

Hak arayışına ‘barikat’
Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde 3 aylık maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle greve devam eden maden işçileri, Kiremitçiler Grup’un Tekirdağ’daki ofisine başlattıkları yürüyüşte, şehir girişinde güvenlik güçleri tarafından durduruldu.
Uzunköprü’de faaliyet gösteren Kiremitçiler Grup’a ait maden ocağında çalışan işçiler, 3 aylık maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle greve başladı. İşçiler, grevin ardından işten çıkarılmaya başladıklarını iddia ederek, yaşadıkları mağduriyeti dile getirdi. Haklarını aramak üzere grevlerine devam eden işçiler, 25 Mayıs’ta ilçede yürüyüş yaparak basın açıklaması gerçekleştirdi. İşçiler eylemde yaşadıkları ekonomik sıkıntıları anlatarak, aylardır maaş alamadıkları için geçim mücadelesi verdiklerini, yetkililerden çözüm beklediklerini iletti.
YÜRÜYÜŞ TEKİRDAĞ GİRİŞİNDE ENGELLENDİ
Gelinen süreçte grevlerine devam eden işçiler, Kiremitçiler Grup’un Tekirdağ’daki ofisine yürüyüş başlattı. Grevin 15’inci gününe giren direnişlerinde madencilerin yürüyüşü, Tekirdağ girişinde güvenlik güçleri tarafından engellendi. Yaşanan gelişmenin ardından Bağımsız Maden-İş Sendikası, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarla işçilere destek verirken, Tekirdağ girişinde jandarmanın madencilerin yolunu kestiğini ve yürüyüşe izin verilmediğini duyurdu. Sendika paylaşımlarında, “Tekrar barikat, tekrar müdahale. Şirketi korumak için önümüze yine yüzlerce polis yığdılar. İsterseniz etten duvarlar örün, geleceğiz. Gasp edilen haklarımızı almadan dönmeyeceğiz” denildi.
Haklarını alana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirten madenciler ile güvenlik güçleri arasındaki gerilim arttı. Polisler madencilere müdahale etti.
‘Hububat fiyatları acilen revize edilmeli’
CHP önceki dönem Edirne Milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarının kabul edilemeyeceğini, İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın açıklanan fiyatın enflasyonu bile karşılamadığını belirtirken, Türkiye Ziraat Odaları Birliği alım fiyatlarının üretim maliyetleri, enflasyon oranları ve çiftçilerin makul gelir beklentileri dikkate alınarak Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yeniden değerlendirilmesini talep etti.
GAYTANCIOĞLU
CHP önceki dönem Edirne Milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından, “Alın terinin, emeğin hakkı bu değil” başlığı ile gerçekleştirdiği paylaşımda şunlara yer verdi:
“Ekim ayında başlayan mücadele tam 9 ay sürüyor. Tarla hazırlığı, tohum ekimi, taban gübreleme, pas ilacı, kökboğaz ilacı, üst gübreleme, yağan yağmurlarla oluşan sevinç, bugün bu kadar emeğe yazık ettiler. Dekara 20 lira civarında maliyeti olan ürüne 16 buçuk TL verdiler. Hem de TMO randevusu olursa para 45 gün sonra ödenecek. Bu kabul edilemez. Acilen fiyat revize edilmeli 3 buçuk TL ek ödeme ile 20 TL olmalıdır.”
TÜRKİYE ZİRAAT ODALARI BİRLİĞİ
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarını yaptığı yazılı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Bayraktar’ın açıklaması şöyle;
“Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatları açıklandı. Açıklanan fiyatlara göre, 2025 yılında prim hariç ton başına 13 bin 500 lira olarak belirlenen kırmızı/beyaz sert ekmeklik buğday ile makarnalık buğday alım fiyatı, 2026 yılında yüzde 22,22 oranında artırılarak ton başına 16 bin 500 liraya yükseltildi.
Arpa alım fiyatı ise 2025 yılında prim hariç ton başına 11 bin lira iken, 2026 yılında yüzde 15,9 oranında artırılarak ton başına 12 bin 750 lira olarak açıklandı.
Ancak açıklanan alım fiyatlarındaki artış oranları, 2026 yılı Nisan ayında yüzde 32,37 olarak gerçekleşen enflasyon oranının altında kaldı. Bu durum, üreticilerimizin artan girdi maliyetleri karşısında gelir kaybı yaşayacağını ortaya koyuyor.
Ayrıca Birliğimize ve Ziraat Odalarımıza iletilen taleplerde de açıklanan fiyatın çiftçilerimizin beklentisini karşılamadığı görülüyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, temel destek, planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği kapsamında üreticilere toplam dekara 979 lira 60 kuruş destek ödemesi yapılacağı belirtildi. Ortalama verim dikkate alındığında bu desteklerin ton başına yaklaşık 3 bin 14 lira olarak hesaplandığı görülüyor.
2026 yılında destek kalemleri şu şekilde belirlendi:
Temel destek dekar başına 403 lira
Planlı üretim desteği dekar başına 403 lira
Sertifikalı tohum kullanım desteği dekar başına 173 lira 60 kuruş
Bununla birlikte, tarla bitkilerinde verim kaybını önlemek amacıyla sertifikalı tohumun en az üç yılda bir yenilenmesi tavsiye ediliyor. Dolayısıyla her üretici her yıl sertifikalı tohum kullanmıyor ve sertifikalı tohum desteğinden düzenli olarak yararlanmıyor. Buğday ve arpa üreticisinin aldığı destek dekar başına temel ve planlı üretim desteği 806 liradır. Bu nedenle, açıklanan toplam destek tutarının tüm üreticiler açısından fiilen elde edilebilen bir gelir unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Üretimin sürdürülebilirliği, çiftçilerimizin gelir güvencesinin sağlanması ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin korunabilmesi için müdahale alım fiyatlarının üretim maliyetleri, enflasyon oranları ve çiftçilerimizin makul gelir beklentileri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, kilogram başına 3 lira prim desteğinin verilmesi büyük önem taşıyor. Bu talebimizi de Tarım ve Orman Bakanlığına ilettik.
Ayrıca, ürün bedellerinin 45 gün içerisinde ödeneceğinin açıklanması kabul edilebilir bir uygulama değildir. Çiftçilerimizin mazot, gübre, ilaç, tohum, işçilik ve kredi borçları hasatla birlikte kapıya dayanırken, üreticilerimizden parasını 45 gün beklemesi isteniyor ve üreticilerimiz emeğinin karşılığını zamanında alamıyor.
Bu nedenle ürün bedelinin en az yüzde 50’si teslimat anında, kalan kısmı ise en geç 15 gün içerisinde üreticilerimizin hesabına yatırılmalıdır. Aksi halde yüksek enflasyon koşullarında 45 günlük bekleme süresi, açıklanan alım fiyatlarının reel değerini önemli ölçüde aşındıracak ve üreticilerimizin gelir kaybını daha da artıracaktır. Çiftçilerimiz sadece düşük fiyatla değil, geç ödeme nedeniyle de mağdur edilmemelidir.”
AKALIN
İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 2026 ürünü ekmeklik ve makarnalık buğday için açıkladığı ton başına 16 bin 500 liralık alım fiyatına sert tepki gösterdi.
Açıklanan fiyatın çiftçinin artan maliyetlerini karşılamaktan çok uzak olduğunu belirten Akalın, iktidarın bolluk yılında dahi çiftçiyi yokluğa mahkum ettiğini söyledi.
Akalın, “Geçtiğimiz yıl tonu 13 bin 500 lira olarak açıklanan buğday alım fiyatı bu yıl 16 bin 500 liraya yükseltildi. Yani artış oranı yaklaşık yüzde 22 seviyesinde kaldı. Bu oran, resmi enflasyonun dahi gerisindedir. Üstelik bugün desteklerle birlikte fiyatın 19 bin 500 liraya çıkacağı ifade edilmektedir. Ancak desteklerin ne zaman ödeneceği ortadadır. Çiftçi bugün üretim yapıyor, desteğini aylar hatta bir yılı aşan sürelerde alıyor. Yüksek enflasyon karşısında geciken desteklerin önemli bir kısmı daha çiftçinin eline geçmeden eriyip gitmektedir. Bu sebeple çiftçimize destek ile birlikte 23-24.000 Lira bandında bir fiyatın verilmiş olması gerekliydi “dedi.
Son dönemde İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşanan gelişmelerin enerji ve tarım piyasaları üzerindeki etkileri ortadayken, sanki bu gelişmeler hiç yaşanmamış gibi fiyat belirlenmesini eleştiren Akalın, mazot ve gübre başta olmak üzere tüm girdi maliyetlerindeki artışa dikkat çekti.
“Geçen yıla göre mazot fiyatları yaklaşık yüzde 40, gübre fiyatları ise yüzde 50’lerin üzerinde artmıştır. Tohum, ilaç, sulama, elektrik ve işçilik maliyetleri de sürekli yükselmektedir. Bugün buğdayın üretim maliyeti ton başına 20 bin liranın çok üzerindedir. Buna rağmen açıklanan fiyat, çiftçimizin emeğinin karşılığı olmaktan uzaktır.” ifadelerini kullandı.
TMO’nun ödeme takvimini de eleştiren Akalın, üreticinin ürün bedelini yaklaşık 45 gün sonra alacak olmasının ayrı bir mağduriyet yarattığını belirterek, “Çiftçi ürününü teslim ediyor ancak parasını haftalar sonra alabiliyor. Bu süreçte enflasyon çiftçinin gelirini eritiyor. Üretici hem artan maliyetlerle mücadele ediyor hem de ürün bedelini geç almanın yükünü taşıyor.” diye konuştu.
Tarım politikalarının uzun yıllardır yanlış yönetildiğini savunan Akalın, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Maalesef iktidarınız döneminde köy okulları kapatıldı, gençler üretimden ve köy yaşamından uzaklaştırıldı. Köyler her geçen gün boşalıyor. Küçük aile işletmeleri ayakta kalmakta zorlanırken tarım arazileri giderek daha büyük işletmelerin ve kim olduğu belli olmayan kurumların elinde toplanıyor. Bu süreç, Türk tarımını zayıflatan, köyleri boşaltan ve verimli tarım arazilerimizin geleceğini belirsizliğe sürükleyen bir anlayışın sonucudur.
Çiftçimizin üretimde kalabilmesi için maliyetleri karşılayan, refah payı içeren ve zamanında ödenen bir fiyat politikası uygulanmalıdır
Kanolada büyük artış!
Olgay GÜLER
Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, kentte son 2 yıl şiddetli hissedilen kuraklık nedeniyle, geçen yıla oranla 2026’da ayçiçeği ekiminin yüzde 15 azaldığını, kanola ekilişininse yüzde 100 arttığını söyledi.
Türkiye genelinde hissedilen iklim değişikliğiyle birlikte, aşırı sıcak ve yağışsız hava son 2 yıl kuraklığı beraberinde getirdi. Trakya’da şiddetli hissedilen kuraklık, özellikle ayçiçeği üreticisini etkiledi. Üretici, ekili tarlalarından düşük verim alırken, bazı üreticiler hasat yapmadı. Kuraklık nedeniyle verim kaybı yaşayan üretici, bu yıl bölgede ekim deseninde değişikliğe gitti. Bazı üreticiler buğday yerine arpa ekerken, bazılarıysa kanola ekti. Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, kentte geçtiğimiz yıl 1 milyon 181 bin 990 dekar alanda ekilen ayçiçeğinin, yüzde 15 düşüşle bu yıl 1 milyon 34 bin 908 dekara düştüğünü söyledi. Arabacı, kanoladaysa geçen yıl 50 bin dekara ekilen ürünün, yüzde 100 artışla bu yıl 102 bin dekara çıktığını söyledi.
‘KANOLA EKİLİŞİ 50 BİN DEKARDAN 100 BİN DEKARA ÇIKTI’
Kentte, ekim deseninde ciddi anlamda değişiklikler olduğunu belirten Arabacı, “Ben de bir üreticiyim. Ben kendi ektiğim alanda yüzde 50 ay çiçeğinde ekilişimi azalttım. Piyasada da yüzde 50 olmasa bile ayçiçeğinde azalma oldu. Geçtiğimiz yıl kanola ekilişi Edirne ilinde 50 bin dekardı, bu yıl 102 bin dekar oldu. Ayçiçek eken üreticimiz kanola ekti. Bazı üreticilerimiz buğday yerine arpa ekti. Buğday yerine buğday eken üreticimiz oldu. Yani bu üç ürüne de kaymalar oldu. Bu değişen ürün deseni de tamamen ayçiçeği ürününden alınıp diğer üç ürüne bölündü” dedi.
‘AYÇİÇEĞİ EKİLİŞİNDE YÜZDE 15 AZALMA’
Ayçiçek ekiliş alanlarının bu yıl azaldığını söyleyen Arabacı, “Ayçiçek ekiliş alanlarına baktığımızda da geçtiğimiz yıla nazaran yüzde 15 oranında bir azalma gözüküyor. Bu alanlar da dediğim gibi kanola, arpa ve buğday gözüküyor şu an. Üreticimiz iki yıl ardı ardına zarar edince doğal olarak ürün değişikliğine, desen değişikliğine gitti. Geçen sene ayçiçeği 1 milyon 181 bin dekar alanda ekiliydi. Bu sene bu 1 milyon 34 bin dekar alana düştü bu ekiliş. Bu Edirne’nin tamamında olan ekiliş. Bu yıl farklı bir yıl. Yağışlı gitti. İnşallah ayçiçeğiverimleri güzel olacaktır. Geçtiğimiz yıllarda verimin kötü olması, fiyatların kötü olması ve desteklemenin düşük kalması, üreticimizin ürün değiştirmesine sebep oldu” diye konuştu.
Berna Olgaç’dan TAKSAV’da söyleşi
Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakfı (TAKSAV) Edirne Temsilciliği’nde Edirne Kültür ve Sanat Topluluğu’nca 6 Haziran Cumartesi günü düzenlenecek etkinlikte Berna Olgaç, “Çocuk Edebiyatı Neyi İyileştirir?” konulu söyleşi gerçekleştirilecek.
TAKSAV’ın salonunda saat 20.00’de başlayacak Mesut Omca’nın moderatörlüğündeki söyleşiye ilişkin yapılan açıklamada şunlara yer verildi:
“Bu buluşma, çocuk edebiyatı üzerinden çocukların iç dünyasını anlamaya ve onlarla daha sağlıklı bağ kurmaya odaklanan bir söyleşi ve etkileşim alanıdır.
Berna Hanım, yazarlık yolculuğunu ve neden özellikle çocuklara yazmayı seçtiğini anlatırken; çocukların kendini keşfetme sürecine, dış onay ihtiyacına ve akran ilişkilerinin etkilerine birlikte bakacağız.
Etkinlik sadece dinlemekten ibaret olmayacak; katılımcıların kendi deneyimlerini fark edebileceği, düşüncelerini paylaşabileceği bir alan da açılacak.
Neler Konuşulacak?
Çocuk edebiyatı gerçekten neyi dönüştürür?
Bir çocuk neden sürekli onay arar ve bu nasıl azalır?
Akran zorbalığına karşı farkındalık nasıl gelişir?
Çocuğun yetenekleri nasıl fark edilir ve desteklenir?
‘İyi bir çocuk yetiştirmek’ yerine ‘kendini tanıyan bir birey yetiştirmek’ ne demektir?
‘Bir çocuğu anlamaya çalışırken, belki de en çok kendimizi anlayacağız.’
Aynı gün ( 6 Haziran 2026 Cumartesi) saat 14.00’te yazar Berna Olgaç ve çocuklarla keyifli bir söyleşi ve imza etkinliği olacak. Çocuklarınız kitaplarını alıp ,okuyabilirler ve kitaplarını imzalatıp söyleşiye katılabilirler. Ya da sadece yazar buluşması yapıp söyleşiye katılabilirler.”
Nöbetçi Eczaneler
AHMET YÜZGÜN SENGÖR VEFAT ETTİ
Saraçhane semti sakinlerinden merhume Mürüvvet Sengör’ün eşi, İrfan Sengör ve Neşe Halaç’ın babaları Ahmet Yüzgün Sengör 82 yaşında vefat etti. Merhum, dün Beylerbeyi camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Acı Çeşme Mezarlığında toprağa verildi.
Havaya ateş açan şüpheliler yakalandı
Olgay GÜLER
Edirne’nin Keşan ilçesinde meydana gelen kavgada kurusıkı tabancayla havaya ateş açan 18 yaşından küçük 2 kişi, polis tarafından yakalandı.
Olay, Salı akşam saatlerinde Zaferiye Mahallesi Anafartalar Caddesi’ndeki Kunduracılar Çarşısı girişinde meydana geldi. Çarşı girişinde iki grup arasında henüz bilinmeyen nedenle kavga çıktı. Kavga sırasında havaya ateş açıldı. Çevrede panik yaşanırken, ihbarla olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Polis, olaya karışan M.A.Y. (17) ve Ş.H.Y.’yi (17) gözaltına aldı. M.A.Y.’nin üzerinde 1 kurusıkı tabanca ve 14 mermi ele geçirildi. 2 şüpheli, işlemleri için Keşan İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi.
Olayla ilgili inceleme sürüyor.
Tarım İl Müdürlüğü’nde ‘gıda kontrol görevlisi’ eğitimi
Olgay GÜLER
Edirne’de, Trakya genelindeki İl Tarım ve Orman Müdürlüklerinde görev yapan personele yönelik gıda kontrol görevlisi eğitimi verildi.
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen eğitim programına üç ilden toplam 20 personel katıldı. Eğitimler, Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitmeni Gıda Yüksek Mühendisi Kadir Süzme tarafından verildi. Program kapsamında katılımcılara; ‘5996 sayılı veteriner hizmetleri, bitki sağlığı, gıda ve yem kanunu’ ile bu kanuna bağlı güncel mevzuat ve uygulamalar hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı.
Eğitim programında ayrıca resmi kontrol ve denetim süreçlerine ilişkin teorik ve uygulamalı eğitimler de gerçekleştiriliyor. Eğitim programı ile gıda kontrol görevlilerinin bilgi ve yetkinliklerinin artırılması, mevzuatın sahada etkin ve doğru şekilde uygulanmasının sağlanması hedefleniyor.
SİYASET
İnsanlığın sorun çözme, örgütlenme, aynı amaçta buluşma alanıdır siyaset. Bu nedenle hepimizin siyasetle ilgilenmesi şarttır.
Buğdayın taban fiyatını belirlemekten madenciye verilmeyen paraya kadar siyasi tercihtir. Eğitim sistemini yok ederek sistemsizliği öne çıkaran ve kaos üreten bir duruma getirmek de siyasi tercihtir. Köylüler ekmiş, dikmiş, beklemekte; ürün taban fiyatı enflasyonun üzerine çıkacak mı?
İşçi; zorla bulduğu işini kan ter içinde ay boyunca yapmakta ve beklemekte, asgari ücret açlık sınırını aşacak mı?
Kamu çalışanı en büyük işveren devletin kararını beklemekte. Örgütlendiği sendikadan umut kestiğinden siyasi idarenin kararı yaşamına kolaylık sağlayacak mı?
Yıllarca çalışıp kendisinden emeklilik adına kesilen paranın emeklilikte kendisine ödenmesini bekleyen emekli de beklemekte; son yıllarını mutlu geçirmesine yarayacak emekli ücreti verilecek mi?
Kısacası; örgütlenmesi eksik ve hatalı her kesim iktidardan, otokrattan bir şeyler beklemektedir.
Siyaset amacına uygun yapıldığında farklılıkların özgürleştiği bir mutlu toplum yaratır. Bireylerin veya grupların toplum içinde siyasi ilişkileri olumlu gelişir. Bu da siyasi kültürümüzle ve örgütlenmemizle bağlantılıdır.
23 yıl önce büyük umutlarla iktidar olan AKP yıllar sonra umut olmaktan çıktı. Bugün AKP egosundan kurtulmak, aşağılanmaktan uzaklaşmak, usandıran yalan ve yanlışlar yerine, geleceğini düşünmek ve artık umutlanmak istiyor halk. Hayal kurmasına bile izin vermeyen bu günkü iktidarı değiştirerek, rahat nefes almayı bekliyor. Bu nedenle; ilkelerine, projelerine ve kadrolarına güveneceği bir siyasi yapı arıyor. İşte bunun olmaması için oluşturuldu butlan senaryosu. Bu nedenle ACHP (atanmış chp) yaratıldı.
Bu hengamede insana acı veren ise Pir Sultan’ın; “Pir Sultan Abdal’ım can göğe ağmaz, / Haktan emrolmazsa rahmet yağmaz. / Şu ellerin taşı hiç bana değmez, / İlle dostun bir tek gülü yaralar beni” sözlerindeki dost bilinenlerin attığı güllerdir. Bu duruma ayıp demek yetmiyor, ayıbında ötesinde. Vicdanların kan ve gözyaşı ile beslendiği bir dönemi yaşıyoruz.
Ülke içi kaosu besleyen asıl amaç ise Ortadoğu bölgesinde “yok olması gereken ulus devletler” planı yapan ABD yetkililerinin amacıdır. Her ne olursa olsun AKP gidecek. Gidecek de yerine kalacak olan ulus devlet düşmanı, Ortadoğu uzmanı Tom Barrack’ın yolunda gitsin diyedir bunca acı ve kaypaklıklar.
Bugün bu kaosu yaratanlar AKP sonrasında onun görevini yapacak kişi tayini yanında; tükenen ekonomiyi ve boyumuzu aşan enflasyonu konuşmamaktır.
Bu karanlık tünelden çıkmak için önce seçimde iktidarı almak ve devamında aynı kalemle toplumsal yaralar açmak yerine toplumsal yaralara çareler üretmek gerekecektir. Ki AKP kurgulu butlan oyunu muhalefetin seçime girememesini, girse de dağınık girmesini sağlamaktır.
Bu oyunlar bozulacaktır. Toplum artık AKP’nin topluma acı verdiğini görüyor. Artık gördük; bu iktidar gitmeden ülke düze çıkmayacak ve dahası güçlülerin maşası konumunda olacak. Bu nedenle ben inanıyorum; iktidar değişirse hayatım değişecek. Bu da siyaset ile örgütlenerek olacak.