Kategori arşivi: Siyaset

‘Ümit Erkol yalnız değildir’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il başkanlarınca, Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un tutuklanmasına ilişkin yayımlanan ortak açıklamada, “Ankara İl Başkanımız Ümit Erkol yalnız değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgütü, kadroları ve milyonlarca yurttaş bu hukuksuzluğun dimdik karşısındadır” denilerek, halkın iradesinin gasp edilmesine asla izin vermeyeceklerini bildirildi.

CHP il başkanlarının ortak açıklamasında, ülkemizin; seçilmişlerin, siyasi aktörlerin ve parti yöneticilerinin yargı eliyle hedef alındığı, sandığın ortadan kaldırılmak istendiği ve demokrasi arayan tüm seslerin yok sayıldığı bir karanlıktan geçtiği belirtilerek şunlara yer verildi:

“31 Mart 2024 seçimlerinden sonra meşruiyetini kaybettiğini gören siyasi iktidar, o günden itibaren Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğini ve belediye başkanlarını doğrudan hedef almıştır.

Seçilmiş başkanları şafak operasyonlarıyla derdest edenler; 15.5 milyon yurttaşın oyuyla seçilen Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu tutuklamış, yalancı tanıklarla ve zorla alınan ifadelerle bir iddianame yaratmıştır. Bu iddianameyi yazanların bakan olarak ödüllendirildiği bu düzende, partimiz üzerinden kamuoyunda kriminal bir süreç inşa edilmeye çalışılmaktadır.

İzmir’de ‘Kooperatif Davası’ olarak bilinen süreçte üç yılı aşkın süredir, defalarca yapılan incelemeler, soruşturmalar ve açılan davalar boşa çıkmıştır. O davaların içi boş olduğu anlaşılınca aynı olay hakkında başka soruşturmalar açılmıştır. Süreç içinde davalara bakan hakimleri defalarca değiştirmişlerdir. Aynı olayla ilgili yedek dosyalar açılıp yedek tutuklamalar yapılmıştır.

Ankara İl Başkanımız Ümit Erkol’un tutuklanması da tıpkı İzmir İl Başkanımız Şenol Aslanoğlu’nun tutuklanması gibi, bu hukuksuzluk silsilesinin ve yargı eliyle siyaseti dizayn etme çabasının en son ve en çarpıcı örneklerinden biridir.

Dosyanın somut delillerden uzaklığı ve kooperatif bünyesinde son derece sınırlı sürelerle görev almış kişilerin dahi tutuklanması, dosyanın ciddiyetten ne denli uzak olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu soruşturmanın yürütülme biçimi başlı başına hukuka aykırıdır. İl Başkanımızın Ankara’da gözaltına alınıp İzmir’e götürülmesi, günlerce gözaltında tutulduktan sonra adliyeye sevk edilmesi hukukla açıklanamaz. Sabit ikamet sahibi, kamuoyunca tanınan bir siyasetçi olmasına rağmen Ümit Başkanımız için verilen tutuklama kararı, açık bir düşman hukuku gösterisidir.

‘Kuyumcu hassasiyeti’ diyerek çıktıkları yolda herkesi baştan suçlu ilan ettikleri, en temel insan haklarını çiğneyerek bir yargısız infaz rejimi kurdukları ortadadır. Masumiyet karinesi ve tutuksuz yargılama esası, konu Cumhuriyet Halk Partisi ve yöneticileri olunca rafa kaldırılmakta, yok sayılmaktadır.

Açıkça ifade ediyoruz ki; yargı yetkisinin siyasi amaçlarla kullanılmasına, partimizin kurumsal yapısının ve yöneticilerinin hedef alınmasına, halkın iradesinin gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Yargı sopasıyla siyaset dizayn etmeye çalışan anlayış, ne partimizi sindirebilir ne de halkın iradesini teslim alabilir.

Ne yaparsanız yapın; Cumhuriyet Halk Partisi kriminal oyunlarla diz çökecek, halkın gerçek gündemini konuşmaktan vazgeçecek bir parti değildir. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi; ölümü göze almaktan korkmayan, hakkında verilen idam fermanını cebinde taşıyan, 41 kez suikast girişimine maruz kalan ve yine de halk için mücadele etmekten vazgeçmeyen Mustafa Kemal Atatürk’ün partisidir. Köklerini Kuvayı Milliye’den alan, bu ülkenin kurucu gücüdür.

Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de ifade ettiği gibi; ‘Cumhuriyet Halk Partisi çınardır. Çınar yanarsa orman yanar.’

Bu örgüt, geçmişte olduğu gibi bugün de her türlü baskıya karşı dimdik duracak; demokrasi, hukuk ve adalet mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.

Ankara İl Başkanımız Ümit Erkol yalnız değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgütü, kadroları ve milyonlarca yurttaş bu hukuksuzluğun dimdik karşısındadır.

Ankara İl Başkanımız Ümit Erkol yalnız değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgütü, kadroları ve milyonlarca yurttaş bu hukuksuzluğun dimdik karşısındadır”

İYİ Partili Sayan: Liyakat gitti, sadakat geldi

Olgay GÜLER

İYİ Parti Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İpek Özkal Sayan, Türkiye’de gençlerin geleceğe dair umutsuzluk yaşadığını ve bir çoğunun bir an önce yurtdışına gitmek istediğini belirtti.

Genel Başkan Yardımcısı Sayan, ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Edirne’ye geldi. Sayan, ziyaretleri öncesinde İYİ Parti Edirne İl Başkanlığı’nda basın mensuplarıyla buluşarak Türkiye’nin sosyal ve ekonomik gündemine açıklamalarda bulundu. Sayan’a İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, İYİ Parti Edirne İl Başkanı Hasan Hakan Şahin ve İYİ Parti Merkez İlçe Başkanı İlkay Kuş da eşlik etti.

‘İYİ PARTİ EMEKLİLERİN PARTİSİ OLACAK’

Edirne’deki emekli nüfusunun yoğunluğuna dikkat çeken Sayan, “Bugün geldiğimiz noktada en düşük emekli maaşı yaklaşık 20 bin lira. Böyle bir dönemde bu parayla Türkiye’nin hiçbir yerinde geçinmek mümkün değil. İstanbul’u, Ankara’yı, İzmir’i bir kenara bırakalım; en küçük şehirde bile bu gelirle yaşam sürdürülemez. Sayın Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’nun selamlarını da getirdim. Kendisi özellikle şunu vurguluyor: ‘İYİ Parti, emeklilerin partisi olacak.’ Türkiye’de artık emeklilerin bir partisi olacak ve o da İYİ Parti olacak. Bu konuda çok ciddi çalışmalarımız, politikalarımız ve hazırlıklarımız var. Yakın zamanda bunları daha detaylı şekilde paylaşacağız. Ama gerçek şu ki Türkiye’de artık yaşamak, nefes almak, özellikle bir emekli olarak ocağını kaynatmak son derece zor hale geldi. Emekliler torunlarına harçlık veremediği için ‘İnşallah ziyarete gelmezler’ demek zorunda kalıyor. Böyle bir tablo kabul edilemez” dedi.

‘TARIMDAKİ SORUNLAR YENİ DEĞİL’

Edirne’nin çeltik, pirinç, ayçiçeği ve buğday üretimi açısından çok önemli bir merkez olduğunu söyleyen Sayan, “Ancak tarımda yaşanan sorunlar ortada. İktidar bu sorunları çoğu zaman savaşlara bağlasa da biz bunun yeni bir mesele olmadığını biliyoruz. Türkiye’de ekonomi uzun süredir kötü yönetiliyor. 2001 krizinden sonra toparlanamayan bir yapı söz konusu. Akaryakıt zamları, mazot fiyatları, gübre fabrikalarının özelleştirilmesi, gübrenin ve tohumun ithal edilmesi çiftçiyi çok zor durumda bıraktı. Edirne’nin bereketli topraklarında üretim yapan çiftçilerimiz artan maliyetler nedeniyle toprağı işleyemez hale geliyor. Bu sadece Edirne’nin değil, tüm Türkiye’nin sorunu. Bu yüzden soframıza gelen gıda bu kadar pahalı” diye konuştu. 

‘LİYAKAT SİSTEMİ ÇÖKMÜŞ, SADAKAT SİSTEMİ GELMİŞTİR’

Gençlerin geleceğe dair umutsuzluğuna değinen Prof. Dr. İpek Özkal Sayan, “Gençlere değinmeden geçemeyeceğim. Sosyal politikalarla ilgilendiğim için gençlerin durumu beni özellikle endişelendiriyor. Gençlerimize yaşam alanı açamıyoruz. Çoğu genç bir an önce yurt dışına gitmek istiyor. Özellikle sınır bölgesinde yaşayan gençler Avrupa’daki akranlarının yaşamını görüyor ve kendi durumlarıyla kıyaslıyor. Türkiye’de liyakat sistemi çökmüş durumda. Yerine sadakat sistemi gelmiş. Kime sadakat? Partiye sadakat. Özellikle iktidar partisine sadakat. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte Cumhurbaşkanı aynı zamanda bir parti lideri olduğu için devletin tüm kurumları partizanlaşmış durumda. Liyakatli kadrolarla güçlenmesi gerekirken, bugün tam tersi bir tablo var. İdari bürokrasi, akademik bürokrasi, adli bürokrasi. Hepsi siyasetin etkisi altında. Devlet ile hükümet arasındaki ayrım ortadan kalkmıştır. Uzun yıllardır ülkeyi yöneten iktidar, artık devletle özdeş hale gelmiştir” şeklinde konuştu.

‘GÜÇ ZEHİRLENMESİ’

Yasama, yürütme ve yargı arasındaki dengenin yeniden kurulması gerektiğinin altını çizen Sayan, “Bugün yasama etkisiz hale getirilmiş, yürütme ise tek elde toplanmıştır. Muhalefetin sunduğu yasa tekliflerinin kabul edildiğini görüyor musunuz? Görmüyorsunuz. Ancak sorumluluk paylaşılması gerektiğinde muhalefet masaya davet ediliyor. Bakanlar artık halk tarafından tanınmıyor bile. Çünkü seçilmiş değiller, atanmış durumdalar. Tüm yetki tek merkezde toplanmış durumda. Kurultay sürecinden sonra partimiz ciddi bir ivme kazanmıştır. Çok çalışkan, donanımlı kadrolarımız var. Mecliste etkin mücadele veren milletvekillerimiz var. Sizlerden beklentimiz; destek vermenizdir. Eğer teveccüh gösterirseniz, bu iktidarı birlikte değiştirebiliriz. Yıllardır çözülemeyen sorunların çözüldüğünü hep birlikte görebiliriz” ifadelerini kullandı.

‘EKONOMİ İYİLEŞMEDEN SEÇİME CESARET EDEMEZLER’

CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından gündeme getirilen ara seçim önerisine de değerlendiren Sayan, “Sayın Özgür Özel bir ara seçim formülünü gündeme getirdi. Ancak ara seçimin yapılabilmesi konusunda hukukçular arasında görüş ayrılıkları var. Sayın Özel, ‘Bunu yapmak zorundalar’ diyor; ancak bazı hukukçular Meclis Genel Kurulu onayı gerektiğini ifade ediyor. Genel Kurul’a geldiğinde ise bunun kabul edilmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Çünkü milletvekillerinin istifa etmesi ve gerekli sayının sağlanması gerekiyor. Vatandaş umutlanabilir ama büyük ihtimalle ara seçim gerçekleşmeyecektir; çünkü mevcut iktidar böyle bir dönemde seçime gitmek istemez. AKP’nin seçime gidebilmesi için ekonomide bir miktar iyileşme sağlaması, asgari ücreti ve emekli maaşlarını yükseltmesi gerekiyor. Bunları yapmadan seçime gitmeye cesaret edemeyeceklerini düşünüyorum” dedi.

‘SİYASET İKİ KUTUP ARASINA SIKIŞTI’

İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın da, milletin gerçek gündeminin göz ardı edildiğini belirterek, “Bizim asıl konumuz milletimizdir. Milletimizin sorunlarıdır. Ve bu sorunlara çözüm üretmek için buradayız. Ancak bugün geldiğimiz noktada siyaset iki kutuplu hale getirilmiş, bir yanda iktidarın gündemi, diğer yanda ana muhalefetin gündemi oluşmuş ve milletimiz bu iki gündem arasında sıkışıp kalmıştır. Ülkenin gerçek sorunları ise maalesef geri planda kalmaktadır. Biz de bu nedenle bu sorunları dile getirmek istiyoruz. Burada uzun uzun tarımı, esnafı, emekliyi, memuru, işçiyi anlatacak değilim; çünkü siz zaten bunları yaşıyorsunuz. Ancak bu sorunların temelinde yatan sebebi her defasında söylüyoruz: Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi” diye konuştu.

Sayan, İl Başkanlığı’ndaki teşkilat buluşmasının ardından ETSO Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Elmas Aslan, Edirne Emekliler Derneği, Saraçlar Caddesi ve Kapalı Çarşı esnafı, Edirne Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, ETSO Başkanı Sezai Irmak ve Cumartesi Pazarı’nı ziyaret etti.

Akalın’dan Kaymakam Köken’e sert tepki!

Olgay GÜLER

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof.Dr. Mehmet Akalın, kendisinin de memleketi Uzunköprü’de gerçekleştirilen Uzunköprü Atatürk OSB’nin temel atma törenine, sadece iktidar partisi temsilcilerinin davet edilmesine tepki gösterip, Kaymakam Muammer Köken’i hedef aldı.

İYİ Partili Akalın, Uzunköprü Atatürk OSB için gerçekleştirilen, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın da katıldığı temel atma töreniyle ilgili tepkisini dile getirdi. Akalın, açılışa Uzunköprü kaymakamlığının AK Parti dışında, diğer parti temsilcilerini davet etmemesini eleştirip, devletin siyasi anlamda taraf olamayacağını kaydetti.

‘DEVLETİN KAYMAKAMI, PARTİNİN KAYMAKAMI GİBİ DAVRANAMAZ’

Akalın, törenle ilgili ayrımcılık yapıldığını iddia ederek, “Görevini layıkıyla yapan kaymakam ve valilerimizi tenzih ediyorum. Ancak partizan davrananlara da açıkça söylüyorum: Bunun hesabı bir gün mutlaka sorulur. Bakın, somut bir örnek vereyim. Uzunköprü’de dün bir organize sanayi bölgesi temel atma töreni yapıldı. Bu törene, kaymakamlık tarafından sadece iktidar partisi temsilcileri davet edildi. Diğer siyasi partiler davet edilmedi. Bu kabul edilemez. Devletin kaymakamı, bir partinin kaymakamı gibi davranamaz” ifadelerini kullandı.

‘BU ANLAYIŞ DEVLETİ ÇÜRÜTÜR’

Sistemin sürdürülebilir olmadığını ve kurumların bir siyasi yapıya teslim edilmesinin tehlikelerini anlatan Akalın, “Yarın iktidar değiştiğinde ne olacak? Bu kaymakamlar, o gün iktidarda olan partinin kaymakamı mı olacak? Bu anlayış devleti çürütür. Biz bu yüzden bu sisteme karşıyız. Kurumlar partileştirilemez. Devlet tarafsız olmak zorundadır. Bakanlar dahi bugün seçilmiş değil, atanmış durumdadır. Devletin kurumları bir siyasi yapıya teslim edilemez. Tekrar ediyorum: Bu gidişat yanlıştır ve düzeltilmelidir” diye konuştu.

‘DEVLET TARAF OLAMAZ’

Geçmişte yaşanan tecrübelerden ders çıkarılması gerektiğini belirten Akalın, “Geçmişte yaşananlardan ders çıkarmalıyız. FETÖ süreçlerinde gördük; bedeli bürokratlar ödedi, siyasetçilere bir şey olmadı. Bu nedenle valilere ve kaymakamlara sesleniyorum: Siz devletin memurlarıyız, milletin hizmetkârısınız. Herkese eşit davranmak zorundasınız. Bu ülkede hangi siyasi görüşten olursa olsun herkes bu devletin eşit vatandaşıdır. Devlet taraf olamaz. Türk devlet geleneğinde tarafgirlik yoktur” şeklinde konuştu

‘Hekimler arasındaki ayrımcılık bitirilmeli’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, özel sektörde 15 yıl çalışan hekimler ve diş hekimlerine yeşil pasaport hakkı verilmesi için hazırladığı kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu. Kanun teklifi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilirse, özel sektörde 15 yıl görev yapan hekimler ve diş hekimleri yeşil pasaport hakkına kavuşacak.

CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, sunduğu kanun teklifinde, hekimlik ve diş hekimliği mesleklerinin icra edildikleri kurumun mülkiyet yapısından bağımsız olarak özü itibarıyla doğrudan kamu hizmeti niteliği taşıyan ve toplum sağlığını korumayı amaçlayan kutsal görevler olduğuna dikkat çekti. Kanun teklifinin gerekçesinde şu ifadeler yer aldı:

“Anayasamızın sosyal devlet ilkesi gereği, vatandaşlarımızın sağlık hakkına erişimini sağlayan her bir sağlık çalışanı, devletin sağlık sisteminin temel taşıyıcısı konumundadır. Ancak mevcut yasal düzenlemelerde, kamu sektöründe çalışan hekimlerimiz belirli bir kıdeme ulaştıklarında hususi damgalı pasaport hakkından yararlanabilirken, meslek hayatının tamamını veya büyük bir kısmını özel sağlık kuruluşlarında geçiren hekim ve diş hekimlerimizin bu haktan mahrum bırakılması ciddi bir eşitsizlik yaratmaktadır.

Bir hekimin özel hastanede, tıp merkezinde veya muayenehanesinde şifa dağıtıyor olması, onun topluma sunduğu katkının değerini eksiltmediği gibi devletin bu emeğe olan vefa borcunu da ortadan kaldırmaz.

Tıp biliminin dinamik yapısı, hekimlerimizin dünyadaki teknolojik gelişmeleri ve yeni tedavi yöntemlerini yerinde takip etmelerini, uluslararası kongre ve sempozyumlara katılarak ülkemizi temsil etmelerini zorunlu kılmaktadır. Hususi damgalı pasaport, bu bilimsel köprülerin kurulması noktasında karşılaşılan bürokratik engellerin ve vize süreçlerinin aşılması için lüks değil, mesleki bir ihtiyaçtır.

Özellikle sağlıkta şiddetin tırmandığı ve yetişmiş insan kaynağımızın yurtdışına yöneldiği bu kritik dönemde, devletin tecrübeli hekimlerine sahip çıktığını hissettirmesi, mesleki motivasyonu ve aidiyet duygusunu güçlendirecektir.

Bu kanun teklifi ile 15 yılını insan sağlığına adamış, belirli disiplin şartlarını taşıyan tüm hekim ve diş hekimlerimizin uğradığı hak kaybının giderilmesi, seyahat özgürlüklerinin önündeki engellerin kaldırılması ve ‘sağlıkta ayrımcılık olmaz’ ilkesinin hayata geçirilmesi amaçlanmaktadır.

Sağlık hizmeti bir bütündür ve bu hizmeti onuruyla yürüten her bir nefer, devletin sunduğu imkânlardan adil bir şekilde yararlanmayı hak etmektedir.”

‘Polisimiz masal dinlemek istemiyor’

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Türk polisinin artık masal dinlemek istemediğini, dertlerine çözüm istediğini söyledi.

Başkan Balkanlı, TBMM’de polislerin çalışma koşullarının düzeltilmesi ile ilgili verilen önergeye ‘’ Ben de polisim, teşkilattan geldim‘’ diyen ancak oylamada önergeye RET oyu veren AKP Kocaeli Milletvekili Veysel Tipioğlu ile ilgili olarak açıklama yaptı. Balkanlı yaptığı açıklamada, “Sayın Milletvekili Ben de polisim, polisler dertli” diyerek kürsüde konuşacaksınız” dedi.

Balkanlı açıklamasında, “Ama polisimizin sorunlarının araştırılması, çözüm yollarının bulunması için verilen önergeye “RET” oyu vereceksiniz! Bu ikiyüzlülük nedir?” şeklinde görüşlerine yer verdi.

CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, AKP grubu adına görüş belirten Kocaeli Milletvekili Veysel Tipioğlu’nun 35 yıl emniyet teşkilatında görev yaptığını, sahadan geldiğini ve sorunları bildiğini söylediğini hatırlattı.

“BU NASIL ÇELİŞKİ”

Balkanlı açıklamasında şunlara yer verdi:

Ama konu çözüm üretmeye gelince, polisimizin hakkını arayan Meclis araştırmasına “hayır” diyor! Bu nasıl bir çelişkidir? Bu nasıl bir samimiyetsizliktir? 23 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı; Sadece polislerimizi değil, bu ülkenin tüm emekçilerini ağır çalışma koşulları, düşük ücretler ve güvencesizlikle karşı karşıya bırakmıştır. Emniyet çalışanlarımız uzun mesai saatleri, artan iş yükü, yetersiz özlük hakları ve ekonomik zorluklar altında adeta ezilmeye  mahkûm edilmiştir.

Bugün gelinen noktada;

Ekonomi derin bir kriz içindedir, alım gücü düşmüş, emekçinin alın teri değersizleştirilmiştir. Toplumsal yapı zedelenmiş, adalet duygusu yara almıştır.

Sosyal devlet anlayışı zayıflatılmış, vatandaş yalnız bırakılmıştır.

Polislerimiz, gecesini gündüzüne katan, bayramını ailesinden uzakta geçiren, canı pahasına görev yapan bu ülkenin onurlu emekçileridir.

‘MASAL ANLATMAYIN’

Buradan açıkça söylüyoruz:

Polisimize masal anlatmayın. Zor şartlar altında görev yapan polislerimizin duygularını sömürmeyi bırakın. Polisimiz artık sizlerden hamasi sözler duymak istemiyor, çözüm bekliyor. AKP iktidarı olarak bu sesi duyun ve gereğini yapın.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz polisimizin insanca çalışma koşullarına kavuşmasını, özlük haklarının iyileştirilmesini, görev yükünün adil dağıtılmasını, emeklerinin karşılığını almasını savunuyoruz.

Çünkü biz biliyoruz ki;

Hak, hukuk, adalet sadece sözle değil, alınan kararlarla hayat bulur.

POLİSLERE SESLENDİ

Buradan emniyet teşkilatımıza ve polislerimize de sesleniyoruz: Artık yaşanan bu tabloyu görmezden gelmeyin. Duygularınızın sömürülmesine izin vermeyin. Alın terinizin değersizleştirilmesine sessiz kalmayın. Sandık önünüze geldiğinde; yaşadığınız gerçekleri, çalışma şartlarınızı ve size reva görülen bu düzeni unutmayın…

Ve gereğini yapın!

Çünkü bu ülkenin emekçileri sahipsiz değildir!

CHP’de üye kampanyası tam gaz

Olgay GÜLER

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 81 ilde ‘Katlanmak Zorunda Değilsin’ sloganıyla başlattığı üye kampanyasının ikinci turu kapsamında, il örgütü Saraçlar Caddesi’nde stant açtı.

CHP’nin ülke genelinde başlattığı üye kampanyasının ikinci turu, Edirne’de başladı. İl örgütü tarafından başlatılan kampanya kapsamında, Saraçlar Caddesi’nde stant açıldı. Stantta vatandaşlar bilgilendirilirken, üye olmak isteyenlerin de işlemleri yapıldı. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da standı gezerek, partililerden bilgi aldı.

‘ÇOK YOĞUN İLGİ GÖRÜYORUZ’

Kampanyayla ilgili konuşan CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, kampanyaya yoğun ilgi olduğunu belirterek, “Hava şartlarımız el verdiği müddetçe, biz bu kampanyaları şehrin değişik alanlarında, üniversite alanlarında, insanların bize daha rahat ulaşabilecekleri alanda sürdürmeye devam edeceğiz. Türkiye’nin ekonomik şartları bellidir. Hükümetin tarım politikaları, ekonomi politikaları bellidir. Kampanyamızda diyoruz ki; ‘Bu kötü gidişe katlanmak zorunda değilsin. Gel, Cumhuriyet Halk Partisi Çatı altında birleşelim ve daha güzel bir Türkiye için hep birlikte çalışalım’ diyoruz. Çok da güzel ilgi görüyoruz. Çok da yoğun ilgi görüyoruz. Sağ olsun hemşerilerimiz bu kampanyamızla çok güzel karşılık veriyorlar. Kampanyamız zaman zaman yine şehrimizin değişik alanlarında devam edecek” dedi.

‘İNSANLAR GÖNÜLLÜ GELSİN İSTİYORUZ’

CHP’nin Edirne’de 7 bin 300 üyesi olduğunu hatırlatan Akgüngör, “Şu an 7300 üyemiz var mevcutta. Hedef şöyle; bunu tabii ki insanları zorlamadan, bunlara önüne belli bir şart, bir şey koşmadan kendi rızalarıyla yapmayı biz çok önemsiyoruz. Çünkü Türkiye’de biliyorsunuz bazı şeylere ulaşabilmek için, bazı partiler önce partilerine üye olmayı şart koşuyorlar. Bizim kesinlikle öyle bir talebimiz yok. Biz istiyoruz ki insanlar gönülle bu gidişe yol versin, omuz versin, birlikte mücadele edelim. Günlük ortalama burada Saraçlar Caddesi’nde açtığımız stantlarda 100-120 adet gibi yeni katılımcılarımız oluyor. Bu da bizi mutlu ediyor. O yüzden ben bütün hemşerilerime teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Balkanlı’dan Romanlar Günü kutlaması

CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Edirne’nin  Roman kültürünün en güçlü yaşatıldığı şehirlerden biri olduğunu belirterek, “Bu zenginliğimizi korumak, geliştirmek ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.

CHP İl Başkanı Balkanlı, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “8 Nisan Dünya Romanlar Günü… Yüzyıllardır bu toprakların ayrılmaz bir parçası olan Roman yurttaşlarımızın kültürünü, müziğini, emeğini ve yaşam sevincini selamladığımız anlamlı bir gün” diyerek şu ifadeleri kullandı:

“Romanlar; renkleriyle, neşeleriyle, dayanışma kültürleriyle toplumumuza değer katmış, zorluklara rağmen hayata sıkı sıkıya tutunmuş güçlü bir topluluktur. Ancak hepimiz biliyoruz ki Roman vatandaşlarımız, uzun yıllardır eğitimden istihdama, barınmadan sosyal hayata kadar pek çok alanda eşitsizliklerle mücadele etmektedir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak; eşit yurttaşlık ilkesinin yalnızca sözde değil, hayatın her alanında somut karşılık bulması gerektiğine inanıyoruz. Hiç kimsenin kimliği, yaşam tarzı ya da kökeni nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı bir Türkiye için çalışıyoruz.

Edirne, Roman kültürünün en güçlü yaşatıldığı şehirlerden biridir. Bu zenginliğimizi korumak, geliştirmek ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Yerel yönetimlerimiz ve sosyal politikalarımızla Roman vatandaşlarımızın yaşam koşullarını iyileştirmeye, fırsat eşitliğini güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

Bu vesileyle; tüm Roman yurttaşlarımızın 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü kutluyor, eşit, özgür ve adil bir yaşamın herkes için mümkün olduğu bir gelecek diliyorum.”

‘Elektrik zammı yanlış politikaların bedeli’

Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, elektriğe yapılan zammın yalnızca dış gelişmelerin değil; yıllardır sürdürülen yanlış ekonomi politikalarının, öngörüsüzlüğün ve yönetim zafiyetinin doğrudan sonucu olduğunu söyledi.

Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “Enerji Bağımlılığın Neticesi” başlığı altında gerçekleştirdiği paylaşımda, 27 Mart 2026 tarihinde ‘Bekleyen Tehlike: Gıda ve Enerji’ başlığıyla yaptıkları basın açıklamasını anımsatarak, “Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimlerin, özellikle enerji ve gıda fiyatları üzerinden Türkiye ekonomisini doğrudan etkileyecek yeni bir dalganın habercisi olduğunu açıkça ifade etmiştik. İran–İsrail hattında yaşanabilecek bir genişlemenin, enerji ve tedarik şokları yaratacağını; bunun da zaten kırılgan olan ekonomik yapımızı daha da zorlayacağını vurgulamıştık” ifadelerini kullandı..

Bugün gelinen noktada, elektrik ve doğalgaza yapılan %25 oranındaki zammın, bu öngörülerinin ne denli haklı olduğunu ortaya koyduğunu belirten Arda Meriç şöyle devam etti:

ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIK

“Elektrik Mühendisleri Odası’nın açıklamasına göre, söz konusu zam artışın ardından dört kişilik bir ailenin asgari elektrik faturası 744,7 TL’ye yükseleceği belirtilmiştir. Bu tablo, enerji maliyetlerinin artık vatandaşın temel yaşam giderleri üzerinde ağır bir yük haline geldiğini açıkça göstermektedir.

Yaşanan bu gelişmeler, yalnızca küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmaların bir sonucu değildir. Aksine, Türkiye’nin yıllardır çözülmeyen yapısal enerji bağımlılığının ve yanlış ekonomi politikalarının doğrudan bir sonucudur. Enerjide dışa bağımlı bir ekonomik model sürdürülebilir değildir ve her küresel kriz, milletimizin sırtına yeni zamlar ve ağır faturalar olarak yansımaktadır.

Bugün iktidarın yapması gereken; günü kurtaran geçici önlemlerle süreci yönetmeye çalışmak değil, enerjide planlı, sürdürülebilir bir strateji ortaya koymaktır. Türkiye, sahip olduğu coğrafi avantajları doğru değerlendirerek özellikle güneş ve rüzgâr enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir kaynaklara dayalı bir enerji politikası geliştirmek zorundadır. Yerli üretimi artıran, dışa bağımlılığı azaltan ve maliyetleri düşüren bu yaklaşım artık bir tercih değil, açık bir zorunluluktur.

GÜNEŞ PANELLERİ VE RÜZGÂR TÜRBİNLERİ

Zafer Partisi’nin ekonomi programında da açıkça ifade edildiği üzere, kısa vadede hızla hayata geçirilecek yatırımlarla güneş panelleri ve rüzgâr türbinlerinin yerli üretimi önceliklendirilecektir. Zafer Ekonomisi Stratejisi kapsamında öngörülen sanayi ve teknoloji hamleleri, ülkemizin elektrik talebini ciddi ölçüde artıracaktır. Bu artan talebin vatandaşın sırtına yük olmaması ve bugünkü gibi fosil yakıtlar üzerinden karşılanması; petrol, doğalgaz ve ithal kömür için ödenen döviz yükünü büyütecek, aynı zamanda yüksek maliyetli enerji nedeniyle sanayi ve teknoloji yatırımlarını sekteye uğratacaktır.

Bu nedenle Türkiye, enerji planlamasını köklü bir şekilde değiştirerek toplam elektrik üretiminin en az yüzde 50’sini yerli ve doğal kaynaklar olan güneş ve rüzgâr enerjisinden sağlamayı hedeflemelidir. Enerji üretiminde ikinci önemli başlık ise nükleer enerji olacaktır. Mevcut yatırımlar tamamlanacak, ardından dünyadaki teknolojik gelişmeler dikkatle takip edilerek bu alandaki strateji şekillendirilecektir.

ELEKTRİK ZAMMI YANLIŞ POLİTİKALARIN BEDELİ

Öte yandan elektrik dağıtımında yaşanan kaçak ve kayıpların önüne geçmek amacıyla kapsamlı bir durum tespiti yapılacak; özel şirketlerin kontrolünde bulunan dağıtım sistemi kamulaştırılarak, altyapı modernizasyonu ve yenileme yatırımları hızla gerçekleştirilecektir.

Zafer Partisi olarak bizler, Türk milletinin alın terinin küresel krizlerin bahanesi haline getirilerek heba edilmesini asla kabul etmiyoruz. Bugün yapılan bu zam, yalnızca dış gelişmelerin değil; yıllardır sürdürülen yanlış ekonomi politikalarının, öngörüsüzlüğün ve yönetim zafiyetinin doğrudan sonucudur. AKP iktidarı, enerjide dışa bağımlı yapıyı azaltmak yerine derinleştirmiş; plansızlık ve günübirlik kararlarla Türkiye’yi her küresel dalgalanmada yeni zamlarla yüzleşen kırılgan bir ekonomiye mahkûm etmiştir.

Açıkça görülmektedir ki, bu zam milletin değil, yanlış politikaların bedelidir. Üretim ekonomisinden uzaklaşan, enerji arz güvenliğini sağlayamayan ve maliyetleri kontrol edemeyen bir yönetim anlayışı, faturayı doğrudan vatandaşa kesmektedir. Bu durum, yalnızca bir fiyat artışı değil; aynı zamanda ekonomi yönetiminin iflasının somut bir göstergesidir.

Bir kez daha uyarıyoruz: Enerji krizi artık teorik bir risk değil, fiilen başlamış bir süreçtir. Mevcut anlayışla devam edilmesi halinde bu kriz derinleşecek; yüksek enflasyon, artan cari açık ve daralan sanayi üretimi ile Türkiye ekonomisini çok daha ağır bir tabloyla karşı karşıya bırakacaktır.”

Saadet’ten ‘Basın Özgürlüğü’ raporu

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan “Basın Özgürlüğü” konusunun ele alındığı raporda, ülkemizde basın ve ifade özgürlüğünün mevcut durumu, gazetecilerin karşı karşıya kaldığı hukuki ve ekonomik baskılar ile bu durumun toplumsal etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi.

Raporda; Gazetecilere yönelik artan soruşturmalar, tutuklamalar ve yargı baskısı,  gazeteciliğin kriminalize edilmesine yol açan uygulamalar, medya kuruluşlarına yönelik ekonomik ve idari yaptırımlar, gazetecilerin düşük ücret, güvencesizlik ve oto-sansürle karşı karşıya kalması, basın özgürlüğünün zayıflamasının toplumun doğru bilgiye erişimine etkisi, uluslararası raporlarda Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamasındaki durumu başlıkları altında önemli tespit ve değerlendirmeler yer alıyor.

Söz konusu rapora ilaveten “Basın Özgürlüğüne Yönelik Baskılara Son Verilmelidir” başlığı altında yapılan yazılı açıklamada ise şunlara yer verildi:

“Türkiye’de basın özgürlüğü, son yıllarda giderek ağırlaşan çok yönlü bir baskı ortamı altında ciddi bir gerileme yaşamaktadır. Demokratik toplumların temel unsurlarından biri olan özgür basın, bugün hem hukuki hem ekonomik hem de idari müdahalelerle kuşatılmış durumdadır.

Gazeteciler, kamuoyunu bilgilendirme görevlerini yerine getirdikleri için soruşturmalara maruz kalmakta, tutuklanmakta veya çeşitli adli kontrol tedbirleriyle sınırlandırılmaktadır. Haber yapmak giderek cezalandırılan bir faaliyet haline gelirken, bu durum ifade ve basın özgürlüğünün fiilen kısıtlandığını açıkça göstermektedir.

Öte yandan gazetecilerin ekonomik koşulları da ağırlaşmaktadır. Düşük ücretler ve işten çıkarılma korkusu, mesleki bağımsızlığı zedelemekte ve oto-sansürü yaygınlaştırmaktadır. Medya kuruluşlarına yönelik para cezaları, ilan kesme yaptırımları ve erişim engelleri ise bağımsız basının sürdürülebilirliğini ciddi biçimde tehdit etmektedir.

Uluslararası raporlar da bu tabloyu doğrulamaktadır. Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamalarında alt sıralarda yer alması, gazetecilik faaliyetlerinin ne denli zor koşullar altında yürütüldüğünü ortaya koymaktadır.

Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin değil, toplumun tamamının hakkıdır. Halkın doğru ve tarafsız bilgiye erişimi, demokratik bir toplumun vazgeçilmez koşuludur.

Bu nedenle;

Gazetecilere yönelik baskı ve yargı süreçlerine son verilmesini,

Basın ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınmasını,

Gazetecilerin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesini,

Bağımsız ve çoğulcu medya ortamının desteklenmesini talep ediyoruz.

Demokratik bir toplumun geleceği, özgür basının varlığı ile mümkündür.”

‘Halk borçla yaşıyor’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, millet geçim derdindeyken kimsenin sabrı kalmadığını, acilen gerekli önlemler alınması ve uygulamaya konulması gerektiğini bildirdi.

Eski milletvekili Şadan Şimşek, “Millet yoruldu, çözüm istiyor!” başlıklı şazılı açıklamasında, “Ülkemizde gelinen noktada; Memleketin hali ortada… Bir yanda Ortadoğu’da savaş, diğer yanda bizim insanımız geçim derdinde. Bakın rakamlara gerek yok aslında ama gerçek görülmelidir” diyerek şunlara yer verdi:

“Halkımız borçla yaşıyor. Bankalara olan eksi bakiye 850 milyar lirayı geçmiş. 13 milyon insan borç batağında. Bunun 3 milyonu emekli. Yani yıllarca çalışmış insanlar bugün ay sonunu getiremiyor.

Çiftçimiz desen zaten perişan…

Mazot almış başını gitmiş. Gübre pahalı, ilaç pahalı. Her gün yeni zam. Adam ne eksin, nasıl eksin? Üretemiyor. Üretmeyince ne oluyor? Pazarda, markette fiyatlar uçuyor. Olan yine vatandaşa oluyor. İlimiz ziraat odası başkanlarımızın uyarılarını dikkate alınması, Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Başkanın Ziraat Odası Başkanlarımızın uyarılarını dikkate alarak, çiftçimizin, üreticimizin içinde bulunduğu durumu konusunda çalışmaları yapmak zorundadır.

Sanayide durum farklı mı? Değil…

Tekstil fabrikaları bir bir kapanıyor. İşçiler kapı önüne konuyor. İşsiz sayısı her geçen gün artıyor. Esnaf zaten dükkanı zor döndürüyor. Sanayici üretmek istiyor ama maliyetlerin altından kalkamıyor. Herkes çaresiz.

Evde durum farklı mı? Yine değil…

Elektrik faturası gelince herkesin eli titriyor. Doğalgaz desen kış gelince kara kara düşündürüyor. Maaş zamları gerçek enflasyon artışının altında, masraf kat kat artmış.

Bu işin sebebi belli. Yıllardır üretmeden tüketiyoruz. Dışarıdan al, içeride harca… Böyle ekonomi olmaz. Böyle düzen yürümez.

Acilen Hayata Geçirilmesi Gerekenler:

Üretim odaklı ekonomik politikalar öncelik haline getirilmelidir. Tarım sektöründe çiftçiye verilen destekler artırılmalı; mazot, gübre ve kredi destekleri güçlendirilmelidir. Sanayici ve esnafı ayakta tutacak teşvik ve destek mekanizmaları devreye alınmalıdır. Başta tekstil sektörü olmak üzere kapanan işletmelerin yeniden faaliyete geçmesi sağlanmalıdır. İşsizliğin azaltılmasına yönelik somut ve kalıcı adımlar atılmalıdır. Borç yükü altındaki vatandaşlar için rahatlatıcı ekonomik düzenlemeler yapılmalıdır. Emeklilerimizin yaşam standartlarını yükseltecek adil maaş politikaları uygulanmalıdır. Enerji maliyetleri düşürülmeli, dar gelirli vatandaşlarımız korunmalıdır. İthalata bağımlılığı azaltacak ve yerli üretimi teşvik edecek politikalar kararlılıkla uygulanmalıdır.

Bizim insanımız çalışır, üretir. Yeter ki önü açılsın. Bu memleketin toprağı da var, gücü de var. Bizim insanımızın mayasında, geçmişinde çalışkanlığı vardır. Ülkemizi yoktan var etmiştir. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi Türk, Öğün, Çalış, Güven…..

Ama böyle devam ederse olmaz. Artık laf değil, çözüm lazım. Artık oyalama değil, icraat lazım. Millet geçim derdindeyken kimsenin sabrı kalmadı. Acilen gerekli önlemler alınmalı ve uygulamaya konulmalıdır.”