Nur topu gibi yeni tartışma: Oğulpaşa

CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan’ın Oğulpaşa Köyü’ndeki köprü inşaatının başlaması dolayısıyla yaptığı açıklama Edirne siyasetinde yeni bir tartışma yarattı. AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba ve Edirne Milletvekili Fatma Aksal, Oğulpaşa Köprüsü üzerinden “bizim çağrımızla yapıldı” diyen CHP Milletvekili Ahmet Baran Yazgan’a tepki gösterdi. Edirne’de İl Başkanlığı’nı yaptığı Memleket Partisi’nin kapatılması üzerine siyasete CHP çatısı altında devam eden Süheyl Tunçyürek, “Aylar boyunca ortada görünmeyen, köprüyle ilgili tek bir açıklama yapmayan Sayın Belgin İba’nın, bugün çıkıp bu süreci sahiplenmesi ise en hafif tabirle dikkat çekici, açıkçası bir o kadar da komiktir” ifadelerini kullandı

YAZGAN NE DEDİ?

CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan’ın Oğulpaşa Köyü’ndeki köprü inşaatının başlaması dolayısıyla yaptığı açıklamada şunları paylaştı:

“Oğulpaşa köyümüzün köprü sorununu gündeme getirmiş ve ‘Oğulpaşa Köyü’nün mağduriyeti, siyasi çekişmelerin ötesinde bir insani sorumluluk meselesidir’ çağrısı yapmıştık.

Oğulpaşa’da köprü inşaatı başladı. Çağrımıza ve köylülerimizin taleplerine kayıtsız kalmayan başta Edirne Valimiz Yunus Sezer olmak üzere emeği geçen tüm yetkililere teşekkür ediyorum.”

İBA’DAN YAZGAN’A YANIT

AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, Oğulpaşa Köprüsü üzerinden “bizim çağrımızla yapıldı” diyen CHP Milletvekili Ahmet Baran Yazgan’a tepki gösterdi. İba, “Kirişlerin fabrikadaki üretim süreci devam ederken ‘çağrı’ yapıp, bugün montaj aşamasında ‘bizim sayemizde oldu’ demek tam bir siyasi komedi örneğidir” dedi.

Oğulpaşa Köprüsü ve dere ıslahı çalışmalarının devlet iradesiyle yürütüldüğünü vurgulayan Belgin İba, şu ifadeleri kullandı:

“Oğulpaşa Köyümüzdeki köprü inşaatı üzerinden yapılan ‘bizim çağrımızla yapıldı’ imasını, devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bir ‘rol çalma’ çabası olarak görüyoruz. Siyaset; aylar süren planlamanın ve çalışmanın üzerine son aşamada ‘etiket’ yapıştırma sanatı değildir.”

“249 Milyon TL’lik Dev Yatırım”

Projenin sadece bir köprüden ibaret olmadığını hatırlatan İba, “Bu süreç; 249 Milyon TL maliyetli dev bir yatırımdır. Bu çapta bir projenin, bir çağrıyla devam ettiğini iddia etmek, en başta şantiyede ter döken işçimizin emeğine haksızlıktır.” dedi.

Projenin teknik takvimi hakkında detaylı bilgi veren İba, CHP’li vekilin zamanlamasına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Köprünün en önemli yapı taşı olan prefabrik kirişlerin fabrikadaki üretim süreci devam ederken ‘çağrı’ yapıp, bugün montaj başlarken ‘bizim sayemizde oldu’ algısı yaratmaya çalışmak tam bir siyasi komedi örneğidir. Algı rüzgarıyla köprü geçilmez. Biz, rol çalanların değil, eser bırakanların yolunda yürümeye devam edeceğiz.”

AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, Oğulpaşa Köprüsü’nün en kısa sürede tamamlanarak halkın hizmetine sunulacağını ifade etti.

TUNÇYÜREK’İN YANITI

Edirne’de İl Başkanlığı’nı yaptığı Memleket Partisi’nin kapatılması üzerine siyasete CHP çatısı altında devam eden Süheyl Tunçyürek, AK Parti İl Başkanı İba’ya verdiği yanıtta, “Aylar boyunca ortada görünmeyen, köprüyle ilgili tek bir açıklama yapmayan Sayın Belgin İba’nın, bugün çıkıp bu süreci sahiplenmesi ise en hafif tabirle dikkat çekici, açıkçası bir o kadar da komiktir” ifadelerini kullandı.

Tunçyürek yaptığı açıklamasında şunları paylaştı:

“AKP İl Başkanı Sayın Belgin İba, Oğulpaşa Köprüsü’nün yapımının ‘kendi emekleriyle’ gerçekleştiğini ifade ediyor.

İnsanın ister istemez gülümsediği bir açıklama…

Gerçekler ise çok daha net ve herkesin malumudur:

Söz konusu köprü, geçtiğimiz nisan ayında yıkılmış, yapımına başlanmış ve köy halkına ‘2 ay içinde tamamlanacak’ denilmiştir.

Şimdi gelelim bu hikâyenin komedinin ikinci perdesine:

Aradan 7–8 ay geçmesine rağmen, sahada tek bir çivi dahi çakılmamış, köprü kaderine terk edilmiştir.

Benim 21 Kasım tarihinde çektiğim video sonrası konu yerel basınla paylaşılmış, kamuoyu bilgilendirilmiş ve yetkililere açık çağrıda bulunulmuştur.

Ardından Sayın Valimizle birebir görüşme yapılmış, köprü yapımının yeniden başlayacağı bilgisi alınmıştır.

Sonrasında ise vekilimiz Baran Yazgan, konuyu Meclis gündemine taşıyarak sürecin takipçisi olmuştur.

Aylar boyunca ortada görünmeyen, köprüyle ilgili tek bir açıklama yapmayan Sayın Belgin İba’nın, bugün çıkıp bu süreci sahiplenmesi ise en hafif tabirle dikkat çekici, açıkçası bir o kadar da komiktir.

Açık ve net söylüyorum:

Bu konuyu biz gündeme getirmeseydik, o köprü bugün hâlâ yapılmıyor olacaktı.

Üstelik konuyla ilgili haber, kendisine yakın bir kişi aracılığıyla da iletilmiştir.

Bu nedenle sonradan ortaya çıkıp “biz yaptık, biz yaparız” moduna girilmemesini özellikle hatırlatmak isterim.

Herkes neyin ne olduğunu çok iyi biliyor.

En iyi bilenler ise orada yaşayan Oğulpaşa köylüleridir.

Özetle; Anlayan anladı… “

AKSAL – YAZGAN ATIŞMASI

AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal’da Yazgan’ın söz konusu paylaşımı üzerine sosyal medya hesabından şunları aktardı:

“Oğulpaşa Köprüsü’ne ilişkin paylaşımınız doğrusu akşam akşam bizi güldürdü.

Genel Başkanınızın “sehven” söylediği 115 km yolu yaptınız da, sıra şimdi Oğulpaşa Köprüsü’ne mi geldi?

Oğulpaşa Köprüsü’nü de, Edirne’yi günlerdir susuz bıraktığınız için hayati öneme sahip Süloğlu İsale Hattı’nı da DSİ yapıyor. Kerameti kendinizde aramayın.

Sözünüzün bir hükmü varsa, CHP’li Edirne Belediyesine söyleyin altyapıyı yapsın.

Kayıp-kaçak %50’nin üzerinde, çeşmeler susuz, caddeler göl.

Osmanlı’nın kadim başkenti Edirne bugün çöp, çamur ve çukur içinde…”

CHP Milletvekili Yazgan bunun üzerine kendisine şu yanıtı veri:

“Paylaştığınız resimlerde Ogulpasa köprüsü hariç hersey var. Size teşekkür de yaramıyor. Ya bir sel felaketi daha olsaydı ne olacaktı?

İsmen Sayın Valimize teşekkür ettik diye kıskandınız heralde kamu büyüğü olduğu icin. Üzülmeyin size de emekleriniz icin teşekkür ediyorum.

Suloglu isale hattını bitirin size söz hem Size hem Sayın Valimize teşekkür edeceğim.”

Esnaf odalarında ‘seçim’ maratonu!

Olgay GÜLER

Edirne’de 2026 yılıyla birlikte, esnaf odalarının da seçim takvimi 11 Ocak’ta Lokantacılar Odası ve Berberler Odası seçimleriyle başlayacak.

EDESOB’da, ilçelerle birlikte toplam 34 odanın seçim takvimi 2026’yla birlikte Ocak ayında başlıyor. Seçim tarihleri belli olan esnaf odaları arasında ilk genel kurul 11 Ocak’ta Tatlıcı, Büfeci, Kebap ve Lokantacılar Odası ile Berberler Odası tarafından gerçekleştirilecek. 17 Ocak’ta Kahveci ve Gazinocular Odası, 18 Ocak’ta Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası genel kurullarını yaparak yeni yönetimlerini belirleyecek. Kalan odaların seçim tarihi henüz belli olmazken, süreç Mayıs ayında EDESOB’un olağan genel kuruluyla sona erecek.

‎‘BAŞARILAR DİLİYORUM’

Süreçle ilgili konuşan EDESOB Başkanı Kemal Cingöz, seçimlere katılacak adaylara başarılar dileyerek, “Seçimlerine katılacak tüm arkadaşlara şimdiden başarılar diliyorum. Mevcut görevine devam edecek olanlara da görevi devredecek olanlara da bundan sonraki yaşamlarında başarılar diliyorum” dedi.

Istrancalar uyarısı!

Doku Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem, Istranca Ormanları’nda artan madencilik ve enerji projelerine dikkat çekerek, bölgenin ekolojik, ekonomik ve yaşamsal açıdan geri dönüşü olmayan bir tahribatla karşı karşıya olduğunu belirtti. Çidem, “Arıdan koruduğumuz alanı, maden ve enerji şirketlerine karşı koruyamıyoruz” ifadelerini kullandı.

Istrancalar’ın yaklaşık üçte birinin Bulgaristan, üçte ikisinin ise Türkiye sınırları içinde yer aldığını hatırlatan Çidem, Bulgaristan tarafındaki Istranca Ormanları’nın biyosfer rezerv alanı olarak korunduğunu, Türkiye tarafında ise aynı orman yapısına rağmen maden ve enerji projelerine açıldığını vurguladı. Çidem, “Bulgaristan’da tabelalarda ‘Dikkat hayvan çıkabilir’ yazarken, bizde ‘Dikkat kamyon çıkabilir’ yazıyor. Aynı orman, aynı ağaç ama iki farklı anlayış” dedi.

“Madenci toz, arı bal üretiyor”

Kırklareli’nin yüzölçümünün yaklaşık yüzde 39’unun ormanlardan oluştuğunu belirten Çidem, bu alanların büyük bölümünü Istranca Ormanları’nın kapladığını ifade etti. Trakya arısının Tarım Bakanlığı kararıyla mutlak koruma altına alındığını hatırlatan Çidem, “Arıdan koruduğumuz alanı madenciden koruyamıyoruz. Madenci toz üretir, arı bal üretir. Madenci ormanı yok eder, arı ise tozlaşmayla ormanı canlandırır” diye konuştu.

Coğrafi işaret tescilli Istranca Meşe Balı’nın üretiminin, meşe ormanlarındaki kesimlerle birlikte hızla azaldığını dile getiren Çidem, bunun orman köylüsünün başlıca geçim kaynağını ortadan kaldırdığını belirtti. “Orman köylüsünün gelir kaynağı bal üretimi azalıyor, yerine maden ve enerji projeleri konuluyor” dedi.

“Yenilenebilir enerjiye değil, yanlış yere karşıyız”

Yenilenebilir enerjiye ilkesel olarak karşı olmadıklarını vurgulayan Çidem, itirazın projelerin yanlış alanlarda hayata geçirilmesine olduğunu ifade etti. Madencilik ve enerji yatırımları nedeniyle bal üretimi, tıbbi aromatik bitki ve mantar toplayıcılığının yapılamaz hale geldiğini söyleyen Çidem, orman köylüsünün geçim sıkıntısı nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kaldığını kaydetti.

Anayasa’nın 170. maddesini hatırlatan Çidem, orman köylüsünün yaşam ve geçim kaynaklarının kayıtsız şartsız korunması gerektiğini belirterek, “Korunması gereken köyler boşalıyor, boşalan alanlara maden, enerji ve turizm projeleri giriyor” dedi.

“Istrancalar İstanbul’un da yaşam kaynağı”

Istrancalar’daki projelerin büyük bölümünün doğal ormanlar ve su kaynakları üzerinde yer aldığını vurgulayan Çidem, orman alanlarının daraldığını ve su kaynaklarının hızla tükendiğini ifade etti. Istrancalar’ın yalnızca Trakya için değil, İstanbul’un da hava ve su kaynağı olduğunu belirten Çidem, “Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 20-25’inin yaşam kaynağı olan bu alanlar kayıtsız şartsız korunmalıdır” dedi.

Yeraltı sularının Trakya’da büyük ölçüde tükendiğine dikkat çeken Çidem, yeraltı suyu besleme alanlarının her türlü yapılaşmaya kapatılması ve mutlak koruma altına alınması çağrısında bulundu. Tarım toprakları, meralar ve ormanların istisnasız korunması gerektiğini vurgulayan Çidem, karar vericilere “Doğadan alıp şirketlere vermek yerine, doğadan alınanı doğaya vermek” anlayışıyla hareket etmeleri çağrısında bulundu.

‘TÜİK değil, halk haklı’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne il başkanı Yücel Balkanlı , CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Mahir Başarır’a enflasyon gerçeklerini dile getirdiği için Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açılan 150 bin liralık tazminat davasının mahkeme tarafından reddedilmesinin Türkiye’de gerçeğin ve halkın haklılığının açık bir tescili olduğunu bildirdi.

Mahkeme kararı çok nettir:

CHP İl Başkanı Balkanlı, konuya ilişkin açıklamasında enflasyon gibi toplumun tamamını ilgilendiren, milyonlarca yurttaşın sofrasını, kirasını, maaşını etkileyen bir konuda “gizlilik” olmayacağına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Bu karar, yalnızca Sayın Ali Mahir Başarır’ın değil; pazarda filesi boşalan emeklinin, maaşı eriyen işçinin, ay sonunu getiremeyen memurun, borçla yaşamaya mahkûm edilen halkın zaferidir.

AKP iktidarı yıllardır gerçekleri gizleyerek, rakamları makyajlayarak, TÜİK’i bir propaganda aygıtına dönüştürerek milyonları yoksulluğa mahkûm etmiştir. TÜİK, enflasyon sepetindeki ürünlerin fiyatlarını ve ağırlıklarını açıklamaktan kaçınmakta; halktan saklanan bu verilerle emeklinin maaşını, işçinin ücretini, memurun gelirini bilinçli olarak düşük tutmaktadır.

Bugün mahkeme şunu söylemiştir:

Sorun enflasyonu eleştirenlerde değil, verileri gizleyenlerdedir.

Halkın cebini yakan zamlar gizlenmekte, bu zamları dile getirenler ise susturulmak istenmektedir. İşte bu dava da tam olarak bunun bir örneğiydi ve yargı bu anlayışı reddetmiştir.

Sayın Ali Mahir Başarır’ın TBMM’de dile getirdiği sözler, bir hakaret değil; halkın yaşadığı ekonomik gerçekliğin ifadesidir. ENAG ile TÜİK arasındaki fark, emeklinin sofrasından çalınan lokmadır. Bu fark, AKP’nin yarattığı adaletsiz düzenin belgesidir.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunu açıkça söylüyoruz:

Enflasyon talimatla düşmez, rakamlarla oynayarak ekonomi düzelmez. Şeffaflık olmadan güven olmaz. Güven olmadan da refah olmaz.

Gerçek enflasyon mutfaktadır, çarşıdadır, pazardadır. Ve o gerçek, artık mahkeme kararıyla da kayıt altına alınmıştır.

Cumhuriyet Halk Partisi, halkın alın terini savunmaya, gerçeği söylemeye, bu düzeni değiştirmeye devam edecektir.

Ne dava tehdidi ne de baskı bizi susturamaz.Çünkü biz rakamları değil, halkı savunuyoruz.”

Yeni yıla soğuk giriş!

Edirne’de  yeni haftayla birlikte hava sıcaklığının daha da düşmesi tahmin edilirken, 1 Ocak 2026 Perşembe günü ise sıfırın altında 4 derece ile yeni yıla bugüne kadarki mevsimin en düşük sıcaklığı ile girilmesi bekleniyor…

Meteoroloji’nin 5 günlük hava tahmin raporuna göre, Edirne’de bugün parçalı bulutlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık -1°C, en yüksek 7°C,  nem (%) 42-80, rüzgar (km/sa) kuzeybatıdan 15

Yarın çok bulutlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 1°C, en yüksek 13°C,  nem (%) 36-92, rüzgar (km/sa) kuzeyden 23

31 Aralık 2025 Çarşamba günü çok bulutlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık -1°C, en yüksek 4°C,  nem (%) 162-57, rüzgar (km/sa) kuzeybatıdan 17

1 Ocak 2026 Perşembe günü parçalı bulutlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık -4°C, en yüksek 5°C,  nem (%) 47-83, rüzgar (km/sa) güneyden 11

2 Ocak 2026 Cuma günü de bulutlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık -3°C, en yüksek 10°C,  nem (%) 53-93, rüzgar (km/sa) güneyden 12 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Seferşah Köprüsü’ne ok meydanı ve yağlı güreş alanı

Olgay GÜLER

Edirne Valiliği, tarihi Seferşah Köprüsü’nün kalıntılarının bulunduğu alanın, Seferşah Ok Meydanı ve Yağlı Güreş Alanı olarak düzenlenmesi için rekreasyon çalışmalarının başlatıldığını duyurdu.

Edirne Valisi Yunus Sezser, Gazimihal Camisi ve Gazimihal Hamamı’nın da yer aldığı bölgedeki ‘Seferşah Köprüsü’ kalıntılarının bulunduğu alanda inceleme yaptı.

Sezer’e incelemede Gençlik ve Spor İl Müdürü Selim Ak ile Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü Yusuf Şamiloğlu da eşlik etti. İncelemenin ardından valilikten yapılan açıklamada, restorasyonu tamamlanan Gazi Mihal Hamamı’ndan başlayarak Gazimihal Köprüsü ve Gazi Mihal Camisi ile devam eden, Seferşah Köprüsü’nün kalıntılarının yer aldığı alana uzanan bölgede rekreasyon çalışmaları başlatılacağı belirtildi.

Valilik sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, çalışmalar kapsamında alanın; Seferşah Ok Meydanı ve Yağlı Güreş Alanı olarak hizmet vereceği belirtildi. Proje ile tarihi ve kültürel mirasın korunarak geleceğe taşınacağını aktarıldı.

Aramızdan ayrılanlar

FİKRİYE BOZ VEFAT ETTİ
Ziraat Teknisyeni Hayri Boz’un eşi emekli öğretmen Fikriye Boz, 82 yaşında vefat etti.
Hayri Boz’un eşi, Bahadır Boz ve Banu Boz Yazar’ın anneleri, Feyza Boz ve EFOD derneğinden Hakan Yaşar’ın kayınvalidesi Fikriye Boz için Cumartesi günü Hacılar Ezanı Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Fikriye Boz’un cenazesi Yeni Şehir Mezarlığı’na defnedildi.
NEBİYE DEMİR VEFAT ETTİ
Hüseyin Demir’in eşi Nebiye Demir, 76 yaşında vefat etti.
Gaziosmanbey Ortaokulu öğretmenlerinden Aynur Dönmez ve çarşı esnaflarından Ayhan Demir’in anneleri Nebiye Demir için Cumartesi günü Eski Cami’de cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Nebiye Demir’in cenazesi Yeni Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.
FERİT NACERE VEFAT ETTİ
Yetimler Çarşısı esnaflarından Terzi Ferit Nacere, 89 yaşında vefat etti.
Merhume Raziye Nacere’nin eşi, Asiye Kanık, Aysun Bilginkaya ve merhum Ertan Nacere’nin babaları, Nedim Kanık ve Selim Bilginkaya’nın kayınpederleri, Emre Kanık ve Yiğit Bilginkaya’nın dedeleri Ferit Nacere için Cumartesi günü Mevlana Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazının ardından kılınan cenaze namazından sonra Ferit Nacere’nin cenazesi Yeni Şehir Mezarlığı’na defnedildi.
ELİF AYLİN ORUNTAK VEFAT ETTİ
Merhum İsmail Yılmaz Oruntak ve Ulviye Oruntak’ın kızı Elif Aylin Oruntak, 53 yaşında vefat etti.
İsmail Yılmaz Oruntak ve Ulviye Oruntak’ın kızı, Sema ve Murat Oruntak’ın kardeşi Elif Aylin Oruntak için dün Eski Cami’de cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Elif Aylin Oruntak’ın cenazesi Acı Çeşme Mezarlığı’nda toprağa verildi.
REFİK GÜNGÖRMEZ VEFAT ETTİ
Lalapaşa’ya bağlı Taşlımüsellim Köyü sakinlerinden Refik Güngörmez, 88 yaşında vefat etti.
Kadriye Güngörmez’in eşi, Necat Güngörmez ve Gülcan Deniz’in babası Refik Güngörmez için dün Taşlımüsellim Köyü Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Refik Güngörmez’in cenazesi köy mezarlığına defnedildi.
MEHMET BÜLENT TÜRKAN VEFAT ETTİ
Merhum emekli PTT Müdürü İsmet Hüsamettin Türkan’ın oğlu Mehmet Bülent Türkan, 72 yaşında vefat etti.
İsmet Hüsamettin Türkan ve emekli öğretmen Mualla Türkan’ın oğlu Mehmet Bülent Türkan için dün Eski Cami’de cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Mehmet Bülent Türkan’ın cenazesi Buçuktepe Mezarlığı’nda toprağa verildi.

‘Seçime hazırız’

Yerli ve Milli Parti Edirne İl Başkanı Mesut Ağırbasan, partisinin gerçekleştirdiği kurultayın ardından yaptığı açıklamada, kurultayla birlikte seçime girme hakkının kazanıldığını, teşkilat yapısının güçlendiğini ve sahadaki heyecanın daha da arttığını söyledi.

“SAHADA KARŞILIĞIMIZ VAR”

Ağırbasan, esnaf ve vatandaşlarla yapılan temaslarda olumlu geri dönüşler aldıklarını belirterek, “Broşür dağıtmaya gittiğimizde vatandaşlarımız ‘Sizi zaten takip ediyoruz’ diyor. Bu ilgi bizleri motive ediyor” dedi.

HALK SADECE DİNLEMİYOR, TAKİP EDİYOR

Kurultay sürecinin toplumda yakından izlendiğine dikkat çeken Ağırbasan, “Vatandaşlarımız kurultayımızın ne zaman yapıldığını soracak kadar süreci takip etti. Bu, partimizin tabanının genişlediğinin açık göstergesidir” ifadelerini kullandı.

“SEÇİME HAZIRIZ, HALK BEKLİYOR”

Ağırbasan açıklamasını, “Kurultayımızı başarıyla tamamladık ve seçime girme hakkımızı kazandık. Halkın beklentisinin farkındayız; bu sorumluluğu taşıyacak güçte ve kararlılıktayız” sözleriyle tamamladı.

Atatürk Türkiye’nin kalbi Ankara’da

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı yönetmek üzere Ankara’ya gelişinin 106. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, Büyük Atatürk ve Kuvayı Milliye kahramanları bir kez daha minnet ve şükranla andı.

ADD’den yapılan “Atatürk Türkiye’nin Kalbi Ankara’da” başlıklı  açıklamada şunlara yer verildi:

Bu, sıradan bir kutlama değil, aynı zamanda büyük bir strateji dehasının, o tarihte 20 bini bulmayan nüfusuyla köhne bir Anadolu kasabası olan Ankara’yı neden merkez olarak seçtiğini bir kez daha irdeleme fırsatıdır.

Suriye cephesinden 13 Kasım 1918’de İstanbul’a dönen Mustafa Kemal Paşa, boğaza demirlemiş İtilaf Devletleri zırhlılarını gördüğünde ‘Geldikleri Gibi Giderler’ demişti. Ancak elbette kendiliklerinden gidecek değillerdi. Onları gönderecek güçlü bir irade, örgüt ve önder gerekiyordu. O önder; lağvedilen Yıldırım Orduları Grup Komutanlığından ayrılıp daha İstanbul’a gelmeden, 31 Ekim 1918’de gittiği ve 11 gün kaldığı Adana’da kurtuluşun düşünsel hazırlıklarına başlıyordu.

Emperyalist donanmanın tehdidi altındaki İstanbul’ un kurtuluşun merkezi olamayacağı ortadaydı. Bağımsızlık ateşi Anadolu’dan yakılmalıydı.

Mustafa Kemal Paşa; 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan çıktığı kutlu yolculuğun amacını Amasya Genelgesi ile ilan edecek, tüm toplum kesimleriyle yaptığı yüzlerce görüşme ile Milletin azim ve kararını harekete geçirecek, ‘Ya istiklâl ya ölüm’ diyerek vatanın bütünlüğünü ve manda ve himayenin kabul edilmeyeceğini karar altına aldırdığı Erzurum ve Sivas Kongrelerinin ardından Ankara’da bir Ulusal Meclis toplama hedefine yönelecekti.

Sarı Paşa; Mütareke İstanbul’u karar vericilerinin ihanetini bildiği ve stratejik bir nokta olduğu İçin Ankara’yı seçmiş ve 27 Aralık 1919 günü geldiği Ankara’da Seymenler ve halkın coşkulu töreni ile karşılanıp, ümitle kucaklanmıştı.

16 Mart 1920’de kanlı bir baskınla işgal edilen İstanbul acılıydı. İşgalcilerin ve işbirlikçilerinin baskı, şiddet ve zulmüne dayanamayan yurtseverler için artık çekim merkezi Ankara idi. İstanbul ihanetin ve teslimiyetin adıydı. Ankara ise yoksuldu, ama namusluydu, haklıydı, dirençliydi. Türk ulusunun kalbi artık Ankara’da atacaktı.

23 Nisan 1920 günü törenle açılan ve Saray’ın değil ulusun iradesiyle görev yapan Büyük Millet Meclisi, Cumhuriyetin de çelik çekirdeğiydi. Cumhuriyet Anadolu’nun bağrında boy veriyor, Ankara, dost düşman herkesin dikkate aldığı bir merkez oluyordu.

İşgalciler kurtuluşun kalbini hedef aldılar. TBMM Orduları; Mustafa Kemal Paşa’nın “Gazi” unvanı ve Mareşal rütbesi aldığı Sakarya Zaferi’yle Sakarya’nın batısına attığı düşmanı bir yıl sonra İzmir’ de denize döktü, Hükümet Konağı’na şanlı Türk Bayrağı’nı çekti.

Atatürk bu zaferi; kendi önderliğinde, asla vazgeçmediği ve asla vazgeçilmemesini öğütlediği Büyük Millet Meclisi ile başardı.

Tarihe altın harflerle yazılan Milli Mücadele boyunca Türk Ulusu’nun ve Türk Yurdu’nun yüreği Ankara’da, Mecliste attı. Kurtuluştan 14 ay ve Atatürk’ün Ankara’ya gelişinden 4 yıl sonra, 13 Ekim 1923 günü Ankara – değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek bir anayasa maddesiyle – Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti oldu.

Emperyalistler ve ihanet İstanbul’unun o günkü temsilcileri Ankara’yı Başkent olarak kabul etmediler. Genç Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkma hayalleri kurdular. Ancak Kemalist Cumhuriyet; antiemperyalistti, tam bağımsızlıkçıydı, devrimciydi, laikti, akıl ve bilim yolundaydı, kök saldı, gelişti, güçlendi, dünyanın en saygın ülkelerinden biri oldu. Başkent Ankara da hızla modern bir kente dönüştü, Aydınlanma Devrimleri’nin karargâhı, Türkiye’nin eğitim, sağlık, bilim, kültür ve sanat merkezi oldu.

Hâlâ Cumhuriyet’in temel kurumlarını Ankara’dan İstanbul’la taşıma, Ankara’yı yok sayma, TBMM’ni işlevsiz kılma çabalarını sürdüren aymazların olması ne acı…

Büyük Atatürk, İstanbul’ u çok sevdiği halde mütareke yıllarındaki ihaneti hiç unutmadı. O nedenle 1927 yılına kadar 8 yıl İstanbul’a gitmedi. Sonsuzluğa göç etmesinden sonra da, “Türkiye’nin Kalbi” Ankara’ya, Türk Ulusu’nun yüreğine gömüldü. Sonsuza dek orada yaşayacak…

Büyük Atatürk ve Kuvayı Milliye kahramanlarımızı minnet ve şükranla anıyoruz. Ruhları şad olsun.

Atatürkçü Düşünce Derneği