Kategori arşivi: Siyaset

Şahin’den ‘Onkoloji Hastanesi’ sorusu

Olgay GÜLER

İYİ Parti Edirne İl Başkanı Hasan Hakan Şahin, Trakya Üniversitesi (TÜ) Balkan Onkoloji Hastanesi’nin yapımı süren ek binasında çalışmaların durduğunu, nedenine yönelik olarak TÜ yönetiminden açıklama beklediklerini söyledi.

İl Başkanı Şahin, TÜ Balkan Onkoloji Hastanesi’nde, yapım çalışmalarında sona gelinen ek binayı ziyaret etti. Ziyaretin ardından sosyal medya hesabından video yayınlayan Şahin, çalışmaların durma noktasına geldiğini belirterek, nedeniyle ilgili TÜ yönetiminden açıklama beklediklerini belirtti.

‘AÇIKLAMA YAPILMALI’

Onkoloji Hastanesi’nin bölge için önemine vurgu yapan Şahin, “Bildiğiniz üzere hayırsever bir iş insanı ek bina yapılması için bir yardımda bulunmuştu, Trakya Üniversitesi ona yer temin etti ve bina da hemen hemen tamamlanmış durumda. Fakat gelen bazı şikayetler de bize gösteriyor ki; ek bina çalışmaları durmuş vaziyette. Trakya Üniversitesi yetkililerinden bu durumla ilgili ivedilikle bir açıklama yapılması gerekmektedir. Burasının çok önemli bir yer olduğunu ifade etmiştik. Alan çok kısıtlı; Edirne, Trakya ve Balkanlar’a hizmet veren bir yer. Burada tedavi gören vatandaşlarımız inanın tedavilerinden sonra araçlarına gitmekte bile zorlanıyorlar. Yani rehabilitasyon kısmında da bir alana ihtiyaç duyuyorlar. Onkoloji ek binasının yanında, devasa büyüklükte İlahiyat Fakültesi’ne ait bir bina var. Bu bina, mevcut ihtiyaçtan çok fazla oda ve yer bulundurmaktadır. Dolayısıyla, bu binanın Onkoloji Hastanesi’ne eklenmesi de gerekmektedir. İlahiyat Fakültesi başka bir birime taşınabilir. Burayı da Trakya Üniversitesi yönetimi Onkoloji Hastanesi’ne kazandırabilirlerse inanın çok büyük bir iş gerçekleşecektir” dedi.

ACİLVE DİŞ HASTANESİ SORUSU

Üniversitenin farklı bölümlerinde de sorunların devam ettiğini dile getiren Şahin, “Üniversite içerisinde farklı kısımlarda da farklı sorunların devam ettiğini biliyoruz. Acilin yenilenme durumu var. Yaklaşık 1 aylık bir sarkma oldu herhalde planlanan zamandan. İvedilikle acil kısmının da tamamlanması çok elzem bir durumdur. Planlamalarda bir diş hastanesi vardı. Diş hastanesi projeleri yapılmış, çalışmaları tamamlanmış durumdaydı, fakat yılan hikayesine dönen bir durumla karşı karşıyayız. Diş Hastanesi’nin akıbetini de buradan, Trakya Üniversitesi yetkililerine soruyoruz. Bununla ilgili en kısa sürede Trakya Üniversitesi yetkililerinden hem onkoloji hastanesi ve binası, hem diş hastanesi, hem de acilin yeniden revize edilmesiyle ilgili bir açıklama bekliyorum” diye konuştu.

‘Güçlü esnaf, güçlü şehir, güçlü Türkiye’

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez “Güçlü Esnaf, Güçlü Şehir, Güçlü Toplum”  konusu ele alındı.

Esnaf ve sanatkârların ülke ekonomisi, şehir hayatı ve toplumsal dayanışma açısından taşıdığı önemin kapsamlı şekilde değerlendirildiği raporda, “Esnaf ve sanatkârlar, Türkiye ekonomisinin ve toplumsal hayatın temel direklerinden biridir. Üretimi destekleyen, istihdam sağlayan, mahalle kültürünü yaşatan ve sosyal dayanışmayı güçlendiren esnafın güçlü olması; şehirlerin ekonomik canlılığı ve toplumun refahı açısından büyük önem taşımaktadır.

Ancak son yıllarda yüksek enflasyon, artan işletme maliyetleri, finansman zorlukları, yüksek POS komisyonları, vergi ve sosyal güvenlik yükleri ile azalan alım gücü, esnafı ciddi ekonomik baskı altına almıştır. Bu süreçte birçok işletme faaliyetini sonlandırmak zorunda kalmış; bu durum istihdamı, yerel ekonomileri ve şehirlerin sosyal dokusunu olumsuz etkilemiştir.

Raporda; esnafın finansman açısından desteklenmesi, vergi ve prim borçlarının sürdürülebilir şekilde yapılandırılması, POS komisyonlarının düşürülmesi, küçük işletmelere yönelik maliyet desteklerinin artırılması, dijital dönüşümün teşvik edilmesi ve zincir marketlerle rekabetin adil hale getirilmesi gibi çözüm önerileri sunulmaktadır.

Sonuç olarak, güçlü bir esnaf yapısı; güçlü şehirlerin, güçlü yerel ekonomilerin ve güçlü bir toplumun temelidir. Esnafın desteklenmesi yalnızca ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı ve sürdürülebilir kalkınmayı güçlendirecek stratejik bir gerekliliktir” ifadelerine yer verildi.

Söz konusu rapora ilaveten yapılan  “Güçlü esnaf, güçlü şehir, güçlü Türkiye” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:

“Esnaf ve sanatkârlarımız, bu ülkenin ekonomik hayatının omurgası, şehirlerimizin ruhu ve toplumsal dayanışmamızın en güçlü temsilcileridir. Mahalle kültürünü yaşatan, üretimi ayakta tutan, istihdam sağlayan ve vatandaşımızla birebir temas eden esnafımız, sadece ticaret yapan bir kesim değil; aynı zamanda sosyal hayatımızın en önemli yapı taşlarından biridir.

Ne yazık ki bugün esnafımız tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşamaktadır. Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, artan kira ve enerji maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve bankacılık sisteminin oluşturduğu ağır yükler nedeniyle binlerce işletme ayakta kalma mücadelesi vermektedir.

Bir tarafta maliyetler her geçen gün artarken, diğer tarafta vatandaşın alım gücünün düşmesi nedeniyle satışlar gerilemektedir. Esnafımız, emeğinin karşılığını alamadığı gibi, işletmesini sürdürebilmek için ağır borç yükünün altına girmek zorunda bırakılmaktadır. Üreten, istihdam sağlayan ve vergisini ödeyen insanların böylesine zor şartlar altında bırakılması kabul edilemez.

Son aylarda her gün yüzlerce esnafımız kepenk kapatmaktadır. Kapanan her dükkân yalnızca bir işletmenin faaliyetini sonlandırması anlamına gelmemektedir.

Aynı zamanda bir ailenin geçim kaynağı kaybolmakta, yeni işsizler ortaya çıkmakta, mahalle kültürü zayıflamakta ve şehirlerimizin ekonomik canlılığı zarar görmektedir.

Milli Görüş, ekonomiyi sadece rakamlardan ibaret görmez. Bizim anlayışımızda ekonomi; insanın huzuruna, adalete ve üretime hizmet ettiği ölçüde anlam taşır.

Sermayeyi önceleyen değil, insanı merkeze alan; rantı değil üretimi, faizi değil paylaşımı, israfı değil bereketi esas alan bir ekonomik düzen hedefliyoruz.”

‘Faize var, eğitime ve sağlığa yok’

CHP Edirne önceki dönem Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Hazine’nin 2026 yılı nakit gerçekleşmelerini paylaşarak, bütçedeki faiz ödemelerinin eğitim ve sağlık harcamalarını gölgede bıraktığını savundu.

Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı “Faize Var, Eğitime, Sağlığa Yok…” başlıklı paylaşımında Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yayımladığı 2026 yılı Hazine nakit gerçekleşmeleri tablosuna yer verdi.

Paylaştığı verilere dikkat çeken Gaytancıoğlu, yılın ilk altı ayında bütçeden 1 trilyon 429 milyar lira faiz ödemesi yapıldığını belirterek, aynı dönemde eğitime yaklaşık 1 trilyon 17 milyar lira, sağlığa ise 650 milyar lira kaynak ayrıldığını ifade etti.

Ekonomik tercihler üzerinden hükümeti eleştiren Gaytancıoğlu, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Bütçeden ilk 5 ayda 1 trilyon 263 milyar lira faiz ödendi. Eğitime 1 trilyon 17 milyar, sağlığa 650 milyar harcandı. İşte bu yüzden okullarda temizlik görevlisi, öğretmen yok, hastanelerde doktor yok, randevu yok…”

Hazine nakit gerçekleşmeleri tablosuna göre, 2026 yılının ilk altı ayında toplam 1 trilyon 429 milyar 55 milyon liralık faiz ödemesi yapılırken, aynı dönemde iç borçlanma kullanımının 2 trilyon 658 milyar liraya, dış borç kullanımının ise 345 milyar 742 milyon liraya ulaştığı görüldü.

Gaytancıoğlu, söz konusu rakamların kamu kaynaklarının öncelikli kullanım alanlarına ilişkin önemli bir tablo ortaya koyduğunu savunarak, bütçede üretim, eğitim ve sağlık yerine faiz yükünün öne çıktığını ileri sürdü.

‘Emekli, hakkını istiyor’

 21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, AKP Grup Başkanlığı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu teklifle en düşük emekli aylığının 23.552 TL olmasının öngörüldüğünü belirterek, “Biz, mevcut ekonomik koşullar dikkate alındığında en düşük emekli aylığının en az 45.000 TL olması gerektiğini savunuyoruz” dedi.

Eski milletvekili Şimşek, “Emekliyi yoksulluğa mahkûm edenler, bunu ‘müjde’ diye sunamaz!” başlı ile yaptığı yazılı açıklamada, “Buradan açıkça söylüyoruz: Bu rakam, emeklinin sorununu çözmez. Bu rakam, yoksulluğu yönetme anlayışının yeni bir örneğidir” diyerek şöyle devam etti:.

Bugün Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca emekli aynı soruyu soruyor: Bu maaşla nasıl yaşayacağız? Bu soruya cevap vermesi gerekenler, kürsülerden pembe tablolar çizenlerdir.

RAKAMLARLA ALGI

Markete hiç çıktınız mı? Pazar tezgâhındaki fiyatlara hiç baktınız mı? Bir emeklinin ay sonunu nasıl getirdiğini hiç gördünüz mü? Bugün emekli et alamıyor. Meyveyi gramla alıyor. İlacını erteliyor. Kombisini kısmak zorunda kalıyor.Torununa harçlık vermeyi değil, kendi mutfağını döndürmeyi düşünüyor. İşte Türkiye’nin gerçeği budur. Ama bu gerçeği görmek istemeyenler, rakamlarla algı oluşturmaya çalışıyor.

Bizim itirazımız tam da bunadır. Çünkü vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığı ile açıklanan ekonomik göstergeler arasında büyük bir fark olduğunu milyonlarca insan her gün kendi cebinde hissediyor.

Emekli, istatistikle yaşamıyor. Emekli, market fişiyle yaşıyor. Emekli, elektrik faturasıyla yaşıyor. Emekli, kira sözleşmesiyle yaşıyor. Emekli, eczane fişiyle yaşıyor. Siz rakam anlatıyorsunuz. Vatandaş ise hayatı yaşıyor. Bir ömür çalışan, üreten, bu ülkeye hizmet eden insanlara reva görülen hayat bu olmamalıdır.

EMEKLİ, HAKKINI İSTİYOR

Emeklilik huzurun adı olmalıydı. Ne yazık ki bugün kaygının adı hâline getirildi.

Biz buradan çok net söylüyoruz: Emekli yardım istemiyor. Emekli sadaka istemiyor. Emekli seçimden seçime hatırlanmak istemiyor. Emekli, hakkını istiyor.

Biz, mevcut ekonomik koşullar dikkate alındığında en düşük emekli aylığının en az 45.000 TL olması gerektiğini savunuyoruz. Çünkü insan onurunun bir bedeli vardır. Çünkü sosyal devletin bir sorumluluğu vardır. Çünkü alın terinin bir karşılığı vardır.

MUTFAKTAKİ YANGIN

Buradan iktidara sesleniyoruz: Gerçeklerden kaçamazsınız. Mutfaktaki yangını rakamlarla söndüremezsiniz. Boş cüzdanları hamasetle dolduramazsınız. Emeklinin sesini kısmaya çalışabilirsiniz ama yaşadığı sıkıntıyı yok sayamazsınız.

Bu ülkenin emeklileri, yıllarca bu devlet için çalıştı. Şimdi sıra devlettedir. Devlet, emeklisine sırtını dönemez. Devlet, emeklisini yoksulluğa teslim edemez.

Biz bu mücadeleyi yalnızca emekliler için vermiyoruz. Bu mücadeleyi adalet için veriyoruz. Bu mücadeleyi sosyal devlet için veriyoruz. Bu mücadeleyi alın terinin hakkı için veriyoruz.

Ve söz veriyoruz: Emeklinin sesi olmaya devam edeceğiz. Haksızlığın karşısında durmaya devam edeceğiz. Yoksulluğu kader gibi gösteren anlayışa teslim olmayacağız.

Çünkü biliyoruz ki; Emeklinin hakkını teslim etmek, bir tercih değil, devlet olmanın gereğidir. Emeklinin yüzü gülmeden, Türkiye’nin yüzü gülmez.”

‘Sorun kaynak değil, tercih’

CHP Edirne önceki dönem Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine dikkat çekerek emekli maaşlarının artırılabileceğini, ancak bunun siyasi tercih meselesi olduğunu savundu.

Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda SGK’nın prim gelirleri ile emekli aylıkları ve sağlık harcamalarını karşılama oranını gösteren grafiği kamuoyuna aktardı.

Paylaşımında, 2003 yılında yüzde 59 olan karşılama oranının 2026 itibarıyla yaklaşık yüzde 80’e yükseldiğini belirten Gaytancıoğlu, buna rağmen emekli maaşlarının insanca yaşamaya yetecek seviyeye çıkarılmadığını ifade etti.

“Emekliye para yok deniyor ama SGK verileri başka bir şey söylüyor” diyen Gaytancıoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“2003 yılında prim gelirlerinin emekli aylıkları ve sağlık harcamalarını karşılama oranı yüzde 59 iken, günümüzde yüzde 80’e çıkarak tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Yani emekliye insanca bir maaş rahatlıkla ödenebilir. Buna rağmen emekli maaşları sefalet düzeyinde. Sorun kaynak değil, tercih.”

Paylaşılan grafikte de son yıllarda prim gelirlerinin emekli aylıkları ve sağlık harcamalarını karşılama oranında dikkat çekici bir yükseliş yaşandığı görülüyor. Veriler, 2026 yılında bu oranın yaklaşık yüzde 80,9 ile serinin en yüksek seviyesine ulaştığını ortaya koyuyor.

‘Gelirde adalet şart’

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez ““Türkiye’de Gelir Dağılımı Eşitsizliği ve Yoksulluk  konusu ele alındı.

Gelir dağılımındaki bozulmanın ekonomik olduğu kadar sosyal sonuçları da kapsamlı şekilde değerlendirildiği raporda, “Gelir adaletsizliğinin aile yapısı, toplumsal huzur, fırsat eşitliği, eğitim ve istihdam üzerindeki etkileri incelenmiş; çalışan ve çocuk yoksulluğu başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerinin karşı karşıya bulunduğu sorunlar analiz edilerek, üretimi, istihdamı ve sosyal adaleti esas alan çözüm önerilerine yer verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Söz konusu rapora ilaveten yapılan  “Gelirde adalet olmadan toplumda huzur sağlanamaz” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:

“Ekonomik büyüme, ancak toplumun tüm kesimlerinin refahını artırdığı ölçüde anlamlıdır. Üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığı, emeğin karşılığını bulmadığı ve milyonlarca insanın geçim sıkıntısıyla mücadele ettiği bir düzende gerçek kalkınmadan söz etmek mümkün değildir.

Bugün ülkemizin en önemli sorunlarından biri, gelir dağılımındaki adaletsizliğin her geçen gün daha da derinleşmesidir. Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerileme en ağır yükü dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın omuzlarına yüklemektedir. Çalışanlar, emekliler, çiftçiler, küçük esnaf ve gençler, artan yaşam maliyetleri karşısında her geçen gün daha fazla zorlanmaktadır.

Gelir dağılımındaki bozulma yalnızca ekonomik bir mesele değildir. Aynı zamanda sosyal adaleti, fırsat eşitliğini, aile yapısını ve toplumsal huzuru doğrudan etkileyen önemli bir sorundur. Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir. Yoksulluğunun yaygınlaşması, çocukların eğitim imkânlarından yeterince yararlanamaması ve gençlerin gelecek kaygısıyla yaşaması, bu adaletsiz tablonun en somut göstergeleridir.

Saadet Partisi olarak biz, ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşlarımızın yaşam kalitesi, alım gücü ve sosyal refahıyla ölçülmesi gerektiğine inanıyoruz. Ekonominin merkezinde insanın yer aldığı, üretimin desteklendiği, emeğin hakkının korunduğu ve herkesin insanca yaşayabileceği bir düzenin mümkün olduğuna inanıyoruz.

Milli Görüş hareketi, yıllardır adil bir ekonomik düzenin gerekliliğini savunmaktadır.

Bizim anlayışımızda ekonomi, belirli bir kesimin zenginleşmesine değil; milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model, gelir adaletinin sağlanmasının temel şartıdır.

Türkiye’nin ihtiyacı, günü kurtaran geçici tedbirler değil; üretimi artıran, istihdamı güçlendiren, vergide adaleti sağlayan, bölgesel kalkınmayı destekleyen ve sosyal devlet anlayışını güçlendiren kalıcı politikalardır. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya, gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyacı vardır.

Saadet Partisi olarak inanıyoruz ki; güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür.

Güçlü millet ise ancak adil gelir dağılımı, sosyal adalet ve fırsat eşitliği ile inşa edilebilir. Hiç kimsenin kendisini dışlanmış hissetmediği, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye mümkündür.

Biz, Milli Görüş’ün “Adil Düzen” vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”

NATO’nun cenaze töreni Ankara’da

Vatan Partisi Edirne İl Başkanı Gürol Bora Ateş, Ankara’da bugün başlayacak NATO liderler zirvesi öncesi, “NATO’nun Türkiye’yi koruduğu, güvenliğini sağladığı lafları çok büyük yalanlardır. NATO Türkiye’ye düşmanıdır. NATO’nun patronları ABD ve İsrail Türkiye’ye düşmandır. NATO, bir savunma örgütü değildir” dedi.

Vatan Partisi İl Başkanı Ateş, yaptığı “Ankara’da NATO’nun cenaze töreni toplanıyor” başlıklı azılı açıklamada, “Ankara’mızda NATO liderler zirvesi toplanıyor. Dünyada ve ülkemizde sayısız suç işlemiş, on binlerce cana kıymış olan Amerika’nın ve İsrail’in sopası NATO, AK Parti hükümeti tarafından Başkentimizde ağırlanıyor. Geçen sene yanı başımızda Dedeağaç’ta Türkiye’ye karşı tatbikat yapan NATO’ya karşı sesimizi yükseltip bir miting yapmıştık ve NATO’nun Meriç’ten ancak ölüsü geçer demiştik, bugünse ülkede herkesin NATO güzellemesi yaptığı bu şartlarda NATO zirvesine karşı mücadele bayrağını Vatan Partisi olarak yine biz yükseltiyoruz” dedi..

Ateş, açıklamasında, “Peki NATO ne durumda?” diye sorarken şöyle devam etti:

“Trump NATO için ‘kağıttan kaplan’ dedi, Macron ise’beyin ölümü gerçekleşti’ dedi. Üç büyük bozgunla Ankara’ya geliyor NATO. Önce Afganistan’da yenildi, sonra Rusya’da, son olarak da İran NATO’yu yerle bir etti. Ve bu bozgunlar sonucu NATO bitkisel hayata girdi. Hükümet, ölü NATO’da keramet arıyor. NATO’nun Türkiye’nin güvenliği için çok önemli olduğunu söylüyor. Hatta, Türkiye’nin bu NATO’nun lideri olacağını, NATO içinde yeni roller alacağını iddia ediyor. Hatta bununla şişiniyor, caka satıyor. AK Parti hükümetine sesleniyoruz. NATO öldü. NATO, mezarına gidiyor. Bu tüm dünyanın artık tespit ettiği gerçeğe arkanızı dönemezsiniz. Türkiye’nin geleceğini ölmüş NATO’ya bağlayamazsınız. Geleceğini NATO’ya bağlayanlar da siyaseten aynı kaderi paylaşırlar, onlar da NATO ile birlikte tarihin mezarlığında koyun koyuna yatarlar.

NATO’nun Türkiye’yi koruduğu, güvenliğini sağladığı lafları çok büyük yalanlardır. NATO Türkiye’ye düşmanıdır. NATO’nun patronları ABD ve İsrail Türkiye’ye düşmandır. NATO, bir savunma örgütü değildir. NATO, ABD’nin diğer NATO ülkelerini gütme örgütüdür. NATO, ABD’ye bağımlılıktır. NATO, borçlanma ekonomisidir. NATO, İran, Irak, Rusya gibi komşularımıza düşman edilmektir. NATO, yalnızca bir askeri örgüt değildir. NATO, devletimizin içine yerleştirilen gladyodur. NATO o gladyonun faili olduğu darbelerdir, suikastlerdir, cinayetlerdir,tertiplerdir, katliamlardır. NATO, FETÖ’dür. NATO, PKK’ya verilen silahlardır.

NATO, Ege kıyılarımızdan, Doğu Akdeniz’den vatanımıza doğrultulmuş silahlardır. NATO’da kalmak Türkiye’miz açısından cinayettir. Bugün NATO üyesi olmayan ülkeler kendilerini koruyor ve gelişiyor. NATO’ya boyun eğenler ise geriliyor, kendini savunamaz hale geliyor. NATO; Org. Eşref Bitlis’in, Uğur Mumcu’nun, Muammer Aksoy’un, Gaffar Okkan’ın, Hrant Dink’in ve nice aydınımızın, Sivas Madımak’ın, Erzincan Başbağlar’ın, 12Mart, 12 Eylül darbelerinin, 15 Temmuz’un, Çorum’da, Maraş’ta, 1 Mayıs 77’de Taksim’de katledilenlerin baş failidir.

Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da, Suriye’de, Yugoslavya’da, dünyanın farklı köşelerinde ve son olarak Filistin’de katledilen insanların katilidir NATO. NATO’nun bu ülkede başkentin tüm imkanlarıyla ağırlanmasını bırakın, şehit kanlarıyla sulanmış bu mübarek topraklarda gömülecek 1 metrekare bile toprağı olmaması gerekir. Hükümete sesleniyoruz. Alın götürün NATO’nuzu Ankara’mızdan. Zirve mirve istemiyoruz. Ölmüş, bitmiş, tükenmiş Batı-NATO ittifakı ‘liderler zirvesi’ falan düzenleyemez. Bu olsa olsa hortlaklar zirvesidir. Gitsinler çürüyen, yozlaşan, sapkınlaşan, kokuşmuş medeniyetlerinin zirvelerini Brüksel’de,Washington’da yapsınlar. Artık Batı egemenliğinin sonuna gelindi. Artık emperyalizmin, siyonizminzincirleri parçalandı. Yeni bir dünya kuruluyor. Asya’dan yeni, adil, eşitlikçi, saygılı, insancıl bir medeniyet yükseliyor. Türkiye de bu medeniyetin en önünde yer alacaktır.Vatan Partisi olarak bunu milletimizle ve ülkemizin milli kuvvetleriyle birlikte yapacağız. Söz veriyoruz.”

‘Esnaf da, vatandaş da geçim mücadelesinde’

Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, Genel Başkan Dr. Fatih Erbakan’ın Edirne programının ardından değerlendirmelerde bulunduğu açıklamasında, esnaf ziyaretlerinde yaşanan ekonomik sıkıntıların bir kez daha gözler önüne serildiğini söyledi.

Çalışkan, Genel Başkan Dr. Fatih Erbakan’ın gerçekleştirdiği Arasta Çarşısı esnaf ziyareti sırasında vatandaşların yoğun ilgi ve sevgisiyle karşılandığını belirterek, “Edirneli hemşehrilerimizin Genel Başkanımıza gösterdiği yakın ilgi ve samimi teveccüh bizleri son derece memnun etmiştir. Bu ilgi, milletimizin değişim ve adalet arayışının en açık göstergelerinden biridir” dedi.

Esnaf ziyaretlerinde yaşanan ekonomik sıkıntıların bir kez daha gözler önüne serildiğini ifade eden Çalışkan, “Esnafımız artan maliyetler, yüksek kira giderleri ve düşen alım gücü nedeniyle ayakta kalma mücadelesi veriyor. Birçok esnafımız işlerinin her geçen gün daha da zorlaştığını ifade etti. Vatandaşlarımız ise hayat pahalılığı karşısında geçim sıkıntısı yaşadıklarını dile getirdi. Bu tablo, üretimi ve ticareti önceleyen adil ekonomik politikalara duyulan ihtiyacı açıkça ortaya koymaktadır.” ifadelerini kullandı.

Edirne’nin tarihi ve kültürel değerlerinin en önemli simgelerinden biri olan 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin büyük bir coşku içerisinde tamamlandığını belirten Çalışkan, şöyle devam etti:

“Ata sporumuz yağlı güreşin yaşatılmasına katkı sunan tüm pehlivanlarımızı, organizasyonda emeği geçenleri, dereceye giren sporcularımızı ve tabii ki 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin Başpehlivanı Erkan Taş’ı gönülden tebrik ediyoruz. Asırlardır milletimizin gücünü, cesaretini ve köklü geleneklerini yaşatan Kırkpınar er meydanında gösterdiği üstün mücadeleyle altın kemerin sahibi olan Erkan Taş’ı kutluyor; başarılarının daim olmasını diliyoruz.”

Çalışkan ayrıca, organizasyonun başarıyla gerçekleştirilmesinde emeği bulunan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ederek, “Başta Edirne Belediye Başkanlığı olmak üzere organizasyona katkı sunan herkese teşekkür ediyor, başpehlivanımızı ve dereceye giren tüm pehlivanlarımızı yürekten kutluyorum. Kırkpınar, sadece Edirne’nin değil, milletimizin ortak kültürel mirasıdır. Bu mirası yaşatmak hepimizin ortak sorumluluğudur.” ifadelerini kullandı.

Açıklamasının sonunda Edirnelilere teşekkür eden Hakan Çalışkan, “Genel Başkanımız Sayın Dr. Fatih Erbakan’ı büyük bir misafirperverlikle karşılayan tüm hemşehrilerimize, esnafımıza ve teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Yeniden Refah Partisi olarak milletimizin yanında olmaya, sorunlarını dinlemeye ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.

‘666’ncı Kırkpınar yeni yerinde yapılacak’

Olgay GÜLER
AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, 665’inci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin Sarayiçi’nde son kez yapıldığını belirterek, tarihi alanın aslına döndürüleceğini ve gelecek yılki güreşlerin yeni stadyumda gerçekleştirileceğini söyledi.
AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, parti binasında düzenlediği basın toplantısında bu yıl 665’incisi gerçekleştirilen Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ni değerlendirdi. Kırkpınar’ın en prestijli noktası olan başpehlivanlık müsabakalarının bu yıl büyük bir heyecana sahne olduğunu söyleyen Aksal, yeni stat projesiyle ilgili de bilgi verdi.


‘KIRKPINAR’I DAHA İLERİYE TAŞIYACAĞIZ’
Kırkpınar’da kıyasıya rekabet yaşandığını belirten Aksal, “665’inci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin dün başpehlivanlık final güreşiyle en önemli bölümü tamamlandı. Kırkpınar’ın en önemli müsabakası başpehlivanlık güreşidir. Bu nedenle buradan başpehlivanımızı da gönülden tebrik ediyorum. Gerçekten kıyasıya geçen, heyecan dolu bir final müsabakası izledik. Katılım da son derece yoğundu. Bu vesileyle organizasyonda emeği geçen başta Gençlik ve Spor Bakanlığımız olmak üzere, Edirne Valiliğimize, ev sahibi olarak Edirne Belediyemize ve katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Böylesine büyük organizasyonlarda ufak tefek aksaklıklar olabilir. Bir taraftan çok ciddi övgüler görüyoruz, diğer taraftan eleştiriler de oluyor. Bunların hepsini dikkatle değerlendiriyoruz. İnşallah bu yıl yaşanan eksiklikleri de gidererek Kırkpınar’ı her yıl daha ileriye taşıyacağız” dedi.


TARİHİ ALANDA SON GÜREŞ VE YENİ STAT
Sarayiçi Er Meydanı’nın mevcut haliyle son kez bir organizasyona ev sahipliği yaptığını açıklayan Aksal, “Bu yıl aynı zamanda mevcut Sarayiçi Er Meydanı’nda son kez Kırkpınar gerçekleştirilmiş oldu. İnşallah gelecek yıl, yıllardır Edirne’nin konuştuğu yeni er meydanında, yeni Kırkpınar Stadı’nda 666’ncı Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ni gerçekleştireceğiz. Çalışmalarımıza artık başlıyoruz. Bildiğiniz gibi mevcut Kırkpınar alanı Saray-ı Cedid-i Amire’nin hasbahçesi içerisinde bulunuyor. Biz bu alanı tarihi dokusuna uygun şekilde yeniden düzenliyoruz. Güreş alanını da hemen çok yakınına, sarayın dışına taşıyoruz. Çok uzak bir noktaya değil, yine hemen yanı başına, sarayın tarihi dokusuna uygun yeni bir stat inşa edeceğiz. Hedefimiz bunu gelecek yılki Kırkpınar’a yetiştirmek” diye konuştu.
‘SADECE KIRKPINAR DEĞİL YILIN HER GÜNÜ YAŞAYAN TESİS’
İnşa edilecek yeni stadyumun modern mimarisine ve çok amaçlı kullanım senaryolarına değinen Aksal, “Buradan Edirneli hemşehrilerimize de bu müjdeyi vermek istiyorum. İnşallah çok güzel, modern ve fonksiyonel bir stat kazandıracağız. Mevcut alan yılın çok kısa bir döneminde kullanılıyor. Yeni yapacağımız stat ise sadece Kırkpınar zamanı değil, yılın 365 günü, haftanın 7 günü, günün 24 saati gençlerimizin, çocuklarımızın ve tüm vatandaşlarımızın faydalanabileceği bir tesis olacak. Aynı zamanda Edirne’de gerçekleştirilecek birçok sportif, kültürel ve sosyal etkinliğe de ev sahipliği yapacak” ifadelerini kullandı.
EDİRNE SARAYI’NIN İHYASI VE 2027 AÇILIŞ HEDEFİ
Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığı projesine dikkat çeken Aksal, “Yıllardır Edirne’ye gelen ziyaretçiler, ‘Yaklaşık bir asır Osmanlı’ya başkentlik yapan Edirne’nin sarayı nerede?’ diye soruyorlardı. İşte şimdi Edirne Sarayı’nı Milli Saraylar Başkanlığımız eliyle yeniden ihya ediyoruz. Dün ben de çalışmaları yerinde ziyaret ettim. İnşallah Milli Saraylar Başkanımız Sayın Yasin Söyler’in koordinasyonunda ve Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Edirne Sarayı’nın açılışını 2027 yılının ekim ayında gerçekleştirmeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.
‘YENİ ER MEYDANI SARAYIN YANINA YAPILACAK’
Edirne Sarayı’nın büyüklüğü ve mimari ihtişamı hakkında veriler paylaşan Aksal, alanı İstanbul’daki Topkapı Sarayı ile kıyaslayarak, “Yapılar büyük ölçüde tamamlandı. Cihannüma Kasrı, kabul salonları ve diğer birçok bölüm önemli ölçüde bitmiş durumda. Ancak önümüzde çok kapsamlı bir peyzaj çalışması bulunuyor. Edirne Sarayı, alan olarak İstanbul’daki Topkapı Sarayı’nın yaklaşık dört katı büyüklüğünde olacak. Özellikle hasbahçesiyle çok farklı bir özelliğe sahip olacak. Türkiye’de gerçek anlamda hasbahçesi bulunan tek saray olacak. Geçmişte Osmanlı saraylarında kullanılan laleler, sümbüller ve güller Edirne’de yetiştiriliyor, buradan diğer saraylara gönderiliyordu. İnşallah Edirne Sarayı tamamlandığında bu tarihi gelenek yeniden hayat bulacak. Yeni Kırkpınar Stadı’nı hemen sarayın dışına, setin diğer tarafına inşa edeceğiz. Verdiğimiz sözü yerine getireceğiz. Mevcut güreş alanını buradan kaldırıp yeni yerine taşıyacağız ve inşallah gelecek yıl 666’ncı Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ni yeni stadımızda gerçekleştireceğiz” dedi.

‘Gerçek enflasyon pazarda’

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayı enflasyonunu aylık yüzde 0,99, yıllık ise yüzde 32,11 olarak açıkladı. Açıklanan verilere göre memur ve memur emeklilerinin maaşlarına yaklaşık yüzde 13,5, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarına ise yaklaşık yüzde 18 oranında zam yapılması bekleniyor.

Enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından CHP önceki dönem Edirne Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda resmi verileri eleştirdi.

Gaytancıoğlu, TÜİK’in yıllık enflasyonu yüzde 32 olarak açıklarken, bağımsız araştırma grubu ENAG’ın aynı döneme ilişkin enflasyonu yüzde 52 olarak hesapladığını belirterek, “Hangisine inanalım?” sorusunu yöneltti.

Açıklanan enflasyon oranlarının maaş zamlarına doğrudan yansıdığına dikkat çeken Gaytancıoğlu, son günlerde birçok mal ve hizmete zam yapıldığını, buna karşın maaş artışlarının vatandaşın geçim sıkıntısını gidermekte yetersiz kalacağını savundu.

Konut kiralarındaki artış oranının yüzde 32 seviyesinde olacağını hatırlatan Gaytancıoğlu, özellikle emekliler ile memur ve diğer sabit gelirli vatandaşların enflasyon karşısında zorlanacağını ifade etti.

Vatandaşların gerçek enflasyonu günlük alışverişlerinde hissettiğini dile getiren Gaytancıoğlu, çarşı, pazar ve market fiyatlarının resmi verilerden farklı bir tablo ortaya koyduğunu öne sürdü. Yoksulluğun giderek derinleştiğini savunan Gaytancıoğlu, dar gelirli kesimlerin alım gücünün korunmasına yönelik adımlar atılması gerektiğini söyledi.

TÜİK, YURT İÇİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ, HAZİRAN 2026

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık %28,09 arttı, aylık %1,80 arttı

Yİ-ÜFE (2003=100) 2026 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre %1,80 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %16,09 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %28,09 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %27,26 artış gösterdi.

Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde yıllık %29,65 arttı

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %53,50 artış, imalatta %29,65 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %4,12 artış ve su temininde %29,26 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %27,89 artış, dayanıklı tüketim mallarında %28,97 artış, dayanıksız tüketim mallarında %31,42 artış, enerjide %24,93 artış ve sermaye mallarında %23,01 artış olarak gerçekleşti.

Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde aylık %1,01 arttı

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %8,30 artış, imalatta %1,01 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %7,10 artış ve su temininde %1,97 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %1,88 artış, dayanıklı tüketim mallarında %0,24 artış, dayanıksız tüketim mallarında %1,41 artış, enerjide %3,04 artış ve sermaye mallarında %1,66 artış olarak gerçekleşti.