Edirne DSİ Kadın Basketbol Takımı ilk yarının son maçında ligin iddialı takımlarından İstanbul Gençlik Spor’a farklı yenildi: 60-81
Mimar Sinan Spor Salonu’nda tribünlerin desteğini de kaybetmiş DSİ maça 10 kişilik kadrosuyla çıktı. Maç boyunca bilindik taraftar desteği yerine salona gelen az sayıdaki seyircinin maç boyunca sessizliği salonda hissedildi.
Maçın orta hakemliğini Ozkan Talo, yardımcılıklarını da Ömer Sarı ve Oğuzhan Güzel yaptı.
Rakip takımın iki yabancısına karşın DSİ’nin tek yabancısı Vashti kolundan sakat olduğu için karşılaşmada süre almadı.
Maçın ilk periyodu başa baş geçse de rakip periyot sonuna 16/18 giren taraf oldu.
Maçın ikinci periyodunda DSİ rakip potaya 13 sayı bırakıp potasında bunun iki katı olan 26 sayıyı görünce fark daha da açıldı ve devre sonuna rakip takım 29-44 önde girdi.
Üçüncü periyotta rakip takımın baskılı oyunu sonunda fark daha da açıldı 43-65.
Son periyot adeta antrenman havasında geçti ve rakip takımın 60-81 üstünlüğü ile sona erdi.
Edirne DSİ bu sonuçla ilk yarıyı sonra ikinci, rakip takım ise üçüncü sırada tamamladı.
Maçta en fazla sayı atan oyuncular;
Edirne DSİ’den Sıla Kaplan 17, Hilal Bayraktar 15, Ecem Kazar 10 sayı. İstanbul Gençlik Spor’dan Sevgi Tonguç 27, Fatmanur Karakaş 15, Sasha Goodlett 13 sayı.
TKBL’de ikinci yarı ara vermeden 3 Ocak 2026 Cumartesi günü başlayacak. Edirne DSİ ikinci yarının ilk maçında Darıca Basketbol Feneri’ni konut edecek. Karşılaşma Mimar Sinan Spor Salonu’nda saat 17.00’de oynanacak.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Edirne Mitingi / Eylemi çok görkemli geçmiş… CHP’nin İl ve İlçe Yönetim Kurullarının, Belediye Başkanlarının günler öncesinden başlattıkları koordineli ve başarılı çalışmalarla varılan sonuç takdire değer… Katılımın coşkusu ise mitinge gelenlerin sadece “Bindirilmiş Kıt’alar” olarak değerlendirilemeyeceği boyutlarda idi. Umarım Edirne siyasetinin sol kanatta ihtiyacı olan silkiniş ve ayağa kalkış için bu eylemin yararlı sonuçları olur…
***
Özgür Özel gittiği yörelerde Belediyelerin hizmetlerinin yanı/sıra iktidarın eleştirisini de yapıyor. Bu mitingde de eleştirilerini yaparken Enez-Keşan Yolu’nun yapımını ve yolun bir süre sonra çökmesini de dile getirmiş… Konuşmasında Enez’le ilgili başka bir konu var mıydı, bilmiyorum. Sadece dile getirilen buysa kendisini Edirne konusunda bilgilendirenler için demek ki Enez sadece çöken 25 m yoldan ibaret..
Enez Limanı’nın önemi başta olmak üzere AKP iktidarının beceriksizliği ile ilgili Enez’de seslendirilecek o kadar çok konu var ki… Kaldı ki Keşan yolunun eleştirilecek tek konusu yolun çökmesi de değil… Güzergahın yüze yakın kör noktalarına daha yaklaşılamadı bile… Yani turpun büyüğü heybede… Yolun duble yol yerine, 3 şeritli olarak yapılması, köyler içinden geçeceğinin anlaşılması, seçilen güzergahın Enez- Keşan arasındaki mesafeyi kısaltmayacağı gibi daha pek çok gündeme getirilmesi gereken olumsuzluklar var. Bu ölçütlerde bile bu yol 5 yıldan önce bitirilemez…
***
Çoğu zaman biraz da provokatif davranarak dile getiriyorum.. Edirne’yi yöneten bürokratlar, milletvekilleri, İl Genel Meclisi’nin Başkan ve Üyeleri ile gelmiş geçmiş Enez Belediye Başkan ve Meclis üyeleri Enez hakkında yeterli bilgiye sahip değiller. Hatta “Enez’i hiç bilmiyorlar” diyeceğim de bir iki istisna nedeniyle genelleme yapmak istemiyorum..
**
Bilmemek ayıp mı? Elbette değil. Ama bilmediğinizin farkında değilseniz, ya da bilmediğinizi bildiğiniz halde öğrenmek için hiçbir gayretiniz yoksa ayıp olan odur. Yıllardır “Enez” dendiğinde aklınıza sadece Keşan yolu geliyor ve sadece bu konuda nutuk atıyor, demeç veriyor, muhalefet yaptığınızı sanıyorsanız sizi ciddiye almak mümkün olmuyor.
**
Trakya’nın Ege Denizi’ne açılan tek limanı olan Enez’de Limanı işlevsel hale getirmek için bir çözüm öneriniz yoksa, Enez’de eğitimin kalitesi ve gereksinmeleri ile ilgili bir proje sunamıyorsanız, Kültür Bakanlığı’nın Enez’e son 50 senede bir çivi bile çakmadığını bilmiyorsanız, Lagün göllerimizin her gün biraz daha dolması sizi rahatsız etmiyorsa, sivrisinek popülasyonunu en aza indirmek gibi bir telaşınız yoksa Enez’in adını ağzınıza dahi almayın.
Üzülüyoruz. Biz de sizi üzeriz.
***
Enez STK ları olarak “Gelin, şu Enez’i konuşalım” çağrılarımıza bugüne kadar Edirne’den basın mensupları ve Keşan Ticaret ve Sanayi Odası Başkan ve yöneticileri dışında ilgi gösteren olmadı. İl Genel Meclisi Başkanı Çiğdem Gegeoğlu yaptığımız yazılı / sözlü çağrılarımıza tenezzül edilip bir yanıt bile vermedi. Enez’in İki İl Genel Meclisi üyesine özel olarak yaptığımız çağrılar da herhalde Özkan Günenç’i üzmemek adına yanıtsız bırakıldı… Gelme sözü veren eski ve yeni Milletvekillerimizden de henüz bir tarih alamadık.
Enez için öncü olarak toplantılar düzenlemesi, projeler üretmesi gereken Belediye Başkanı Özkan Günenç’i zaten bu “Okumaya, öğrenmeye, üretmeye karşı yeminliler” kervanında dahi göstermek anlamsız… Günenç, leyleği havada görmüş, bir bakıyorsun Manisa’da bir bakıyorsun Tekirdağ’da, Edirne’de, Ankara’da, İstanbul’da.. Aradan 1-2 ay geçiyor-ne varsa- yine Manisa’da… Arı gibi vız vız geziyor, ama ortada üretilen bir dirhem bal yok…
***
Ey bizleri yönettiğini sanan ilgililer; ister kızın, ister gücenin… “Enez hakkında hiç bir şey bilmiyorsunuz” dediğimizde bize kızmak yerine neyi ne kadar bizden fazla bildiğinizi gelin anlatın da bilelim.
Evet; tekrar söylüyorum; Kabul edin ki Enez’in sorunlarına, çözüm yollarına, kırmızı çizgilerine dair yeterli bilgi ve birikime sahip değilsiniz. Siyaseti, ayak oyunları ile bir makam elde etmek, oturduğunuz yerden, sadece Enez-Keşan yolu üzerinden ahkam kesmek, STK’lara arkanızı dönerek, kulaklarınızı tıkayarak, seçimden seçime köy kahvelerinde zavallı birikimlerinizle zaman öldürmek sanıyorsunuz.
Ne yazık ki bu sağırlınız nedeniyle Enez her gün daha da yaşanmaz hale geliyor.
Araştırdım, medeni ülkelerde, koyun sürülerini, çoban, hiç zahmetsiz köpeklere güttürüyor!..
Çobanın tek yapması gereken, ıslık öttürmek!.. Köpeklerin gözü de kulakları da çoban da!.. Köpek’in nimetliğini öyle bir çözmüşler ki, onları eğitip, ıslık çeşidine göre komut almalarını sağlamışlar!.. Oturduğu yerden bir ıslık çalıyor, iki, üç köpek hemen harekete geçip, koyun sürüsünü, maharetle, hızla, çeviklikle… Asla bir veya bir kaç insanın başaramayacağı enerji ve yetenekle… çevirip, yönlendirip, başka otlağa veya evin ağılına güdüyorlar!.. BURADA KÖPEK, POZİTİF AKIL VE RUH EMEĞİNE VERİLMİŞ BİR NİMETTİR!.. Bizde ki çobanlar ne mi yapıyorlar!.. Siz de biliyorsunuz zaten sürülerini nasıl güttüklerini!.. Bir ellerin de kocaman sopa, havada pervaneler çizer, ağızlarda, “hayt, huyt” gibi garip bağırmalar; kollar, sopa havada, AĞIZDA HIRLTILI KÜFÜRLER… Hayvanları yönlendirip, gütmek için, göbekleri çatlar!.. Köpekler mi, “Onlar hayvan canım, ne anlarlar laftan, ıslıktan” derler. Yaratan’dan ötürü, keşfetmemişler ki, KÖPEK’İN MUHTEŞEM NİMETLİĞİNİ!..
KAFATASININ İÇİNİ BOŞ SANMAK NE KÖTÜ!..
Kuran’ı Kerim. Sure 16/Ayet 98,99, 100: Kuran okumak istediğin zaman, kovulmuş şeytanın vesvesesinden Allah’a sığın. Çünkü inananlara ve Rablerine sığınanlara onun bir gücü yoktur. Onun gücü sadece, kendisini dost tutanlara ve Allah’a ortak koşanlaradır.
Edirne merkez Karaağaç Mahallesi’nin bazı kesimlerine 29 Aralık 2025 Pazartesi sabahtan itibaren 8 saat, akşam üzeri ise mahallenin tamamına 1 saat süreyle elektrik kesintisi uygulanacak.
TREDAŞ’ın açıklamasına göre, 09.30 – 17.30 saatleri arasına yapılacak şebeke iyileştirme çalışması nedeniyle Lozan Caddesi’nin. bir kısmı ve Bosnaköy Yolu Sokak bir kısmı çalışma tamamlanana kadar 8 saat süreyle enerjisiz kalacak.
Bu arada 17.30 – 18.30 saatleri arasında da yine yapılacak şebeke iyileştirme çalışması nedeniyle Bu kez Karaağaç Mahallesi’nin tamamı manevralar tamamlanana kadar 1 saat süreyle enerjisiz kalacak.
Edirne’nin kuzeyindeki sınır ilçesi Lalapaşa, HALK TV ekranlarında Serhan Asker’in kendine has sunumuyla yayınlanan ‘Görkemli Hatıralar’ programına Cumartesi günü ev sahipliği yaptı.
Halk TV ekranlarında, Serhan Asker’in sunumuyla canlı olarak yayınlanan ‘Görkemli Hatıralar’ programı, Cumartesi günü Lalapaşa’dan izleyicilerle buluştu. Lalapaşa Belediyesi ev sahipliğinde; Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Prof. Dr. Engin Beksaç ve ilçe sakinlerinin katıldığı programda Edirne ve Lalapaşa konuşuldu.
Halk oyunları ekiplerinin danslarını sergilediği programda ciğer sarma, karaçalı balı, süt ürünleri gibi yöresel yemekler hazırlanarak tüm Türkiye’ye tanıtıldı. Lalapaşa’nın meşhur dolmenleri, ilçenin tarihçesinin de paylaşıldığı program canlı olarak milyonlara ulaştı.
Lalapaşa Belediyesi’nde yapılan paylaşımda şunlara yer verildi:
“Halk TV ekranlarında, Serhan Asker’in sunumuyla canlı olarak yayınlanan “Görkemli Hatıralar” programı, bu hafta şirin ilçemiz Lalapaşa’dan izleyicilerle buluştu.
Ev sahipliğimizde; Edirne Belediye Başkanımız Sayın Filiz Gencan, Milletvekilimiz Sayın Ahmet Baran Yazgan, Prof. Dr. Engin Beksaç ve kıymetli hemşehrilerimizle birlikte Edirne’mizi ve Lalapaşa’mızı konuştuk.
Güldük, oynadık, sofralar kurduk; yöresel yemeklerimiz hazırlandı ve Lalapaşa’nın eşsiz lezzetleri tüm Türkiye’ye tanıtıldı.
Samimiyetin, paylaşmanın ve güzel anıların öne çıktığı bu anlamlı buluşma, Lalapaşa’dan ekranlara sıcacık bir iz bıraktı.
Programda emeği geçen herkese ve bizlerle bu güzel anları paylaşan tüm misafirlerimize teşekkürlerimi sunuyorum.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, program bonrası sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımda şunlara yer verildi:
“Halk TV ekranlarında Serhan Asker’in sunumuyla canlı yayınlanan Görkemli Hatıralar, bu hafta Lalapaşa’daydı.
Lalapaşa Belediye Başkanımız Zafer Sezgin Geldi’nin ev sahipliğinde Milletvekilimiz Ahmet Baran Yazgan, Prof. Dr. Engin Beksaç ve hemşehrilerimiz ile birlikte; Edirne’mizi konuştuk, güldük, oynadık, sofralar kurduk. Yöresel yemekler yapıldı, Lalapaşa’nın lezzetleri tüm Türkiye’ye tanıtıldı.
Samimiyetin, paylaşmanın ve güzel anıların öne çıktığı bu buluşma, Lalapaşa’dan ekranlara sıcacık bir iz bıraktı. Emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum.”
Edirne’nin da aralarında bulunduğu 14 ilde 2 haftadır yürütülen operasyonlarda yakalanan 156 göçmen kaçakçısını 112’si tutuklandı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 14 ilde son 2 haftadır Jandarma tarafından devam eden operasyonlarda; 156 göçmen kaçakçılığı organizatörünün yakalandığını, 112’sinin tutuklandığını, 44’ü hakkında adli kontrol hükümleri uygulandığını açıkladı. Bakan Yerlikaya açıklamasında şunlara yer verdi:.
“Yürütülen koordineli çalışmalar sonucu, büyük şehirlerimizden sahil şeridinde bulunan illerimize uzanan göçmen kaçakçılığı ağı deşifre edildi.
Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığımız koordinesinde; Edirne, Muğla, Aydın, Balıkesir, İzmir, Çanakkale, Tekirdağ, Antalya, Mersin, Van, Şanlıurfa, Erzurum, Hatay ve Gaziantep’te İnsansız Hava Araçları (JİHA) ile havadan, İl Jandarma Komutanlıklarımızca karadan yapılan çalışmalar sonucu düzenlenen operasyonlarımızda; 120 adet araç ile 13 adet bot ele geçirildi.
Göç yönetiminin güvenlik boyutunu; insan ticareti, düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığı ile mücadele alanlarında hukuk devleti ilkeleri ve insan haklarına riayet temelinde yürütülen etkin çalışmalar oluşturmaktadır.
Bu kapsamda sınır güvenliği, üstün teknolojilerden ve gelişmiş izleme–denetim sistemlerinden yararlanılarak güçlendirilmekte; yasa dışı göç yollarını teşvik eden ve organize eden yapılara karşı hem sahada hem de hukuki zeminde güçlü ve caydırıcı mekanizmalar işletilmektedir. Emeği geçenleri tebrik ediyorum.”
Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi (EYBAL) velileri, çocuklarının geçici olarak eğitimlerini sürdürdükleri 1’inci Murat Anadolu Lisesi binasının fiziki koşullarının eğitim için yetersiz olduğunun, hazırlanan teknik uzmanlarının incelemeleri ile ortaya konulduğunu açıkladı.
EYBAL’ın, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle taşındığı 1’inci Murat Anadolu Lisesi binasında, mevcut koşulların eğitim için risk oluşturduğunu savunan velilerin mücadelesi sürüyor. 1’inci Murat Anadolu Lisesi Müdürü Yakup Öz’ün da açıklamalarıyla dahil olduğu süreçte yeniden basın toplantısı düzenleyen veliler, binanın fiziki koşullarının eğitim için yetersiz olduğunun hazırlanan teknik raporla ortaya konulduğunu açıkladı.
Kentte bir spor tesisinde gerçekleştirilen toplantıda konuşan İnşaat Mühendisi Mümin Keskin, binada yapılan incelemeler sonucunda ciddi eksiklikler tespit ettiklerini söyledi.
Keskin, konuşmasında gördüğü eksiklikleri sıralarken 1. Murat Anadolu Lisesi’nde bodrum kattaki kemer kirişinin zedelenmesi aslında bir risk oluşturduğuna değindi. Keskin açıklamasında özetle şunlara yer verdi:
Mevcut binanın eski yapı olmasından dolayı küpeştelerinde eksiklikler var. Mevcut standartlara uymamakta, merdiven kovasında açıklıklar var. Orada çocukların düşme riskleri yüksek, korkulukların aralıkları da biraz daha standartlara uymuyor. Pencere boyutları nedeniyle mekanlarda yeterli havalandırma maalesef sağlanamıyor. Pencere parapetlerinin alçak olması nedeniyle bir risk oluşturmakta çocuklarımız için. Kat yükseklikleri ile yetersiz. Mevcut kat yüksekliği 2.40 gibi gözüküyor ancak şimdi boydan boya kirişler de olduğu için görüş sahasını 2.10 gibi değerlendirebiliriz aslında. Bunun sebebi de dersliklerin genişlik anlamında yetersiz olması ve ince uzun şekilde tasarlanmış olması.
Öğrenci sayısına göre koridorlar ayrıca yetersizdir. Koridorlar için bunun hem yangın yönetmeliğinde bir değerlendirmesi var ve kullanıcı yüküne göre de bir hesabı var. Bu sebeple mevcut koridorun genişliği bu yükü karşılamayacağı apaçık gözüküyor zaten.
Aynı şekilde merdivenlerin genişliği de koridorlar gibi yine yetersiz. Mevcut merdivenin yetersizliği dışında ilave bir yangın merdivenine de ihtiyaç zorunluluğu vardır. Hali hazırda bir tahliye planı olmasına rağmen şimdi iki okulun birleşmesinden dolayı okul ikiye bölünmüş şekilde ve bu tarz bir yapısal olmasa da kapılarda kilitli olduğu için yeniden bir tahliye planı hazırlanması gerekiyor yönetmelikçe. Çünkü orada bir engel oluşturmuş oluyoruz. Yeni bir tahliye planı olmadığı konusunda da tabii yetkililere sorulması gerekiyor.
Burada en önemli konulardan biri aslında bodrum kattaki kirişler. Şimdi yapı yığma bina olduğu için, bodrum kattaki kirişler de yığma tuğlalardan, eski çingene tuğlası dediğimiz tuğlalardan üretiliyor. Oradaki kirişleri tuğla gibi değerlendirmemiz lazım, çünkü onlar bir taşıyıcıdır.
Günümüzdeki yapı örneğinden örnek verirsek, betonarma yapılardaki kirişin muadilidir aslında. Ve kemerli yapının tam kemerinin bağlandığı noktada asıl taşıyıcı ve kilitlenmeni yaptığı için alt kısmından da bunların zedelenmesi taşıyıcı olarak bir risk oluşturmaktadır. Biliyorsunuz yapısal olarak risk her zaman sıfır olmalıdır. Yani bu riskin oluşması herhangi bir depremde sonucun ne olacağı konusunda bir belirsizlik oluşturuyor. Bu da yapısal açıdan ve statik açıdan istemediğimiz bir konu şekline geliyor ve bu tölere edilecek bir durum değildir.
Burada katlardaki tuvaletlerin kız erkek öğrenci ve öğretmen sayısına göre yetersiz olması yine mimari tasarım açıdan yani amacına uygun şekilde bir yapı olmadığını o katlar için ve kullanıcı sayısına uygun olmadığını görmüş oluyoruz. Ayrıca ortak alan olarak kullanılan kantin ve kütüphanelerin ayrı ayrı iki okul için tasarlanmamasından dolayı tek bir kantinde iki okul öğrencilerin ya da kütüphanelerini kullanmak zorunda kalıyor ve bu tabii ki şimdi 158 kişilik bir grup için yeterli olabilir ancak çarpı iki şeklinde eklenen ilave öğrenciyle bunun gayet yetersiz olacağı açık olarak söyleyebiliriz.
Okul kapılarının ieçeri doğu açılması da yanlıştı. Yangın yönetmeliğine uygun olarak her zaman bu tarz kamusal binalarında açılış yönü dış tarafladır. Yani kaçış yönündedir. Çünkü herhangi bir panik anında içeri doğru açılamayacağı şekilde kabul edilir.
Ancak bu kullanıcı yükü sayısına göre yapısal olarak çok değişiklik yapılması gerekiyor. Ancak biliyorsunuz tarihi bir mekan burası. Bunların mimari olarak yeniden boyutlandırılması, tasarlanması ya da düzenlenmesi çok zor. Hatta tescilli olarak değerlendirildiğine imkansız bir şey. Bu mevcut okulu fiziki yapısı her iki okulu sağlıklı bir şekilde eğitimini karşılayacak, düzeyde olmadığını gördüğümüz bir tespitimiz var.
Bugüne kadar Edirne Yıldırım Beyazıd Anadolu Lisesi öğrenci üyelerinin itirazlarına tam olarak anlaşılmamış olduğunda veya yanlış yorumlanmış olduğunu görüyoruz. Ancak amacımız asla Birinci Murat Anadolu Lisesi ve binasını kötülemek değildir. Buradaki tek bizim arzumuz okulun kullanımının her iki okul için yetersiz olduğunu ifade etmektir.
İtirazlarımızın ana sebepleri bunlardır aslında. Bu iki binanın birlikte kullanılması kesinlikle uygun değildir. Dediğim gibi yapısal olarak olan kısmı bodrum kattaki kemer kirişinin zedelenmesi aslında bir risk oluşturuyor temel anlamda. Ve kamu yapılarında ve okullarda çocuklarımız için bu risk kesinlikle sıfır olmalıdır. Bunun bertaraf edilmesi lazım. Bir şekilde de çözülenmesi gerekiyor.
Aynı zamanda makine mühendisi olan, öğrenci velisi Aziz Avukatoğlu da yapılan teknik incelemeler ve hazırlanan raporların, binanın iki okulun birlikte kullanımına uygun olmadığını, başta yangın, acil tahliye, sağlık ve yapı güvenliği olmak üzere çok sayıda hayati risk barındırdığını açıkça ortaya koyduğunu anlattı. Avukatoğlu, “Binada bulunan tüm kapılar kaçış yönüne ters şekilde içe açılmaktadır. Bu durum, yangın ve panik anlarında izdiham ve toplu can kaybı riskini ciddi biçimde artırmaktadır. Ayrıca, binada yangın merdiveni bulunmamaktadır. İki okulun toplam yaklaşık 500 öğrenci ve personeline rağmen yalnızca tek bir merdiven vardır. Merdiven genişliği 1.10 m olup, Yangın Yönetmeliği’ne göre olması gereken en az 3 metre genişlik sağlanamamaktadır. Merdiven korkulukları eski, aralıkları açık ve düşme riski oluşturacak durumdadır. Koridor ve merdiven kaçış mesafeleri mevzuatın çok üzerindedir; yangının orta bir noktada çıkması halinde öğrencilerin merdivene ulaşması dahi mümkün olmayacaktır” dedi.
‘YANGIN SÖNDÜRME SİSTEMİ YETERSİZ VE GÜVENSİZ’
Binadaki yangın söndürme sistemlerinin yetersiz ve güvensiz olduğunu dile getiren Avukatoğlu, “Binada etkin bir yangın söndürme altyapısı bulunmamaktadır. Sonradan kurulmaya çalışılan sistemler ise; yaklaşık 40 yıllık tesisata entegre edilmeye çalışılmaktadır. Yangın su deposu 20 ton kapasiteye sahip olup, yönetmeliğin gerektirdiği minimum kapasitenin çok altındadır. 13 yangın dolabının aynı anda kullanılması durumunda en az 37,5 ton suya ihtiyaç vardır. Bu haliyle sistemin yangın anında işlevsiz kalacağı açıktır” diye konuştu.
Edirne’de Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’nin depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle taşındığı 1’inci Murat Anadolu Lisesi binasındaki mevcut koşulların risk oluşturduğunu savunan velilerin mücadelesi sürüyor…
İnşaat Mühendisi Mümin Keskin, 1. Murat Anadolu Lisesi binasında en önemli konulardan biri aslında bodrum kattaki kirişler olduğunu belirterek, bunların zedelenmesinin taşıyıcı olarak bir risk oluşturduğuna dikkat çekti. Keskin, yapılan teknik incelemeler ve hazırlanan raporların, binanın iki okulun birlikte kullanımına uygun olmadığını, başta yangın, acil tahliye, sağlık ve yapı güvenliği olmak üzere çok sayıda hayati risk barındırdığını açıkça ortaya koyduğunu söyledi…
Sınıfların, havalandırma ve sağlık koşulları için uygun olmadığını da söyleyen Avukatoğlu, “Çatı katında bulunan dersliklerde, kat yükseklikleri normalin çok altındadır. Pencere alanları olması gerekenin yaklaşık %20’si kadardır. Doğal havalandırma sağlanamamaktadır. Sınıflar dar ve uzundur; arka sıralarda oturan öğrenciler tahtayı görememekte, öğretmeni duymakta zorlanmaktadır. Yoğun öğrenci sayısı nedeniyle cebri havalandırma gerekmekte, ancak binanın tarihi eser olması ve tavan yüksekliklerinin düşüklüğü nedeniyle kanallı sistem kurulması fiilen imkânsızdır. Olası bir yangında dumanın yükselerek sınıflara dolması, pencerelerin açılmasıyla yangının hızlanması ve öğrencilerin karbonmonoksit gibi zehirli gazlara maruz kalması kaçınılmazdır” şeklinde konuştu.
Binanın yalnızca eğitim yapısı olarak değil, herhangi bir yoğun kullanıma açık yapı olarak dahi güvenli olmadığını dile getiren Avukatoğlu, “Hazırlanan teknik raporlar açıkça göstermektedir ki; mevcut bina iki okulun birlikte kullanımına uygun değildir. Öğrenciler can güvenliği olmayan, mevzuata aykırı bir ortamda eğitim görmeye zorlanmaktadır. Bu durum, Anayasa’da güvence altına alınan yaşam hakkı ve güvenli eğitim hakkının açık ihlalidir. Yetkilileri, daha büyük bir facia yaşanmadan önce ivedilikle sorumluluk almaya, Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi ve 1. Murat Anadolu Lisesi öğrencileri için güvenli, sağlıklı ve mevzuata uygun eğitim ortamları sağlamaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Celal Karlıkaya da, binanın sağlık açısından da ciddi riskler barındırdığını ifade etti. Yetersiz havalandırma, nem, rutubet ve karbon dioksit birikiminin öğrencilerin akademik başarısını ve sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Karlıkaya, “Mutsuz ve sağlıksız bir ortamda eğitim olmaz. Çocukların temiz havaya ihtiyacı yetişkinlerden daha fazladır” dedi.
Avukat Gökhan Ağırbaş da, velilerin okul tahsis işleminin reddine karşılık yargı yoluna başvurabileceklerinin altını çizerek, “İdari bir dava açmak için ortada bir işlem olması gerekiyor. Biz burada bir işlem tesis ettirmeye çalışabiliriz. Burada mühendisliği, hukuku, tıbbı ilgilendiren gerekçeler var. Çocukların şu anda eğitim şartlarının uygun olmadığı, devletin de yükümlükleriyle ilgili, buna uygun koşullarda eğitime uygun bir yer tahsis edilmesi konusunda dilekçemizi vereceğiz. Bu reddedilmesi durumunda okul tahsis işlemimizin reddine karşılık yargı yoluna başvurulabilir” dedi.
Edirne’de Şükrüpaşa Mahallesi Muhtarı Esra Akgün Yılmaz, mahallesinde çocuğuna ya da torununa baktığı için çalışamayan kadınlara destek amaçlı üretim atölyesi kurdu.
Kentte, 31 Mart 2023’teki Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Şükrüpaşa Mahallesi muhtarı seçilen Esra Akgün Yılmaz, bir süre önce mahallede çalışmak isteyen fakat çocuğuna ya da torununa baktığı için tam zamanlı işe gidemeyen kadınlar için çalışma başlattı.
Yılmaz, ilk olarak, kadınlardan gelen iş talebini Edirne Valisi Yunus Sezer’e iletti. Valilik aracılığıyla, Edirne Organize Sanayi Bölgesi’ndeki bir firmayla anlaşma sağlanarak mahallede iki noktada üretim atölyesi kuruldu. Atölyede firmanın ihtiyaç duyduğu contaları üretmeye başlayan kadınlara zamanla yenileri eklendi. Gelinen noktada iki atölyede toplam 120 kadına ek gelir kapısı açan muhtar Yılmaz, daha fazla kadına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi.
‘KADINLAR İÇİN BÜYÜK BİR KAZANÇ OLDU’
Atölyenin zamanla büyümeye başladığını ve bunun kendisini çok mutlu ettiğini söyleyen muhtar Yılmaz, “Bir OSB firmasının contalarını üretiyorlar. Pimapenlerin içinde görünmez bir aksam var. O contaların üzerine kauçuk yapıştırıyorlar ve bu kauçuklar kolileniyor. Firma tarafından bizden teslim alınıyor ve yurt dışına ihracat yapılıyor. Bu konuda da kadınlarımıza gerçekten çok teşekkür ederim. Atölyemiz gitgide büyümeye başladı. Atölyemizin mevcut sayısı şu an 120 kadınımız var. Ama tabii bunlar çeşitli günlerde değişiklik kaydediyor. Bazı günler işi olmayan kadınımız, komşumuz atölyeye gelemiyor. Mesela o gün bir doktor kontrolü var, hastaneye gidiyor. Ya da çocuğunun okulda veli toplantısı var. Kadınlar için burası çok büyük bir kazanç oldu ve onların burada bu atölyede var olmaları bizlere de mutluluk veriyor” dedi.
‘KENDİ MESAİ SAATLERİNİ KENDİLERİ BELİRLİYORLAR’
Atölyede kadınların kendi mesai saatlerini kendilerinin belirlediğini anlatan Yılmaz, “Kimi çocuğunu okula bırakıp geliyor, kimisi temizliğini, yemeğini yapıp mahallemizdeki atölyelere geliyor. Burada kimse zamanla yarışmıyor. Herkes kendi mesai saatini kendisi oluşturuyor. Yani bu bizim için en önemli unsurlardan birisi. Aynı sokakta yaşayan ve birbirini tanımayan kadınlar bu atölyede yan yana oturuyorlar, sohbet ediyorlar, birbiriyle dertleşiyorlar. Ve burada komşuluk ilişkileri de ciddi anlamda tekrardan pekişmiş oluyor. Mahalle olmanın anlamını güçlendiriyor. Kadının hayata katılıyor olması bizlere de büyük bir mutluluk katıyor. Hem kadın güçlendikçe ailesi güçleniyor. Aile güçlendiğinde de mahallemiz huzurlu ve mutlu oluyor. Onların huzurlu ve mutlu olması bizleri de gerçekten çok gururlandırıyor. Biz mahallemizde bu dayanışmayı birlikte büyütüyoruz, birlikte hareket ediyoruz. Dayanışma ruhu, mahalle kültürü, mahallenin her türlü derdinin bir arada bulunduğu ve onların daha kısa sürede çözülüyor olması bizlere gerçekten büyük bir mutluluk ve huzur veriyor” diye konuştu.
‘ZAMANIMIZI DEĞERLENDİRİYORUZ’
Torununu okula bırakıp atölyeye çalışmaya gelen Çiçek İlgül (58), boş zamanını değerlendirip, sosyalleştiklerini belirterek, “Böyle bir şeyi araştırıyordum boş zamanımı değerlendirmek için. Okula torunumu bırakıyorum. Oradan eve döneceğime bu tarafa doğru gelip hem bir şeyler üretip hem de sosyalleşelim istedim. Sağ olsun muhtarımız bu atölyeyi açtı bize. Burada zamanımızı değerlendiriyoruz. İşimi torunumun çıkış saatine göre ayarlıyorum, buradan çıkıp torunumu okuldan alıp eve gidiyorum” ifadelerini kullandı.
‘OĞLUMU OKULA, EŞİMİ İŞE GÖNDERİP BURAYA GELİYORUM’
Çocuğunu okula gönderdikten sonra atölyeye gelen Berrin Yiğit (44), hem çocuğuyla ilgilenip hem de ek gelir sağladığını belirterek, “Benim de bir tanıdığım buraya gelmiş. Onların sayesinde duydum, o şekilde geldim. Gördüğünüz gibi önümüze gelen bu contaları yapmaya çalışıyoruz elimizden geldiği kadar. Sabahleyin çocukları okula gönderiyorum, eşimin kahvaltısını yaptırıyorum, onu işe gönderiyorum. Evi toparladıktan sonra buraya geliyorum. Burada vaktimi değerlendiriyorum. Bir nevi hem aktivitemizi yapıyoruz hem sosyalleşiyoruz. Bazen evime aldığım işle birlikte bütün gecemi ona harcıyorum. Programlanmış oluyorsunuz, gecenizi de ona göre ayarlıyorsunuz, gününüzü de ona göre program yapıyorsunuz” dedi.
‘HEM ÇALIŞIP HEM ARKADAŞ EDİNİYORUZ’
Çalıştığı işten 5 ay önce ayrılıp, atölyede çalışmaya başlayan Aynur Basmacı (49), “Evimiz bu siteye zaten yakın. Muhtar hanımın böyle bir çalışma başlattığını duydum. Ben de başvurayım dedim. 5 ay önce iş hayatımı sona erdirmiştim, çalışmıyordum. Eşim de emekli. Bana bir uğraş olur dedim. Burası da çok güzel, aile ortamı. Hem birbirimizi tanıyoruz, arkadaş edinmiş oluyoruz. Bütçeye de bir katkısı olur diye düşündüm. Ben uzun zaman çalıştığım için kalabalık ortamdaydım. İşi bıraktıktan sonra biraz boşta kaldıktan sonra buraya başladım. Burası mesaisi olmayan bir yer. Sabah 9’dan akşam 5’e kadar hocamız burada. İstediğimiz saatte geliyoruz, istediğimiz saatte gidiyoruz. Yapabildiğimiz kadar yapıyoruz. Öyle bir belli bir kota yok” diye konuştu.
‘KENDİMİ DAHA VERİMLİ HİSSEDİYORUM’
Yaklaşık 4 aydır atölyede çalışan Fethiye Özdöl ise “Sosyal projelerde de görev almayı seviyorum. Burasını da duyunca hemen başladım. Hem arkadaş ortamı kurmuş oldum hem yeni insanlar tanıdım hani arkadaş ortamı edinmiş oldum. Evde oturmak yerine daha verimli hissediyorum kendimi. Ev işlerini hiç aksatmıyorum, evdeki sorumluluklarımı da aksatmadan buraya geliyorum” ifadelerini kullandı.
İhracat süreci, teklif hazırlamadan teslimata, tahsilattan satış sonrası hizmete kadar uzanan geniş bir zincirdir. Her bir halka, hem şirket içi ekiplerin uyumunu hem de dış paydaşlarla (müşteri, lojistik firması, gümrük müşaviri vb.) doğru iletişimi gerektirir.
Bu zincirdeki herhangi bir kopukluk, gecikmelere, maliyet artışına veya müşteri memnuniyetsizliğine yol açabilir. Bu nedenle, sürecin her aşamasının planlı, izlenebilir ve ölçülebilir bir yapıda olması önemlidir.
Profesyonel Danışmanlık Desteğinin Katkı Sağladığı Alanlar
Profesyonel danışmanlık, ihracat sürecinin hem stratejik hem de operasyonel tarafına dokunur. Şirketin hedefleriyle uyumlu bir yol haritası çizmekten, günlük iş akışlarının iyileştirilmesine kadar geniş bir çerçevede destek sunar.
Danışmanlık desteğinin öne çıktığı başlıca alanlar şöyle özetlenebilir:
– Pazar ve rakip analizi yaparak doğru hedef ülkeleri belirlemek
– Fiyatlandırma ve kârlılık analizlerini veri temelli hale getirmek
– Mevzuat ve gümrük süreçlerinde hata payını azaltmak
– Lojistik akışın daha verimli kurgulanmasına yardımcı olmak
– Teklif, sözleşme ve dokümantasyon süreçlerini standartlaştırmak
Kurumsallaşma Yolunda Danışmanlığın Rolü
İhracat faaliyetleri büyüdükçe, bu alanda kurumsal bir yapı kurma ihtiyacı da artar. Süreçlerin kişilere bağlı olduğu, bilgilerin yalnızca birkaç çalışanın bilgisayarında kaldığı bir model, uzun vadede ciddi risk taşır.
Bu noktada ihracat danışmanlığı yalnızca dışarıdan verilen bir operasyon desteği değil, aynı zamanda şirket içinde bilgi birikiminin sistematik hâle gelmesine katkı sağlayan bir rehberlik işlevi görür.
Danışmanlar; kontrol listeleri, prosedür taslakları, teklif ve sözleşme şablonları gibi dokümanlar oluşturarak, ihracat süreçlerinin şirket hafızasına kaydedilmesine yardımcı olur. Böylece, ekip değişiklikleri yaşansa bile bilgi kaybı en aza iner.
İhracat Süreçlerini Geliştirmek İçin Sürekli Destek
İhracat, dinamik bir alandır; pazar koşulları, döviz kurları, lojistik maliyetleri ve mevzuat düzenlemeleri sık sık değişir. Bu nedenle, bir kez kurulan yapının yıllarca aynı şekilde işleyeceğini varsaymak gerçekçi değildir.
Profesyonel danışmanlık desteği, bu değişimleri takip eden ve şirketin stratejisini güncel verilere göre revize eden bir yapı sunar. Düzenli aralıklarla yapılan değerlendirme toplantıları ve performans analizleri sayesinde, süreçlerdeki tıkanmalar erken fark edilir ve gerekli iyileştirmeler zamanında yapılabilir.
Sonuç: Daha Güçlü Bir İhracat Organizasyonu
İhracat süreçlerinde profesyonel destek almak, yalnızca belirli bir projeyi başarıyla tamamlamaktan ibaret değildir. Aynı zamanda, şirketin uluslararası pazarlarda kalıcı ve güvenilir bir oyuncu hâline gelmesine zemin hazırlar.
Strateji, operasyon ve kurumsal hafıza üçgeninde sağlanan bu destek sayesinde, ihracat şirket için geçici bir fırsat değil, sürekli değer üreten bir iş kolu hâline gelir. Uzun vadede, daha güçlü bir organizasyon yapısı ve daha profesyonel bir bakış açısı, şirketin rekabet gücünü belirgin biçimde artırır.