezunları arasındaki işsizlik oranının genel işsizlik oranının üzerine çıktığı dünyadaki tek ülke konumundadır. Yükseköğrenim ile istihdam arasındaki bağın tamamen koparılması sonucunda diploma, artık gençlerimize ne yazık ki bir istihdam güvencesi sağlamamaktadır” dedi.
Meriç şunları söyledi:
Kimi siyasetçiler ve halkın belli bir kesimi ise sokaklarda kolayca “gençler iş beğenmiyor” söylemine sığınmaktadır.
Oysa sorun gençlerin iş beğenmemesi değil; sistemin teknik yapısının, emek arzının veya gençlerin bireysel yetersizliğinin iflas etmiş olmasıdır.
Nitelikli Emek İstemeyen Büyüme ve Orta Sınıfın Çöküşü
Türkiye’de sanayi ve hizmet sektörü yüksek teknolojiye ve nitelikli emeğe dayalı bir büyüme sergilememektedir. İŞKUR araştırmalarına göre işverenlerin %68,4’ü pratik beceri, %59,6’sı iş deneyimi ararken; teorik bilgi ve diploma en son sıralarda yer almaktadır. Sistem sürekli diploma üretmekte, özellikle “apartman üniversitelerinin” varlığı ile herkes kâğıt üstünde üniversite mezunu olmakta; ancak yüksek nitelik gerektiren üretken işler yaratılamamaktadır.
Bu durum ise Zafer Partisinin benimsediği iktisat anlayışına göre irdelediğimizde ise, sınıfsal bölüşüm şoku burada tüm çıplaklığıyla belirginleşmektedir: İstanbul Planlama Ajansı (İPA) verilerine göre üniversite mezunları artık kendilerini “orta sınıf” değil, “eğitimli alt sınıf” veya prekarya (güvencesizler) olarak tanımlamaktadır. 2011-2023 döneminde profesyonel meslek mensuplarının esas iş gelirindeki artış, tüm meslek grupları arasındaki en düşük artış olmuştur. Bu durum bize yükseköğrenimin dikey sınıfsal hareketlilik sağlama gücünü tamamen yitirmiş olduğunu açıkça göstermektedir.
NEET Krizinde Toplumsal Cinsiyet Boyutu
Türkiye’de 2,6 milyonu aşkın ne eğitimde ne istihdamda olan “ev genci” (NEET) bulunmakta ve ülkemiz %22,5 ile Avrupa Birliği ortalamasının iki buçuk katı oranla zirvede yer almaktadır. Yaş ilerledikçe bu durum kronikleşmektedir. En ağır tablo ise yaş aralığında her 10 yükseköğretim mezunu genç kadından 4’ünün (%40’tan fazlasının) ne eğitimde ne istihdamda olmasıdır. Bakım yükleri ve esnek-güvencesiz çalışma modelleri, kadın emeğini piyasa dışına itmektedir.
İktidarın duyurduğu İŞKUR GÜÇ programları ve esnek çalışma modelleri çözümü piyasa uyumunda ararken; İşsizlik Sigortası Fonu kamu kaynaklarıyla sermayenin ucuz ve esnek işgücü maliyetlerini sübvanse etmektedir. Kalıcı ve güvenceli kamusal istihdam yerine, güvencesiz ve esnek emek “workfare” (çalışma karşılığı sosyal yardım) rejimine dönüştürülmektedir.
İsraf Edilen Beşeri Sermaye ve Beyin Göçü
Efektif talep yaratılmadığı ve sermaye birikimi düşük katma değerli faaliyetlerde yoğunlaştığı için gençlerimiz uzun süreli işsizlikle baş başa kalmaktadır. Yükseköğretim mezunlarının istihdama katılamaması devasa bir beşeri sermaye israfıdır. Olumsuz iş tecrübeleri gençlerde geleceğe dair umutsuzluk yaratarak iş aramaktan vazgeçmeye ya da nitelikli beyinlerin de “giderlerse gitsinler” anlayışı ile yurt dışına kaçışına (beyin göçü) yol açmaktadır.
Ne Yapılmalı? Zafer Ekonomisi ve Planlı Kalkınma Şarttır
2026 yılının Eylül ayında eğitim öğretim ve akademiye, okul ve üniversitelere adım atan gençlere sunulan “okursan kurtulursun” söylemi piyasa şartlarında tamamen çökmüştür. Uluslararası alanda edindiğim akademik birikimim ve Zafer Partisinin iktisat anlayışıyla çok net ifade ediyoruz ki; çözüm gençleri esnek ve güvencesiz işlere “uyumlulaştırmak” değildir.
Parti programımızda da vurguladığımız üzere:
• Ülkemizi AVM’ler ülkesinden, yerli ve yüksek katma değerli üretim yapan fabrikalar Türkiye’sine dönüştüreceğiz.
• Devlet Planlama Teşkilatı’nı yeniden kurarak israf ekonomisine son vereceğiz.
• Doğrudan istihdam garantisi programları ve hak temelli bir gelir/sosyal koruma rejimi inşa edeceğiz.
• Anadolu Kalesi projemizle sınırlarımızı koruyacak, sığınmacı ve kaçak krizini akılcı politikalarla sonlandırarak iç piyasadaki huzuru ve ekonomik dengeyi yeniden tesis edeceğiz.
Gençlerimizin gözündeki umutsuzluğu bitirmeye, bu ülkeyi hak ettiği refaha, liyakate ve tam bağımsızlığa kavuşturmaya kararlıyız. Yurdun dört bir yanında bu ülkenin evlatlarına hak ettikleri onurlu geleceği mutlaka sunacağız!