Gravion Turizm ile Fethiye’de Unutulmaz Maceralar

Bazı tatiller sadece dinlendirir, bazıları ise insanın içinde iz bırakır. Fethiye, bu ikinci gruba giren nadir yerlerden biridir. Çünkü burada doğa sadece izlenmez, yaşanır. Zirveden gökyüzüne süzülmek isteyenler için Fethiye yamaç paraşütü, adrenalinle huzurun aynı anda hissedildiği eşsiz bir deneyim sunar. Gravion Turizm, bu deneyimi güvenle yaşamak isteyenler için yılların tecrübesini profesyonel bir organizasyonla birleştirir.

Ancak Fethiye sadece gökyüzüyle değil, su altındaki dünyasıyla da nefes keser. Gökyüzünden sonra rotayı mavi derinliklere çevirmek isteyenlerin tercihi Fethiye tüplü dalış olurken, birçok misafir bu iki deneyimi birlikte planlamayı tercih ediyor. Elbette tüm bu maceralar planlanırken Fethiye yamaç paraşütü fiyatları da merak edilen önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Gravion Turizm, bu noktada şeffaf ve dengeli yaklaşımıyla güven veriyor.

Yamaç Paraşütünde Fiyatın Ardındaki Gerçek Değer

Yamaç paraşütü söz konusu olduğunda fiyat, çoğu zaman yanlış yorumlanan bir kavramdır. Gravion Turizm için fiyat; yalnızca uçuş süresini değil, uçuşun tamamını kapsayan profesyonel bir süreci ifade eder. Uçuş öncesi bilgilendirme, ekipman kontrolü, hava analizi ve pilot tecrübesi bu sürecin temel taşlarıdır.

Gravion Turizm, fiyat politikasını “en ucuz olmak” üzerine değil, “en doğru hizmeti sunmak” üzerine kurar. Bu nedenle sürpriz maliyetlerle karşılaşılmaz, vaat edilen neyse birebir sunulur. Uçuş sırasında hissedilen güven ve rahatlık, ödediğiniz bedelin karşılığını fazlasıyla aldığınızı hissettirir.

Gökyüzüyle Sınırlı Kalmayan Bir Deneyim: Tüplü Dalış

Fethiye’yi özel kılan şey, maceranın tek boyutlu olmamasıdır. Gravion Turizm, yamaç paraşütünü Fethiye tüplü dalış deneyimiyle birleştirerek misafirlerine çok yönlü bir tatil sunar. Gökyüzünde özgürlüğü tattıktan sonra, denizin altında sessiz ve büyüleyici bir dünyaya adım atmak bambaşka bir histir.

Tüplü dalış organizasyonlarında da aynı profesyonellik ve güvenlik anlayışı geçerlidir. Eğitimli dalış eğitmenleri, ilk kez dalacak olanlara sabırla rehberlik ederken deneyimli dalgıçlara da keşif dolu rotalar sunar. Bu iki deneyimi tek çatı altında, planlı ve güvenli şekilde sunabilmek Gravion Turizm’in en güçlü yanlarından biridir.

Gravion Turizm’in Fark Yaratan Hizmet Anlayışı

Gravion Turizm, macera turizmini seri bir hizmet olarak görmez. Her misafir, ayrı bir hikâye ve beklentiyle değerlendirilir. Kimisi ilk kez yamaç paraşütü yapacaktır, kimisi dalış konusunda heyecanlıdır. Firma, bu farklı beklentileri doğru analiz ederek kişiye özel bir planlama yapar.

Pilotlar ve eğitmenler sadece teknik açıdan değil, iletişim konusunda da son derece güçlüdür. Misafirlerin heyecanını anlayan, sorularını sabırla yanıtlayan ve güven veren bir yaklaşım benimsenir. Bu da özellikle ilk kez bu deneyimleri yaşayacak olanlar için büyük bir avantaj sağlar.

Neden Gravion Turizm ile Fethiye’yi Keşfetmelisiniz?

Fethiye’de birçok aktivite firması olabilir, ancak Gravion Turizm’i farklı kılan şey detaylara verdiği önemdir. Güvenlikten ödün vermeyen yaklaşım, kaliteli ekipman kullanımı ve şeffaf fiyat politikası, firmayı tercih edenlerin tekrar tekrar geri dönmesini sağlar.

Yamaç paraşütü ve tüplü dalış gibi iki yüksek deneyimi aynı tatilde sorunsuz şekilde yaşamak, doğru organizasyonla mümkündür. Gravion Turizm, bunu yıllardır istikrarlı şekilde başaran firmalardan biridir. Burada amaç sadece bir aktivite yaptırmak değil, unutulmayacak bir anı bırakmaktır.

56 Yıllık Gurur!


Bugün 2 Şubat 1970’de başlayan yayın hayatımızın 56. yılını kutluyoruz!
📌 Edirne Hudut Gazetesi, 1970’den bu yana Edirne’nin sesi oldu; kentimizin kültürünü, sorunlarını, güzelliklerini tarafsız ve doğru habercilik ile sizlerle buluşturdu.
🔎 Yerel basının öncülerinden olmanın getirdiği sorumlulukla; geçmişimizden aldığımız güçle, geleceğe daha da sağlam adımlarla ilerliyoruz.
Teşekkürler Edirne, teşekkürler sevgili okurlarımız! 💛📰✨

HudutGazetesi #56Yıl #YerelBasın #Edirne

‘Trakya sözün değil, suyun bittiği yer!’

DOKU Derneği Başkanı Göksal Çidem, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Trakya’da su bittiğini, bölgede obruklar oluşmaya başladığına dikkat çekerek, “Ergene kaynakları mutlak koruma altına alınmadan yapılan her yatırım beyhudedir” dedi.

Çidem, 2 Şubat 1971 yılında imzaya açılan Sulak Alanların Korunması Sözleşmesini Türkiye’nin 17 Mayıs 1994 tarihinde imzaladığını anımsatarak, “2 Şubat  kutlama değil, kaybettiğimiz sulak alanlardan ders alma, kalanlar için ise, nasıl kurtarırız diye hesap yapma  günüdür. Ülkemiz de son 50 yılda Marmara Denizi kadar bir sulak alanı kaybettik. Hani  Doğada her canlının yaşama hakkı vardı? Yaklaşık 40 yıldır, günlük çıkarlar uğruna  milyonlarca canı yok ettik. Bölgemizdeki en çarpıcı örnek Ergene’dir” ifadelerini kullandı. Çidek açıklamasında şunlara yer verdi:

ERGENE ÖRNEĞİ

Yaşı yarım asrı devirenler, doğaya  çıktıklarında ‘ bizim zamanımızda şurada pınar, şurada kaynak vardı, pırıl pırılsu akardı’ diye söze başlarlar. Ergene de tutulan yayın ve sazan balıklarını anlatırlar. Yüzmeyi orada öğrendik derler. Peki şimdi neden balık yok? Neden yüzemiyorsunuz dediğinizde. Verilen cevap ‘çok kirli’, ‘çok kötü kokuyor’.  Çünkü Ergene’den su değil, sıvı akıyor..

İyi de, temiz olan su ve içinde ki yaşam  neden yok oldu? Kim yok etti?  Asıl sorun da burada.

Ergene yok edilirken, herkes  temizlenecek diyor. Ergene kurtulacaksa  kurtarmaya önce kaynaklarından başlanmalı. Ergene kaynaklarının bulunduğu Istrancalar’da yüzlerce taş ocağı, binlerce RES var.

Ergene kaynakları mutlak koruma altına alınmadan yapılan her yatırım beyhudedirPlanlama doğru olmalı. Bilimsel olmalı.

Doğal varlıkların yok  olmasındaki en büyük etken yanlış planlamalar ve bu planları yapanlar ve onaylayanlardır. Yanlış planlara dava açınca da ‘Bunlar her şeye karşı çıkıyor’ hemen bir uyduruk yafta takıyorlar. Yatırım düşmanı, bölücü, marjinal guruplar v.b. diyorlar. Bizler sadece ‘yaşamı savunuyoruz’. Yaşam için de milyonlarca yıldır, yaşam kaynağı olan doğal varlıklarımızı korumak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir Dünya  bırakma derdindeyiz.

RAMSAR

Dünyanın en  önemli sulak alanlarından İğneada Longozu’nun 2012 yılında RAMSAR kapsamına alınacağı ilan edilmiş, ancak daha sonra  İğneada unutulmuş, yok sayılmış ve yok sayılmaya devam etmektedir. 2012’den sonra, termik, nükleer, liman ve barajlar ile gündeme gelmektedir. İğneada RAMSAR kapsamına alınmalı, tüm Dünyaya tanıtılmalıdır. Çünkü, Dünya’da Amazon ve Afrika Kongo’sundan sonra bu ölçekte en büyük subasar (longoz) ormanı,  ülkemizde, İğneada beldemizdedir.

İğneada bölgesinde Küresel Çevre Fonu ve AB katkılarıyla milyon dolarlık projeler yapıldı. Hazırlanan dosyalar UNESCO ya sunulacaktı. Sunulmadı. Yıllardır  sunulmuyor. Sorduk, Neyi bekliyoruz? Cevap. ‘Proje sahasının biyosfer alan olarak kabul edilmesine yönelik bir Biyosfer Alan Adaylık Dosyası hazırlanmış ancak UNESCO MAB Komisyonuna sunulmamıştır’ deniyor. Gerekçe ne?

ISTRANCALAR’IN HER TARAFI PARAMPARÇA

Ülkemizin koruma değeri olan sahalarının etkin korunması yönetimi gereken etki ve yetkiyi sağladığından UNESCO’ya sunup Biyosfer Rezervi statüsü verilmesine gerek duyulmamış.

Buna gerek duyulmadığı için Istrancalar’ın her tarafı paramparça oldu. 1/3 Bulgaristan’da olan Istrancalar bir bütün olarak korunurken, Bizim 2/3 Istrancalar talan ediliyor.

İğneada longoz ormanları için de verilen cevaplarda RAMSAR kapsamına alınma çalışması devam ediyor muş..

Yıllar geçti. Geçmeye devam ediyor. Yok edildikten sonra, Ergene misali nasıl temizleriz, nasıl kurtarırız için milyonlar harcamak gerekiyor. Aslında korumanın maliyeti sıfır. Hiçbir şey yapma. Doğayı kendi haline bırak.

Turizm bölge planı, Doğa Turizm Master Plan, Biyosfer Rezev Alan projesi, İğneada longoz Ramsar projesi akıbeti? Bilmiyoruz.

Şimdi bir daha sormak gerekiyor.. O halde bu projeler  kapsamındaki dosyalar neden hazırlandı.? Neden sunulmuyor..?

Trakya’da su bitti. Trakya topraklarında Çorlu ve Malkara’da obruklar oluşmaya başladı. Su, bulunduğu havzaya ve oradaki canlılara aittir. Doğal bir varlıktır. Su, tüm canlılar için yaşamın temel koşuludur. Yerin altında da, üstünde de su kalmadı. Su bitti. Söz bitti. Tuz koktu. Trakya sözün bittiği yer değil, suyun bittiği yer. “

Hobisinin ustası oldu!

Olgay GÜLER

Edirne’de sanayi sitesinde 20 yıl boyunca oto yıkama işi yapan Yusuf Dobranyalı (48), gelişen teknolojiyle birlikte artan elektrikli bisiklet ve skuter gibi araçların tamirini öğrenip, kendi işletmesini açtı.

Edirne Sanayi Sitesi’nde, elektrikli araç tamiri yapan evli ve 2 çocuk babası Yusuf Dobranyalı, çocukluğunda elektrik ve elektroniğe merak saldı. 2003 yılında sanayi sitesinde oto yıkamacı olarak çalışma hayatına giren Dobranyalı, teknolojinin gelişmesiyle 2023 yılında çocukluk hobisini mesleğe dönüştürmeye karar verdi. Sanayide elektrikli bisiklet ve skuter gibi araçların tamirini öğrenerek kendi işletmesini açan Dobranyalı zamanla ustalaşarak, aranan isim haline geldi.

‘TEKNOLOJİYE AYAK UYDURMAYA KARAR VERDİM’

Teknolojiyle birlikte ihtiyaçların da arttığını, bu nedenle çalışma alanını değiştirdiğini anlatan Dobranyalı, “Oto yıkama sektörüne 2003 yılında girdim. 2003’ten 2023’e kadar da yıkama ve oto kuaför hizmeti verdim. Bu yıllar içerisinde teknolojimiz ilerledi. Bataryalı ürünler, şarjlı ürünler, hayatımızın her alanına, her yönüne girmeye başladı. Baktım ki elektrikli araçlar, skuterlerde, bisikletlerde bir devrim, bir gelişme yaşanacak. Ben de buna bir ayak uydurayım dedim. Ufak araştırmalarla, çalışmalarla bu sektöre adapte oldum. Şu anda elektrikli araçlar her geçen gün artmaya başladı. Onların üzerine de çalışmalarım var. Her geçen gün de çalışmalarımı arttırmaya ettiriyorum” dedi.

‘YAPILAMAYACAK HİÇBİR İŞ YOK’

Elektrik ve elektronikli aletlere çocukluğundan beri ilgi duyduğunu anlatan Dobranyalı, “Elektronik altyapım hobi amaçlı başladı. Hobi olarak girdim bu sektöre. Tabi altyapım, yani elektronik üzerinde çalışmışlığım da vardı. Her ne olursa olsun bir insanın içinde bir merak varsa, bir heves varsa, ‘Ben bu işi yapacağım, ben bu işin üstesinden geleceğim’ derse yapılamayacak hiçbir iş yoktur. Bütün ürünlerin, bütün markaların yetkili servisleri Edirne’de mevcut ama benzinli ağırlıklı servisler oldukları için elektrikli dönüşümüne ayak uydurabilen de var, uyduramayan da var. Biz burada o arkadaşlarımıza da yardımcı olabiliyoruz. Yapılamayan veya yapılamayacak olanları da kendi işlerimizde yapmaya gayret ediyoruz” diye konuştu.

‘İNSANLAR ŞARJLI ÜRÜNLERE TAM ADAPTE OLAMADI’

Toplumda elektrikli araçların nasıl kullanılacağı konusunda henüz tam bilinç oluşmadığını dile getiren Yusuf Dobranyalı, “Bizim ürünlerimiz soğuk havalara, yağmurlu havalara, yağışlı havalara uygun değil. O yüzden yağmurda elektronik aksamlar arıza verebiliyor, arızaya geçebiliyor. Koşullar buna şu an için uygun değil. Şarjlı ürünlere insanlarımız tam adapte olamadılar. Ürünü nasıl kullanacakları konusunda tam bir teknik bilgiye sahip değiller. Ürünü kışın kenara koyuyorlar, ‘Nasılsa kış geldi, dursun yaza binerim’ diye bir hataya kapılıyorlar. Bu ürün her ne olursa olsun kullanılsın veya kullanılmasın, 15 günde bir şarj edilmesi gerekiyor. Şarj etmedikleri ürünlerin bu sefer arızaya geçmesi kaçınılmaz oluyor. Batarya veya pil şarj edilmezse, çökme dediğimiz, sülfatlaşma dediğimiz tepkimelerle ürün şarjını ve kapasitesini kendi kendine kaybediyor. Siz ürünü her ne kadar şarja da taksanız, sonuç vermiyor” ifadelerini kullandı.

Berat Kandili bu gece

Üçüncü kandil olan ve Şaban ayı içerisinde yer alan Berat Kandili bu gece idrak edilecek.

Müslümanlar bu gece bolca ibadet ederek, af dileyecek. Berat Kandili gecesi ibadetlerin faziletinin çok büyük olduğuna inanılıyor.

Ramazan ayı 19 Şubat 2026 Perşembe günü başlayacak. Kadir Gecesi 16 Mart 2026 Pazartesi günü idrak edilecek. Üç günlük Ramazan Bayramı 20 Mart 2026 Cuma günü başlayacak.

EDİRNE BELEDİYE BAŞKANI GENCAN

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Berat Kandili vesilesiyle bir mesaj yayımlayarak tüm hemşehrilerinin ve İslam aleminin mübarek gecesini kutladı.

Başkan Gencan, yayınladığı mesajında şunlara yer verdi:

“Ramazan ayının müjdeleyicisi olan Berat Kandili’ne ulaşmanın huzurunu yaşıyoruz.

Toplumsal hayatımızda önemli bir yeri olan bu özel günler; birliğimizi güçlendirmek, dayanışma ruhumuzu tazelemek ve birbirimize olan bağlarımızı kuvvetlendirmek için kıymetli birer fırsattır.

Edirne Belediyesi olarak, şehrimizin her köşesinde huzurun ve kardeşliğin egemen olması için çalışmaya devam ediyoruz. Bu anlamlı gecenin, kırgınlıkların yerini hoşgörüye bıraktığı, toplumsal barışın ve sevginin arttığı bir iklime vesile olmasını temenni ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, tüm hemşehrilerimin Berat Kandili’ni kutluyor; bu mübarek gecenin şehrimize, ülkemize ve tüm insanlığa sağlık, huzur ve esenlik getirmesini diliyorum.”

AK PARTİ EDİRNE İL BAŞKANI İBA

AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, Berat Kandili dolayısıyla mesaj yayımladı. Mesajında, kandillerin dostluk ve kardeşliği pekiştiren önemli günler olduğuna değinen İba, bu mübarek gecenin affın, arınmanın ve manevi yenilenmenin bir fırsatı olduğunu belirtti.

Kurtuluş, af ve arınma gibi anlamlara gelen Berat Kandili’nin önemine değinen İba, “Af ve şükür vesilesi olan kandiller, müminler için de manevi bir arınmanın yanında, hayat muhasebesi yapma fırsatı sunan müstesna gecelerdir. Berat Kandili de bu önemli gecelerden biridir.

Bu gece Yüce Mevla’mızdan beratımızı isteyelim. Sorumluluklarımızı yeniden hatırlayalım. Maneviyat duygularımızı en üst düzeyde yaşayacağımız bu mübarek gecenin; bizleri birlik, dirlik, kardeşlik ve barış içinde yaşamaya ulaştırmasını diliyorum.” ifadelerine yer verdi.

Toplumsal dayanışma ve kardeşliğin önemine de değinen İba, özellikle zor zamanlardan geçen dünyada manevi değerlerin daha da anlam kazandığını belirtti.

Berat Kandili’nin, sadece bireysel ibadetlerle değil; yardımlaşma, dayanışma ve kardeşlik duygularının güçlendirilmesiyle büyük ölçüde anlam kazandığını söyleyen İba, bu mübarek gecenin, millet olarak birlik ve beraberliği pekiştirmesine vesile olması temennisinde bulundu.

11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerifin habercisi olan Berat Kandili’ne erişmenin heyecan ve mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen İba, Edirneli hemşerilerinin ve tüm İslam âleminin Berat Kandili’ni tebrik etti.

Kandilin sağlık, huzur, barış ve bereket getirmesi temennisinde bulunan İba, “Bu vesileyle, başta Edirneli hemşerilerimiz olmak üzere aziz milletimizin ve tüm İslam âleminin Berat Kandili’ni en kalbi duygularımla tebrik ediyor; bu mübarek gecenin hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Rabbim hep birlikte Ramazan’a ulaşmayı nasip etsin” ifadelerine yer verdi.

CHP MERKEZ İLÇE BAŞKANI ANGÜNGÖR

CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Angüngör, Berat Kandili mesajında şunları kaydetti:

“Ramazan ayının müjdeleyicisi ; birlik ,beraberlik, dayanışma kültürümüzü güçlendirmek ve ortak değerler etrafında kenetlenmek için kıymetli bir fırsat olan bu  anlamlı gecenin; kırgınlıkların yerini hoşgörüye, umutsuzlukların yerini umuda bıraktığı, sevgi, saygı ve kardeşlik duygularının çoğaldığı bir iklime vesile olmasını diliyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm hemşehrilerimin ve İslam âleminin Berat Kandili’ni en içten dileklerimle kutluyor; bu mübarek gecenin şehrimize, ülkemize ve tüm insanlığa sağlık, huzur, barış ve esenlik getirmesini temenni ediyorum.”

Aramızdan ayrılanlar

SEDAT ARIDAĞ VEFAT ETTİ
Devlet Su İşleri’nden emekli Sedat Arıdağ 92 yaşında vefat etti. Merhume Nahide Arıdağ’ın eşi, Aytül – Yavuz Arıdağ’ın babaları, Berk Arıdağ ve Hande-Altuğ Yaşar’ın dedeleri olan merhum, dün Fatih Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazı sonrası Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
DAVUT IRMAK VEFAT ETTİ
Kartaltepe Fabrikasından emekli Davut Irmak 70 yaşında vefat etti. Nergis Irmak’ın eşi, İsmail ve Niyazi Irmak’ın babaları olan merhum, dün Ayşekadın Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

Leva tarih oldu

Edirne’nin ticari yaşamında da uzun yıllar önemli yer tutan Bulgar Levası 1 Şubat 2026 Pazar günü itibarıyla resmî para birimi olma statüsünü tamamen kaybederek yerini Euro’ya bıraktı. Komşu ülkede olduğu gibi Edirne’de de mağazalar, ticari işletmeler ve çeşitli hizmet sağlayıcıları leva kabul etmemeye başladı.

Geçiş sürecini kolaylaştırmak amacıyla, Bulgaristan Merkez Bankası (BNB) vezneleri ile bazı ticari bankalar Son gün olan 31 Ocak Cumartesi de olağanüstü mesai yaparak leva–avro değişim işlemlerini sürdürüyor. Kırcaali Haber Gazetesi’nde kohuya ilişkin haberde şunlara yer verildi:

“Bankalar ve Postanelerde Ücretsiz Değişim

Ticari bankalar ve postaneler, 1 Temmuz 2026 tarihine kadar levayı avroya herhangi bir komisyon almadan dönüştürmeye devam edecek. 2026’nın ilk altı ayında bankalar, resmî döviz kuru üzerinden ve sınırsız miktarda banknot ve madeni para değişimi yapacak.

Ancak 30.000 leva üzerindeki tutarlar için, bankalara en az üç iş günü önceden bildirimde bulunulması gerekiyor. Ayrıca müşterilerin hesaplarına yatırılan levanın avroya çevrilmesi işlemleri de ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor.

Merkez Bankası’nda Süresiz ve Sınırsız Değişim

Bulgaristan Merkez Bankası ise leva banknot ve madeni paralarını ücretsiz, miktar ve süre sınırı olmaksızın avroya çevirmeye devam edecek. Bu uygulama için herhangi bir son tarih bulunmuyor.

Çift Fiyat Gösterimi Devam Ediyor

Tüketicilerin uyum sürecini kolaylaştırmak amacıyla, ürün ve hizmetlerde leva ve avro cinsinden çift fiyat gösterimi uygulaması 8 Ağustos 2026 tarihine kadar devam edecek.

Nakit Dolaşımına İlişkin Son Veriler

Yetkililerin paylaştığı güncel verilere göre, şu an dolaşımdaki leva banknot ve madeni paralarının toplam tutarı 7,7 milyar leva seviyesinde bulunuyor. Bu rakam, 2025 yılı başına kıyasla nakit leva dolaşımının yüzde 75 oranında geri çekildiğini gösteriyor.

Öte yandan, bugüne kadar piyasaya sürülen avro banknot ve madeni paralarının toplam değeri 6,1 milyar avroyu aşmış durumda.

Tarihi Geçiş

Bulgaristan’ın avroya geçişi, ülkenin Avrupa Birliği ile ekonomik entegrasyonunda tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Yetkililer, geçiş sürecinin sorunsuz tamamlanması için hem vatandaşlara hem de işletmelere gerekli tüm kolaylıkların sağlandığını vurguluyor.”

HUDUT 56 YAŞINDA

Hudut Gazetesi bugün 56 yaşında…

“Dile kolay” denir de asıl zorluğu yaşayan bilir.

**

Zaman, Hudut için sadece geçen yılların toplamı olmadı hiçbir zaman.

Zaman; kurşun harflerle sabrı öğrenmekti, daktilo sesleriyle haber kovalamaktı, mürekkeple yoğrulmuş gecelerde sabaha direnmekti.

**

Hudut’un ilk sayısı 2 Şubat 1970’te çıktı.

O gün Edirne başkaydı, Türkiye başkaydı, basın bambaşkaydı.

Bugün takvimler başka şeyler söylüyor.

Teknoloji hızlandı, bilgi arttı, ekranlar çoğaldı…

Ama ne garip ki, hakikat aynı hızla çoğalmadı.

**

Eskiden haber yetişmezdi, şimdi haber çok ama güven az.

Eskiden baskı makinesi susturulurdu, bugün ilanlarla terbiye ediliyor.

Eskiden sansür gizliydi, şimdi adı konmadan uygulanıyor.

Hudut, işte bu değişimin tam ortasında 56. yaşına basıyor.

**

Kolay mı?

Bu şartlarda ayakta kalmak, gerçekten kolay mı?

Bugünün Türkiye’sinde yerel bir gazete için bu yük hafif mi?

Bütün bunlar olurken dimdik durmak, herkesin harcı mı?

**

Kolay mı?

Bir kentin yükünü omuzlamak bu kadar basit mi?

Şehrin hafızasını diri tutmanın bedeli az mı?

Yerel basın olmak, sadece haber yazmak mı sanılıyor?

**

Kolay mı?

Hudut, 56 yıldır sadece haber vermedi.

Hatırlattı.

Kayda geçti.

Unutulmasın diye yazdı.

Kimi zaman görmezden gelindi, kimi zaman rahatsızlık verdi, kimi zaman “neden yazıyorsunuz?” sorusuyla karşılaştı.

Ama hiç susmadı.

Çünkü yerel basın susarsa, şehir sessizleşir.

**

Bugün Hudut 56 yaşında.

Nice kuşak gördü, nice dönem atlattı.

Kimi zaman daraldı sayfaları, kimi zaman genişledi sorumluluğu.

Ama hiç vazgeçmedi.

Bu yüzden bugün bir yaşı değil, bir direnci kutluyoruz aslında.

**

İyi ki varsın Hudut.

56 yıldır bu kentin aynası değil sadece; hafızası, vicdanı ve sesi olduğun için…