CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Edirne merkezde gerçekleştirilen son genel kurullarda göreve seçilen oda başkanlarını ziyaretinde Genel Başkan Özgür Özel tarafından kendilerine hitaben gönderilen tebrik mektubunu da takdim etti.
Ziyaretlerde İl Başkanı Balkanlı’ya CHP Edirne İl Yönetim Kurulu üyeleri de eşlik etti. Heyet, esnaf temsilcileriyle bir araya gelerek hem tebriklerini iletti hem de karşılıklı görüş alışverişinde bulundu.
İl Başkanı Balkanlı, esnaf ve sanatkârların kent ekonomisinin temel taşlarından biri olduğunu vurgulayarak, oda başkanlarına yeni görev dönemlerinde başarılar diledi. Görüşmelerde esnafın güncel sorunları ve çözüm önerileri de ele alındı.
Balkanlı ayrıca, CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından esnaf odası başkanlarına hitaben gönderilen tebrik mektubunu da takdim etti. Mektupta, esnaf teşkilatlarının Ahilik geleneğinden gelen dayanışma kültürüne vurgu yapılarak, yeni görev dönemlerinin hayırlı olması temennisinde bulunuldu.
CHP Edirne İl Başkanlığı’nın esnafla olan dayanışma ve iletişimi güçlendirmeye devam edeceği belirtilirken, ziyaretlerin önümüzdeki süreçte de süreceği ifade edildi.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda ““Türkiye’de Karayolu Taşımacılığı Sektörünün Yapısal Sorunları ve Politika Önerileri” konusu ele alındı.
Söz konusu raporda; artan maliyetler, haksız rekabet, mevzuatın dağınık yapısı ve çalışma koşullarındaki yetersizliklerin sektör üzerindeki etkileri kapsamlı şekilde değerlendirilirken, sorunların yalnızca taşımacılık sektörünü değil, üretim maliyetleri ve fiyatlar üzerinden tüm ekonomiyi ve toplumu etkilediği ortaya konuldu.
Rapora ilaveten “Akaryakıt vergi yükü hafifletilmeden sektör nefes alamaz” başlığı altında yapılan yazılı açıklamada ise şunlara yer verildi:
“Türkiye’de karayolu taşımacılığı sektörü, üretimin, ticaretin ve tedarik zincirinin temel taşıdır. Milyonlarca kişiye istihdam sağlayan bu sektör, ülke ekonomisinin sürekliliği açısından hayati bir rol üstlenmektedir. Ancak bugün sektör, artan maliyetler, düzensiz piyasa yapısı ve ağır çalışma koşulları nedeniyle ciddi bir krizle karşı karşıyadır.
Sektörde en büyük maliyet kalemi olan akaryakıt fiyatlarındaki artış, taşımacıların kârlılığını ciddi şekilde düşürmektedir. Bunun yanında bakım, sigorta, finansman, köprü ve otoyol ücretleri gibi giderler nakliye ücretlerinin büyük bölümünü oluşturmaktadır. Bu şartlar altında esnafın ayakta kalması ve yatırım yapması giderek imkânsız hale gelmektedir.
Sektöre girişte herhangi bir eğitim ya da yeterlilik şartının bulunmaması, plansız büyümeye ve kalite kaybına yol açmaktadır. Ayrıca bir K belgesi ile sınırsız sayıda aracın çalıştırılabilmesi, haksız rekabeti artırmakta ve küçük esnafı zor durumda bırakmaktadır. Bu nedenle K belgesi sisteminin yeniden düzenlenmesi ve daha adil bir yapının kurulması gerekmektedir.
Öte yandan, piyasada büyük firmaların ağırlığı artarken küçük esnaf giderek güç kaybetmektedir. Komisyonculuk faaliyetleri de sektörde dengesizlik oluşturmaktadır.
Kooperatiflerin desteklenmesi, iş birliğinin artırılması ve haksız rekabetin önlenmesi büyük önem taşımaktadır.
Sektörün bir diğer önemli sorunu ise çok başlı yönetim yapısıdır. Farklı bakanlıkların aldığı
kararlar, taşımacılara yeni maliyetler ve yükümlülükler olarak yansımakta, bu durum sektörde
karmaşa ve öngörülemezlik oluşturmaktadır.
Ayrıca şoförlerin çalışma ve dinlenme koşulları yetersizdir. Otoyol ve sanayi alanlarında temel ihtiyaçların karşılanamaması, hem çalışan sağlığını hem de trafik güvenliğini olumsuz etkilemektedir. Sektörden Avrupa standartlarında hizmet beklenirken, sunulan çalışma koşulları bu seviyenin oldukça gerisindedir.
Karayolu taşımacılığı sektöründe yaşanan bu sorunlar yalnızca sektörle sınırlı değildir.
Artan maliyetler, üretimden tüketime kadar tüm ekonomiye yansımakta ve toplumsal bir etki oluşturmaktadır.
Bu nedenle;
Akaryakıt üzerindeki vergi yükü azaltılmalı,
K belgesi sistemi yeniden düzenlenmeli ve haksız rekabet önlenmeli,
CHP önceki dönem Edirne Milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Hürmüz Boğazı’ndan dolayı üre gübre fiyatlarının her geçen arttığının, böyle giderse daha da artacağını belirterek, “Krizlerden etkilenmemek için üre gübrede dışa bağımlılığı azaltmalıyız” dedi.
Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında,”Yanı başımızdaki savaşta bazen ateşkes oluyor, bazen gerilimler oluyor. Gerçek olan da üre fiyatları Hürmüz Boğazı’ndan dolayı her geçen artıyor ve böyle giderse daha da artacak. Gübrede dışa bağımlılığı azaltmalıyız. Bunun için birçok yöntem var ama önce tarım politikamızı üretim ve üreticiden yana yeniden belirlemeliyiz. Gerisi kolay…” ifadelerini kullandı.
Gaytancıoğlu, aynı paylaşımında ayrıca bir buğday tarlasında çekilen videoda da şunları aktardı:
“Bir buğday tarlasındayız. Bakın görün aradaki farkı. Buradaki bitki boyuyla buradaki bitki boyu arasında neden fark var? Cevap veriyorum. Çünkü üre f arkı. Üre yani gübre farkı var, azot farkı var. Azot bitkiye çok faydalı bir tarımsal girdi. Burada çiftçi tabiriyle yastıklama olmuş. Neden? Yani buralara biraz gübre fazla gelmiş.Buraları da yıkanma suretiyle aşağı inmiş. Buralarda gübre az kalmış. Bitki büyüyememiş. Şimdi bize üre lazım. Üre neden elde ediliyor. Amonyaktan elde ediliyor. Amonyak bizde var mı? Yok. Doğal gazdan elde ediliyor. Doğal gaz nerede? Savaşın olduğu yerde. Ne yapmamız lazım? Doğal yollarla elde etmemiz lazım. Bu yönde çalışmalar yapmamız lazım. Hayvancılığı çok desteklememiz lazım ki organik gübre bizde kalsın. Topraklarımızı hayvansal gübre ile gübrelememiz lazım. Biz ne yapıyoruz? Yurt dışından hayvan ithal ediyoruz. Canlı hayvan ithal ediyoruz. Et ithal ediyoruz. Gübresi bize kalmıyor. Bu yönde bir politika geliştirmemiz lazım. Başka alternatif yosun kullanan ülkeler, mantar kullanan ülkeler mi? Bunların hepsi yetersiz. En avantajlı doğal gazdan elde etme, doğal gaz yoksa da bir çaresini bulma ama saf azot elde edebileceğimiz başka yöntemler var. Ne var mesela? Tarlalara, baklagil tarımı yapmak lazım. Bezelye ekmek lazım. Öncesinde de ama bunlar da maliyet. Bunların da desteklenmesi gerek. Her şeyin çözümü var. Yeter ki iyi bir tarım politikası uygulayalım.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okulda meydana gelen silahlı saldırı ile ilgili açıklamasında, “Bir öğretmen olarak derin bir üzüntüyle ailelerin acısını paylaşıyor, milletimize başsağlığı diliyorum” dedi.
Balkanlı yaptığı açıklamada, bugün gelinen noktada, eğitim yuvalarının dahi şiddetin ve güvensizliğin gölgesinde kaldığının altını çizerek şunları söyledi:
“Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan silahlı saldırı, hepimizi derin bir acıya ve endişeye sürüklemiştir. Hayatını kaybeden 8 öğrenci ve 1 öğretmenimize Allah’tan rahmet, 13 yaralımıza acil şifalar diliyorum. Bir öğretmen olarak derin bir üzüntüyle ailelerin acısını paylaşıyor, milletimize başsağlığı diliyorum.
Okullar; çocuklarımızın en güvenli olması gereken yerlerdir. Ancak ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada, eğitim yuvalarımız dahi şiddetin ve güvensizliğin gölgesinde kalmıştır.
Bu tablo tesadüf değildir. 23 yıllık AKP iktidarının eğitim politikaları; bilimi, liyakati ve kamusal sorumluluğu tasfiye etmiş, okullarımızı tarikat ve cemaatlerin etkisine açık hale getirmiştir. Eğitim sistemi çökertilmiş, denetim ortadan kaldırılmış, çocuklarımızın güvenliği göz ardı edilmiştir.
Bugün gençlerimiz yalnızca güvensiz okullarda değil, aynı zamanda işsizlik kıskacında, umutsuzluk içinde bir geleceğe mahkûm edilmektedir. Gençlerimiz bu ülkede hayal kuramaz hale getirilmiş, değerlerimiz sistemli bir şekilde aşındırılmıştır.
Buradan açıkça soruyoruz: Çocuklarımızın can güvenliğini sağlayamayan, gençlerimize umut olamayan bir iktidar daha neyi beklemektedir?
Bu ihmaller zincirinin siyasi sorumluluğu vardır. Milli Eğitim Bakanı derhal istifa etmelidir.
Türkiye’nin bu karanlık tablodan çıkışının tek yolu açıktır: Erken seçim.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; liyakatin esas alındığı, eğitimin bilimle buluştuğu, gençlerin umutla geleceğe baktığı bir Türkiye’yi kurmakta kararlıyız. CHP iktidarında halkımız yeniden huzura ve güvenliğe kavuşacaktır. Bu düzen değişmek zorundadır ve bu değişim kaçınılmazdır.Halkımız bir an önce seçim sandığının önüne gelmesini beklemektedir.
Halkımızın huzuru ve güvenliği için hak, hukuk, adalet mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.”
Yerli ve Milli Parti Edirne İl Başkanı Mesut Ağırbasan, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen doğum izninin 24 haftaya çıkarılmasına ilişkin kanun teklifine destek vererek, düzenlemenin aile kurumunu koruyan ve güçlendiren önemli bir adım olduğunu ifade etti.
Yerli ve Milli Parti İl Başkanı Ağırbasan, mevcut 16 haftalık doğum izni süresinin annelerin doğum sonrası ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını belirterek, bu sürecin daha sağlıklı yönetilebilmesi için iznin uzatılmasının gerekliliğine dikkat çekti.
“ANNELERİMİZİN HAKKI TESLİM EDİLMELİ”
Ağırbasan, “Doğum izninin 24 haftaya çıkarılması, annelerimizin hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha sağlıklı bir süreç geçirmesine katkı sağlayacaktır” şeklinde konuştu.
Yerli ve Milli Parti İl Başkanı Ağırbasan, annelere verilen desteğin toplumun geleceğine yapılan yatırım anlamına geldiğini vurguladı.
AİLE YAPISI VE TOPLUMSAL DENGE VURGUSU
Ağırbasan, aile kurumunun korunmasının toplumsal istikrar açısından büyük önem taşıdığını belirterek, doğum izni süresinin artırılmasının aile içi bağları güçlendireceğini ifade ederek, bu düzenlemenin sosyal dengeyi destekleyen önemli bir adım olduğunu dile getirdi.
“BU DÜZENLEME GECİKTİRİLMEMELİ”
Yerli ve Milli Parti Edirne İl Başkanı Mesut Ağırbasan, açıklamasının sonunda, doğum izninin 24 haftaya çıkarılmasına yönelik düzenlemenin bir an önce yasalaşması gerektiğini belirterek, bunun sosyal devlet anlayışının bir gereği olduğunu ifade etti.
Edirne’de gerçekleştirilen 25’inci Edirne Tarım, Hayvancılık, Sanayi, Ticaret, Otomotiv ve Gıda Fuarı’nda partisinin tarım politikalarının anlatıldığı broşürü dağıtan İYİ Parti İl Başkanı Hakan Şahin, hükümetin tarım politikasını eleştirdi.
İYİ Parti İl Başkanı Şahin, Balkan Pazarı’nda kapılarını açan 25’inci Edirne Tarım, Hayvancılık, Sanayi, Ticaret, Otomotiv ve Gıda Fuarı’nda, partisinin tarım politikalarının anlatıldığı broşürleri dağıttı. Şahin, çiftçin içinde bulunduğu durumdan dolayı, fuarın boşluğuna dikkat çekti. Şahin, çiftçinin ayakta kalma değil, hayatta kalma mücadelesi verdiğini dile getirdi.
‘ÇİFTÇİ AYAKTA DEĞİL, HAYATTA KALMA MÜCADELESİ VERİYOR’
Ülkenin tarım politikalarının, milli güvenlik politikaları kadar önemli olduğunu kaydeden Şahin, “Dolayısıyla bu fuarda da çiftçilerimizle, esnafımızla buluşup parti politikalarımızı anlatan broşürlerimizi dağıtıyoruz. Güzel bir fuar geçmesini dilerdim ama sizler de görüyorsunuz, çiftçinin olmadığı, sadece protokolün olduğu bir fuar gerçekleşiyor. Bu da çiftçimizin hangi halde, ne durumda olduğunu çok iyi anlatıyor. Burada kalabalıkların artması gerekiyordu. Çiftçilerin buralarda olması, alışveriş yapması gerekiyordu ama çok üzücüdür ki çiftçi artık günümüzde ayakta kalma mücadelesi değil, hayatta kalma mücadelesi veriyor ve hükümetin yanlış tarım politikaları ısrarla devam ediyor” dedi.
‘ULUSLARARASI DÜZEYDE FUAR ALANI ŞART’
Edirne olarak artık uluslararası düzeyde fuarların gerçekleştirilebileceği, yıl içerisinde 10-12 fuarın düzenlenebileceği bir uluslararası fuar alanına ihtiyaç olduğunu da dile getiren Şahin, “Buradan da çağrımızı yapalım: Öncelikle Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’na her zaman teşekkür ederiz. Bu organizasyonu üstlendi. Ama Belediyemiz, Ticaret ve Sanayi Odamız Ticaret Borsamız başta olmak üzere KOSGEB’in de işin içine girerek Edirne’mize acilen bir uluslararası düzeyde tarım fuar alanı yapılması gereklidir elzemdir diyoruz. İYİ Parti olarak her zaman çiftçinin yanındayız. Esnafımızın da yanındayız ve parti politikalarımızı buralarda anlatmak istiyoruz. Ama maalesef az önce de dile getirdiğim gibi çiftçiye ulaşamıyoruz, esnafla ulaşamıyoruz, bomboş alanlarda fuar düzenlenmek zorunda kalınıyor” diye konuştu.
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Ankara İl Başkanlığı önünde düzenlenen basın açıklamasında 81 ilin il başkanlarıyla birlikte ortak bir duruş sergiledi. Balkanlı 81 il başkanıyla birlikte ortak iradeyi ortaya koyduklarını belirterek, parti örgütlerinin her koşulda demokrasi ve adalet mücadelesini sürdüreceğini vurguladı.
Ankara İl Başkanı Dr. Ümit Erkol’un tutuklanmasına tepki göstermek amacıyla gerçekleştirilen açıklamada, parti örgütleri adalet ve demokrasi vurgusuyla bir araya geldi. CHP heyeti, söz konusu tutuklamanın hukuksuz olduğunu belirterek, milli iradenin yanında olduklarını ifade etti.
Basın açıklamasında, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 81 il örgütü adına yaptığı konuşmada kararlılık mesajı verdi. Çelik, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“81 il örgütümüzün tavrı çok açık ve nettir: Ne belediyelerimize yapılan baskılar, ne şafak operasyonları, ne de il başkanlarımıza yönelik tutuklamalar bize geri adım attıramaz! Bizler boyun eğmeyenlerin, hakkını arayanların, adalet ve demokrasi mücadelesi verenlerin yolundayız. Bu memleket korkuyla değil, halkın iradesiyle yönetilir.
Susmayacağız, geri çekilmeyeceğiz, teslim olmayacağız! Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in dediği gibi; yürüyeceğiz, durmayacağız! Gerekirse boynumuzu vereceğiz ama milli iradeyi asla yere düşürmeyeceğiz!”
CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı da 81 il başkanıyla birlikte ortak iradeyi ortaya koyduklarını belirterek, parti örgütlerinin her koşulda demokrasi ve adalet mücadelesini sürdüreceğini vurguladı.
Açıklama, “Ümit Erkol yalnız değildir” ve “Halkın iradesi engellenemez” mesajlarıyla son buldu.
Seda Yapar, Zafer Partisi Edirne İl Başkanlığı bünyesinde Kadın, Aile ve Çocuktan Sorumlu İl Başkan Başdanışmanı olarak atandı.
Zafer Partisi Edirne İl Başkanlığı’ndan yapılan konuya ilişkin açıklamada şunlara yer verildi:
“Seda Yapar, 1980 yılında Edirne kuaförlerinden Vedat Yukarı’nın 2. çocuğu olarak Edirne’de dünyaya gelmiştir. Eğitim hayatını Edirne’de tamamladıktan sonra Susesi Şirketler grubunda işe başlayıp, 13 yıl boyunca Radyo Su Genel Yayın Yönetmenliği yapmıştır. Ardından, 8 yıl boyunca Avrupa’da yayın yapan Türk Ulusal kanallara metin yazarlığı, seslendirme ve montaj işleri yapmış, Ulusal Prodüksiyon şirketlerine seslendirme ve metin yazarlığı işlerine devam etmektedir. Evli ve 2 çocuk annesidir.
Seda Yapar, önümüzdeki süreçte Zafer Partisi’nin Edirne’deki Kadın Kollarının çalışmalarına yönelik Merkez ve İlçelerinde faaliyetlerde bulunarak kadınların siyaset içinde daha çok yer almasına katkı sunacaktır.
Seda Yapar, Edirnelilere şu mesajı iletmiştir: Sayın İl Başkanımız Serkan Konak’ın teveccühü ile bu zorlu yolda hep birlikte yeni sayfa açıyoruz. Bana duyulan bu görevi boşa çıkarmamak adına, dürüstlük ve liyakat ilkelerinden ödün vermeden, Atatürk’ün yolundan bir an bile ayrılmadan mücadele edeceğim. Bu yolculuğun sonunda kazanan sadece biz değil, tüm gönüller olacaktır.”
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan raporda “Türkiye’de Anayasal Düzenin Dönüşümü” konusu ele alındı.
Saadet Partisi’nin raporunda 2017 referandumu ve 2018 sonrası hayata geçirilen yeni yönetim sisteminin ülkemizdeki kurumsal yapı, karar alma süreçleri ve denge-denetim mekanizmaları üzerindeki etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi.
Raporun özetinde, “2018’de Türkiye’de yönetim sistemi değişerek yürütme gücü büyük ölçüde tek merkezde toplandı. Bu sayede kararlar daha hızlı alınmaya başlandı ancak karar süreçlerine farklı görüşlerin katılımı azaldı.
Önceden parlamenter sistemde Meclis, bürokrasi ve bakanlıklar birlikte çalışırken; yeni sistemde Cumhurbaşkanlığı daha belirleyici hale geldi. Meclisin yasa yapma ve denetleme gücü zayıfladı, yargının bağımsızlığı da tartışmalı hale geldi.
Bu dönüşüm kısa vadede hız ve koordinasyon sağladı, ancak uzun vadede dengedenetim mekanizmalarının zayıflaması, kurumsal kapasitenin gerilemesi ve kararların dar bir çevrede alınması gibi riskler ortaya çıktı.
Sonuç olarak, sistemin daha sağlıklı işlemesi için Meclis ve yargının güçlendirilmesi, uzman kadroların yeniden etkin hale getirilmesi ve kurumlar arası dengenin artırılması gerekiyor” ifadeleri kullanıldı..
Söz konusu rapora ilaveten “Türkiye’de Yeni Yönetim Sistemi: Merkezileşen Güç ve Denge Arayışı” başlığı altında yapılan yazılı açıklamada ise şunlara yer verildi:
“Türkiye’de 2017 referandumu ve 2018 seçimleriyle birlikte hayata geçen yeni yönetim sistemi, devletin işleyiş biçiminde köklü bir dönüşümü beraberinde getirmiştir.
Bu süreçte yürütme gücü önemli ölçüde merkezileşmiş, karar alma mekanizmaları hız kazanmıştır. Ancak bu hız, karar süreçlerine farklı görüşlerin katılımının azalması ve denge denetim mekanizmalarının zayıflaması gibi önemli tartışmaları da gündeme getirmiştir.
Yeni sistemle birlikte Meclisin yasama ve denetim gücünde gerileme yaşanmış, yargının bağımsızlığına ilişkin şüpheler artmıştır. Aynı zamanda bürokratik yapıdaki değişiklikler, kurumlar arası koordinasyon ve uzmanlık temelli politika üretimi açısından bazı zorluklara yol açmıştır.
Kısa vadede hızlı karar alma ve merkezi koordinasyon avantajı sağlayan bu yapı, uzun vadede kurumsal kapasite, şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken sonuçlar doğurmaktadır.
Daha dengeli ve sürdürülebilir bir yönetim yapısı için; Meclisin ve yargının denetim gücünün güçlendirilmesi, uzman kadroların yeniden etkin hale getirilmesi ve kurumlar arası işleyişin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, şehir içi toplu taşımayı ücretsiz veya indirimli kullanan her bir yolcu için destek ödemesi yapılması için TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi sundu.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, kanun teklifini gerekçesinde, “Anayasamızın sosyal devlet ilkesi, toplumun dezavantajlı kesimlerinin sosyal yaşama katılımını desteklemeyi ve bu amaçla sunulan hizmetlerin sürdürülebilirliğini sağlamayı devlete bir görev olarak yüklemektedir. Bu kapsamda yaşlı, engelli, şehit yakını ve gazi vatandaşlarımızın şehir içi toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz veya indirimli yararlanması, sosyal adaletin bir gereğidir.Ancak mevcut sistemde, bu hizmeti veren özel halk otobüsü işletmecilerine ve deniz ulaşım araçlarına ‘gelir desteği’ adı altında yapılan ödemeler, verilen hizmetin maliyetini karşılamaktan çok uzaktır” dedi.
‘HİZMETİN KARŞILIĞI VERİLMELİ’
Esnafın artan akaryakıt fiyatları, bakım-onarım maliyetleri ve ekonomik krizin getirdiği ağır yük altında ezildiğine işaret eden Yazgan, şunları kaydetti:
“Esnaf, ücretsiz taşınan yolcu sayısı arttıkça ciddi bir finansal darboğaza sürüklenmektedir. Bu durum, hem esnafımızı mağdur etmekte hem de hizmet kalitesini düşürerek vatandaşlarımızı karşı karşıya getirmektedir.Bu kanun teklifi ile ücretsiz veya indirimli taşınan her bir yolcu için işletmecilere yapılan ‘sembolik’ ödemeler yerine, doğrudan bilet bedeli veya uygulanan indirim miktarı üzerinden ödeme yapılması amaçlanmaktadır. Böylece esnafın verdiği hizmetin tam karşılığını alması sağlanacaktır.Ödemelerin belediyeye bildirim yapıldıktan sonra en geç bir ay içinde gerçekleştirilmesi hüküm altına alınarak, esnafın nakit akışı korunacaktır. Taşımacı esnafının mağduriyeti giderilerek, engelli ve yaşlı vatandaşlarımızın toplu taşıma araçlarında yaşadığı birtakım aksaklıkların ve ‘istenmeyen yolcu’ muamelesinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
Sosyal hizmetin faturasını sadece taşımacı esnafına kesmek hakkaniyetle bağdaşmaz. Devlet, sunduğu hakkın maliyetini gerçek bedeli üzerinden üstlenmeli, esnafın sırtındaki bu ağır yükü kaldırmalıdır.”