‘Kaynaklar bir avuç rantiyeye’

Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, sosyal güvenliğin bir ‘lütuf’ ya da ‘yük’ değil; anayasal bir hak ve iktisadi istikrarın sigortası olduğunu belirtti.

Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “Emekliyi yoksullukta eşitleyen düzenin sonu: Zafer ekonomisi ile hak temelli sosyal güvenlik” başlıklı yazıyı açıklamasında,”Her yıl 16 Mayıs’ı içine alan haftada kutlanan Sosyal Güvenlik Haftası vesilesiyle, öncelikle büyük bir özveriyle görev yapan SGK çalışanlarımızın haftasını kutlarım. Ancak bu anlamlı hafta, aynı zamanda Türkiye’nin sürüklendiği ekonomik dar boğazın ve derinleşen toplumsal sorunların en somut yansıması haline gelen sosyal güvenlik sistemimizi; halkımızın ve özellikle emeklilerimizin giderek ağırlaşan sorunlarıyla birlikte yeniden ve ciddiyetle ele alma zorunluluğunu da ortaya koymaktadır” diyerek şunları kaydetti:

Mevcut Durumun İktisadi ve Sosyolojik Teşhisi: ‘Bir Bölüşüm Şoku’

Türkiye bugün, dünya ekonomi tarihinin gördüğü en büyük “bölüşüm şoklarından” birini yaşamaktadır.

Uygulanan neoliberal model ve ‘yolsuzluk kapitalizmi’ yani, kamu gücünün ve kaynaklarının özel çıkarlar ve kayırmacılık (nepotizm) amacıyla kullanılarak sermaye birikimi sağlanması, iktidar yanlısı şirketlere verilen haklar kapitalizmin kar odaklı yapısının, haksız rekabet ve yasa dışı yöntemlerle birleştiği, yolsuzluğun sistemin işleyişine entegre olduğu bir ekonomik yapı olarak tanımlanmasına sebep olmaktadır.

Kaynaklarımızı halkın sosyal güvenliği yerine bir avuç rantiyeye, özel çıkar amaçlı iktidar gruplarının işletmelerine aktarılmaktadır.

Sosyolojik Çürüme:

Emeklimiz bugün sadece yoksul değildir. Emeklimiz ‘sosyal dışlanmaya’ m aruz bırakılmıştır. Ömrünü bu vatana adamış büyüklerimizin yaşadığı sorunlar, ay sonunu dahi getirememeleri, çarşıda pazarda filesini dolduramamaları, Kurban Bayramı öncesinde değil kurbanlık almalarını bayramda torununa harçlık veremeyecek durumda olmaları toplumun kültürel dokusunun ve aile yapısının (mikro-sosyolojisinin) çöküşüdür.

İktisadi Paradoks:

SGK sistemi bugün bir ‘zombi kurum’ haline getirilmiştir. İnsan merkezli ekonomi yerine iktidarın ‘beton -rant ekonomisi’ tercih edildiği için istihdam yaratılamamakta, sisteme taze prim girişi sağlanamamaktadır. Zira primler çalışma hayatımız süreci içerisinde aylıklarımızdan yapılan kesintiler ile oluşturulan havuza aktarılmaktadır. Bu havuzda biriken ücretler ise emekli olduğumuz anda emekli aylığı olarak bağlanmaktadır. Ne var ki sermayeye aktarılan, bütçe uygulamaları, söz konusu emekli olunca bütçe yok denilerek göz ardı edilmektedir. Bu durum daha önce de ifade ettiğimiz gibi ekonominin politik olduğu gerçeğini ve iktidarın emekten, işçiden yana değil de sermayeden yana olduğunu en acı bir biçimde ortaya koymaktadır.

Sosyal Güvenlik Sistemi Nasıl Olmalıdır?

Sosyal güvenlik bir ‘lütuf’ ya da ‘yük’ değil; anayasal bir hak ve iktisadi istikrarın sigortasıdır. Zafer Partisi Ekonomi doktrinine göre sistem şu sac ayakları üzerine kurulmalıdır:

Primli ve Primsiz Hizmetlerin Yeniden Tanımı:

Devlet, yoksulluk sınırı altındaki Türk vatandaşlarına ‘Ayyıldız Kart’ aracılığıyla aracısız sosyal destek sunarken; çalışanların primlerini sadece ve sadece üretim yatırımlarında değerlendirecek bir ‘Adalet Fonu’ mantığıyla yönetmelidir.

İstihdam Odaklı Aktüeryal Denge:

SGK’nın açığını kapatmanın yolu emekli maaşını kısmak değil, ‘4 Bölge 4 Deniz’  projesiyle sanayiyi ve tam istihdam hedeflemesini Anadolu’ya ve ülke sathına yayarak gençlere sigortalı iş sahaları açmak olacaktır.

Refah Payı ve İntibak Yasası:

Emekli maaşları sadece enflasyona (ki o da sahte rakamlarla) değil, milli gelirdeki artışa (refah payı) endekslenmelidir. Maaşlar arasındaki adaletsizliği giderecek ‘İntibak Yasası’ derhal çıkarılmalı, 3600 ek gösterge tüm mağdurları kapsayacak şekilde genişletilmelidir.

Zafer Partisi’nin Radikal Çözüm Planı

Bizim modelimiz, saray rejiminin ‘sadaka kültürüne’ karşı, Türk Milleti’nin ‘hak temelli’ planlı kalkınma modelidir.

1. İsrafın Tasfiyesi: Kamudaki makam araçlarını, saray harcamalarını ve yandaş vakıflara aktarılan kaynakları kestiğimizde, SGK’nın yıllık açığının önemli bir kısmını tek kalemde karşılandığı unutulmamalıdır. Bu kaynakların planlı bir model ile tekrar üretime kazandırılması ve neticesinde emeklilerimiz başta olmak üzere Türk halkı hak ettiği müreffeh yaşama istikrarlı bir şekilde kavuşacaktır.

2. Anadolu Kalesi: Sığınmacıları ülkelerine göndererek, sağlık sistemimiz üzerindeki milyarlarca dolarlık yükü bitireceğiz. Kendi vatandaşımız eczanede ilaç farkı öderken, sığınmacının bedava ilaç aldığı bu ‘tersine ırkçılığa’ son vereceğiz.

Açıklamamın sonlarına gelirken, bir kez daha değinmek istediğim bir husus var; kaynak yok değil, niyet kötü! Türkiye, ‘savrulan ekonomiden’ kurtulup ‘devlet planlama’ disiplinine döndüğünde, emeklisiyle, işçisiyle ve esnafıyla beraber zenginleşecektir.

Zafer Partisi, Türk Milleti’nin ‘son savunma hattı’ olduğu kadar, ekonomik kurtuluşunun da tek adresidir. Bilimle, birlik içinde, mutlak zafere! Zafer, Türk Milleti’nin ve Türk ekonomisinin olacaktır!”

TÜRKİYE YOLLARINDA (4)

İsmail DEMİRAY

Hatay’ı geride bırakıp yola çıkarken karışık duygular içindeyiz. Ülkemizin acı kaderi olmaya devam mı edecek her yaşanan deprem?

Hatay’dan çıktıktan sonra Suriye sınırını takip ederek ilerlemeye çalışıyoruz. Suriye sınır boylarında sessiz bir yaşam hakim. Suriye’de belirsizlik buralarda da hissediliyor gibi halk arasında.

Hassa, Kilis, Elbeyli ve Karkamış’ın yanından Nizip’e uzanıyoruz. Zeugma Antik Kenti’ni ziyaret hayallerimizin arasında vardı ulaşıyor ve ziyaret ediyoruz. Kaldığımız oteller bölgesi turizm sezonunun hazırlıkları içinde, rezervasyon yaptırdığımız A oteli bizi B oteline gönderirken, sabah kahvaltımızı C otelinde yapmamız turizm işletmelerinin ciddiyetini göstermeye yetti de arttı bile.

MARDİN BÖYLE Mİ GEZİLİR?

Öğlen saatlerinde Mardin’e varıyoruz. Kullanmayı pek beceremediğim novigasyon aletim aradığımız konaklama yerini karıştırınca kendimizi Mardin’in araçla ulaşılabilecek en üst noktasında buluyoruz. Manzara muhteşem. Tek şeritli yollarda eski Mardin’in içini boydan boya park yeri sorunu nedeniyle duraklayamadan aracımızla dolaşıyoruz. Tarihi dokusunu yaşatan güzel bir kent. 1 Mayıs tatili nedeniyle her yer dolu, yemeğimizi yedikten sonra yola devam etmeye karar veriyoruz.

Akşam saatlerinde vardığımız Midyat’ın tarihi çarşılarını keyifle geziyor, yerel kebaplarının tadına bakıyoruz. Burada da yer bulamıyoruz kendimize konaklamak için. Birden havai fişekler patlamaya başlıyor, o da ne? Bölgenin takımı Ametspor Süper Lig’e çıkmış, şampiyonluk kutlamaları başlıyor, aralardan sıyrılarak son ümidimiz olan İdil’e doğru yola çıkıyoruz.

Küçük bir ilçe İdil. İyice dinlendikten sonra sabah yerel Çağdaş Fırın’la kesişiyor yolumuz. Yerel unlu çeşitli birbirlerinden lezzetli ürünlerinden alıyoruz. Kardeşler birlikte çalışıyorlar. Duvarlarında Gaffar Okan ve Ahmet Kaya’nın posterleri asılı. Fotoluyoruz izin alarak. İdil’in içinde turladıktan sonra Meryem Ana Kilisesi’nin saat 10 çanının sesini dinledikten sonra Cizre’ye doğru yola çıkıyoruz.

DİCLE’NİN HAYAT VERDİĞİ KENT; CİZRE

Cizre ortasından geçen Dicle Nehri’nin hayat verdiği tarihi çok eskilere dayanan bir kent. İnsanları sıcak kanlı, misafir sever. Cizre öğretmen evine yerleştikten sonra günümüzü Cizre’de gezmeye ayırıyoruz. Tarihi kalıntıları yapıların yanında Dicle Nehri kenarında yaratılmış yeşil doku ve sosyal hayat etkiliyor bizi. Günümüzün büyük bir bölümünü burada geçiriyoruz.

Akşam saatlerinde eşimin akrabaları olan Canberk/Reyhan Karakoç çiftinin misafirleri oluyoruz. Konuk ediyorlar bizi Cizre’de, birlikte keyifle zaman geçiriyoruz. İkisi de kamu çalışanı ve sevmişler de buraları, keyifle sürüyor yaşamları Cizre’de.

Sabah erken çıkıyoruz yola. Gün içinde Doğu Anadolu’da görseli güzel bir yolculuk bizi bekliyor. Şırnak, Siirt, Bitlis, Muş üzerinden keyifli bir yolculuk yapıyoruz duble yollardan, düşük kilometre süratlerle çevreyi gözlemleyerek. Bölge’ye görsel olarak damgasını vuran TOKİ olmuş. Her yerin görünümünü değiştirmiş. Devasa binalar barınmaya çözüm olmuş olabilir ama sanki ruhsuzlaştırmış girdiği yer yeri TOKİ.

KARLIOVA’DA DOĞU MASALLARI

Varto ilçesi üzerinden iniyoruz hedefimiz olan Karlıova’ya. Küçük şirin bir ilçe. Öğretmen evindeki odamıza yerleştikten sonra içinde şöyle bir turluyorum. Sanki 50 yıl öncesi yaşadığım Kıyık semti gibi. Sağlı sollu tek katlı iş yerleri, her köşede bir kahve, içerde içilen yoğun sigara dumanları ve yabancı olduğumuzu hissettiren bakışlar. Her şeye karşın keyifle geziyoruz Karlıova ilçesini. İçtiğimiz çaylar gerçekten kaliteli. Doğu’da çay içmenin aynı bir keyfi var, her ne kadar sigara içemesek de.

Akşam karanlığıyla birlikte 30 derecelerden geldiğimiz Güney’den sonra buralarda 5 dereceye kadar inen hava nedeniyle çantalarımızın en altındaki polarlarımızı çıkartıyoruz. Öğretmen evinin kaloriferleri yanıyor, üşümüyoruz ve güzel bir uyku ile dinlenirken bir gün sonra yaşayabileceğimiz yol maceralarını düşünüyoruz.

İpsala”da Arazi Toplulaştırması

Edirne İl genel Meclis Üyeleri, İpsala”da Arazi Toplulaştırması yapılacak köylerde vatandaşları bilgilendirdi.

Edirne İl Genel Meclisi Uzunköprü Üyesi Mustafa Üstün, İpsala Üyeleri İsmail Aliş ve Cevdet Kurt İpsala’nın Hıdırköy ve Turpçular köylerinde, tarla toplulaştırma çalışmaları konusunda vatandaşlara bilgiler verdi.

Tarla derecelendirme haritalarının askıya çıktığı köy kahvelerinde tarla sahipleri ile bir araya gelen Meclis Üyeleri, vatandaşların sorularını cevapladı.

Bilgilendirme toplantılarına, Hıdırköy Muhtarı Fikret Karaman, Turpçular Köy Muhtarı Ali Mahmut Dikme ve Korucuköy Muhtarı İzzet Sezer ‘de katıldı.

Edirne basketbolu mercek altında

İsmail DEMİRAY

Edirne Basketbol Spor Kulüpleri Koordinasyon Toplantısı, Gençlik ve Spor İl Müdürü Selim Ak’ın başkanlığında gerçekleştirildi.

İl Müdürlüğü konferans salonunda yapılan toplantıda, il genelinde basketbol branşının gelişimine yönelik çalışmalar ve kulüpler arası iş birliği konuları ele alındı. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada şöyle denildi:

“İlimizde gerçekleştirilen basketbol müsabakalarında son dönemde yaşanan bazı olaylar; sporun temel değerleri olan centilmenlik, saygı, kardeşlik ve fair-play anlayışının korunmasının önemini bir kez daha ortaya koymuştur.

Özellikle final müsabakasında yaşanan ve tribün kaynaklı bir gerginliğin saha içerisine yansıması sonucu müsabakanın sağlıklı şekilde sürdürülememesi, çocuklarımızın psikolojik ve fiziksel güvenliği açısından tüm paydaşlarımızı üzmüştür. Kulüp yöneticilerinin aldığı karar neticesinde müsabaka tamamlanamamış ve mevzuatlar doğrultusunda süreç ilgili kurullara havale edilmiştir.

Yaşanan süreç sonrasında İl Müdürlüğümüz koordinesinde il temsilciliği olarak kulüp yöneticileri, antrenörler ve ilgili paydaşların katılımıyla bir değerlendirme ve istişare toplantısı gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmelerde; kulüpler arasında oluşan gerginliğin sona erdirilmesi, çocuklarımızın spor ortamlarında huzur ve güven içerisinde gelişimlerini sürdürebilmeleri ve basketbol camiamızdaki birlik beraberlik ortamının yeniden güçlendirilmesi konusunda ortak irade ortaya konulmuştur.

Yapılan istişare neticesinde  alınan kararlar doğrultusunda;

Müsabakalarda spor ahlakı ve fair-play anlayışının korunmasına azami hassasiyet gösterilmesi,

Velilerin tribün davranışları konusunda kulüpler tarafından daha etkin bilgilendirilmesi,

Çocuklarımızın olumsuz rekabet ortamlarından uzak tutulması,

Antrenör, yönetici ve velilerin söylem ve davranışlarında birleştirici dil kullanması,

Benzer olayların tekrar yaşanmaması adına gerekli koordinasyon ve iletişim süreçlerinin güçlendirilmesi hususlarında ortak mutabakata varılmıştır.

Basketbol; çocuklarımızı ayrıştıran değil birleştiren, rekabeti düşmanlığa değil gelişime dönüştüren önemli bir eğitim ve gelişim alanıdır. Tüm kulüplerimizin, antrenörlerimizin, velilerimizin ve sporcularımızın bundan sonraki süreçte daha sağduyulu hareket edeceğine olan inancımız tamdır.”

Lalapaşa turnuvasında ilk 8 belli oldu

İsmail DEMİRAY

Lalapaşa Belediyesi’nce 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlenen Halı Saha Futbol Turnuvası’nda üçüncü gün programı sonunda Ortakçı ve Sinanköy (1) takımları da rakiplerini eleyerek bir üst tura yükseldi.

Lalapaşa ve köylerinden toplam 16 takımın katıldığı turnuvada üçüncü gün Ortakçı takımı rakibi Vaysal’ı 8-1’lik skorla geçerken, günün ikinci maçında Sinanköy (1) takımı rakibi Hanlıyenice (1) takımını 4-1’lik skorla geçti.

Halı Saha Futbol Turnuvası’na dün akşam Hacıdanişment – Lalapaşa Muhteremler, ardından  Sarıdanişment – Lalapaşaspor takımları karşı karşıya geldi. Bu karşılaşmalar gazetemiz baskıya girdiği saatlerde oynanması sebebiyle sonuçlarını daha sonra vereceğiz. Bu karşılaşmaların sonuçları ile turnuvada ilk 8’e kalan takımlar böylelikle belli olmuş oldu.

TURNUVADA İLK 3 GÜN SONUÇLAR     

11 Mayıs Pazartesi

Sinanköy (2) 10-6 Süleymandışment

Taşlımüsellim 8-2 Hanlıyenice

12 Mayıs Salı

Çallıdere Komando 7-2 Balkan Rüzgarı

Merkez Mahallesi 5-3 Çallıdere Piyade 

13 Mayıs Çarşamba

Ortakçı 8-1Vaysal

 Hanlıyenice (1) 1–4 Sinanköy (1)

Bir Savaş Kaç Para?

Bundan üç yıl önce Ömer Halisdemir Üniversitesi’nin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi’nde ABD ve Çin’in sistemik seviyede etki analizini yaptığım bir bilimsel makalem yayınlanmıştı. O makalede sorduğum soru ABD ve Çin’in kaçınılmaz olarak bir savaşa mı gittiğiydi. Makalenin bulguları ise bu soruya hayır cevabını iki devletin sistemik seviyede birbirleri ile olan rekabetçi işbirliği dolayısıyla veriyordu.

Yani iki devlet kaçınılmaz olarak savaşa gitmiyor. Bir yandan birbirlerine olan ihtiyaçlarını ortaya koyarken diğer yandan da birbirlerine “az maliyetli” yollardan üstünlük sağlamaya çalışıyorlar.

Şimdi bu “az maliyetli” yollara dikkat çekmek lazım. Zira savaş çığırtkanlıklarının içinde örtülü operasyonlar, sanayi casuslukları, fikri mülkiyet haklarının ihlali gibi konular görmezden geliniyor. Öyle ya savaş diye bağırınca herkes dönüp bir bakıyor. Ama kazın ayağı öyle değil.

Yukarıda bahsettiğim makalemin yayından yaklaşık yedi ay sonra Kasım 2023’te ŞiCinping Kaliforniya, San Fransisko’da ABD Başkanı Biden ile buluştu. Toplantı sırasında ABD başkanı Uygur Özerk bölgesi ve Tibet’te gerçekleştirilen insan hakları ihlallerine istinaden görüş belirtti. Buna ek olarak iki devletin aralarındaki görüş ayrılıklarına rağmen ekonomik iş birliği yapılması ve askeri alanda doğrudan irtibat kurulması hususunda görüş birliğine varıldı. Üstelik bu toplantıdan saatler sonra Biden, ŞiCinping için diktatör ifadesini kullandı buna rağmen iki devletin yarışmacı iş birliği devam etti.

San Fransisko’daki toplantıdan sora ve yukarıda bahsettiğim makalemin yayınından yaklaşık bir yıl sonra Mart 2024’te ABD’nin başta Federal Expres isimli kargo şirketi, kargo şirketi deyip geçmeyin; 2025 rakamlarıyla geliri 87,9 milyar dolar, net geliri 4,09 milyar dolar, toplam varlıkları 87,6 milyar dolar ve 440 bin çalışanı mevcut, buna ek olarak Qualcomm isimli kablo şirketi, kablo şirketi deyip geçmeyin; 2025 rakamlarıyla geliri 44,28 milyar dolar, net geliri 5,41 milyar dolar, toplam varlıkları 50,14 milyar dolar ve 52 bin çalışanı mevcut. ABD’nin önde gelen şirketlerinin ŞiCingpin ile görüşmesinde Çin devlet başkanı ABD ile Çin’in birbirlerinin gelişmesi için önemli destekler olduğunu da belirtti.

Şimdi de Trump Çin’de. Bir önceki başkanlık döneminde de gitmişti. Yukarıda anlatılan hususlara dair konuşmalar yapıldı. Yine ekonomik ilişkiler öne çıkarıldı. Trump’ın delegasyonunda Apple (2025 geliri 416 milyar dolar), Blacstone (2025 geliri 14,5 milyar dolar), Boeing (2025 geliri 89,5 milyar dolar), Cargill (2025 geliri165 milyar dolar), Citigroup (2025 geliri 85,2 milyar dolar), General Electric Aerospace (2025 geliri 45,86 milyar dolar), Goldman Sachs (2025 geliri 58,28 milyar dolar), Illumina (2025 geliri 4,37 milyar dolar), Mastercard (2025 geliri32,8 milyar dolar), Micron Technology (2025 geliri 37,4 milyar dolar), Nvidia (2025 geliri130,5 milyar dolar), Qualcomm (2025 geliri 44,28 milyar dolar), SpaceX (2025 geliri16 milyar dolar), Tesla (2025 geliri 94,83 milyar dolar) ve Visa’nın (2025 geliri 40 milyar dolar) yöneticileri yer aldı. Üstelik bu yazı kaleme alınırken daha fazla şirketin yöneticisinin de bu delegasyona katılması bekleniyordu.

ŞiCinping, Tayvan meselesi dolayısıyla çatışma ihtimalinin oluşabileceğini ifade etmesi ise bizim 3. Dünya Savaşı çıkacak yayın grubu için kullanışlı bir aparat olabilir. Ancak yine kötü haber; bu durumun gerçekleşmemesi için adımlar çoktan atıldı. Ayrıca Tayvan gerginliği Trump’ın ilk döneminde ardından Biden döneminde de vardı. Neyse asıl önemli kısmın olduğunu düşünenler ellerine kumandayı alabilirler. Bu köşe yazısında o ekmek için bir yağ bulunmuyor.

Ha şunu da unutmayalım; ABD Devlet Sekreteri Marko Rubio’nun hem Uygur Özerk bölgesi hem de Tibet’teki insan hakları ihlallerini belirttiği için Çin’e giriş yasağı vardı. Çin bu yasağı kaldırdı. Magazin basınlı uluslararası ilişkiler analizlerinde bir harf değişikliği üzerinden verilen giriş izninin çok konuşulduğunu görüyorum ancak burada da asıl dikkate alınması gereken şey “Çin aleyhine konuşan” birinin giriş izninin verilmesi. Bunun sebebi de yukarıdaki şirket gelirlerinde yatıyor. Başka bir deyişle ekonomik kapasiteniz genişse istediğinizi söylersiniz. Seve seve sizi ülkelerine almak zorunda kalırlar. Bu söylemler sadece Trump döneminde değil öncesinde de defaatle üst düzey Amerikalı politika yapıcılar tarafından dile getirildi.

Gelelim bir savaş kaç para sorusuna; en azından 1 trilyon 274 milyar 52 milyon dolar. Bu hesap yukarıdaki şirket gelirlerinin kabaca toplanması ile elde edildi. Çin’in şirketleri, ABD ve Çin ile iş yapan dünyanın geri kalan devletlerinin kayıpları hesaplanmadı bile…Türkiye’nin nominal Gayrisafi Yurtiçi Hasılası yaklaşık 1 milyar 390 milyon dolar. Hesabı siz yapın. Ne var yahu bir deli bu parayı kaybetmeyi göze alabilir şeklindeki “muhteşem uluslararası politikada sistemik yapı bilgisine” dayalı bir ifade kurmaya hazırlananlar için yine ellerine televizyon kumandası almayı tavsiye ederken şunu eklemek isterim; ABD Savunma Sekreteri Pete Hegseth, ABD Savunma Sekreterliği Mali İşlerden Sorumlu Sekreter Yardımcısı Jules J. Hurst ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine Temsilciler Meclisi’nden ödenek almak için ifade vermeye gittiklerinde (evet önce ifadeler verilir, hesaplar sorulur ondan sonra ödenekler verilir) İran’a yönelik saldırıların 29 milyar dolar olduğunu belirtince soğuk terler dökmek zorunda kaldılar. Neyse size iyi televizyon seyirleri… Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları.

Vuslat Derneği 2026 Kurban Bağışı Kampanyasını Başlattı: “Bu Bayram Senin Kurbanın Ne?”

Vuslat Derneği, 2026 yılı kurban bağışı organizasyonu için hazırlıklarını tamamlayarak yeni kampanyasını duyurdu. Kurban Bayramı öncesinde başlatılan çalışma, “Bu Bayram Senin Kurbanın Ne?” mesajıyla dikkat çekerken, yalnızca kurban kesimi değil, ibadetin manevi boyutuna da odaklanıyor.

Dernek tarafından yapılan açıklamada, bu yılki kurban organizasyonunun klasik yardım anlayışının ötesine geçtiği belirtildi. Kampanyanın, bireyleri fedakârlık kavramını kendi hayatları üzerinden yeniden değerlendirmeye teşvik ettiği ifade edildi. Kurban ibadetinin özünde yer alan teslimiyet ve adanmışlık duygusunun, modern yaşamın yoğunluğu içinde çoğu zaman geri planda kaldığına dikkat çekilerek, bu farkındalığın yeniden güçlendirilmesinin amaçlandığı vurgulandı.

Vuslat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Taştan, kurban bağışı sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, kurban ibadetinin yalnızca yerine getirilen bir görev olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Taştan, “Kurban, insanın Allah rızası için neleri feda edebileceğini sorguladığı önemli bir ibadettir” diyerek, bu kampanya ile daha bilinçli bir yaklaşım oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti. Ayrıca organizasyonun hem dini kurallara uygunluk hem de operasyonel süreçler açısından titizlikle planlandığını söyledi.

2026 kurban organizasyonu kapsamında derneğin Türkiye’nin farklı bölgeleri ile birlikte Afrika başta olmak üzere çeşitli ülkelerde ihtiyaç sahiplerine ulaşacağı bildirildi. Kurban bağışı sürecinde şeffaflık ilkesinin ön planda tutulacağı, bağışçıların kurban kesimi ve dağıtım aşamalarını takip edebileceği sistemlerin hazırlandığı da açıklandı.

Afrika kurban bağışı kapsamında büyükbaş hisse bedelinin 5 bin TL olarak belirlendiği duyurulurken, kurban bağışı yapmak isteyenlerin derneğin vuslat.org.tr internet sitesi üzerinden başvuru yapabileceği ifade edildi. Kurban bağışı yapmak isteyenler için sürecin kolay ve erişilebilir şekilde planlandığı belirtildi.

Dernek tarafından yapılan açıklamada, yıl boyunca farklı kurban bağışlarının kabul edildiği ifade edildi. Nafile kurban organizasyonlarının sürdürüldüğü, ayrıca adak, şükür, şifa, sadaka ve akika kurbanı bağışı yapan bağışçıların emanetlerinin de ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığı bildirildi.

CHP İl Başkanlarından ortak açıklama

CHP İl Başkanları ortak açıklama yaparak, “Kirli ve karanlık odakların siyaseti dizayn etme çabasına izin vermeyeceğiz dedi.

Başkanların açıklamasında şunlara yer verildi:

Tarihimizin her döneminde siyasi rekabet yaşanmış, fikir ayrılıkları olmuş, hangi görüşün hakim olacağı konusunda mücadele verilmiştir. Bu mücadelenin yol ve yöntemleri yıllardır bellidir.

AKP iktidarının, vatandaşlarımızın yaşadığı gerçek, yakıcı ve ağır sorunları çözmeye muktedir olmadığı ortaya çıkmıştır.

Zamanı gelen bir iktidar değişimine direnmek için gösterdiği beyhude çaba, AKP’yi en temel insani değerlerimize aykırı marjinal bir pozisyona savurmuştur.

İktidar; siyasi tükenmişliğinin sonucunda ahlaki değerlerinin tamamını da yitirmiş haldedir.

Halkımız; iktidarın ahlaki pusulasını kaybetmesini, iftira atmanın da ötesine geçerek insanların onuruna ve iffetine alçakça saldırılara yeltenmesini ibretle görüyor, not alıyor.

Çaresizce sarıldıkları ahlaksız saldırıların senaryosunun altında karanlık, kadın düşmanı ve sapkın bir zihin yapısının olduğu, bu zihniyetin kimseye bir faydası olamayacağı açıktır.

Genel Başkanımızı, yöneticilerimizi ve bilhassa kadın siyasetçileri hedef alan bu mide bulandırıcı kampanyayı yürütenlerin aciz birer kukla olduğunu biliyoruz. Bu kuklaların iplerini elinde tutan, devletin gücünü kendi gücü zannedenlerin hangi çarpık ilişki ağları içinde yer aldığını da detaylarıyla biliyoruz.

Sefil saldırıların hedefi olan tüm kadın yol arkadaşlarımızın yanındayız. Her birinin hakkını, hukukunu ve onurunu savunmayı görev biliyoruz.

81 ilde Genel Başkanımız Özgür Özel liderliğinde, tüm gücümüzle memleketimizin geleceği için çalışmaya dün olduğundan daha kararlı şekilde devam edeceğiz.

Hakikat mutlaka kazanacak.

Hak yerini bulacak.

Halkımız hak ettiği onurlu hayata CHP iktidarında kavuşacak.

Halkın dediği olacak, Türkiye kazanacak.

Karaağaç’ta ‘Tohum-Takas’ bayramı!

Mehmet ŞELECİ

Edirne Belediyesi tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen Tohum-Takas Şenliği, Karaağaç Mahallesi’ndeki Karaağaç Ortaokulu Bahçesi’nde gerçekleştirildi.

Kentte, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kapsamında gerçekleştirilen Tohum-Takas Şenliği’ne; Vali Yardımcısı Turgut Subaşı, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Başkanı Sezai Irmak, protokol, çok sayıda vatandaş ve çiftçi katıldı. Etkinlik kapsamında komşu illerden gelen çiftçiler etkinlik alanında stant açtı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’yla başlayan etkinlikte öğrencilerin halk oyunu gösterisi sergiledi.

Açılışta konuşan Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, çiftçilerin alın terinin ülkemizin geleceğinin en büyük teminatı olduğunu söyledi.

‘YERLİ TOHUMA ÖNEM VERMEMİZ LAZIM’

ETSO Başkanı Sezai Irmak yerli tohumun önemine vurgu yaparak, “Öncelikle 14 Mayıs Çiftçiler Günü’nü kutluyorum. Ama bunun ötesinde Tohum-Takas Şenliği çok önemli ve isabetli. Benim köyde küçük bir yerim var ve iki üç yıldır orada sebze meyve işinde uğraşıyorum. Bundan iki sene önce Ziraat Oda Başkanı’na Ayşekadın fasulye yerli tohumu lazım dedim. 30-40 yıl önce her gün bu Karaağaç’tan 50-60 kamyon Ayşekadın fasulyenin İstanbul haline gittiğini bilirim ben. Şimdi tohumu bile kalmamış Ayşekadın’da. O yüzden yerli tohuma önem vermemiz lazım. Sayın Belediye Başkanımızı yürekten kutluyorum” dedi.

‘ÜRETİCİNİN YANINDA OLMAYI BİR SORUMLULUK OLARAK GÖRÜYORUZ’

Belediye Başkanı Filiz Gencan da Edirne’nin tarım şehri olduğunu hatırlatarak, “Çeltiğiyle, ayçiçeğiyle, buğdayıyla bu ülkenin üretim gücüne omuz veren bir şehir. O yüzden yerli tohumu konuşmak Edirne’de sadece tarımı konuşmak değildir. Emeği konuşmak, geçmişi konuşmak, geleceği konuşmaktır. Ben bir çiftçi kızıyım. Toprağa emek vermenin ne demek olduğunu, üretmenin ne kadar zor olduğunu ama ne kadar kıymetli bir iş olduğunu biliyorum. Göreve geldiğimizde bu yüzden Tarımsal Hizmetler Müdürlüğümüzü kurduk. Çünkü bu şehirde tarım belediyenin uzaktan bakacağı bir alan değil, doğrudan sorumluluk alması gereken bir alandır. Bugün geldiğimiz noktada Karaağaç’taki Cumhuriyet Çiftliği’ndeki ata tohumlarımızı ekiyor, çoğaltıyor, belediyemize ait arazilerde üretimi büyütüyoruz. Tayakadın’da, TOKİ’de, Dört Kayalar’da, Belkop’ta, Yıldırım’da işlediğimiz alanlarda buğday, arpa, ayçiçeği ve nohut ekiyoruz. Dronla ilaçlama yapıyor modern tarım uygulamalarını üretim süreçlerine dahil ediyoruz. Çünkü biz üreticinin yanında olmayı bir tercih değil, sorumluluk olarak görüyoruz. Ata tohumlarımızı takas ediyor, üreticilerimizle ve hemşerilerimizle binlerce fideyi buluşturuyoruz” diye konuştu.

 Konuşmaların ardından etkinlikte 10 bin adet fide ve ata tohumu dağıtıldı. Açılıştan sonra Belediye Başkanı Gencan, stantları gezerek üreticilerle bir araya geldi.