Alım gücü 29 günde %21 eridi!

CHP Edirne İl Gençlik Kolları, 4 bin lira KYK bursu 2 Ocak’ta 0,63 gram altın ederken bugün 0,49 gram altın seviyesine, 28.075 lira asgari ücret yılın başında 4,43 gram altın alabilirken bugün 3,49 gram altına, 20.000 lira olan en düşük emekli maaşının ise 3,16 gram altından 2,49 gram altına düştüğüne dikkat çekerek, daha yılın ilk 29 gününde; emeğin, öğrencinin ve emeklinin geliri kâğıt üzerinde aynı kalırken, hayat karşısında beşte bir oranında küçüldüğünü bildirdi.

CHP Edirne İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında, “2026 yılına girerken açıklanan rakamlar ortadadır. Asgari ücret 28.075 TL, KYK bursu 4.000 TL, En düşük emekli maaşı 20.000 TL. Ancak asıl mesele bu rakamların kaç TL olduğu değil, bu parayla ne alınabildiğidir” diyerek şunları aktardı:.

“2 Ocak 2026’da 1 gram altın 6.330 TL iken, 29 Ocak 2026’da 8.039 TL’ye yükselmiştir. Yalnızca 27 günde yaşanan bu artış, iktidarın ‘ekonomi düzeliyor’ söyleminin gerçeği yansıtmadığını bir kez daha göstermiştir. Vatandaşın alım gücü adeta buharlaşmıştır.

Asgari ücret, yılın başında 4,43 gram altın alabilirken bugün 3,49 gram altına düşmüştür.

Asgari ücretlinin alım gücü yaklaşık %21 erimiştir.

KYK bursu, 2 Ocak’ta 0,63 gram altın ederken bugün 0,49 gram altın seviyesine gerilemiştir.

Öğrencinin cebindeki para %21’den fazla değer kaybetmiştir.

En düşük emekli maaşı ise 3,16 gram altından 2,49 gram altına düşmüştür.

Emeklinin alım gücü de yaklaşık %21 azalmıştır.

Daha yılın ilk 29 gününde; emeğin, öğrencinin ve emeklinin geliri kâğıt üzerinde aynı kalmış, ama hayat karşısında beşte bir oranında küçülmüştür.

İktidar, rakamlarla algı yönetmeye devam ederken; pazara çıkan yurttaşın filesi küçülmekte, öğrenci barınamaz hale gelmekte, emekli temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz noktaya sürüklenmektedir.

Bu tablo bize açıkça şunu söylüyor: Sorun maaşların rakamsal artışı değil, hayat pahalılığı karşısında korunmamasıdır. Altın yükselirken, döviz artarken, fiyatlar her gün zamlanırken ücretler yerinde sayıyorsa, bunun sorumlusu bu ülkeyi yöneten anlayıştır.

İktidar, ekonomik krizin faturasını yine halka kesmektedir. Emeğiyle geçinenler, öğrenciler ve emekliler her geçen gün biraz daha yoksullaştırılmaktadır.

Bu düzen değişmeden, bu ekonomi anlayışı terk edilmeden, açıklanan hiçbir maaş vatandaşın sofrasına gerçek bir refah getirmeyecektir.”

Kampüs Edirne, gençlerin hizmetinde!

Edirne Belediyesi, gençlerin kent yaşamında kendilerini rahat ve güvende hissedebilecekleri yeni bir sosyal alanı daha hizmete açtı. 1. Murat Mahallesi’nde yer alan Zübeyde Hanım Parkı içerisinde konumlanan Kampüs Edirne, gençlere yönelik bir buluşma alanı olarak kullanıma sunuldu.


Belediye tarafından yürütülen yenileme çalışmalarıyla Zübeyde Hanım Parkı; peyzaj düzenlemeleri, yeni fidanlar, oyun alanları ve kent mobilyalarıyla baştan sona yenilenerek kamusal kullanıma kazandırıldı. Parkın içinde yer alan Kampüs Edirne, kapalı alanında gençlerin ders çalışabilecekleri, sosyalleşebilecekleri ve uygun fiyatlı yiyecek–içecek imkânlarından yararlanabilecekleri bir mekân olarak tasarlandı.
Öğrenci dostu ve erişilebilir fiyat anlayışıyla hizmet verecek olan Kampüs Edirne, gençlerin ekonomik kaygı yaşamadan vakit geçirebileceği bir sosyal alan olma özelliği taşıyor.


Başkan Gencan: “Gençler bu kentin yalnızca geleceği değil, aynı zamanda bugünü”

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Kampüs Edirne’nin gençlerden gelen ihtiyaç ve talepler doğrultusunda hayata geçirildiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Gençlerimiz, bu şehirde kendilerini ait hissedebilecekleri alanlara ihtiyaç duyduklarını çok açık bir şekilde ifade ediyor. Kampüs Edirne’yi, parkın içinde, gençlerin ders çalışabileceği, sosyalleşebileceği ve ekonomik kaygı yaşamadan vakit geçirebileceği bir alan olarak bu ihtiyaçtan yola çıkarak hayata geçirdik.
Gençler bu kentin yalnızca geleceği değil, aynı zamanda bugünü. Biz de Edirne’yi yönetirken gençlerin hayatını kolaylaştıran, onları şehir yaşamının dışına itmeyen bir anlayışla çalışmaya devam edeceğiz.”
Kampüs Edirne, Pazartesi günleri hariç haftanın altı günü 10.00–22.00 saatleri arasında hizmet verecek.
Edirne Belediyesi, gençlerin şehirle bağını güçlendiren sosyal alanları artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

Zafer Partisi’nden Batı Trakya için 29 Ocak kutlaması

Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, 29 Ocak Batı Trakya Türklüğünün Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü’nü kutlarken, Batı Trakya Türklüğünün unutulmaz lideri Dr. Sadık Ahmet’i de rahmet ve minnetle andı.

Zafer Partisi İl Başkanı Serkan Konak, ‘Batı Trakya Türklüğünün Milli Direniş Günü’ dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, “Ey güftesi ve bestesi çağlar taşıran Türklüğüm şimdi sende hıçkıran bir su yalnızlığı var” diyerek şunları kaydetti:

“Hemşerimiz Ali Seyfi Tülümen 28 Kasım 1920 tarihinde Ali Galib Bey’e gönderdiği mektupta, ‘Trakya Türk’tür ve Trakya Türkleri ancak Türk bayrağı altında mesut olabilirle’ demiştir.

Bugün 29 Ocak… Gümülcine olaylarının yıldönümü ve Batı Trakya Türkleri Milli Direniş Günü. Bu sebeple Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ ve parti heyetimizle beraber bir dizi ziyaret gerçekleştirmek için Gümülcine’deyiz.

Takvim yaprakları 4 Kasım 1988’i gösterdiğinde Yunan Hükümeti ‘Batı Trakya’da Türk Yoktur’  iddiası ile Gümülcine Türk Gençler Birliği’ni ve Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği’ni kapatma kararı almıştı. Batı Trakya Türkleri ise iki derneğin kapatılma kararını ancak 4 Ocak 1988 tarihinde öğrenmişler ve hemen mücadeleye başlamışlardır. Azınlık Yüksek Kurulu’nun aldığı karara göre azınlık okulları bir gün süreyle kapatılacak ve bu durum bütün devlet kurumlarına bildirilip 29 Ocak 1988 tarihinde de Gümülcine Eski Camii’nden Vilayet Konağı’na kadar bir protesto yürüyüşü yapılacaktı. Bu duruma karşı ise Yunan hükümeti Eski ve Yeni Cami’yi kapatarak Türklerin bir araya gelmelerini yasaklamıştı. Buna rağmen 20 bin Türk Gümülcine’de toplanmış ve ‘Biz Türk’üz’ diye haykırmıştı.

Bu haykırıştan iki yıl sonra 29 Ocak 1990 tarihinde, 1988’de yaşananları anmak için Gümülcine’de bir kez daha toplanan Batı Trakya Türkleri saldırıya uğramış, Türklere ait dükkân ve iş yerleri tahrip edilmiştir. Batı Trakya Türklüğü için bir dönüm noktası olan 29 Ocak tarihi her yıl ‘Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü’  olarak kutlanmaktadır.

Bu suretle Batı Trakya Türklüğünün Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Gününü kutlar, Batı Trakya Türklüğünün unutulmaz lideri Dr. Sadık Ahmet’i rahmet ve minnetle anarım.”

‘Çömlekköy, Çakmak’a benzemesin!’

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün Çömlekköy Baraj ve Sulaması için 2026 Yılı Yatırım Programında ayrılan paranın yeterli olmadığına dikkat çekerek, mutlaka ek kaynaklar sağlanarak yapımının hızlandırılması gerektiğini söyledi.

Edirne’de sulama yatırımlarının hızla bitirilmesinin siyasi bir tercih değil yaşamsal bir zorunluluk olduğunu belirten Ün şunları söyledi:

“Edirne kuraklığı en ciddi şekilde yaşayan illerin başında geliyor. Uzun vadeli meteoroloji raporlarında bunu net olarak görebiliyoruz. İçme suyunda, tarımsal suda yaşanan sıkıntı hepimizin malumudur. Şimdi mevsimsel olarak yaşanan yağışlar ya da nehirlerin debisindeki artışlar hiçbirimizi kandırmasın. Çiftçimiz ciddi ürün kaybı yaşadı, yeraltı sularımız her yıl biraz daha derine çekiliyor.

Bu sıkıntıları aşmak için su kaynaklarını iyi yönetmeli uzun vadeli su yönetimleri oluşturmalıyız. Ancak gördüğümüz manzara bunun böyle olmadığını net olarak ortaya koyuyor. Maalesef sulama yatırımlarının tamamlanması uzadıkça uzuyor. Bunu, bölgemiz için çok önemli olan Çömlekköy Baraj ve Sulamasının yapımında da görüyoruz.

Edirne’de 56 bin 500 dekar tarım arazisini suya kavuşturacak Çömlekköy Barajı ve Sulaması 2022 yılında ek yatırım programına alınmıştı. 2023 yatırım programında o yılın birim fiyatlarıyla 30 milyon ayrılmış, baraj ve sulamasının bitiş tarihi 2027 yılı olarak belirtilmişti. 2024 yatırım programında bitiş tarihi bir yıl uzadı ve 2028 oldu. 2025 yatırım programında ise bitiş tarihi 2029 olarak belirtiliyor. İstikrarlı bir şekilde her yıl için bitiş tarihi uzuyor. 4 yıl sonrası için bitiş tarihi gösteriliyor.

2026 yılı yatırım programına baktığımızda bir arpa boyu yol alamadığımız görülüyor. Baraj ve sulamasının bitim tarihi 2030 yılına uzatılmış. 2026 fiyatlarıyla 400 milyon para ayrılmış ancak işin tamamlanması için gerekli miktar 4 milyar 376 milyon. Bu parayla bu baraj ve sulaması bitmez. Çömlekköy Barajı için şu ana kadar harcanan para 115 milyon lira olarak görülüyor.

Çömlekköy Baraj ve Sulamasının kaderi Çakmak Baraj ve Sulamasına benzemesin. Her yıl bir arpa boyu yol bile alamadan sulama yatırımları tamamlanamaz. Sulama yatırımlarının tamamlanmasından çiftçimiz kazançlı çıkar,vatandaşımız, ülkemiz kazançlı çıkar. Bunun için mutlaka ek kaynaklar hızlı bir şekilde sağlanıp Çömleköy ile diğer baraj ve sulamalar bitirilmelidir.”

Komşuyla yeni sınır kapısı

Bulgaristan ile Türkiye, Avrupa’nın en yoğun kara sınır kapılarından biri olan Kapitan Andreevo-Kapıkule hattındaki trafiği rahatlatmak amacıyla yeni bir sınır kapısı inşa etmeye hazırlanıyor. Bulgaristan Bakanlar Kurulu’nun aldığı kararla, mevcut Kapitan Andreevo-Kapıkule Gümrük Kapısı’nın kuzeyinde yeni bir geçiş noktasının kurulması resmen onaylandı.

Bulgaristan Bakanlar Kurulu Basın Servisi tarafından yapılan açıklamada, iki ülke arasındaki sınır geçişlerine ilişkin sorunların çözümünü kapsayan yeni bir anlaşmanın kabul edildiği bildirildi. Bu anlaşma kapsamında “Kapitan Andreevo – Kapıkule – Kuzey” adıyla yeni bir sınır kapısı açılacak.

Kırcaali Haben Gazetesi’ne göre, söz konusu proje, özellikle ağır vasıta trafiğinin yoğun olduğu Kapitan Andreevo-Kapıkule sınır kapısındaki yükü azaltmayı hedefliyor. Mevcut kapı, Avrupa’nın kamyon trafiği açısından en yoğun kara sınırı olmasının yanı sıra, Avrupa Birliği’nin en büyük dış kara sınır kapısı olma özelliğini taşıyor. Yeni kapının faaliyete geçmesiyle birlikte hem bekleme sürelerinin kısaltılması hem de ticaret ve lojistik akışının daha verimli hale getirilmesi amaçlanıyor.

Yeni sınır kapısı, Bulgaristan tarafında Haskovo iline bağlı Svilengrad Belediyesi sınırları içindeki Kapitan Andreevo köyü yakınlarında, Türkiye tarafında ise Edirne iline bağlı Kapıkule bölgesinde, mevcut sınır kapısının kuzeyinde yer alacak.

Onaylanan anlaşma taslağına göre, proje kapsamında Bulgaristan ve Türkiye temsilcilerinden oluşan Karma Uzman Komisyonu kurulacak. Bu komisyon; yol bağlantılarının teknik özelliklerini, güzergâhların yerlerini, sınırla kesişim noktalarını, hizmet verecek trafik türlerini (yük, yolcu, ticari taşıt vb.), çalışma saatlerini, şerit sayısını ve yeni sınır kapısının teknik altyapısını ayrıntılı şekilde belirleyecek.

Ayrıca komisyon, yeni kapının işletme modeli, altyapı gereksinimleri, taşınacak yük türleri ve yolcu profili, inşaat sürecine ilişkin hukuki ve fiili düzenlemeler ile iki ülke arasındaki tüm sınır kapılarını ilgilendiren ortak konular üzerinde de çalışacak.

Yetkililer, yeni sınır kapısının hayata geçirilmesiyle birlikte Bulgaristan-Türkiye arasındaki ticaretin hızlanacağını, sınır geçişlerinde yaşanan yoğunluk ve gecikmelerin önemli ölçüde azalacağını ve bölgesel ekonomik iş birliğine katkı sağlanacağını vurguluyor.

Edirne Birlik Spor U12’den 6’da 6!

Edirne’de 27-28 Ocak tarihlerinde düzenlenen futbol turnuvasında, Edirne Birlik Spor Kulübü U-12 takımı, rakiplerine şans tanımayarak oynadıkları 6 maçın tamamını kazanarak turnuvayı “namağlup şampiyon” olarak tamamladı.

Edirne alt yapı futbolunun köklü kulüplerinden Edirne Birlik Spor Kulübü, altyapıya verdiği önemin meyvelerini toplamaya devam ediyor. Şehirde düzenlenen ve birçok yetenekli takımın kıyasıya mücadele ettiği Edirne Cup’ta boy gösteren U-12 takımı, sergilediği üstün performansla turnuvanın yıldızı oldu.

6 MAÇ, 6 GALİBİYET

Turnuva boyunca disiplinli oyunu, takım ruhu ve sportmenliği ile dikkat çeken Edirne Birlik Spor ’un futbolcuları, çıktıkları 6 müsabakadan da galibiyetle ayrılmayı başarırken hem savunmada hem de hücumda gösterdikleri etkili oyunla rakiplerine puan şansı tanımadı.

Edirne Birlik Spor Kulübü Teknik Direktörü Göktuğ Üküncer, “Çocuklarımız turnuva boyunca harika bir karakter ortaya koydular. 6 maçta 6 galibiyet almak, bu yaş grubu için büyük bir istikrar ve konsantrasyon göstergesidir. Bizim için daha önemlisi, çocuklarımızın sahadaki yardımlaşması ve oyun disiplinine sadık kalmalarıydı geçen hafta da Kuşadası’nda düzenlenen turnuvada gümüş şampiyon olarak dönmüştük. Edirne Birlik Spor Kulübü olarak amacımız, sadece maç kazanan değil, spor ahlakına sahip bireyler ve geleceğin yıldız futbolcularını yetiştirmektir. Bize güvenen velilerimize ve sahada ter döken tüm sporcularımıza teşekkür ediyorum” dedi

ELYD için dünya çok küçük

Gülseven OKALANER

Edirne Lisesinden Yetişenler Derneği (ELYD) üyeleri 2026 yılının ilk uzun mesafe ziyaretinde Küba’ya uçtu. Pronto Tur organizasyonuyla 22 Ocak günü İstanbul Hava Limanı’ndan hareket ederek Havana Uluslararası Jose Marti Havalimanına ulaşan kafile, önce UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Havana Eski Kenti ziyaret etti. Daha sonra da Malicon Bulvarı, Devrim Meydanı, Colomb Mezarlığı, Miramar ve kenti kuşbakışı gören Morro Kalesi’ne gidildi. Kafile geceyi Havana’daki otellerinde geçirdi. Kafileye ELYD Genel Merkezi Yönetim Kurulu adına Genel Sekreter Dr. Kemal Demirkıran eşlik etti.

İkinci gün Vinales Vadisi ve Pinar del Rio turu için yine. UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunan ve dünyaca ünlü Küba puroları tütünlerinin yetiştiği Vinales Vadisi’ne hareket edildi. Vinales Şehir merkezi, tütün tarlaları, yerel tütün çiftliği ziyareti ve Pinar del Rio’da Küba purolarının resmi olarak üretildiği fabrikalarda puro yapım ve kültürü tanıtıldı.

Küba Havana’da büyük bir parkın içindeki Atatürk Büstü ziyaretçisiz kalmıyor

Ardından Ressam ve bilim adamı Leovigildo González Morillo tarafından, kayaların üzerine çizilmiş, tarih öncesi yaşamı anlatan duvar resmi ziyareti ile “Indian cave” isimli mağara gezildi. Vinales Vadisi’ne hakim bir sahip tepede fotoğraf molası verildi.

Santa Clara’da Che Mozolesi

EFSANEVİ CHE GUEVERA’NIN EVİNDE

24 Ocak Cumartesi günü Havana Turu’na çıkıldı. Turda,1958 yılı sonu Küba devrimine kadar Amerika’dan ithal edilmiş ve halen aktif olarak kullanılan renkli araçlarla hareket edildi. Küba sokaklarındaki gezi sonrası, Küba’nın Picassos’u; Jose Fuster’in, yaşarken resimler, seramikler ve çizimlerle dekore ettiği mahallesine gidildi. Daha sonra modern sanatçıların merkezi Hamel sokağı ve Küba’nın efsanevi kahramanı Che Guevara’nın evi ziyaret edildi. Ünlü Prado Caddesi gezisinin ardından otele dönüldü.

Ziyaretin dördüncü günü Küba’nın en güzel şehirlerinden 1819’da Fransız yerleşimcilerin kurduğu UNESCO’nun korumasındaki Cienfuegos ziyaret edildi. Öğle yemeğinin ardından Jose Marti Parkı, Tomas Terry Tiyatrosu, Colegio de San Lorenzo binaları görüldü. 

TRİNİDAD DÜNYANIN EN İYİ KORUNMUŞ KENTİ

Ziyaretin beşinci günü olan 26 Ocak’ta Cienfunegos ve Trinidad Şehir Turları yapıldı. UNESCO tarafından koruma altında alınmış, 18 ve 19’ncu yy arasında şeker üretimiyle zenginleşen, Koloniyal dönem mimarisi örnekleri ile dünya üzerinde en iyi korunmuş Trinidad şehri gezildi. Trinidad’a has limon suyu, bal ve Küba Romu karışımı Canchanchara içilip öğle yemeği yendi Turun ardından akşam yemeği ve konaklama için otele dönüldü.

YARALI YAKALANIP İNFAZ EDİLDİ, CESEDİ 30 YIL SONRA GETİRİLDİ

Salı sabahı , ELYD Kafilesi, Trinidad’tan Küba Devrimi’nin en önemli cephesi olan ve Che’yi efsaneleştiren Villa Santa Clara şehrine hareket etti. Devrimin lideri Comandante Che Guevara tarafından ele geçirilen ve Batista ordularının cephanesini taşıyan zırhlı tren müze parkı, savaşın geçtiği eski Hilton Oteli’nde kurşun izlerinin görüldüğü Parque Vidal ziyaret edildi. Küçük bir gerilla grubunun başındayken Ekim 1967’da Bolivya’da yaralı yakalanıp infaz edilen ve 30 yıl sonra cesedi getirilip defnedilen Guevera’nın Mozolesi, veda mektubu ile anıtı ve heykeline gidildi.

Ünlü Yazar Hemingway’in 20 yıl yaşadığı ve günümüzde müze olan evi

HEMİNGWAY MÜZESİ VE KÖYÜ

Trinidat’ta son gecenin sabahında  ELYD kafilesi, dün Havana’ya döndü. Yol üzerinde; 20 yılını Küba’da geçiren yazar Ernest Hemingway’in ‘İhtiyar Balıkçı ve Deniz! Romanını yazdığı küçük bir balıkçı köyü olan; yazarın ünlü romanı “İhtiyar Balıkçı ve Deniz”i yazdığı ve öğle yemeklerini yediği Cojimar köyü ziyaret edildi. ‘’Çanlar Kimin için çalıyor ‘’ romanını yazdıktan sonra yaşadığı La Vigia çiftliğinde, bugün “Hemingway Müzesi” olan evi La Finca’ya gidildi.

Kafile deniz molasında

Edirne Lisesi Yetişenler Kafilesi Havana’daki kahvaltının ardından İstanbul’a dönmek üzere Uluslararası Jose Marti Havalimanı’ndan hareket etti.

CHE GUEVERA’NIN MOZOLESİNDEKİ ANNE BABASINA VEDA MEKTUBU
( 1 Nisan 1965 )

Sevgili ihtiyarlar:

Topuklarımın altında yeniden Rocinante’nin kaburgalarını hissediyorum, kalkanım kolumda tekrar yollara düştüm.

Neredeyse on yıl önce size başka bir veda mektubu daha yazmıştım. Hatırladığım kadarıyla, daha iyi bir asker ve daha iyi bir doktor olamamaktan yakınıyordum. İkincisi ile artık ilgilenmiyorum, asker olarak o kadar da kötü değilim.

Özünde hiçbir şey değişmedi, artık çok daha bilinçli olmamın dışında. Marksizm bilgim derinleşti ve netleşti. Özgürleşmek için mücadele eden halklar için tek çözümün silahlı mücadele olduğuna inanıyorum ve inançlarım doğrultusunda hareket ediyorum. Pek çokları bana maceraperest diyecek, öyleyim de… Yalnızca farklı bir türden ve doğrularını göstermek için postunu ortaya koyanlardan.

Belki de bu size son veda mektubum olacak. Amacım bu değil ama son olması olasılıklar arasında. Şayet öyleyse, sizi son defa kucaklarım.

Sizi çok sevdim. Sadece sevgimi nasıl göstereceğimi bilemedim. Eylemlerimde son derece katıyım ve bazen beni anlamadığınızı düşünüyorum. Beni anlamak kolay değildi ama bugün bana inanın yeter. Şimdi titrek bacaklarımla yorgun ciğerlerime, bir sanatçı edasıyla cilaladığım irademle güç vereceğim. Bunu yapacağım.

20’nci Yüzyılın bu küçük fedaisini arada bir hatırlayın. Celia’yı, Roberto’yu, Juan Martín ve Patotin’i, Beatriz’i ve herkesi öpüyorum. İnatçı ve kayıp oğlunuz olarak sizi kucaklıyorum.

    Ernesto

    Üreticiye hibe nohut tohumu!

    Olgay GÜLER

    Ülke genelinde son 2 yıldır yaşanan kuraklıkla birlikte ayçiçeği ve buğdayda istediği verimi alamayan üretici için Edirne Belediyesi, tarlalarında ekerek ürettiği yerli nohut tohumlarını hibe olarak verip, hem bölgenin baklagil ihtiyacını karşılamayı, hem de üreticinin kurak mevsimde gelirini arttırmayı hedefliyor.

    Edirne Belediyesi tarafından, kuraklıkla mücadelede ayçiçeği ve buğdayda yaşanan verim kayıpları nedeniyle başlatılan çalışmalarla bu yıl hasatta ilk ürünleri alınan yerli nohut için, 100 üreticiye hibe tohum dağıtılmaya hazırlanılıyor. Belediye Başkanı Filiz Gencan başkanlığında başlatılan çalışmaların yürütücülüğünü yapan Edirne Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürü Egemen Ilgın, nohutun ayçiçeği ve buğdaya göre daha az maliyetle daha fazla gelir getirme potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekerken, bu yıl mercimek de ekerek, bu üründe de üreticiyi teşvik etmek istediklerini kaydetti. Ilgın yapılan çalışmalarla, bölgenin hem baklagil ihtiyacını karşılamayı, hem de üreticinin kurak mevsimde gelirini arttırmayı hedeflediklerini söyledi.

    ‘BU SENE ÇOK DAHA FAZLA NOHUT EKİLECEK’

    Ilgın belediyeye ait tarlalarda, geçtiğimiz yıl, uzun süredir bölgede ekimi yapılmayan nohut ektiklerini belirterek, “Böylelikle çiftçilerimizin de nohut üretimini, nohut hasadını tecrübe etmesini sağlamayı hedeflemiştik. Belediyemize ait Yıldırım mevkiindeki arazilerde nohut üretimimizi gerçekleştirdik. Ekiminden, bakımına ve hasat sürecine kadar çiftçilerimiz de geldiler, izlediler, gördüler. Güzel bir üretim sezonu geçirdik nohut adına. Çiftçimiz de; ‘Bölgemizde kuraklık çok had safhada. Ayçiçeğinden istediğimiz verimliliği, ürünü sağlayamıyoruz. Buğdaydan, arpadan sağlayamıyoruz. Alternatif ürünlere yönelmek istiyoruz. Acaba biz de nohut üretiminde başarılı olabilir miyiz?’ diye bize geldiler. Bizim nohut çeşidimiz gerçekten oldukça verimli ve lezzetli bir çeşittir. Bunun tohumundan bizden talep ettiler. Biz de çiftçilerimize tohum desteği sağlayacağımızı söyledik. Başvuruları almaya başladık. Objektif kriterlerle çiftçilerimizin başvuruları değerlendiriliyor. Bu sene Edirne’de geçtiğimiz yıllara oranla daha fazla nohut ekilecek” dedi.

    ‘MALİYETİ ARPA VE BUĞDAY’DAN DAHA DÜŞÜK’

    Nohut üretiminde Türkiye’nin ithalatçı pozisyonda olduğuna dikkat çeken Ilgın, “Nohut üretiminde Türkiye ithalatçı pozisyonda bulunuyor. Türkiye’nin ürettiği nohut Türkiye’nin ihtiyacına yetmiyor. Edirne özeline baktığımız zaman da Edirne’nin yetiştirdiği nohut miktarı, Edirne’nin ihtiyaç duyduğu nohut miktarına cevap veremiyor. Dolayısıyla bizim nohudu zaten ekmemiz gerekiyor. Baktığınız zaman Meksika’dan, başka ülkelerden nohut ithal edildiğini görüyoruz. Dövizimiz de dışarı çıkıyor. Nohudun buğday ve arpaya göre yetiştirme maliyeti daha düşük. Bu nedenle çiftçilerimizde bir yönelme vardı, başvuruları aldık. Bu sene onlara her türlü teknik desteği de sağlayacağız. Zannediyorum ki; umuyorum ki çiftçilerimiz de nohut ekiminden istedikleri verimi ve tabii istedikleri maddi geliri sağladıktan sonra bir sonraki sene daha fazla ekeceklerdir. Bu şekilde Edirne’nin bakliyat üretiminde önemli bir konuma geleceğini düşünüyorum” diye konuştu. 

    ‘AMAÇ EN DÜŞÜK BİRİM ALANDAN EN YÜKSEK KAZANCI SAĞLAMAK’

    Nohudun üretiminde, diğer ürünler gibi çok fazla işlem de istemediğini söyleyen Ilgın, “Bugün buğday ve ayçiçeği biliyorsunuz hem verim anlamında geçmiş yıllara göre düşük kalıyor. Hem maliyetleri fazla. Gübre, ilaç maliyetleri fazla. Hem de buğday dünyada en çok üretilen ürün. Herkesin ürettiği bir ürünü üretiyorsunuz. Dolayısıyla yani çok büyük bir gelir beklemek iyimserlik oluyor ama nohut üretimi hem bölgemizde, Türkiye’de az üretiliyor hem ilaç maliyeti ve gübre maliyetleri çok daha az eski işçiliği yok, ot mücadelesi ilaçlamayla yapılıyor. Çapaya falan gerek duyulmuyor. Zaten bizim topraklarımız küçüldüğü için amacımız en düşük birim alanından en yüksek kazancı sağlamak. O nedenle yönlendirme yapıyoruz” şeklinde konuştu.

    ‘MERCİMEK ÜRETİMİNİ BAŞLATIYORUZ’

    Bu yıl belediyeye ait alanlarda ilk kez mercimek de ekmeye başlayacaklarını dile getiren Ilgın, “Bu sene nohut üretiminde istediğimiz başarıyı sağladığımız için ve Edirne’nin alternatif ürün yönelmesini arzuladığımız için mercimek üretimi yapabilir miyiz diye araştırmalara başladık. Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nde İrfan Bey’le de görüştük. Çiftçilerimizle görüştük. Daha önceki yıllarda bölgemizde mercimek ekilmiş. İklim koşulları da değişiyor biliyorsunuz. Yaptığımız toprak analizlerinde de bizim bölgemizin mercimek üretimine elverişli olduğu gözüküyor. Ama şu an büyük çapta eken üreticimiz yok. Bunu da Edirne Belediyesi ilk olarak başlatacak. Bu sene Karaağaç bölgemizdeki tarlamızda, mercimeğimizi ekeceğiz. Hep birlikte göreceğiz. İlaçlamasını birlikte yapacağız, ot mücadelesini birlikte yapacağız. Birlikte hasadını yapacağız. Hedefimiz bunun da dönümünden 100-150 kilo arası bir verim elde edebilmek” ifadelerini kullandı.

    ‘YAPBOZUN PARÇASINI TAMAMLIYORUZ’

    Hedeflerinin çiftçilere rol model olmak olduğunun altını çizen Egemen Ilgın, “Biliyorsunuz Türk toplumu Kanada mercimeği yemeye bıktı. Bu topraklarda en kalitelisi gelişebiliyor. İnşallah başarılı olacağımıza inanıyoruz. Çiftçilerimize bir rol model olacağız bu konuda da. Başarılı olursak bu sene seneye de mercimek tohumu üreticilerimize vererek onların da ekmesini teşvik edeceğiz. Edirne gerçekten çok zengin. Çeltik, ayçiçeği anlamında, buğday anlamında. Bir yanında Karaağaç var sebzecilik anlamında. Şu an halen birçok tarlada lahana ekili, karnabahar ekili, pırasa ekili, Keşan’a gittiğimiz zaman yine aynı şekilde Mahmutköy tarafında büyük sebzecilik var. Yani biz aslında bir nevi bu yapbozun eksik kısmını da tamamlıyoruz. Yani sebzeciliğin yanında Edirne bölgemize bir de bakliyat üretimi yerleştirdiğimizde İstanbul gibi bir pazara da yakınlığımız var. Bunlar hep ileriye dönük düşüncelerdir. Daha da iyi tartışılabilir, geliştirilebilir. Paketleme ağı oluşturulabilir. Burada işleme tesisi oluşturulabilir. Büyük firmalarla konuşulabilir. Yani belki geleceğe dönük bir ışık yakmak adına kıymetli olduğunu düşünüyorum” dedi.

    ‘Hatırlamak yetmez, hazırlıklı olmak gerek!’

    Edirne Belediyesi, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve “asrın felaketi” olarak hafızalara kazınan depremlerin yıl dönümünde, kenti afetlere karşı daha dirençli hale getirmek ve farkındalığı arttırmak amacıyla önemli bir organizasyona imza atıyor. İki gün sürecek olan programda, bilimin ışığında deprem gerçeği ve hayati eğitimler masaya yatırılacak.

    BİLİMSEL VERİLER IŞIĞINDA EDİRNE’NİN DEPREMSELLİĞİ

    Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek programın ilk günü olan 5 Şubat Perşembe günü 14.00’te, “Hafıza ve Bilim” başlığı altında akademik bir yaklaşım sergilenecek. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın açılış konuşmasıyla başlayacak olan oturumda, Türkiye’nin en saygın yer bilimcilerinden biri olan Prof. Dr. Okan Tüysüz sahnede olacak. Prof. Tüysüz, “Türkiye ve Edirne Depremselliği” konulu sunumuyla, bölgenin jeolojik yapısını ve olası risk senaryolarını bilimsel verilerle ortaya koyacak.

    TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilecek olan belgesel gösterimi ise deprem gerçeğinin toplumsal hafızadaki yerini bir kez daha tazeleyecek.

    Etkinliğin ikinci günü olan 6 Şubat’ta ise odak noktası “Eğitim ve Dayanışma” olacak. Saat 10.00’dan itibaren AKUT Vakfı’ndan uzman isimler Onur Tevfik Okyay ve Emirhan Serhan Kebelioğlu, katılımcılara kapsamlı bir “Temel Afet Farkındalık Eğitimi” verecek. Bu oturumda sadece deprem değil; bölgenin diğer risk faktörleri olan sel ve yangın gibi afetlerin öncesi, anı ve sonrasında yapılması gerekenler interaktif bir şekilde anlatılacak. Eğitimin temel amacı, bir afet anında paniği en aza indirerek doğru müdahale yöntemlerini bir yaşam kültürü haline getirmek.

    Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, bu etkinliğin anma programı değil depremlere hazırlıklı bir gelecek inşası olduğunu vurguladı. Afetlere karşı hazırlıklı olmanın ve dayanışma bilincini güçlendirmenin hayati önem taşıdığını belirten Başkan Gencan,  “6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız ve ‘asrın felaketi’ olarak adlandırdığımız o büyük acı, hafızalarımızdan silinmeyecek kadar derindir. Ancak bizler biliyoruz ki; sadece yas tutmak ya da o günü hatırlamak yetmez, hazırlıklı olmak gerek. Şehirlerimizi, binalarımızı ve en önemlisi zihinlerimizi afetlere dirençli hale getirmek zorundayız. Edirne Belediyesi olarak bizler, bilimin rehberliğinde tüm önlemlerimizi alırken, hemşehrilerimizin de bu tür programlar sayesinde farkındalığının arttırılması en büyük gücümüz olacaktır. Burada attığımız her adım, yarın bir canı daha kurtarabilmek içindir.” dedi. Tüm halkın davetli olduğu bu buluşma ile Edirne’nin afet yönetimi konusunda örnek bir farkındalık sergilemesi hedefleniyor.