TÜRKİYE’DE TİYATRONUN ORTAYA ÇIKIŞI

Salih Hakan COŞKUNTUNA

Nisan 2026

Meyerhold’un biyomekanik kuramı, Ertuğrul’un oyuncu eğitiminde aradığı disiplini ve bedensel gerçekliği temsil eder. Kuram, tiyatro sanatının biçimsel bir mükemmeliyete ulaşarak topluma düzen verme görevini yerine getirmiştir. Ertuğrul, Stanislavski’nin içsel gözlem, içsel gerçeklik ve duygu belleği kavramlarını yerli metinlerde kullanmıştır. Sosyolojik perspektif, sosyosanat ve toplumsal görev disiplinleri, bireyi toplumun organik bir parçası haline getiren “sosyalleşme aracı”dır. Araç; halka yeni bir sembolik sermaye sunmuş ve şehir tiyatrolarının kuruluşu ile kültürel üretimin demokratikleşmesi sonucunda “kuramsal reel yapı”ya kavuşmuştur. Ertuğrul, tiyatro eğitimini 6-7 yaş gruplarından başlatmıştır, çünkü ona göre çocuk tiyatrosu; çocuğun dünyayı anlama biçimidir (Ertuğrul, 1975, 45). Bu yaklaşım San’ın deyişiyle; Drama sanatı ve yaratıcı Drama’nın pedagojik yanını temsil eder (2021, s. 215).

Ertuğrul’un “kuramsal tiyatro” vizyonu, sanatçının topluma karşı ahlaki sorumluluğunu içkinleştirmesi ve merkeze alması ile gerçekleşmiştir. Bu yan disiplin, oyunculuk teknikleri açısından tiyatronun kullanımını esas kılmıştır. Tiyatro binasına girişten, alkış sonrasına kadar olan süreci, “uygarlık” (civilization) projesi olarak değerlendirmiştir, “Doğal anlamlarla tiyatro, bir hakikat arayışıdır” (Ertuğrul, 1993: s. 210). Cumhuriyet tiyatrosunun Ertuğrul ile olan gelişimi, Tanzimat dönemi taklit yapısından sıyrılarak “ulusal sanat” oluşturma çabasıdır (Pekman, 2023: s. 118). Bugünün Türkiye’sinde ödenekli tiyatroların yapısı, repertuvar seçimleri ve eğitim modelleri Ertuğrul’un izdüşümlerini taşımaktadır. Ertuğrul’un tiyatro ekseni İnsan ve Tiyatro Üzerine eserinde çizdiği etik ve teknik sınırlar ile şekillenmektedir (Nutku, 2014: s. 340).
Ertuğrul’un tiyatro ve tiyatro sanatı açılımında uyguladığı; “biçimsel disiplin” ve “tinsel derinlik” yöntemleri Türkiye’de tiyatrosunun genetik kodlarını belirlemiştir. Ertuğrul antropolojisiyle Tiyatro; “toplumsal görev” bilinci ekseninde; drama, felsefe, sosyoloji ve pedagoji disiplinlerinin kesişim açılarında duran bilinçli, bilgili, güçlü ve eyleyen “İnsan olabilme” aracıdır. Bu yaklaşımlar, tiyatro tarihinin “kopuşlardan ziyade süreklilikler üzerine kurulduğu” (Nutku, 2013, s. 150-175) görüşlerini destekler. Ertuğrul’un kurucu iradesi gösteri olduğu düşünülen seyirliklerin yerine, sahnede kurguladığı yapı sökümü ile bitirmiştir. Tiyatronun yeniden yorumlama süreci, entelektüel kurulumu, geleneksellikle anılan zan, san ve metaforik mucizelerinden kopuşunu kesin olarak anlatan direnç pratiğidir. Bu dönemde yerli oyun yazarlarının artması, toplumsal meselelerin sahneye taşınması tiyatronun içerik açısından zenginleşmesini sağlamıştır. Köyden kente göç, modernleşme gerilimleri ve bireyin toplumsal konumu gibi temalar Cumhuriyet Tiyatrosunun temel konuları arasında yer almıştır (And, 1983, 45-68). Bu anlayışlarla tiyatro, “toplumsal değişimin aynası” (Ertuğrul, 1975, s. 52-54) olarak işlev görmüştür.

Türkiye Cumhuriyeti tiyatro ve tiyatro sanatı felsefesi, Ertuğrul’un tiyatro ve tiyatro sanatı anlayışının temelini oluşturmaktadır. Ertuğrul sahne estetiğinin işlerliği ile insanın düşünsel, toplumsal gelişimini öngörmektedir. “Muhsin Ertuğrul tarzı”: disiplin ve süreklilik üzerine kurulmuştur. Ertuğrul nazarında Tiyatro, “insanı insan ile insanca anlatma sanatıdır”, bu tanım tiyatronun “felsefi öz”ünü yansıtır (Ertuğrul, 1989, 110-111). Tiyatro öğretici ve eğitici okul olarak kurgulanmıştır, oyuncu, sahnede ve yaşamda bir “aydın” olmalıdır (Ertuğrul, 1989: 112). Ertuğrul Benden Sonra Tufan Olmasın (1989) adlı eserinde, sanatın insanı dönüştürme gücünün ancak sistematik eğitim-öğretim ile mümkün olabileceğini belirtmiştir. Eğitim-öğretim ekolünü ortaya çıkarabilmek, sanatın hayat ile bağdaştırılmasını sağlayacaktır. Tiyatro bu anlamda elitist boyunduruğundan çıkarak, halkın eğitim aracı olacaktır. Ertuğrul’a göre:
“Tiyatro, seyircilerin zamanlarını geçirdikleri bir eğlence yeri değil, sanatçılar için mabettir. Çünkü tiyatroculuk bir meslek değil, dünyanın her yerinde bir imandır. Mensuplarından bekleyiş ve özveri ister, fedakârlığın çok defa karşılığını vermeden can isteyen bir sanat. Bu inanış müritlerinin en büyük istekleri, başlarını sokabilecekleri ve sükûnet içinde çalışabilecekleri bir mabet bulmaktır. Çoğumuz aradığımız toprağa varmadan yolda göçeriz.” (Çelik 2013, s. 169).
Cumhuriyet tiyatrosu, geleneksel tiyatronun bazı unsurlarını tamamen reddetmek yerine, onları modern bir çerçevede yeniden yorumlanması, Türk Tiyatrosunun gelişiminin keskin kopuşlardan ziyade süreklilik içeren bir süreç olduğunu göstermektedir.

Sonuç
Türkiye’de tiyatronun gelişimi, geleneksel seyirlik oyunlardan Tanzimat döneminin dönüşüm sürecine ve Cumhuriyet döneminin kurumsallaşmasına uzanan çok katmanlı bir yapı sergilemektedir. Bu süreçte tiyatro yalnızca estetik bir üretim alanı olmamış; aynı zamanda toplumsal değişimin önemli aracı haline gelmiştir.
Geleneksel tiyatronun sunduğu kültürel birikim, Tanzimat döneminde Batılı etkilerle yeniden şekillenmiş, Cumhuriyet döneminde ise kurumsal yapı içinde geliştirilmiştir. Bu nedenle Türk Tiyatrosu, kopuşlardan ziyade süreklilikler üzerine değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak tiyatro, bireyin kendisini ifade ettiği toplumsal ilişkilerin yeniden kurulduğu ve kültürel dönüşümün izlenebildiği nemli bir alan olarak varlığını sürdürmektedir.

Kaynakça
Akşin, S. (1996). Ana Çizgileriyle Türkiye’nin Yakın Tarihi. İmaj Yayıncılık.
And, M. (1976). “Osmanlı Tiyatrosu” Kuruluşu – Gelişimi – Katkısı. Ankara Üni. DTCF Yayınları.
And, M. (1985). Geleneksel Türk Tiyatrosu. İnkılâp Kitabevi.
Banarlı, N. S. (1983), Resimli Türk Edebiyatı Tarihi Cilt 2, s. 845-860. M.E.B. Yayınları.
Birkan, T. (2023). Muhsin Ertuğrul Moskova Notları. Can Sanat Yayınları.
Çelik A. (2013), Ölmeyi Bilen Adam Muhsin Ertuğrul. Can Sanat Yayınları.
Ertuğrul, M. (1975). İnsan ve Tiyatro Üzerine <>. Yankı Yayınları.
Ertuğrul, M. (1993). Gerçeklerin Düşleri. Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Yayınları.
Ertuğrul, M. (2023), Sanatkar Gözüyle Bugünkü Rusya, Moskova Notları. Dry. Tuncay Birkan, Can Yayınları.

Kuvvetli yağış uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü Analiz ve Tahmin Merkezi, Trakya ile İstanbul’un Avrupa Yakası’nda bugün beklenen yerel kuvvetli yağışlar konusunda uyarıda bulundu.

Su sabah saatlerinden itibaren başlayarak saat 18.00’e kadar sürecek kuvvetli yağış konusunda şunlara yer verildi:

“Yapılan son değerlendirmelere göre; Perşembe kuzeybatı kesimlerde görülecek gök gürültülü sağanak yağışların, Trakya Kesimi (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ), Çanakkale’nin kuzey ve İstanbul’un Avrupa Yakası’nda yerel kuvvetli olması beklendiğinden ani sel, su baskını, yıldırım, yerel küçük çaplı dolu ve yağış anında kuvvetli rüzgar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.”

Meteoroloji’nin 5 günlük hava tahmin raporuna göre bugün beklenen kuvvetli gökgürültülü sağanak yağışın ardından hava hafta sonuna kadar genellikle açık geçecek ve 13 Temmuz Pazartesi günü gökgürültülü sağanak yağış yeniden etkili olacak.

TÜ’den okul öncesi eğitimde örnek model

Trakya Üniversitesi Zeynep-Mustafa Taş Uygulama Anaokulu, bilimsel temellere dayanan eğitim anlayışıyla okul öncesi eğitimde örnek bir model ortaya koyuyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2024 Okul Öncesi Eğitim Programı ile Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda geliştirilen eğitim modeli; çocukların bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimlerini bütüncül bir yaklaşımla desteklerken, öğrenmeyi sınıf ortamının ötesine taşıyan uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Hafta içi her gün 08.00-18.00 saatleri arasında eğitim veren anaokulu, çocuklara gün boyu nitelikli öğrenme ve gelişim ortamı sunuyor.

Anaokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Açar Günşen, modelin temelinde bütüncül eğitim anlayışının yer aldığını belirterek, öğrenme sürecini sınıfla sınırlandırmadıklarını, çocukların doğayla, bilimle ve evrensel değerlerle iç içe büyümesini hedeflediklerini söyledi.

Dünyaca Kabul Gören Yaklaşımlar Yerel Değerlerle Buluşuyor

Modelde; Piaget, Vygotsky, Bandura ve Bronfenbrenner’in gelişim kuramları, Montessori, ReggioEmilia ve High Scope eğitim yaklaşımlarıyla bir araya getirilerek millî ve yerel değerlerle bütünleştiriliyor. Böylece çocukların yalnızca akademik gelişimleri değil; çocukların bilişsel, dil, sosyal, duygusal, motor ve öz bakım gelişim alanları da dengeli biçimde destekleniyor.

Erken yaşta çok dilliliğe önem verilen modelde yabancı dil eğitimi doğal öğrenme süreçleri içerisinde sunulurken; STEAM, Çocuklar İçin Felsefe (P4C) ve bilim temelli atölyelerle çocukların araştıran, sorgulayan ve üreten bireyler olarak yetişmeleri hedefleniyor.

Doğayla İç İçe Öğrenme Ortamı

Doğadan ilham alınarak altıgen “kovan” mimarisiyle tasarlanan okulda her sınıfa ait hobi bahçesi ve oyun alanı bulunuyor. İç ve dış mekânın bütünleştiği bu yapı, çocukların doğayla sürekli etkileşim hâlinde öğrenmelerine imkân sağlıyor.

Tüm sınıfların açıldığı ortak yaşam alanı “Piazza” ise sosyal etkileşimin merkezi olarak öne çıkıyor. Öğrenme ortamını “üçüncü öğretmen” olarak tanımlayan Günşen, çocukların deneyimleyerek ve yaşayarak öğrenmelerini esas aldıklarını ifade etti.

Üniversitenin Akademik Gücü Eğitime Yansıyor

Trakya Üniversitesi Zeynep-Mustafa Taş Uygulama Anaokulu, Tıp, Diş Hekimliği ve Sağlık Bilimleri fakülteleriyle yürütülen iş birliği kapsamında öğrencilerin düzenli sağlık kontrollerini gerçekleştiriyor ve gelişimlerini uzmanlar eşliğinde takip ediyor.

Eğitim modelinin önemli unsurlarından biri aile katılımı çalışmalarıdır. Aile-okul iş birliğini esas alan anaokulunda, Anne-Çocuk ve Baba-Çocuk Şenlikleri ile Babalar Günü kapsamında düzenlenen Baba-Çocuk Futbol Maçı gibi etkinliklerle aileler eğitim sürecine aktif olarak katılıyor.

Anaokulu, çocuklara yönelik eğitimin yanı sıra yaşam boyu öğrenmeyi destekleyen çalışmalarıyla da öne çıkıyor. “Anaokulu Aile Akademileri” ile ebeveynlere, “Anaokulu Öğretmen Akademileri” ile öğretmenler, öğretmen adayları ve akademisyenlere yönelik eğitim ve mesleki gelişim programları düzenlenerek üniversitenin akademik birikimi okul öncesi eğitime aktarılıyor.

Anaokulunda her yıl düzenlenen Trakya Minik Kaşifler 23 Nisan Bilim ve Oyun Şenliği ile yıl boyunca gerçekleştirilen sosyal, kültürel ve bilimsel etkinlikler çocukların çok yönlü gelişimini destekliyor.

Bilimsel temellere dayanan Trakya Üniversitesi Zeynep-Mustafa Taş Uygulama Anaokulu; bütüncül eğitim anlayışı, yenilikçi uygulamaları, güçlü aile katılımı ve akademik destek programlarıyla okul öncesi eğitimde örnek bir model olarak öne çıkıyor.

‘Emekli, hakkını istiyor’

 21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, AKP Grup Başkanlığı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu teklifle en düşük emekli aylığının 23.552 TL olmasının öngörüldüğünü belirterek, “Biz, mevcut ekonomik koşullar dikkate alındığında en düşük emekli aylığının en az 45.000 TL olması gerektiğini savunuyoruz” dedi.

Eski milletvekili Şimşek, “Emekliyi yoksulluğa mahkûm edenler, bunu ‘müjde’ diye sunamaz!” başlı ile yaptığı yazılı açıklamada, “Buradan açıkça söylüyoruz: Bu rakam, emeklinin sorununu çözmez. Bu rakam, yoksulluğu yönetme anlayışının yeni bir örneğidir” diyerek şöyle devam etti:.

Bugün Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca emekli aynı soruyu soruyor: Bu maaşla nasıl yaşayacağız? Bu soruya cevap vermesi gerekenler, kürsülerden pembe tablolar çizenlerdir.

RAKAMLARLA ALGI

Markete hiç çıktınız mı? Pazar tezgâhındaki fiyatlara hiç baktınız mı? Bir emeklinin ay sonunu nasıl getirdiğini hiç gördünüz mü? Bugün emekli et alamıyor. Meyveyi gramla alıyor. İlacını erteliyor. Kombisini kısmak zorunda kalıyor.Torununa harçlık vermeyi değil, kendi mutfağını döndürmeyi düşünüyor. İşte Türkiye’nin gerçeği budur. Ama bu gerçeği görmek istemeyenler, rakamlarla algı oluşturmaya çalışıyor.

Bizim itirazımız tam da bunadır. Çünkü vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığı ile açıklanan ekonomik göstergeler arasında büyük bir fark olduğunu milyonlarca insan her gün kendi cebinde hissediyor.

Emekli, istatistikle yaşamıyor. Emekli, market fişiyle yaşıyor. Emekli, elektrik faturasıyla yaşıyor. Emekli, kira sözleşmesiyle yaşıyor. Emekli, eczane fişiyle yaşıyor. Siz rakam anlatıyorsunuz. Vatandaş ise hayatı yaşıyor. Bir ömür çalışan, üreten, bu ülkeye hizmet eden insanlara reva görülen hayat bu olmamalıdır.

EMEKLİ, HAKKINI İSTİYOR

Emeklilik huzurun adı olmalıydı. Ne yazık ki bugün kaygının adı hâline getirildi.

Biz buradan çok net söylüyoruz: Emekli yardım istemiyor. Emekli sadaka istemiyor. Emekli seçimden seçime hatırlanmak istemiyor. Emekli, hakkını istiyor.

Biz, mevcut ekonomik koşullar dikkate alındığında en düşük emekli aylığının en az 45.000 TL olması gerektiğini savunuyoruz. Çünkü insan onurunun bir bedeli vardır. Çünkü sosyal devletin bir sorumluluğu vardır. Çünkü alın terinin bir karşılığı vardır.

MUTFAKTAKİ YANGIN

Buradan iktidara sesleniyoruz: Gerçeklerden kaçamazsınız. Mutfaktaki yangını rakamlarla söndüremezsiniz. Boş cüzdanları hamasetle dolduramazsınız. Emeklinin sesini kısmaya çalışabilirsiniz ama yaşadığı sıkıntıyı yok sayamazsınız.

Bu ülkenin emeklileri, yıllarca bu devlet için çalıştı. Şimdi sıra devlettedir. Devlet, emeklisine sırtını dönemez. Devlet, emeklisini yoksulluğa teslim edemez.

Biz bu mücadeleyi yalnızca emekliler için vermiyoruz. Bu mücadeleyi adalet için veriyoruz. Bu mücadeleyi sosyal devlet için veriyoruz. Bu mücadeleyi alın terinin hakkı için veriyoruz.

Ve söz veriyoruz: Emeklinin sesi olmaya devam edeceğiz. Haksızlığın karşısında durmaya devam edeceğiz. Yoksulluğu kader gibi gösteren anlayışa teslim olmayacağız.

Çünkü biliyoruz ki; Emeklinin hakkını teslim etmek, bir tercih değil, devlet olmanın gereğidir. Emeklinin yüzü gülmeden, Türkiye’nin yüzü gülmez.”

Komşu yine paraya kondu

Bulgaristan Gümrük Ajansı ekipleri, Türkiye’den Bulgaristan üzerinden Romanya’ya gitmekte olan Türk plakalı bir yolcu otobüsünde gerçekleştirdikleri denetimde beyan edilmemiş 150 bin euroya el koydu.

Edinilen bilgiye göre olay, 7 Temmuz 2026 tarihinde gece saat 02.00 sıralarında Lesovo Sınır Kapısı’nda meydana geldi. Risk analizinin ardından ayrıntılı gümrük kontrolüne alınan otobüste görevli ekipler, yolculardan birinin şüpheli davranışları üzerine incelemeyi derinleştirdi.

Türk vatandaşı olduğu belirtilen yolcunun üst aramasında montu ve pantolonunun ceplerinde, her biri 500 euro değerinde toplam 300 banknot bulundu. Böylece beyan edilmediği belirlenen toplam 150 bin euroya el konuldu.

Olayla ilgili Burgaz Bölge Gümrük Müdürlüğü’nde görevli soruşturmacı gümrük müfettişi tarafından adli soruşturma başlatılırken, dosyanın Yambol Bölge Savcılığı’nın gözetiminde yürütüldüğü bildirildi.

Edirne SEM Sporcuları Türkiye ikincisi

Edirne Sporcu Eğitim Merkezi sporcuları Aydın’ın Söke ilçesinde düzenlenen ANALİG Kadınlar Türkiye Şampiyonası’nda önemli dereceler elde etti.

Edirne SEM) sporcuları 5-9 Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen ANALİG Türkiye Şampiyonası’nda büyük başarı göstererek Türkiye ikincisi oldu.

Dereceye giren sporcular şöyle:

 Selma Ceylin Alıçlı (33 kg) – Türkiye İkincisi

 Serra Gül Yılmaz (39 kg) – Türkiye İkincisi

Elifnur Tunç (58 kg) – Türkiye Üçüncüsü

Derin Enginar (66 kg) – Türkiye Üçüncüsü

Güneş Zımba (50 kg) – Türkiye Beşincisi

Hamiyet Ömür Gümüş (54 kg) – Türkiye Beşincisi

Şirin Dilci (62 kg) – Türkiye Yedincisi

Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, konuya ilişkin paylaşımında, “Sporcularımızı, antrenörlerimizi ve emeği geçen herkesi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz” ifadelerine yer verdi..

İki otomobil çarpıştı; 1 yaralı

Olgay GÜLER

Edirne’nin Keşan-İpsala karayolu üzerinde iki otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen kazada; 1 kişi yaralandı.

Kaza, akşam saatlerinde Keşan-İpsala kara yolu üzerindeki Dörtyol Kavşağı’nda meydana geldi. Keşan’dan İpsala yönüne giden S.Ç. yönetimindeki 16 NHR 47 plakalı otomobil, Dörtyol Kavşağı’nda karşı istikametten gelerek dönüş yapmak isteyen C.B. idaresindeki 59 LC 160 plakalı otomobille çarpıştı. Kazada, sürücü C.B. yaralandı. İhbar üzerine kaza yerine polis, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.

C.B., ambulansla kaldırıldığı Keşan Devlet Hastanesi’nde tedaviye alındı. C.B.’nin durumunun iyi olduğu bildirildi.

Kazayla ilgili inceleme başlatıldı

Enez’in su sorunları masada

Kartopu Deneği’nce düzenlenen Enez lagün gölleri ve Enez su ve sulama sorunları konulu söyleşi 11.Temmuz 2026 Cumartesi günü yapılacak. Emekli DSİ Bölge Müdür Yardımcısı Mak. Yüksek Mühendisi Hüseyin Erkin’in yapacağı sunum soru yanıt şeklinde sürdürülecek.

Denek Toplantı Salonu’nda saat 12.00 de başlayacak toplantıda Enez Lagün Gölleri’nin dolmasının önlenmesi, derinleştirilmesi, konularına yanıt aranacak.. Toplantı ile ilgili bilgi veren Dernek Başkanı Hasan Akkuş, “Aslında ‘bir su cenneti’ olarak görülen Enez’de gittikçe büyüyen ve yaz aylarında yüzbinlere varan nüfusu ile suyun çok dikkatli kullanılması sürecine girildiğini belirterek “Bir yandan Enez’in gerdanlığı olarak kabul ettiğimiz lagün gölleri gitgide dolmakta, eski verimliliğini, güzelliğini ve ekonomik değerini de kaybetmektedir. Göllerimizin çığlığına kulak vermeliyiz. Diğer yandan bölgemizdeki yer altı sularının denetimsiz ve hoyratça kullanımı ile su sıkıntıları şimdiden gün yüzüne çıkmıştır. Enez / Yenice ovasının sulanması için yapılan projelerin tekrar gözden geçmesi zamanı gelmiştir. Yeni projeler gerekli midir, değil midir bu toplantının konuları arasındadır” dedi.

Başkan Akkuş, toplantıya köy muhtarları dahil tüm ilgililerin, konu ile ilgili söyleyecek sözü olanların davetli olduğunu sözlerine ekledi..

Voleybol turnuvasında grup maçları tamam

İsmail DEMİRAY

Edirne Valiliği himayesinde Edirne Voleybol İl Temsilciliği’nce düzenlenen “2026 Yılı Kurum ve Kuruluşlar Voleybol Turnuvası”nda 11 Haziran tarihinde başlayan grup maçları dün akşam oynanan karşılaşmalarla sona erdi.

Turnuvada dün akşam Hasköylüler Derneği – TÜ Dekanlık, Balkan Akademi – Sosyal Hizmetler, İl Milli Eğitim Müdürlüğü – Meriç Kaymakamlık ve Zirai Karantina Müdürlüğü – F Tipi Cezaevi takımları arasındaki karşılaşmalar gazetemiz yayına hazırlandığı saatlerde oynanması sebebiyle sonuçlarını daha sonra vereceğiz.

Turnuva statüsü doğrultusunda, grup müsabakalarının tamamlanmasının ardından her grupta ilk 2 sırayı alan takımlar bir üst tura yükselecek.

Üst tura kalan 10 takım için grup birincileri ve grup ikincileri ayrı torbalara alınacak, bugün yapılacak kura çekimi sonucunda her eşleşme bir grup birincisi ile bir grup ikincisi arasında olacak şekilde belirlenecek.

Bu eşleşmeler sonucunda galip gelen 5 takım ise kendi aralarında oynayacakları müsabakalarla turnuva sıralamasını ve turnuva şampiyonunu belirleyecek.

1.SONUÇLAR

11 Haziran 2026

Çevre ve Şehircilik  2-0 Keşan DOÇEK

Tarım İl Müdürlüğü 2–0 Özel Harekat

Karadenizliler Derneği 2–0 DSİ (2)

2.SONUÇLAR

16 Haziran 2026

T.Ü. Hastane 0–2 Şehir Gönüllüleri Derneği

Öz Trakya 0–2 Yenimuhacir

Veteranlar 2–1 Emniyet Müdürlüğü

3.SONUÇLAR

17 Haziran 2026

DSİ (1) 2-0 Sosyal Hizmetler

Hasköylüler Derneği 2-1 Balkan Akademi

L Tipi Cezaevi 2-1 F Tipi Cezaevi

4.SONUÇLAR

18 Haziran 2026

Açık Cezaevi 0–2 Özel Harekat

İl Milli Eğitim Müdürlüğü 2–0 Zirai Karantina Müdürlüğü

Keşan DOÇEK 2–0 Tarım İl Müdürlüğü

5. SONUÇLAR

19 Haziran 2026

TED Koleji 0-2 Şehir Gönüllüleri Derneği

Karadenizliler Derneği 2-0 T.Ü. Hastane (H)

T.Ü. Aile Hekimliği 0-2 Emniyet Müdürlüğü

6. SONUÇLAR

23 Haziran 2026

Öz Trakya 0–2 Veteranlar

TÜ Dekanlık ­0-2 Balkan Akademi

DSİ (1) 0-2 Hasköylüler Derneği

7. SONUÇLAR

24 Haziran 2026

Meriç Kaymakamlık 1-2 Zirai Karantina Müdürlüğü

L Tipi Cezaevi 1-2 İl Milli Eğitim Müdürlüğü

Çevre ve Şehircilik 0-2 Tarım İl Müdürlüğü

8. SONUÇLAR

25 Haziran 2026

Açık Cezaevi 0-2 Keşan DOÇEK

DSİ (2) 2-0 TÜ Hastane (H)

TED Koleji 0-2 Karadenizliler Derneği

9. SONUÇLAR

30 Haziran 2026

Yenimuhacir 2–1 Veteranlar

T.Ü. Aile Hekimliği 0-2 Öz Trakya (H)

Sosyal Hizmetler 0-2 Hasköylüler Derneği

10. SONUÇLAR

1 Temmuz 2026

F Tipi Cezaevi 2-0 İl Milli Eğitim Müdürlüğü

Meriç Kaymakamlık 2-0 L Tipi Cezaevi (H)

TÜ Dekanlık ­2-1 DSİ (1)

11.SONUÇLAR

2 Temmuz 2026

Özel Harekat 0-2 Keşan DOÇEK

Çevre ve Şehircilik 2-0 Açık Cezaevi (H)

 Şehir Gönüllüleri Derneği 2-1 Karadenizliler Derneği

DSİ (2) 2–1 TED Koleji

12. SONUÇLAR

3 Temmuz 2026

Yenimuhacir 2–0 T.Ü. Aile Hekimliği (H)

Balkan Akademi 2-0 DSİ (1)

Sosyal Hizmetler 0–2 TÜ Dekanlık

13. SONUÇLAR

6 Temmuz 2026

Emniyet Müdürlüğü 2–0 Öz Trakya

F Tipi Cezaevi 2-0 Meriç Kaymakamlık

Tarım İl Müdürlüğü 2-0 Açık Cezaevi (H)

Özel Harekat 0-2 Çevre ve Şehircilik

14. SONUÇLAR

7 Temmuz 2026

TÜ Hastane 0-2 TED Koleji (H)

Şehir Gönüllüleri Derneği 2-0 DSİ (2) (H)

Veteranlar 2-0 T.Ü. Aile Hekimliği (H)

Emniyet Müdürlüğü 2–0 Yenimuhacir (H)

HAHAHAHAİHİHİHİHİ

Bazıları gülmeye ceza verse de gülmek yakışır insana. Gülmek birçok şekilde ve kişiye, zamana göre değişse de güzeldir. Gülme araçlarından en önemlisi ise komedidir. Komedi, temel amacı izleyiciyi veya okuyucuyu eğlendirmek, güldürmek ve genellikle güldürürken düşündürmek olan bir sanat ve edebiyat türüdür. İnsan doğasının kusurlarını, günlük yaşamın absürtlüklerini ve toplumsal aksaklıkları abartılı ve mizahi bir dille ele alır.

İlk olarak Eski Yunan döneminde bağ bozumu tanrısı olan Dionysos için yapılan törenlerde ortaya çıkmış. Bu törenlerde komos isimli eğlence alayları yapılmaktaymış. Farklı kılıklarda insanlar flüt çalan birinin arkasından çeşitli taşkınlıklar yaparak sokaklarda dolaşmaktaymış.

Komedi günlük yaşamdan esinlenerek yazılmaktadır.Karakterler de genellikle halktan insanlardır.Bu tür komediler insanları eğlendiriyor olsa da derinliğinde düşündürme, kendimizle alay ederek dersler çıkarma ön plandadır. Etliye sütlüye karışmayan komediler de vardır. Egemenin tepkisini çekmek yerine basit sarhoş esprileri, cahil görünümlü insan komedileri, şive yorumları, giyim ve cinsellik şakaları gibi komediler komedi yapılamayan zamanlarda öne çıkar.

Komedyen Ricky Gervais’n dediği gibi;“Komedi rahatsız edici olma hakkına sahiptir ve hatta çoğu zaman öyle olmalıdır. Sözler insanları incitmez insanlar ancak sözlere kendi verdikleri anlamla incinir.” Kısacası sorun, komediyi yapanda değil izleyendedir.

Bazı konuşmaları ba(ğ)zı insanlar sevmez ve ‘inancıma’ veya ‘kimliğime’ dil uzatıldı diyerek yasaklamayı savunur. İhbar ederler ve susturmaya çalışırlar. Maalesef sanatın fıtratında olan ceza alma komedide daha fazladır. Çünkü komedi aslında bir isyandır. Sosyal iklime göre değişse de egemen olanın fıtratımda cezalandırmak vardır. Kim adına? Toplum adına!

Son 45 yılın komedyenlerine baktığımızda, 1980 Kenan Evren darbesi öncesinden gelen Metin-Zeki veya Levent Kırca, Ferhan Şensoy politik hiciv olarak milyonlar tarafından her gün izlenmekte. AKP’nin başkanlık sistemi döneminde ise politik komedi yapan yok gibi. Cem Yılmaz, Ata Demirer, Yılmaz Erdoğan, Hasan Can Kaya, Tolga Çevik, Şahan Gökbakar (Recep İvedik) ilk akla gelenler. Son yıllarda öne çıkanlar. Yaptıkları basit gülmeceler, cinsellik muhabbetleri, skeç türü söz göndermeleri ile sınırlı. Bunun nedeni elbette sanatçının yetmezliği değil idarecilerin yetmezliği.

Komediyi seven bir toplumuz. Komedyen içi kan ağlayarak düğmeye iğne-iplik geçirir gibi sözcük ve mimik seçerken biz güleriz haklı olarak. O gülmeler bizi rahatsız etse de yasaklanmasını isteyemeyiz. Herkesin kimliği de inancı da kitabı da tercihleri de kendisini bağlar. Hepimizin bir uç siniri vardır belki. Ama bu başkalarının hayatını kısıtlamakla olmaz, olmamalıdır. Kim ne yaparsa yapsın Deniz’in dediği gibi ‘neşemizi çalamayacaklar’. Kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere gülmemize yasak getirenler de bilmelidir ki; bizim neşemiz; Nasrettin Hocalardan Neyzen Tevifiklere, Sadri Alışıklardan Ferhan Şensoylara gider ki o ünlü gülüşüyle Adile Naşit’in ahahahahihihihilerindedir.

Deniz Göktaş adlı komedyenin ‘Ölü Deniz’ adlı bir gösterisi nedeniyle tutuklanması herkes gibi beni de üzdü ama gülmeyi unutan bizlerin de gülme umudunu tazeledi. Komediyi drama çevirmekte mahir idarecilerimiz dört yıldır değişik yerlerde oynayan ve sosyal medyada milyonlarca kez izlenen oyunu nedeniyle tutuklandı. Tanrılar komedyen bedel istemiş olmalı ki Deniz seçildi. Oysa Deniz yurt dışında idi. Geldi. İfade için emniyete gidecek iken hava alanında polisler aldı ve kayıtlara ‘yakalandı’ diye geçildi. Suçu kendi ifadesiyle; ‘kasten adam güldürmek!’

Bu tutuklamanın arkasındaki güç ve güçlünün hiçlik içinde olduğu bir hinlik var. Bizi güldürenlerin de tez gülebilmesini diliyorum.