DOLAR 32,2059 0.08%
EURO 35,0418 0.13%
ALTIN 2.504,77-0,21
BIST 11.062,923,01%
BITCOIN 22848826,02%
Edirne
21°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

301 okunma

‘Gençler doktor olmak istemiyor’

Trakya Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Osman İnci, doktorluğun 30-40 yıl önce sınavlarda birinci tercih iken, şimdilerde en arkalara düştüğünü, fakülte kontenjanlarının dolmadığını söyledi… Sağlık kurumlarında artık günlük yaşam haline gelen şiddet ve mesleğin saygınlığına yönelik girişimlerin genç kuşağı olumsuz etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. İnci, “Son 3 yılda 7115 hekim yurtdışına gitmek için iyi hal belgesi aldı. Tıpta Beyin göçü artarak sürmektedir. Nitelikli Akademisyenlerimiz ve hekimlerimiz ülkeyi terk ediyorlar” dedi… Prof.Dr. İnci, üniversitelerin değerinin öğretim üyesi ve öğrencinin ürettiği eserlerle ölçüldüğünü vurgularken, “Bunlar; insan yetiştirme, buluş, patent, makale, kitap, teknoloji, gereç ve yöntemdir. Türk Akademisi ciddi bir “değersizleştirme süreci” yaşamakta, yalnız öğretim üyesi ve öğrencisi değil, üniversite kavramı da değersizleştirilmektedir” ifadelerine yer verdi…

ABONE OL
14 Nisan 2024 16:25
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Trakya Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Osman İnci, doktorluğun 30-40 yıl önce sınavlarda birinci tercih iken, şimdilerde en arkalara düştüğünü, fakülte kontenjanlarının dolmadığını söyledi. Sağlık kurumlarında artık günlük yaşam haline gelen şiddet ve mesleğin saygınlığına yönelik girişimlerin genç kuşağı olumsuz etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. İnci, “Son 3 yılda 7115 hekim yurtdışına gitmek için iyi hal belgesi aldı. Tıpta Beyin göçü artarak sürmektedir. Nitelikli Akademisyenlerimiz ve hekimlerimiz ülkeyi terk ediyorlar” dedi. Prof.Dr. İnci, üniversitelerin değerinin öğretim üyesi ve öğrencinin ürettiği eserlerle ölçüldüğünü vurgularken, “Bunlar; insan yetiştirme, buluş, patent, makale, kitap, teknoloji, gereç ve yöntemdir. Türk Akademisi ciddi bir “değersizleştirme süreci” yaşamakta, yalnız öğretim üyesi ve öğrencisi değil, üniversite kavramı da değersizleştirilmektedir” ifadelerine yer verdi.

Prof. Dr. Osman İnci, Akdeniz Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği’nin Nisan ayı başında yayımlanan “Akademik Bilinç Ocak / Mart 2024 19” sayısındaki “Tıpta Diploma Değil Eğitim Esastır” başlıklı makalesinde ülke nüfusa oranla Tıp Fakültesi sayısına bakıldığında Türkiye’nin dünya birincisi olduğunun altını çizerken, akademik kadroların ise  sayısal olarak yetersiz ve ayrıca nitelik olarak da çok tartışmalı olduğunu vurguladı. Prof. Dr. İnci,şunları kaydetti:

“BEYAZ ÇÖKÜŞ”

Doktorluk 30-40 yıl önce sınavlarda birinci tercihti, şimdilerde en arkalara düştü ve Fakülte kontenjanları dolmuyor.

Gençlerimiz doktor olmak istemiyor. Sağlık kurumlarında artık günlük yaşam haline gelen şiddet ve mesleğin saygınlığına yönelik girişimler genç kuşağı olumsuz etkilemektedir. Son 3 yılda 7115 hekim yurtdışına gitmek için iyi hal belgesi aldı. Tıpta Beyin göçü artarak sürmektedir.

Nitelikli Akademisyenlerimiz ve hekimlerimiz ülkeyi terk ediyorlar.

Fakülte sayısında ve öğrenci kontenjanında sayılara boğulduk. Geçen 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılında 110 Tıp Fakültesi öğrenci aldı. 2004 yılı öğrenci kontenjanı 4550 iken 2023’de 21.950 oldu. Ancak kamu Tıp Fakültelerinde 15, vakıf fakültelerinde 587 kontenjan boş kaldı. Tıp Fakültesi öğrenci kontenjanları boş kalıyor artık.

Alt yapısı olmayan; fakülte ve hastane fiziki yapısı, laboratuvar donatıları yetersiz fakülteler açıldı. Almanya’nın nüfusu bize yakın; 83.5 milyon, Tıp Fakültesi sayısı 43, ABD nüfusu 329.5 milyon Tıp Fakültesi sayısı 154, bizde ise Tıp Fakültesi sayısı 128 ve 83 tanesi son 20 yılda kuruldu. Ülke nüfusa oranla Tıp Fakültesi sayısına bakıldığında dünya birincisiyiz.

Akademik kadrolar sayısal olarak yetersiz ve ayrıca nitelik olarak da çok tartışmalıdır. Bazı 20-30 yıllık fakültelerde anabilim dalları ve bilim dallarının kapatıldığını, öğrencilerin başka fakültelere yönlendirildiğini görmekteyiz..

Sağlık Bilimleri Üniversitesine bağlı 11 Tıp Fakültesi var ve bunlardan 9 tanesi Tıp Temel Bilimler Eğitimi için başka fakültelere gönderilmektedir. Üniversite hastanesi olmayan 20 kamu Tıp Fakültesi var, vakıf Tıp Fakülteleri ise özel hastanelerle anlaşarak tabela asmaktadırlar. YÖK tarafından belirlenen Tıp Fakültesi açma ölçütlerine uymayan onlarca Tıp Fakültesi var. YÖK Genel Kurulu tarafından 2002 de kabul edilen Ulusal Çekirdek Eğitim Programı(UÇEP) 2003-2004 yılında uygulanmaya başladı, Tıp Fakültelerimizin yarıdan fazlası ise maalesef bu koşulları karşılamamaktadır.

Tüm bu olumsuzluklara karşın biz mesleğimizle gurur duyuyor, övünüyor, güveniyoruz. Hekimlik tarihi insanlık tarihi ile başlar ve Tanrısal meslek olarak nitelendirilir, bunun ayırdında ve bilincindeyiz. “Beyaz çöküş” durdurulacaktır.

Anahtar kelimeler: Tıp Eğitimi, doktor göçü, akreditasyon, çekirdek eğitim programı

“HEKİMLİK MESLEĞİ TANRISALDIR”

Hekimler tanrı sanatını icra ederler, hekimlik mesleği tanrısaldır. En mükemmel ve gelişmiş varlık olan insanın yapısındaki bozuklukların düzeltilmesine ve tedavisine çalışan, sosyal bir meslektir. Her meslek kutsaldır ancak hekimlik hem kutsal hem de tanrısaldır. Ender ve zor yetişen çiçeklere benzer, yetiştirilmesi sabır, özveri, özen, emek, bilgi ve deneyim ister. Hekimlik tarihi insanlık tarihi ile başlar.

Hekimlik, pozitif bilimlere (deneysel, matematik, fizik, kimya, biyoloji vb.) dayanan bir sanattır. Hekim kültürlü, hoşgörülü, dürüst, güvenilir, sevecen olmalıdır. Tıp ciddiyet, bilgi ve sorumluluk gerektirir. Çok az meslekte mezuniyet yemini vardır, ancak Hipokrat yemini (andı) hekimlerin mesleklerini onurla uygulayacakları sözü verdikleri ve tarih boyunca yaptıkları yemindir. Ülkemizde mezuniyet töreninde hekim adayları bu  andı içerler.

Hekimin beyaz gömleği temizlik, duruluk sembolüdür. Beyaz leke saklamaz.

Özdemir Asaf bir şiirinde:

“Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu

 Birinciliği beyaza verdiler” der.

Bu dize genelde gidişin iyi olmadığının vurgusudur. Beyaz masumiyeti, saflığı ve adaleti temsil eder. Beyaz bir sayfa açmak deyimi, beyazın duyguları ve düşünceleri temizlemesi anlamı taşır. Tıp Eğitimi başlarken öğrencilere törenle beyaz gömlek giydirilir, beyaz bizlerin üniformasıdır adeta. Beyaz gri ve koyu renklere benzemez, kir saklamaz, kiri anında gösterir. Meslekte eğitim yetersizliği, etik ve hukuk dışılık, kültür eksikliği, yanlış uygulamalar kendisini hemen gösterir.

Tıp fakültelerinin sayısal artışı sonucu farklı olanakları ve alt yapısı olan fakültelerde iki binli yıllara girerken farklı eğitim modelleri uygulanmaya başladı. Hekim yetiştirmede temel ilkeler farklılaştığı gibi eğitim modeli de değişmeye başladı. Oysa ülke genelinde hangi sistem ve program uygulanırsa uygulansın temel eğitim almış hekimlerin yetiştirilmesi esastır. Eğitim konusunda yetersizlikler yaygınlaşınca tüm fakülteleri kapsayacak bir çerçeve eğitim programına gereksinim duyulmuştur. Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) Tıp-Sağlık Bilimleri Eğitimi Konseyi üyesi Tıp-Sağlık kökenli Rektörlerin, Tıp Fakültesi Dekanlarının ve fakültelerin katkıları.Türk Tabipleri Birliği görüşlerini de alınarak “Ulusal Çekirdek Eğitim Programı”(UÇEP) çalışmalarını başlattı.

Tıp eğitimi amacı; Tıp Eğitimi Dünya Federasyonu’na göre: “Tüm insanların sağlıklı yaşamalarını sağlamak için hekim yetiştirmek”, Dünya Tıp Birliği’ne göre: “yetenekli ve yeterli hekimler yetiştirmek”. Tıp eğitimi mezuniyet öncesi, mezuniyet sonrası ve sürekli Tıp eğitimi olarak yaşam  boyudur. Ülkemizde Tıp Fakültelerinin çok büyük sorunlar yaşadığı gözlendi ve Tıp – Sağlık Bilimleri Eğitimi Konseyi bir dizi kararlar aldı. 16.02.2001’de Tıp Eğitimi Standardizasyonu ve Çekirdek Müfredat Komisyonu kurulması kararı alındı. Hazırlanan Ulusal Çekirdek Eğitim Programı taslağı Tıp Fakültelerine gönderildi, Fakültelerin katkıları değerlendirildi. Sonuçta hazırlanan programlar 2002’de ÜAK ve YÖK Genel kurulunda kabul edildi. 2003-2004 Eğitim –Öğretim yılında tüm Tıp Fakültelerinde uygulanması kararlaştırıldı. “Tıp Fakülteleri Çekirdek Eğitim Programı” ile Tıp Fakültesi eğitim standartları belirlenmiş, bu standartları karşılamayan Tıp Fakültelerine Kontenjan verilmemesi önerilmişti. Aynı süreçte Eczacılık, Diş Hekimliği ve Hemşirelik Çekirdek Eğitim Programları da kabul edildi. Tıp Eğitim programı UÇEP’e uygun hazırlanacaktı.

Çekirdek eğitim programı çalışmaları sürerken Tıp Fakültelerinde “Tıp Eğitimi Anabilim Dalı” kurulmaya başladı. Tıp Eğitimi Anabilim Dalları ülkemizde de en son kurulan Anabilim Dalları arasındadır(1). Aynı yıllarda ÜAK Tıp Eğitimi Anabilim Dalı’nı Doçentlik Bilim olarak kabul etti ve böylece ayrı bir kariyer alanı oldu(2). Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültelerinde 1999’da, Hacettepe’de 2000’de ve Trakya Üniversitesi’nde 2001’de Ondokuz Mayıs’da 2002’de kurulmuştur. Ulusal Çekirdek Eğitim Programının belirli sürelerle güncellenmesi kararlaştırıldı. UÇEP 2007 yılında kurulan Tıp Dekanlar Konseyi(TıpDEK) çalışmalarına kadar güncellenmedi. TıpDEK çalışmalara başladı ve 2020 de mezun yetkinlik ve yeterlilikleri hazırlandı (3). Ancak tüm bu 20 yıllık emeğin uygulanmasında zorluklar yaşandı ve yaşanmakta.

Tıp-Sağlık Bilimleri Eğitim Konseyi kararı ile Tıpta Uzmanlık Sınavı(TUS) yerine geçecek bir sınav sistemi çalışması da yapıldı. Merkezi Tıp Eğitimi Sınavı( METES), öğrenci eğitimde iken mezuniyet öncesi yapılacak sınavlardı. Sorular merkezi olarak hazırlanacak ve belirlenen ilkelere uygun olacak, yılda 2 kez ve son yıllarda yapılacaktı. Mezun olduğunda sınavlarda elde ettiği puan ile pratisyen hekimlik, Temel Tıp Doktora ve Klinik uzmanlık dallarına, METES sınav sonucu ve Yabancı Dil Sınavı belgesi ile başvurabilecekti. Ancak METES öncesi UÇEP ile uyumlu eğitim programı oluşturulması temel koşuldur.( 4) UÇEP eğitim programı uygulanmasının denetlenmesi, Tıp Fakültelerine denklik verilmesi amacıyla Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu (UTEAK) 2008 yılında kuruldu. UTEAK 30 Kasım 2011’de YÖK genel kurulunda “Mezuniyet öncesi Tıp Eğitimi Programlarının Akreditasyonu için ulusal bir kalite güvence kuruluşu” olarak tanımlanmıştır. Özetle YÖK tarafından tanınmış bir kuruluştur. Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyonu Derneği (TEBDAD) 2010’da kuruldu, böylece UTEAK dernekleşti denebilir. Burada temel amaç tıp eğitimi kalitesinin yükselmesine katkıda bulunmaktır. TEBDAD Yüksek Öğretim Kalite Kurulu ve Dünya Tıp Eğitimi Federasyonu tarafından tanınan bir kalite ajansıdır.

“VARSIN GİDİYORLARSA GİTSİNLER”

Tıp Eğitimi standardizasyonu çalışmaları akademik kurumlarda sürdürülürken, Başbakan Tıp Eğitimi ile ilgili Viyana’da bir konuşma yaptı. MÜSİAD Viyana toplantısında (27.02.2013), dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada, “…Doktor noktasında sıkıntı var. Yeni bir adım daha inşallah atacağız. O da şu: Devlet hastanelerindeki uzman doktorlarla ilgili olarak onların da devlet hastanelerinin üniversitelerle müşterek yapacağı çalışmalarla kariyer yapma yolunu açacağız. Bu zaten uzman doktor değil mi? Hemen ver ona yardımcı doçentliği, ondan sonra olsun doçent, aynen zaten pratiğin içinde, ondan sonra doçentliğini alsın. Belli süre sonra da profesör de olsun. Böylece bu sıkıntıyı da aşmış olalım…” dedi. Hekim sayısı azlığını aşmak amacı ile öne sürülen bu görüş süreç içinde farklı uygulama ve gelişmelere yol açtı. Bazıları bu sözlerden vazife çıkardılar ve alt yapısız üniversite ve fakülteler hızla çoğaldı. Tıbbın saygınlığına yönelik eylem ve söylemler, sağlıkta şiddet yaygınlaşınca öğretim üyeleri ve doktorların yurt dışında çalışma arayışları da hızlandı. Doktorların yurtdışına gidişlerin yalnızca para kazanmaya yönelik olduğu sanısı yaygınlaştırıldı. Sayın Cumhurbaşkanı 8 Mart 2022’de Doktorların aldığı paradan örnekler vererek “…özel sektör çok veriyormuş, oraya gidiyorlar, varsın gidiyorlarsa gitsinler…” dedi.

“TIP FAKÜLTELERİ BOŞALMAYA BAŞLADI”

Tıbbın ustaları ve araştırmacılar, eğitim hastanelerini , fakülteleri ve hatta ülkeyi terk etmekteler. Tıp Fakülteleri boşalmaya başladı, nedenleri arasında: Yönetimsel ve ekonomik sorunlar, şiddet, baskı, çalışma ortamı, sosyal koşullar, akademik özerklik ve özgürlük kısıtlamaları, araştırma fonu desteklerinde yaşanan olumsuzluklar, liyakatsizlik gelmekte. Daha uygun koşullarda çalışmak amacıyla yurt dışına gitmek isteyen hekimlerin sayısı katlanarak artmakta, mesleğin iyileri gidiyorlar. Prof. Dr. Ufuk Akçiğit ve arkadaşları Türkiye Akademik Diaspora Raporu’nda sonuç olarak:” ..Gidenler ortalama olarak en verimli bilim insanlarımız, dönenler ise ( istisnalar hariç) ortalama olarak daha verimsiz araştırmacılar..” tespitinde bulunmuşlardır (5).

Türkiye’nin beyni göçüyor. Türkiye’de düşünenler zor durumda. Düşünmek için uygun ortam ve koşullar gerekir. Eskiden ülkenin bilimsel alt yapısı (laboratuvar ve donatıları) yeterli olmadığından düşündüklerini uygulamak, yaşama geçirmek için gidilirdi, son yıllarda düşünenler düşünmek için ülke terk edilmektedir. 12.000 akademisyen,10.000 doktor yurt dışına gitti. “Bilim ve sanat saygı görmediği toplumu terk eder. ”İBN-İ SİNA (980-1037).

TTB tarafından güncellenen Tabloda da görüldüğü üzere yurt dışına gitmek amacıyla iyi hal belgesi başvurusu yapan hekim sayısı 2012’de 59 iken 46 kat artarak 2685 olmuş, 2023 yılında ise 3025. Doktorların ülkeyi terk etme nedenleri açık: mesleğin saygınlığına yönelik eylem ve söylemler, can güvenliği, sağlıkta şiddet ve ekonomik nedenler. Son yapılan Yükseköğretim Kurumları sınavı(YKS)  verilerine göre Tıp Fakültelerinde kontenjanların dolmadığını görmekteyiz.

128 TIP FAKÜLTESİ

YÖK lisans atlası 2024 verilerine göre; 85 kamu, 32 vakıf, 3 KKTC ve 1 Azerbaycan olmak üzere 121, ayrıca YÖK lisans atlasında bulunmayan 7, toplam 128 fakülte var. Kamu tıp fakültelerinin 47’si ve vakıf fakültelerinin 33’ü ve KKTC toplam 83 fakülte son yirmi yılda kuruldu. Türk Tabipleri Birliği Eğitim Kolu 2023 verilerine göre Almanya nüfusu 84.3 milyon Tıp fakültesi sayısı 43, ABD’de 329.5 milyon, Tıp fakültesi 154, Çin nüfusu 1.420 milyar, Tıp Fakültesi sayısı 261. Nüfusa göre fakülte sayısı oranına bakıldığında dünya birincisiyiz. Nitelik olarak şiddetle gerilerken nicelikte birinciyiz ve her yıl öğrenci kontenjanı artırılmaktadır.

Üniversiteler ile devlet hastaneleri arasında başlayan afiliasyon (bağlanma) ile bazı üniversite hastane yönetimleri protokol ile bakanlığa geçti. Akademik özgürlük ve özerklik, liyakat, tıp etiği iyice dumura uğradı. Benzeri afiliasyon hastanesi olmayan vakıf tıp fakülteleri ile özel hastaneler arasında da yapılmaktadır. Özel hastanelere Tıp Fakültesi Hastanesi tabelaları asıldı ve orada çalışan hekimlere akademik kadro ve unvanlar verildi. YÖK doçentlik yabancı dil sınav barajını 55’e düşürdü, doçentlik sözlü sınavı kaldırıldı, profesör adayları arasında jürilerini kendileri belirleyenlerin sayısı oldukça fazla. Şişirme ve çöp yayınlarla doçent ve profesör olanlar hiçte az değil. Türkiye Fake (şaibeli/yağmacı) dergilerde yayın yapan ülkeler arasında 3. Sırada. Medyatik ve Filim Profesörlerin sayısı arttı. Ancak tüm bu bilim dışı uygulamalara karşın Resmi Gazete ilanlarında çokça akademik kadro boşluğu görülmekte.

Kamu üniversitelerinden 32’sinin hastanesi yok, bakanlık hastaneleri ile afiliye. Bakanlık hastanelerinde görev yapan doktorlar akademik unvanlı mı? Amfi derslerini verme ve ölçme değerlendirme yetisine sahipler mi? Bu afiliasyon eğitimöğretimde ne düzeyde başarılı? Yalnızca yasadaki zorunlu koşulları yerine getirmek için mi? Yani YÖK “Tıp Programlarında eğitime başlanması ve eğitimin sürdürülmesi için asgari koşullar” listesi 2/2.1 uyarınca en az 200 yataklı sağlık uygulama ve araştırma merkezi( Üniversite Hastanesi) olması koşulunu aşmak için olmalı. Eğer kontenjan 60-120 arası ise yatak kapasitesi 400 olması koşulu da var.  Anadolu’da bazı tıp fakülteleri Anabilim ve Bilim Dallarında öğretim üyesi bulunmadığından kapandığı, araştırma görevlilerini diğer fakültelere gönderdiği bilinmekte. Güneydoğu Anadolu’da 32 yıllık Tıp Fakültesinde 9 Anabilim Dalı veya Bilim Dalında öğretim üyesi yok. İstifalar nedeniyle boşalmış. Orta Anadolu’da bir Fakültede istifalar nedeniyle 6 Anabilim ve Bilim Dalında öğretim üyesi bulunmamakta. Akademik kadro eksikliği ile asla nitelikli tıp eğitimi veremezsiniz. Akademik kadronun niteliği de ayrıca çok önemli.

TIP EĞİTİMİNDE KLİNİK BİLİMLER

Tıp Eğitiminde Klinik Bilimlerin yeri asla tartışılmaz. Hastane hekim yetiştirme yuvası, dâhili ve cerrahi tıp bilimleri merkezidir. Klinik bilimin kavram ve ilkeleri, bunların entegrasyonu, klinik olgu analizi ve klinik sorunların (tanı ve tedavi) çözüm yeridir ve bunların teorik ve pratik eğitimini verirler. Vakıf Tıp Fakültelerinin 10 tanesi özel hastanelerle antlaşmalı. Buralarda çalışan hekimler eğitimci mi? Akademik unvanlı olanlar sürekli eğitim içindeler mi? Pedagojik bilgi ve deneyimleri var mı?

Sağlık Bilimleri Üniversitesi bünyesinde 11 Tıp Fakültesi var ve 9 tanesinde Temel Tıp Eğitimi için öğrenciler başka fakültelere gönderiliyor, % 90’ında Temel Tıp Eğitimi yoktur. Sağlık Bilimleri Çobanbey Tıp Fakültesi başka ülkenin topraklarında kurulmuş. Bir başka ülkede Yükseköğretim Kurumu açmak için iki ülke arasında devlet protokolü gereklidir. Çobanbey Tıp Fakültesi kuruluşunda böyle bir protokol olduğu bilgisine ulaşılamadı. Ayrıca Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne bağlı Türkiye’nin değişik şehirlerinde 60 Eğitim ve Araştırma Hastanesi var. Dünyada 11 Tıp Fakültesi ve 60 araştırma hastanesi olan bir başka Üniversite yoktur.

Vakıf üniversiteleri YÖK’ün Tıp Fakültesi açılması ölçütlerine uyulmadan fakülteler açması önlenemeyince 16.10.2020 tarihinde YÖK yasasında değişikliğe gidildi ve net kriterler getirildi. Belirlenen yükümlülükleri 2 yılda yerine getirmeyenlerin kapatılacağı hükmü var. Aradan yaklaşık 41 ay geçmesine karşın çıkarılan yasa hükümlerini bazıları uygulamıyor. Son dönemde hastanesi olmayan vakıf tıp fakülteleri özel hastaneler ile anlaşarak yasa koşullarını aşmaya çalışmaktalar. Doktor unvanı alacak öğrenciler bu koşullarda ne öğrenecekler? Bu hastanelerin kadroları eğitimci mi, bilgileri yeterli mi? İnsana müdahale yetkisi verecekleri doktor adayları ne düzeyde bilgili ve donanımlı?

 TEBDAD güncel listesinde (15 Mart 2024) 54 Fakülte akredite olmuş. Bunlardan 4 tanesi aynı fakültenin İngilizce tıp bölümleri. Vakıf Tıp Fakültelerinden toplam 9 tanesi akredite. Son iki yılda akredite olan fakülte sayısı 12. Diğer bir söylemle Tıp Fakültelerinin yarıdan fazlası UTEAK kuruluşundan 16 yıl geçmesine karşın akredite değil. Hatta 30 yıllık Kamu Tıp Fakülteleri akredite değil. Kamu ve vakıf Tıp Fakültelerinin pek çoğu akademik geçmişi ve yeterli deneyimi olmayan doktorları öğretim üyesi kadrosuna atayarak ders verdirmekte. Bu koşullarda eğitilenlerin niteliği kaygı vericidir.

SAĞLIKTA ÇÖKÜŞ

 Sağlıkta çöküş birkaç yıl önce başladı, Tıp Fakültelerini tercih edenler azaldı. Artık YKS sınavlarında tıp tercih edilmemekte ve tıp taban puanları düştü. 2023-2024 Eğitim öğretim yılında kamu tıp fakültelerinde 15, vakıf Tıp Fakültelerinde 587 (toplam 602) kontenjan boş kaldı. Alandaki hekimlerin memnuniyetsizliği, tıbbın saygınlığına yönelik söylem ve uygulamalar, ekonomik koşullar ve sağlıkta şiddet YKS 2023 sınavına giren öğrencileri de etkiledi. UÇEP’in uygulamaya konulduğu 2003 de tıp kontenjanı 4550 kişi iken 2023’de ise 21.950 kişi. Kontenjan yirmi yılda 5 katı artmış.

 Tıp Eğitiminde en önemli faktör eğiticilerin, öğretim üyelerinin niteliğidir. Ülkede her alanda olduğu gibi bilim kurumlarında da kolaycılık, unvan dağıtma ve liyakatsizlik yaygınlaştı. Doçent olmak isteyenler için bilimsel yayın yapan firma ilanları görülmekte. Doçentlik için makale yazdıklarını bildiren şirketler ve ilanları yaygın. Makale karşılığı fiyatlar belirlenmiş, ödemelerde 12 taksit dahi yapmaktalar. Tıpta durum çok da farklı değil. Özel Hastanelerde çalışan hekimlere hemen Öğretim Görevlisi Doktor unvanı verilmekte, bir yandan da şişirme yayınlarla doçentlik dosyası hazırlanmakta ve unvanlar dağıtılmakta.

Sonuçta Tıp Fakültesi açmanın yasal koşulları var. Halen fakültelerde Çekirdek Eğitimi etkileyen Laboratuvar donanımı ve akademisyen eksikleri, fakülte ve üniversite hastanesinin fiziki yetersizliği temel sorundur. Eğer etkin önlemler alınmazsa Tıp Eğitiminde tahribat daha da derinleşecektir. Daha fazla fakülte, daha çok öğrenci, daha niteliksiz eğitim sarmalından çıkmalıyız. Ülkemizde tıp eğitimi çok ciddi açmazda.

DERME ÇATMA TIP FAKÜLTELERİ

 Köklü Tıp Fakültelerini barakalara taşıyarak ve klinik eğitim olanaklarından yoksun bırakarak, alt yapısız, derme çatma Tıp Fakülteleri kurarak “iyi hekim” yetiştiremeyiz. Akredite olmayan fakülteler derhal izleme alınmalı ve tıp eğitimi standartlarını sağlamayanlara kontenjan verilmemeli. Tıp eğitiminin özelleşmesi önlenmeli. Köklü ve akredite tıp fakülte öğretim üyelerinin istifa ve erken emekliliklerini önleyici iyileştirmeler derhal yapılmalı ve tedbirler alınmalı. Özlük hakları düzeltilmeli; diğer mesleklerle örneklemeyi biz yapmayalım da karar vericiler incelesinler; 6 yıl eğitim alan ile bazı 2 yıllık eğitim alanların özlük haklarına baksınlar.

 Mezunların başarısı yetiştirenlerin niteliğini ile doğru orantılıdır. Her ülke ürettiği değerler ölçüsünde zengindir. Bilimsel, kültürel ve eğitsel değerler üniversitelerde üretilir. Üniversitelerin değeri; öğretim üyesi ve öğrencinin ürettiği eserlerle ölçülür. Bunlar; insan yetiştirme, buluş, patent, makale, kitap, teknoloji, gereç ve yöntemdir. Türk Akademisi ciddi bir “değersizleştirme süreci” yaşamakta, yalnız öğretim üyesi ve öğrencisi değil, üniversite kavramı da değersizleştirilmektedir.

Kaynaklar:

1- Uysal Osman Ata; Tıp Fakültelerinde Tıp Eğitimi Anabilim Dalı İşlevi, Tıp Fakültesi Klinikleri Cilt: 2, sayı: 1,2019.

2- Şahin E. Melih, Çağlar Tuncay; Klasik eğitime Aktif giriş: Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Deneyimi, Tıp Eğitimi dünyası. Cilt: 7, sayı:7, 2002.

3- Mezuniyet öncesi Tıp Eğitimi Ulusal Çekirdek Eğitim Programı 2020. YÖK https://www.yok.gov.tr>egitim_ogretin_dairesi.

4- Gülpınar Mehmet Ali: Merkezi Tıp Eğitimi Sınavı(METES). Marmara Medical Journal 20(2):137-143. 2007

5- Akçiğit Ufuk ve ARK. Türkiye Akademik Diaspora Raporu: Beyin Göçünden Beyin Gücüne. Türkiye Bilişim Vakfı 14.04.2023 artnotlari.com. https:// www.tbv.org.tr

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP

    SON DAKİKA HABERLERİ