Küçükdanışment’in büyük kızı!

Olgay GÜLER

Bakü’de düzenlenen U17 Kadınlar Güreş Şampiyonasında 69 Kg finalinde Dünya 2.si olan Kıymet Rumeysa Tezcan, memleketi Uzunköprü’nün Küçükdanışment Köyü girişinde davul, zurna ve çiçeklerle karşılandı.

Uzunköprü Final Akademi Anadolu Lisesi öğrencisi Tezcan, 28 Temmuz–3 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen şampiyonada 69 kg kategorisinde Amerikalı rakibi Taina Rose Fernandez ile karşılaştı. Rakibine yenilerek gümüş madalyaya uzanan Tezcan, hem Edirne’yi hem de ülkesini gururlandırdı.

Küçükdanışment Köyü girişinde ailesi, köy muhtarı Kadir Tuna ve köy halkı tarafından coşkuyla karşılanan milli güreşçi konvoy eşliğinde köyün düğün salonuna gitti.  

Kıymet Rümeysa Tezcan burada yaptğı açıklamada, 13 Ağustos 2026 tarihinde düzenlenecek U20 Avrupa Güreş Şampiyonası için Milli Takım kadrosuna davet edildiğini belirtti. Yeni hedefinin U20 Avrupa Şampiyonluğu olduğunu belirten Tezcan, şampiyona hazırlıklarına vakit kaybetmeden başlayacağını açıkladı. Tezcan, “Şampiyon olmak için gitmiştim ama ikinci oldum. Emeklerimin karşılığını alıyorum yavaş yavaş” dedi.

Kıymet Rümeysa Tezcan’ın babası Mustafa Tezcan da, “Kızımız Allah razı olsun, ellerini, ayaklarını öpüyorum. Ne mutlu ki ülkemizi büyük arenalarda, öncelikle Avrupa şampiyonu olarak geldi bu sene. Ondan sonra Dünya Şampiyonluğu için Azerbaycan Bakü’de idik. Bakü’de Avrupa şampiyonluğunun ardından dünya ikinciliğine ulaştık. Hedefimiz tabi ki yükseklerde. İnşallah daha da iyisi olacak. Olimpiyatlar hedefimiz. Kızımda bu güç, kuvvet var. Buna bütün hocaları inanıyor, biz inanıyoruz, bütün Türkiye inanıyor. Ben Mustafa Tezcan, eşim Arife Tezcan, bizlerin çocuğu idi bu saatten sonra ülkemizin Türkiye’nin çocuğu” çocuğu diye konuştu.

Kıymet Rümeysa Tezcan, 15 Mayıs 2026 tarihinde Bulgaristan’ın Samakov kentinde düzenlenen U17 Avrupa Güreş Şampiyonası’nda kadınlar 69 kilo kategorisinde Letonyalı rakibi Darja Markova’yı  tuş ederek Avrupa Şampiyonu olmuştu.

İki araç kafa kafaya çarpıştı; 2 yaralı!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Keşan ilçesinde, otomobil ile hafif ticari aracın kafa kafaya çarpıştığı kazada 2 kişi yaralandı.

Kaza, Cumartesi günü akşam saatlerinde Keşan-Mecidiye köyü kara yolunda meydana geldi. Erikli köyü sahili yönüne giden 34 HEY 203 plakalı hafif ticari araç, sürücüsü S.C.O.’nun (19) Mecidiye köyü mevkisinde iddiaya göre hatalı sollama yapması sonucu karşı yönden gelen G.M. (65) idaresindeki 34 FH 6808 plakalı otomobille kafa kafaya çarpıştı.

Kazada araçlarda bulunan Y.A. (22) ve A.G. (77) yaralandı. Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Çarpışmanın şiddetiyle otomobilde sıkışan A.G., itfaiye ekiplerinin çalışmasıyla bulunduğu yerden çıkarıldı. Yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla Keşan Devlet Hastanesi’ne kaldırılırken, sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

Kazayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

Komşu kavgasında 2’si ağır 3 yaralı!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Keşan ilçesinde, komşular arasında çıkan kavganın büyümesi üzerine emekli polis memuru Metin Karol (59), Ahmet K. (67) ile eşi İkbal (58) ve çocukları Cumali K.’yi (41) tabancayla yaraladı.

Emekli polis memuru Metin Karol tutuklandı

Olay, Cuma günü saat 17.30 sıralarında Yeni Mahalle Gazi Sokak’taki Belkoop Konutları’nda meydana geldi. Konutların bahçesindeki bankta oturan Ahmet K., eşi İkbal K. ve oğulları Cumali K. ile komşuları emekli polis memuru Metin Karol arasında henüz belirlenemeyen nedenle tartışma çıktı. Tartışma sırasında evine giren Karol, aldığı beylik tabancasıyla yeniden dışarı çıkarak, bahçede bulunan komşularına ateş açtı. Silah sesleri üzerine olay yerinde büyük panik yaşanırken, ihbarla bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis, kavgayı ayırmak için havaya ateş açtı.

KARI-KOCANIN DURUMU AĞIR

Metin Karol, olayda kullandığı tabancayla birlikte gözaltına alınırken, yaralılar Ahmet K., eşi İkbal K. ve oğulları Cumali K. ise ambulanslarla Keşan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralılar, daha sonra Edirne’de bulunan Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Yaralılardan Ahmet K. ve İkbal K.’nin hayati tehlikesinin bulunduğu bildirildi.

İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Metin Karol, çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.

Boş arazide ölü bulundu!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Saros Körfezi’ne kıyısı bulunan Keşan ilçesine bağlı Erikli köyü sahilinde Kadir Ceylan (47), boş arazide ölü bulundu.

Olay, Cumartesi sabah saatlerinde Erikli köyü sahilinde meydana geldi. Sahildeki boş bir arazide Kadir Ceylan’ın hareketsiz halde yattığını gören arkadaşı, durumu jandarma ve sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde Ceylan’ın hayatını kaybettiğini belirledi. Ceylan’ın Cuma akşamı, arkadaşlarıyla birlikte alkol aldığı ve daha sonra boş arazide uyuduğu öğrenildi.

Vücudunda delici ve kesici alet yaralanması ile darp izine rastlanmayan Kadir Ceylan’ın cansız bedeni, nöbetçi savcı ve jandarmanın incelemesinin ardından kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için Edirne Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Roman soykırımına lanet!

Olgay GÜLER

Edirne’de, 2 Ağustos 1944’te Auschwitz kampında öldürülen 3 bine yakın Roman vatandaşı için, Meriç Nehri kıyısında anma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, soykırım anısına Meriç Köprüsü’nden nehre çiçek bırakıldı.

Meriç Nehri Kıyısı’nda Auschwitz Kampı’nda yaşamını yitiren 3 bine yakın Roman vatandaşı için anma etkinliği düzenlendi. Etkinliğe Edirne Kent Konseyi (EKK) Başkanı Özer Demir, EKK Roman Çalışma Grubu Başkanı Turan Şallı ve çok sayıda Roman vatandaş katıldı.

Burada konuşan Roman Çalışma Grubu Başkanı Şallı, Avrupa coğrafyasında yaşayan Romanlar’ın, sürekli baskı, şiddet ve zulüm içinde yaşadıklarını söyledi. Şallı, “Devletlerin olduğu kadar, toplum baskısı altında yaşam savaşı verdiler. 1933 yılında Almanya’ da iktidara gelen Nazi Partisi lideri Adolf Hitler, faşist politikasıyla düşük ırk olarak gördükleri Çingenelere sistematik sosyal, siyasi baskılar uygulamaya başladılar. Çingenelere yönelik ağır uygulamalar sistematik ölümlerle sonuçlandı. Hitler işgal ettiği ülkelerde çok sayıda toplama kampları oluşturmuş, Çingeneleri çocuklar da dahil olmak üzere sistematik olarak öldürtmüştür. Çingene holokostu (soykırım) olarak bilinen Porajmos 2-3 Ağustos 1944’te yaklaşık 3 bine yakın Roman-Sinti, toplama kamplarındaki gaz odalarında zehirlenerek, kurşuna dizilerek öldürülmüştür” dedi.

‘TEMEL İNSAN HAKLARI VE ÖZGÜRLÜKLERİ KORUNMALI’

Alman Nazi döneminde, 1933 ile 1945 yılları arasında 200 bin ile 1 buçuk milyon Roman’ın öldürüldüğünün tahmin edildiğini belirten Şallı, “Alman Nazi dönemi 1933-1945 yılları arasında 200 bin ile bir buçuk milyon Çingenenin öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Alman Devleti Çingenelere yapılan soykırımı uzun yıllar kabul etmemiş, sunulan belge ve kayıtlar sonucu 1982 yılında kabul etmek zorunda kalmıştır. İnsanlar hiç bir zaman etnik, dinsel, dilsel ve yaşam kültüründen dolayı öldürülmemeli, temel insan hakları ve özgürlüklerin korunması gerektiğine inanıyoruz. Soykırımda öldürülen Çingeneleri rahmetle anıyor, soykırımların bir insanlık suçu olduğunu, yaşanmamasını temenni ediyoruz” diye konuştu.

Şallı’nın konuşmasının ardından etkinliğe katılanlar, hayatını kaybedenlerin anısın aynı ismi taşıyan köprü üzerinden Meriç Nehri’ne çiçekler bıraktı.

İş Kaybı Yaşamadan Sorunsuz Ofis Taşımanın Sırları

Bir şirket için adres değiştirmek; büyüme, yenilenme veya operasyonel verimliliği artırma yolunda atılan heyecan verici bir adımdır. Ancak, ofis taşıma süreci standart bir evden eve nakliyat operasyonundan tamamen farklı dinamiklere sahiptir. Yüzlerce çalışanın masası, kritik verileri barındıran sunucu sistemleri, devasa fiziki arşivler ve yüksek maliyetli elektronik cihazların transferi, profesyonel bir proje yönetimi gerektirir. Sektörel veriler, yanlış planlanmış ofis taşıma operasyonlarının şirketlere haftalar süren iş gücü ve prestij kaybı olarak geri döndüğünü gösteriyor. Peki, ticari operasyonları durdurmadan ve müşterilere hissettirmeden taşınmak nasıl mümkün olur?

İş dünyasında en değerli sermaye “zaman”dır. Kurumsal firmalar için taşınma sürecinde yaşanacak bir günlük gecikme bile; iptal olan toplantılar, ulaşılamayan müşteri verileri ve aksayan teslimatlar nedeniyle ciddi maddi zararlara yol açar. Bu nedenle, şirket yöneticilerinin nakliye bütçesinden tasarruf etmeye çalışırken, aslında operasyonel bir felakete zemin hazırlayabileceklerini unutmamaları gerekir. Taşınma günü ofisteki tüm dijital altyapının, ağ kablolarının ve departmanlara ait evrakların sıfır hatayla yeni adrese entegre edilmesi, yalnızca bu alanda özel eğitim almış lojistik uzmanlarının yürütebileceği bir süreçtir.

Kurumsal Taşınmada ‘Sıfır Kesinti’ Stratejisi

Şirketlerin yeni binalarına geçerken en büyük beklentisi, personelin pazartesi sabahı hiçbir şey olmamış gibi yeni masasında bilgisayarını açıp hemen iş başı yapabilmesidir. Bu beklentiyi karşılamak, standart bir taşıma mantığıyla değil, kurumun mesai saatlerine göre özelleştirilmiş profesyonel Ofis Taşımacılığı planlamasıyla mümkündür. Uzman nakliye ekipleri, ticari taşınmaları genellikle cuma akşamı mesai bitimiyle başlatır. Hafta sonu veya 7/24 saat esasına göre yürütülen bu operasyonlarda; barkodlu etiketleme sistemleri kullanılarak muhasebe departmanının evrakı ile insan kaynaklarının dosyalarının birbirine karışması kesin olarak önlenir. Elektronik cihazlar anti-statik yalıtımlı özel ambalajlarla sarılırken, ağır çelik kasalar veya kompakt arşiv sistemleri için özel asansörlü mekanizmalar devreye sokulur.

Finans ve Ticaret Merkezlerinde Bölgesel Dinamikler

Anadolu Yakası’nın hızla büyüyen iş hacmi, plazaları ve modern ofis projeleriyle dikkat çeken bölgelerinde taşınma kuralları oldukça katıdır. Özellikle çok katlı iş merkezlerine ve lüks ticari yapılara ev sahipliği yapan bölgelerde, bina yönetimleri hafta içi veya gündüz saatlerinde nakliye yapılmasına kesinlikle izin vermez. Örneğin; bölgedeki devasa plazalara veya müstakil şirket merkezlerine taşınırken, kurumsal kurallara ve prosedürlere tam uyum sağlayan tecrübeli Ümraniye Evden Eve Nakliyat firmaları ile koordineli çalışmak operasyonun bel kemiğini oluşturur. Profesyonel ekipler, plaza yönetimlerine önceden personel listesi ve araç plakalarını bildirir; bina içi ortak alanların çizilmesini önlemek için yük asansörü kabinlerini ve koridorları boydan boya koruyucu zemin kaplamalarıyla muhafaza altına alır.

Güvenlik, Teknolojik Altyapı ve Kurumsal İtibar

Ofis taşımasında eşyaların maddi değerinden çok, içerdikleri ticari sırlar ve müşteri verileri kritik bir önem taşır. Bu nedenle, eşyalarınızı dışarıdan kiralanmış günlük yevmiyeli işçilere değil, uzun yıllardır sektörde güven inşa etmiş, referanslı şirketlere emanet etmelisiniz. Kurumsal itibarını yılların tecrübesiyle kanıtlamış olan köklü bir Evdiz evden eve nakliyat operasyonu, şirketinize tam kapsamlı bir yasal güvence sunar. Tüm elektronik cihazlar, sunucu kabinleri ve değerli ofis demirbaşları, taşıma esnasında doğabilecek her türlü riske karşı yüksek bedellerle sigortalanır.

Başarılı Bir Ofis Taşıma Sürecinin 4 Temel Adımı

Şirketinizin iş gücünü ve kurumsal itibarını riske atmamak için ofis taşıma sürecinde şu adımları eksiksiz uygulamalısınız:

  • Detaylı Proje ve Ekspertiz: Taşıma tarihinden en az iki hafta önce nakliye uzmanlarının ofiste detaylı bir keşif yapmasını ve operasyonel bir taşıma takvimi oluşturmasını sağlayın.
  • Departman Bazlı Kodlama: Tüm bilgisayarlar, çalışma masaları ve arşiv kolileri için barkodlu veya renkli etiketleme sistemi talep ederek karışıklıkların önüne geçin.
  • Bilgi İşlem Koordinasyonu: Sunucu ve ağ altyapısının sökülüp yeni ofiste kurulması için nakliye ekibi ile şirketinizin IT departmanının ortak bir toplantı yapmasını organize edin.
  • Tam Kapsamlı Kurumsal Sigorta: Olası bir kazada sadece ofis mobilyalarının değil, yüksek bütçeli sunucu ve elektronik altyapı cihazlarının da poliçe teminatı altında olduğundan emin olun.

Ofis taşıma süreci bir maliyet kalemi değil, şirketinizin geleceğine yapılan kritik bir operasyonel yatırımdır. Doğru lojistik partneri seçmek, büyüme hedeflerinize sekte vurmadan yolunuza güçlü bir şekilde devam etmenizi sağlayacaktır.

İstanbul’da Kentsel Dönüşüm Güvenli Depolamaya İlgiyi Artırdı

İstanbul’da beklenen Marmara depremi öncesinde hız kazanan kentsel dönüşüm projeleri, gayrimenkul sektörünün yanı sıra lojistik ve muhafaza hizmetlerinde de ciddi bir hareketlilik yarattı. Riskli yapı raporu alan binaların hızla tahliye edilmesi, vatandaşları acil barınma ve eşya yönetimi arayışına itiyor. Sektör temsilcilerinin saha verilerine göre, özellikle inşaat ve yıkım aşamasında geçici depolama çözümlerine yönelik talepler son bir yılda yaklaşık yüzde kırk oranında artış gösterdi. Yeni evlerine geçene kadar eşyalarını güvence altına almak isteyen aileler için, süreci tamamen profesyonel bir altyapı ve teknolojiyle yöneten İstanbul Emanet Depo tesisleri, şehir sakinlerinin bir numaralı başvuru noktalarından biri haline geliyor.

Geçici Barınma Sürecinde Eşya Yönetimi

Kentsel dönüşüm süreci genellikle bir buçuk ile iki yıl arasında süren meşakkatli bir inşaat ve belirsizlik dönemini kapsıyor. Bu zaman zarfında daha küçük metrekareli kiralık evlere, rezidanslara veya akrabalarının yanına taşınmak zorunda kalan vatandaşlar, tüm ev eşyalarını bu yeni ve kısıtlı alanlara sığdırmakta doğal olarak zorlanıyor. Güncel piyasa maliyetleri hesaplandığında, mevcut mobilyaları elden çıkarıp ileride yenilerini satın almak ekonomik açıdan çok ciddi zararlar doğuruyor. Ev sahipleri ve kiracılar, maddi değeri ve hatırası olan bu eşyaları korumak adına uzman tesislerin sunduğu Kentsel Dönüşümde Eşya Depolama hizmetlerine yöneliyor. Bu hizmet sayesinde, eşyalar inşaat tozu ve taşınma karmaşasından uzak, güvenli depo alanı içerisinde tamamen ilk günkü formunda korunabiliyor.

Uzun süreli muhafaza gerektiren bu hassas dönemde, eşyaların emanet edileceği tesisin fiziksel şartları hayati bir önem taşıyor. Eşyaların standart dışı, havalandırması yetersiz veya merdiven altı bodrum katlarında tutulması, kısa sürede geri dönüşü olmayan küf, pas ve çürüme sorunlarına yol açıyor. Güvenilir işletmeler, eşyaları tesise kabul etmeden önce profesyonel ambalajlama teknikleriyle dış etkenlere karşı tamamen izole ediyor. Modern tesislerin sahip olduğu kesintisiz iklimlendirme sistemleri, eşyaların ideal ısı ve nem dengesinde kalmasını sağlıyor. Aynı zamanda olası yangın, su baskını veya hırsızlık gibi olağanüstü risklere karşı hazırlanan poliçeler, tüketicilere yasal anlamda tam kapsamlı bir sigortalı muhafaza güvencesi sunuyor.

Kadıköy ve Çevresinde Yükselen Talep

Dönüşüm projelerinin şehirdeki dağılımına bakıldığında, bazı ilçelerin lokomotif görevi gördüğü ve talebi sırtladığı açıkça fark ediliyor. Anadolu Yakası’nda eski yapı stokunun yoğun olduğu ve yenileme çalışmalarının hız kesmeden devam ettiği Üsküdar, Göztepe, Bostancı, Feneryolu ve Moda gibi semtlerde lojistik ihtiyaçlar zirveye ulaşıyor. Bu yoğun kentsel hareketliliğin merkez üssü konumundaki Kadıköy’de, nitelikli bir muhafaza tesisi bulmak her geçen gün zorlaşıyor. Vatandaşların inşaat sahalarına yakın, ancak bir o kadar da tozdan izole ve güvenilir bir hizmet arayışı, Kadıköy Eşya Depolama merkezlerine olan ilgiyi hızla artırıyor. Bölge halkı, gelişmiş güvenlik kameralarıyla sürekli izlenen kilitli depo odası seçenekleri sayesinde, evleri inşa edilirken eşyalarının akıbetinden endişe duymadan süreci rahatça atlatabiliyor.

Sonuç olarak, kentsel dönüşümün getirdiği mekansal zorluklar ve belirsizlikler, doğru planlanmış bir alan yönetimi stratejisiyle kolay ve hasarsız bir şekilde aşılabiliyor. Tüketicilerin, yasal güvencelerden yoksun geçici çözümler yerine, şeffaf sözleşmeli ve garantili hizmet sunan resmi kurumlara yönelmesi ileride yaşanabilecek ağır mağduriyetlerin kesin olarak önüne geçiyor. Yüksek standartlardaki altyapısı, dürüst fiyatlandırma politikası ve alanında uzman ekipleriyle sektörde güven veren İstanbul Emanet Depo, binalarını yenileyen ailelerin en büyük destekçilerinden biri olmaya devam ediyor. Siz de dönüşüm sürecinde eşyalarınızı riske atmamak ve esnek kiralama modelleri hakkında detaylı bilgi almak için kurumun iletişim kanallarını kullanabilirsiniz.

Denize girilemez ayıbı!

Sultaniçe-Gülçavuş Sahili Çevre ve Dayanışma Yurttaş Platformu kuruluşundan bu yana sorunlar ve çözümleri için büyük bir çaba harcıyor. Önceleri ufak ufak şikayetlerle seslerini duyuran çevre sakinleri geçtiğimiz günlerde tehlikenin boyutlarının, “Denize Girmeyin” önerilerine yükseldiğinden söz ediyor. Platform üyeleri; ishal, kusma gibi belirtiler gösteren çocuk ve yetişkinlerin doktorları tarafından denize girmemeleri konusundaki uyarılarını paylaşıyor.

Dünya üzerinde çok az sayıda, ‘Kendi kendisini temizleyen deniz’den biri olan ve tatil sezonu dışında pırıl pırıl sulara sahip olan Saros Körfezi sahilleri tatil sezonu boyunca utandıran görüntülere sahne oluyor. İnsan eliyle, duyarsızca yaratılan kaba kirliliğin yanı sıra kanalizasyon atıklarının ve çeltik deşarj sularının da derelere verilerek denize karışması insan sağlığına tehdit boyutuna ulaştı.

KENDİ KENDİSİNİ TEMİZLEYEN SAROS’A KIYMAYALIM

İki köy arasında akan derenin üzerinde sahile sıfır olarak yapılan köprü nedeniyle, belli durumlarda dere şişmeye başlıyor. Bu durumda derede, arıtmadan ve çeltik tarlalarından gelen sular, durgun bir göl gibi günlerce bekliyor. Şişme yüzünden site ve tarlaların zarar görmemesi için dere ile deniz arasında köprünün altında biriken kumlar alınınca gölleşen kirli ve mikroplu sular da denizle buluşuyor..

Platformun çalışmalarına Sultaniçe ve Gülçavuş köylerinde ve yazlık sitelerde yaşayan vatandaşlar da Whatsapp gurubuna mesaj ve fotoğraf paylaşarak dilek, şikayet ve önerileriyle katkı sağlıyor. Son zamanlarda şikayetlerin dozu yükselirken buna karşın da vatandaşların duyarlığı ve yönetimlerden beklentileri de artıyor.