Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 25 ve 26. Dönem Edirne milletvekili aday adayı Mustafa Bezbaş, Özgür Özel’in gerçekleştirdiği CHP Grup Toplantısı’nda yeni parti kuracağını açıklamasının ardından CHP’den istifa ettiğini duyurdu.
Özel’in yeni kuracağı partiye katılacağını bildiren Bezbaş; “Bu güzel ülkeye yeni bir umutla yeni bir parti kuracak olan Özgür Özel’in yanında yer alacağım. 30 yılımı verdiğim Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ettim. Uzun yıllar bu ülkenin çocukları için kendi çıkarımızı öncelemeden siyaset yaptığımız arkadaşlarımı da CHP’den istifa ederek, yeni kurulacak partiye üye olmaya davet ediyorum” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, kamu görevlilerinin CHP’li belediye başkanlarına “AKP’ye geçin” baskısı yaptığını ileri sürdü. Yazgan, “Türkiye Cumhuriyeti bir parti devleti değildir. Devlet ile parti arasındaki çizginin silikleştirilmesi herkes için; ancak özellikle bu çizgiyi aşan kamu görevlileri için hem hukuki hem de vicdani bir sorumluluk doğurur” tepkisini gösterdi.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, açıklamasında şunları kaydetti:
“Demokrasilerde siyaset, milletin iradesiyle yapılır; kamu gücü ise millet adına, hukuk içinde ve tarafsızlıkla kullanılır. Devletin kurumları herhangi bir siyasi partinin değil, 86 milyon vatandaşın kurumlarıdır.
Her şeyin aşındırıldığı gibi tarafsız kalması gereken kamu görevliliğinin de içinin boşaltıldığını görüyoruz. Son dönemde belediye başkanlarımıza dönük yargı sopasına, ne yazık ki kamu görevlileri eliyle ‘pazarlık’ ve ‘çağrı’ hamlesi de eklenmek isteniyor. ‘CHP’den istifa edip geçerlerse iktidar partisinde daha iyi çalışabilecekleri, imkanların daha fazla olacağı’ yönündeki telkini aşan pazarlık ve baskılar, bir demokraside, hukuk devletinde kabul edilemez. Bu süreci görmüyor, bilmiyor değiliz.
Bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Siyasi partiler ve yöneticileri, milletvekilleri elbette başka partilerden isimlere çağrı yapabilir. Bu, siyasetin bir parçasıdır. Ancak kamu adına yetki kullanan hiç kimse bu sürecin tarafı olamaz; nüfuzunu, makamını ve devletin imkânlarını siyasi pazarlıkların bir unsuru hâline getiremez.
Türkiye Cumhuriyeti bir parti devleti değildir. Devlet ile parti arasındaki çizginin silikleştirilmesi herkes için; ancak özellikle bu çizgiyi aşan kamu görevlileri için hem hukuki hem de vicdani bir sorumluluk doğurur.
Hiç kimse hukukun üstünde değildir. Yargının bir ayağı sakat ise diğer ayağı sağlamdır ve er ya da geç ayağını sağlam basar. Bundan hiçbir şüphemiz yok ve gereğini de yaparız, takibini de yapıyoruz. Bu tür davranışlar içinde bulunan kamu görevlileri de ona göre ayağını denk alsın.
Bizim belediye başkanlarımızın meşruiyetinin kaynağı saray koridorları değil, sandıkta tecelli eden millet iradesidir. Hiçbir baskı, hiçbir ima ve hiçbir pazarlık, halkın iradesinin önüne geçemez.
Son olarak bir çağrı da yapmak istiyorum. Eğer mesele gerçekten millete hizmet etmekse, kapımız herkese açıktır. Halkın çıkarını kişisel ya da siyasi hesapların üzerinde tutan, adalete, liyakate ve demokrasiye inanan AKP’deki siyasetçileri de Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında Türkiye’nin geleceğini birlikte inşa etmeye davet ediyorum.”
İYİ Parti Edirne eski İl Başkanı, iş insanı Ekrem Demir, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Osmanlı’yla Cumhuriyet’i barıştırmalıyız” şeklindeki ifadesini tarihî gerçeklerle bağdaştırmakta zorlandığını belirterek, “Olmayan bir ayrışmayı varmış gibi ifade etmek yerine, ortak tarihimizin bütün dönemlerini doğru okumak ve gelecek nesillere bu bilinçle aktarmak çok daha isabetli olacaktır” dedi.
Demir, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında, “Osmanlı ‘yla Cumhuriyet’i barıştırmak” ifadesinin sanki aralarında tarih boyunca süregelen bir kavga veya düşmanlık varmış algısı oluşturduğunun altını çizerek şunları kaydetti:
“Sayın Millî Eğitim Bakanı,
Kamuoyuna yansıyan “Osmanlı Devleti ile Cumhuriyet’i barıştırmalıyız.” sözünüzü dikkatle dinledim. Ancak bu ifadeyi tarihî gerçeklerle bağdaştırmakta zorlanıyorum.
Cumhuriyet, Osmanlı Devleti ile savaşarak kurulmuş bir devlet değildir. Tam aksine, Millî Mücadele’nin kadrolarının önemli bir bölümü Osmanlı ordusunda yetişmiş komutanlardan oluşmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası hukuk açısından yeni bir devlet olsa da; kurumları, bürokrasisi, devlet geleneği ve tarihî mirası bakımından Osmanlı’dan devraldığı pek çok unsuru yaşatmıştır.
Bunun en somut örnekleri ortadadır:
Türk Kara Kuvvetleri’nin kuruluş tarihi MÖ 209 olarak kabul edilir; bu, devletimizin tarihini yalnızca Cumhuriyet ya da Osmanlı ile sınırlamayan köklü bir devlet anlayışının göstergesidir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü, vakıf geleneğinin başlangıcını 1048’e dayandırarak Selçuklu mirasını sahiplenmektedir.
Makine ve Kimya Endüstrisi’nin tarihî kökeni, Osmanlı’nın Tophane-i Âmire teşkilatına uzanır ve bu nedenle 1453 tarihi esas alınmaktadır.
PTT başta olmak üzere birçok kamu kurumu, Osmanlı dönemindeki teşkilatların devamı niteliğindedir.
Bütün bunlar gösteriyor ki Cumhuriyet, tarihî mirasını reddeden değil; onu çağın gereklerine göre yeniden şekillendiren bir devlettir.
Bu nedenle ‘Osmanlı ile Cumhuriyet’i barıştırmak’ ifadesi, sanki aralarında tarih boyunca süregelen bir kavga veya düşmanlık varmış algısı oluşturmaktadır.
Oysa Cumhuriyet ile Osmanlı arasında toplumsal hafızada böyle bir çatışma yoktur. Olmayan bir ayrışmayı varmış gibi ifade etmek yerine, ortak tarihimizin bütün dönemlerini doğru okumak ve gelecek nesillere bu bilinçle aktarmak çok daha isabetli olacaktır.
Toplumu birleştiren şey, geçmişi birbirine düşman göstermek değil; Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan devlet geleneğini bir bütün olarak anlatabilmektir. Umarım anlaşılmıştır.”
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez “Türkiye’de Turizm Sektöründe Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri” konusu ele alındı.
Turizm sektörünün ülke ekonomisi, istihdam, şehirlerin kalkınması ve Türkiye’nin uluslararası tanıtımı açısından taşıdığı stratejik önem kapsamlı şekilde değerlendirildiği raporda, yüksek maliyetler, hizmet kalitesindeki farklılıklar, denetim eksiklikleri, kayıt dışı faaliyetler ve fiyat şeffaflığına ilişkin sorunların sektör üzerindeki etkileri analiz edilerek; turizmde yalnızca ziyaretçi sayısını artırmayı değil, daha yüksek katma değer üreten, kaliteli ve sürdürülebilir bir yapının inşa edilmesini esas alan çözüm önerilerine yer verildi. Ayrıca yerli turizmin güçlendirilmesi, nitelikli insan kaynağına yatırım yapılması, etkin denetim mekanizmalarının oluşturulması ve sektörün tüm paydaşlarının ortak akıl anlayışıyla hareket etmesinin gerekliliği vurgulanan raporda, “Türkiye, sahip olduğu doğal güzellikleri, tarihi ve kültürel mirası, zengin mutfağı ve dört mevsime yayılan turizm imkânlarıyla dünyanın önemli turizm ülkelerinden biridir. Ancak yüksek maliyetler, hizmet kalitesindeki farklılıklar, denetim eksiklikleri, kayıt dışı faaliyetler ve tanıtım yetersizlikleri nedeniyle ülkemizin sahip olduğu turizm potansiyeli tam anlamıyla değerlendirilememektedir. Ziyaretçi sayısındaki artışa rağmen turizm gelirlerinin aynı ölçüde yükselmemesi, sektörün daha yüksek katma değer üreten, kaliteli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ortaya koymaktadır” ifadelerine yer verildi.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin
Söz konusu rapora ilaveten yapılan “Turizmde hedefimiz sayı değil, nitelikli ve sürdürülebilir büyümedir” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:
“Türkiye; sahip olduğu doğal güzellikleri, tarihi mirası, kültürel zenginliği ve eşsiz coğrafyasıyla dünyanın en önemli turizm ülkelerinden biridir. Turizm sektörü, sağladığı döviz geliri, oluşturduğu istihdam ve şehirlerimizin kalkınmasına sunduğu katkıyla ülkemiz için stratejik öneme sahip bir alandır.
Son yıllarda ziyaretçi sayılarında önemli artışlar yaşanmasına rağmen, turizm gelirlerinin aynı oranda yükselmemesi sektörün yapısal sorunlarının devam ettiğini göstermektedir. Yüksek maliyetler, hizmet kalitesindeki farklılıklar, denetim eksiklikleri, kayıt dışı faaliyetler ve fahiş fiyat tartışmaları hem sektörün gelişimini hem de ülkemizin uluslararası turizm imajını olumsuz etkilemektedir.
Özellikle turizm bölgelerinde yaşanan yüksek fiyat uygulamaları ve şeffaf olmayan fiyatlandırmalar, hem yerli vatandaşlarımızın tatil yapma imkânlarını daraltmakta hem de ülkemizi ziyaret eden misafirlerimizin memnuniyetini azaltmaktadır. Bununla birlikte sektörün karşı karşıya bulunduğu yüksek enerji maliyetleri, kira artışları, personel giderleri ve finansmana erişim sorunları da göz ardı edilmemelidir.
Turizm sektörünün bir diğer önemli sorunu ise hizmet kalitesindeki farklılıklardır.Nitelikli personel eksikliği, mevsimsel çalışma koşulları ve çalışanların özlük haklarına ilişkin sorunlar, hizmet kalitesini ve sektöre olan bağlılığı olumsuz etkilemektedir. Ayrıca kayıt dışı faaliyetler ve yetersiz denetimler, kurallara uygun çalışan işletmeler açısından haksız rekabet oluşturmaktadır.
Saadet Partisi olarak turizmi yalnızca döviz kazandıran bir sektör olarak değil; şehirlerin kalkınmasını destekleyen, esnafı güçlendiren, kültürel mirasımızı koruyan ve toplumun refahına katkı sağlayan stratejik bir alan olarak görüyoruz.
Bu doğrultuda fiyat şeffaflığının sağlanması, etkin denetim mekanizmalarının kurulması, kayıt dışılıkla kararlı mücadele edilmesi, nitelikli insan kaynağına yatırım yapılması ve alternatif turizm alanlarının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kültür, sağlık, gastronomi, doğa, inanç ve kongre turizmi gibi alanlarda sahip olduğumuz potansiyel daha etkin şekilde değerlendirilmelidir.
Türkiye’nin turizm sektöründeki sorunlarını çözmek ve sahip olduğu büyük potansiyeli ortaya çıkarmak mümkündür.”
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, yayınlanan verilerin yılın ilk 6 ayında devletin bütçesinden tam 1 trilyon 464 milyar TL faiz ödemesi yapıldığını ortaya koyduğuna dikkat çekerek, rant ekonomisinin üretim ekonomisine tahakküm ettiğini bildirdi.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “Bütçe nefes alamıyor: Halk açlığa, bütçe rantçılara” başlıklı yazılı açıklamasında, “Geçtiğimiz günlerde Merkezi Yönetim Bütçesi’ne ilişkin veriler ve tablolar yayınlandı. Gerek bir iktisatçı gerekse de bir siyasi olarak ben de bu verileri inceleyerek sizler ile paylaşmak istedim, ancak bu verilere baktığımda ilk aklıma gelen iktidarın oluşturduğu gündemlerle halkı ve siyasi partileri bir kez daha asıl sorundan uzaklaştırarak yarattığı yapay gündeme hapsetmesi oldu bütçeye ilişkin tablolar aslında, iktidarın tercihiyle bir ‘talan’ mekanizmasına dönüşmüş durumda olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor” diyerek şunlara yer verdi:.
“Yayınlanan veriler, yılın ilk 6 ayında devletin bütçesinden tam 1 trilyon 464 milyar TL faiz ödemesi yapıldığını ortaya koymaktadır. Peki, bu devasa rakamın sizin hayatınızdaki karşılığı nedir? Hemen söyleyelim: Ödediğiniz her 100 TL’lik verginin 22,12 TL’si, doğrudan finansal rantiyelere aktarılmıştır. Aynı dönemde yatırımlara ayrılan pay ise sadece 464 milyar TL’de kalmıştır.
Siz mutfağınızda ‘kemer sıkarken’, iktidar bu parayı kimlere veriyor? İşte bu tablonun perde arkası:
RANTİYEYE HİBE, HALKA ÇİLE:
1,46 trilyon TL’lik faiz ödemesi, bir kamu hizmeti değil, toplumun genelinden alınıp bir avuç varlıklı kesime yapılan bir transferdir. Siz yüksek vergi yükü altında ezilirken, bu kaynaklar tüketim eğilimi düşük olan “rantiyelere” aktarılmaktadır. Kendi cebinizden çıkan paranın, refahınız için değil de sermaye gruplarının faiz geliri için kullanıldığını hiç düşündünüz mü?
‘MALİ DİSİPLİN’ YALANI:
İktidar, ‘faiz dışı fazla’ verdiklerini söyleyerek bunu bir başarı hikâyesi gibi sunuyor. Oysa bu, sizin sosyal harcamalarınızdan ve ülkemizin yatırım potansiyelinden çekilen paraların finansal sektöre ‘hibe’ edilmesi demektir. Yani sizin sofranızdan eksilen, tefecinin kazancına eklenmektedir.
VERGİ YÜKÜYLE BOĞULMAK:
Dolaylı vergilerle (KDV, ÖTV ve yeni türetilen araç vergileri gibi) hane halkı harcamalarınız kısıtlanırken, ekonomi ‘kısır bir döngüye’ sokulmuştur. Bu adaletsiz vergi düzeniyle, iktidar ekonominin motoru olan sizlerin alım gücünü kendi elleriyle zayıflatmaktadır.
PLANLAMA ŞART:
Biz ‘Fonksiyonel Maliye’ diyoruz; yani bütçenin tek amacı rantı beslemek değil, tam istihdamı sağlamak olmalıdır. Mevcut bütçe açığı yatırıma değil, sadece faiz yüküne çarpmaktadır. Faiz oranlarının sınırlandırılıp, kaynakların üretime ve istihdama yönlendirilmesi varken, neden hâlâ bu ‘rantiyeci’ düzeni destekleyenlere oy veriyorsunuz?
Bu tabloya baktığınızda şunu görmenizi istiyoruz: Rant ekonomisi, üretim ekonomisine tahakküm etmektedir. Devletin elini kolunu bağlayan bu yüksek faiz yükü, ülkemizin etkin bir üretici olma kapasitesini zayıflatmaktadır. Maliye politikası, sizleri canlandırmak yerine finansal sistemin dengelerini koruyan bir ‘dengeleme aracı’ olarak kullanılmaktadır.
Zafer Partisi olarak, bu yapay gündemlerle dikkatiniz dağıtılmadan, gerçek sorun olan ‘rant düzeninin’ yıkılması gerektiğini savunuyoruz. Türkiye, bir avuç faizcinin değil; üreten, çalışan ve hakkını alan Türk milletinin olacaktır.
Sandık, sadece bir parti seçimi değil, kendi emeğinizin ve alın terinizin kimin cebine gireceğine karar vereceğiniz yerdir.”
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata görevinden istifa ettiğini açıkladı. Hata, siyasi mücadelesini CHP içinde sürdüreceğini belirterek yeni siyasi oluşumlarda da yeralmayacağını söyledi. CHP’de Edirne il ve ilçe örgütlerinin görevden alınmasına tepkiler sürerken Edirne İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata görevinden istifasını duyurdu. Görevden alınan yöneticileri eleştiren Hata şunları paylaştı: Değerli Cumhuriyet Halk Partili Ailem, Ben, Cumhuriyet Halk Partisi’nin altı okuyla büyümüş, bu ülkenin Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel ilkeleriyle yönetileceğine inanan bir Cumhuriyet Halk Partili genç kardeşinizim. Bugün ne yazık ki öyle bir siyasi iklimin içindeyiz ki ne söylerseniz söyleyin, ne yaparsanız yapın mutlaka bir eleştiriyle karşılaşıyorsunuz. Bazen emeğimiz görmezden geliniyor, bazen samimiyetimiz sorgulanıyor, bazen de yalnızca partimize sahip çıktığımız için hedef gösteriliyoruz. İl Gençlik Kolları Başkanlığı görevine gelirken de bu görevi yürütürken de kolay süreçlerden geçmedim. Bu konular içinde ailem olan Cumhuriyet Halk Partimize zarar gelmesin diyerek tüm konuları hep içime attım, yutkundum ve sustum. Ailemle yapacağımız ilk Danışma Kurulu toplantısında bu konuları da tek tek açıklayacağım. Buradan şunu da açıkça söylemek istiyorum: Hiçbir şekilde herhangi bir yeni siyasi oluşumda yer almayı düşünmüyorum. Mücadelemi Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında sürdüreceğim. Gerekirse parti içi muhalefet yapacağım. Eleştirilerimi de partimin içinde, partimin başarısı için dile getireceğim. Son günlerde yaşanan gelişmeler üzerine de birkaç hususu ifade etmek istiyorum. Görevden alınan il ve merkez ilçe başkanımız, yaptıkları basın açıklamalarında ısrarla hak, hukuk ve adalet vurgusu yapmaktadır. Elbette herkesin adalet talep etmesi kıymetlidir. Ancak bundan tam tamına yalnızca iki ay önce, görevini eksiksiz ve layıkıyla yerine getiren, seçimle göreve gelmiş İl Gençlik Kolları Başkanı ve yönetiminin görevden alınması için Genel Merkez’in kapısında girişimlerde bulunulduğunu, İl Başkanlığı tarafından özenle raporlar hazırlanarak Gençlik Kolları Genel Sekreterliği’ne iletildiğini de unutmadık. Son günlerde basın açıklamalarında savundukları hak, hukuk ve adalet, iki ay önce İl Gençlik Kolları için neden geçerli değildi? Bugün “seçilmiş iradeye sahip çıkıyoruz” diyerek kendinizi savunurken, iki ay önce seçimle göreve gelmiş İl Gençlik Kolları Başkanını ve yönetimini neden görevden aldırmaya çalıştınız? Söylemleriniz ile yaptıklarınız birbiriyle çelişmektedir. Ben dün de haksızlığın karşısındaydım, bugün de aynı yerde duruyorum. Cumhuriyet Halk Partimizin kurumsal kimliğini, tarihini ve örgüt kültürünü savunmayı tercih ettiğimiz için zaman zaman haksız ithamlarla karşı karşıya kalıyoruz. Ancak biliyorum ki kişiler gelip geçicidir. Kalıcı olan Cumhuriyet Halk Partimizin değerleri, tarihi ve bu ülkeye olan sorumluluğudur. Ben dün hangi değerlere inanıyorsam bugün de aynı inançla yoluma devam ediyorum. Makamlar, unvanlar ya da günlük tartışmalar benim durduğum yeri değiştirmez. Benim pusulam Cumhuriyet Halk Partimizin altı oku ve Cumhuriyet’in temel değerleridir. Elbette farklı düşünebilir, birbirimizi eleştirebiliriz. Bu demokrasinin gereğidir. Ancak birbirimizi düşmanlaştırmak yerine ortak hedefimiz olan iktidar yürüyüşünde omuz omuza durmayı başarabilmeliyiz. Çünkü bizi güçlü kılacak olan ayrışmak değil, örgütlü mücadelemizi büyütmektir. Ben mücadelemi hiçbir zaman kişiler üzerinden kurmadım. Mücadelem Cumhuriyet Halk Partimizin başarısı, örgütümüzün güçlenmesi ve halkımızın hak ettiği adil Türkiye içindir. Bu süreçte yaptığım kendi vicdani değerlendirmem doğrultusunda, İl Gençlik Kolları Başkanlığı görevimden hiçbir kimseye tavır almadan, tamamen kendi özgür irademle istifa ediyorum. Bu kararım herhangi bir baskının, yönlendirmenin ya da kırgınlığın sonucu değildir. Aksine, Cumhuriyet Halk Partimize olan bağlılığımın ve mücadele anlayışımın bir sonucudur. Cumhuriyet Halk Partimizin bir neferi olarak mücadelemi dün olduğu gibi bugün de, yarın da aynı inanç ve kararlılıkla partimin çatısı altında sürdürmeye devam edeceğim. İnancım da, mücadelem de, geleceğe dair umudum da Cumhuriyet Halk Partisi’dir.
CHP’de görevden alınan seçilmiş il başkanı Yücel Balkanlı, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal’ın, Belediye Başkanı Filiz Gencan’a yaptığı ‘AK Parti’ye katılma’ çağrısını, ‘siyasi gündem oluşturma çabası’ ve ‘talihsiz açıklama’ olarak değerlendirdi.
Edirne’de bir yerel gazeteye açıklamada bulunan AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, CHP’li Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’a AK Parti’ye katılması çağrısında bulundu. Aksal açıklamasında, “Bütün CHP’li belediye başkanlarına bizim kapımız açıktır. Ben Filiz Gencan’a çağrı yaptım. CHP’deki bu kargaşalardan yorulan, Edirne’ye hizmet etmek isteyen herkese kapımız açık. Memnun oluruz” dedi. Aksal’ın açıklamasına CHP’de görevden alınan seçilmiş il başkanı Yücel Balkanlı’dan cevap gecikmedi.
‘SİYASİ BASKININ İTİRAFI’
Yücel, Aksal’ın çağrısını, ‘siyasi gündem oluşturma çabası’ ve ‘talihsiz açıklama’ olarak değerlendirerek, “Belediye Başkanımız Filiz Gencan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla gece gündüz demeden Edirne halkına hizmet etmekte; şeffaf, halkçı ve üretken belediyecilik anlayışıyla görevini başarıyla sürdürmektedir. Kısa zamanda hayata geçirdiği hizmetler, sosyal projeler ve halkla kurduğu güçlü bağ sayesinde Edirnelilerin takdirini kazanmış, gönüllerine girmeyi başarmıştır. Başkanımızın tek önceliği parti değiştirmek değil, Edirne’ye hizmet etmektir. Asıl sorgulanması gereken, belediyelerin önünü açmak yerine siyasi baskılarla hizmeti zorlaştıran anlayıştır. Bugün yapılan açıklamalar, belediyelere uygulanan siyasi baskının ve hizmetin engellenmeye çalışıldığının da adeta itirafıdır” dedi.
‘BAŞKASININ EMEĞİ ÜZERİNDEN SİYASET ÜRETİYOR’
Aksal’ın, başkasının emeği üzerinden siyaset yaptığını dile getiren Yücel, “Emek hırsızlığı kadar tehlikeli çok az şey vardır. Başkalarının emeği üzerinden siyaset üretmek yerine, sayın Fatma Aksal’a tavsiyemiz; Edirne’nin sokaklarında, esnafın yanında, çiftçinin tarlasında, işçinin, emeklinin, memurun, gençlerimizin, kadınların arasında daha fazla vakit geçirmesidir. Halkın gerçek sorunlarını dinleyip çözüm üretmeye çalışsın. Takdiri de her zaman olduğu gibi millet verecektir. Seçilmiş CHP Edirne İl Başkanı olarak bizler, polemikle değil hizmetle, algıyla değil halkın iradesiyle yol yürümeye devam edeceğiz” diye konuştu.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından görevden alınan İl Başkanı Yücel Balkanlı ve Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, partinin il binası önünde açıklama yaparak butlan yönetimine tepki gösterdi.
CHP’de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında Perşembe günü toplanan MYK’nın ardından, açıklama yapan Parti Sözcüsü Müslim Sarı, alınan kararları açıkladı. Sarı açıklamasında aralarında Edirne’nin de bulunduğu 8 ilin görevden alındığını belirtti. Sarı, görevden alınan illerin ardından, yerlerine atanan isimleri de açıkladı. Buna göre merkez ilçe başkanlığının da görevden alındığı CHP Edirne İl Başkanlığı’na, eski Uzunköprü Belediye Başkanı Özlem Becan atandı.
PARTİ ÖNÜNDE AÇIKLAMA
Yaşanan gelişmenin ardından, görevden alınan İl Başkanı Balkanlı ve Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, il başkanlığı binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın da aralarında bulunduğu CHP’li ilçe ve belde belediye başkanları, ilçe yönetimleri ve partililer destek verdi.
‘MAKAMLAR ONLARIN OLSUN, SOKAKLAR BİZE YETER’
Açıklamada ilk olarak konuşan Volkan Akgüngör, mücadelelerinin süreceğini söyleyerek, “Makamlar onların olsun, sokaklar bize yeter. Sizlerle beraber yol yürümekten çok memnun oldum. Bundan sonra bir kat daha fazla çalışacağım. Bu durum, makam sevdalılarıyla vatan sevdalıları arasında mücadeledir. Biz vatanı seçtik, makamlar onların olsun. Sokaklar bizim için yeterlidir. Benim seçilmiş genel başkanım Özgür Özel, seçilmiş il başkanım da Yücel Balkanlı’dır. Bu mücadelede her zaman birlikte olacağız” dedi.
‘BİZ BU GÖREVE ATANARAK GELMEDİK’
Akgüngör’ün ardından konuşan, görevden alınan İl Başkanı Balkanlı, “Bugün burada yalnızca bir görevden alma kararına itiraz etmek için değil; Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgüt iradesine, demokrasi anlayışına ve siyasi meşruiyetine sahip çıkmak için bulunuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi Edirne il ve merkez ilçe başkanlığı yönetim kurulu olarak, genel merkez tarafından gerçekleştirilen ve hukuki dayanağı bulunmadığını düşündüğümüz görevden alma kararını kabul etmiyor, tanımıyor ve bu kararın parti içi demokrasiye, örgüt iradesine ve seçilmişlerin meşruiyetine aykırı olduğunu kamuoyuyla paylaşıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi 103 yıllık tarihinde nice baskılarla karşı karşıya kaldı. Kapatılmak istendi, susturulmak istendi, yönlendirilmek istendi. Ancak hiçbir dönemde örgütün iradesi teslim alınamadı. Bugün de alınamayacaktır. Çünkü sorun bir il başkanının ya da birkaç yönetici değildir. Sorun makam da değildir. Sorun, seçimle göreve gelenlerin yerine atamalarla irade oluşturulmak istenmesidir. Sorun, örgütün söz hakkının ve demokratik tercihinin yok sayılmak istenmesidir. Biz bu görevlere atanarak gelmedik. Birilerinin takdiriyle ya da lütfuyla gelmedik. Bizler bu görevlere üyelerimizin, delegelerimizin ve örgütümüzün iradesiyle geldik. Bu nedenle meşruiyetimizin kaynağı da bellidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin gerçek gücü ve meşruiyeti örgütlerinin iradesinden gelir” dedi.
Seçilmiş genel başkan Özgür Özel’in yanında durmaya devam ettiklerini belirten Balkanlı, “Çünkü bugün sayın Özgür Özel’in yanında durmak yalnızca bir kişiye destek vermek değildir; örgüt iradesinin, parti içi demokrasinin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğinin yanında durmaktır. Aynı şekilde Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun yanında durmak da yalnızca bir adayın yanında durmak değildir. Bu ülkenin değişim umudunun, adalet arayışının ve demokrasi talebinin yanında durmaktır. Edirne’de ortaya çıkan tablo son derece açıktır. Belediye başkanlarımız burada, ilçe başkanlarımız burada, kadın ve gençlik örgütlerimiz burada, üyelerimiz burada. Çünkü insanlar görevlere değil mücadeleye sahip çıkmaktadır. İnsanlar atamalara değil seçilmiş iradeye sahip çıkmaktadır. İnsanlar kişilere değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğine sahip çıkmaktadır” diye konuştu.
‘MAKAMI BIRAKIRIZ AMA MÜCADELEYİ BIRAKMAYIZ’
Alınan kararın hukuki ve siyasi meşruiyetinin tartışmalı olduğunu dile getiren Balkanlı, “Bu nedenle demokratik ve hukuki tüm haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızı ifade ediyoruz. Haklılığımızı hukuk önünde de, örgütümüzün vicdanında da savunacağız. Ancak herkes şunu bilmelidir ki bizim mücadelemiz makam mücadelesi değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’ni 103 yıl ayakta tutan şey makamlar olmamıştır. Bu partiyi ayakta tutan; örgütlerin emeği, üyelerinin fedakârlığı, halkın desteği ve demokrasiye olan inançtır. Onun için hiç kimse Edirne’de yanlış hesap yapmasın. Bir göreve atama yapabilirsiniz. bir karar alabilirsiniz. Bir yazı gönderebilirsiniz ama örgütün iradesini değiştiremezsiniz. Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş insanların inancını değiştiremezsiniz. Bu partinin iktidar umudunu değiştiremezsiniz. Eğer bütün hesabınızı bir binaya bağladıysanız bilin ki yanılıyorsunuz.
Cumhuriyet Halk Partisi dört duvardan ibaret değildir. Cumhuriyet Halk Partisi bir tabela değildir. Cumhuriyet Halk Partisi bir makam değildir. Cumhuriyet Halk Partisi; örgütüdür, halktır, mücadeledir, umuttur. Gerekirse binadan çıkarız ama halkın gönlünden çıkmayız. Gerekirse makamı bırakırız ama mücadeleyi bırakmayız” şeklinde konuştu.
‘İKTİDAR VAZGEÇMEYENLERİN OLACAKTIR’
CHP’nin kuruluşunda, zor zamanlardan geçildiğini hatırlatan Balkanlı, “Bu partiyi kuranlar da zor zamanlardan geçti. Bu ülkeyi kuranlar da zor zamanlardan geçti ama hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmediler. Biz de vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biz bir makamı değil, örgütümüzün iradesini savunuyoruz. Çünkü biz bir binayı değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin demokratik geleceğini savunuyoruz. Çünkü biz kişileri değil, bu ülkenin yarınlarını savunuyoruz ve biliyoruz ki tarihin doğru tarafında duranlar; zor zamanlarda susmayanlar, iradesine sahip çıkanlar ve mücadeleden vazgeçmeyenlerdir. Biz de nerede durduğumuzu biliyoruz. Haklılığımıza, örgütümüze ve mücadelemize güveniyoruz. Biz de nerede durduğumuzu biliyoruz. İktidar, koltuklarda oturanların değil; mücadeleden vazgeçmeyenlerin olacaktır. Butlan yönetimini tarafından görevden alınmamız bizim için boynumuza takılan onur madalyasıdır. Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in söylediği gibi yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi, yaşasın örgüt iradesi, yaşasın hak, hukuk ve adalet mücadelemiz” ifadelerini kullandı.
CHP Edirne önceki dönem Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, emekli maaşlarına yapılan artışı eleştirerek, emeklilerin ekonomik koşullar karşısında her geçen gün daha da zor durumda bırakıldığını söyledi.
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Gaytancıoğlu, en düşük emekli maaşının 23 bin 552 liraya yükseltilmesini yetersiz bulduklarını belirterek, “Suriyelilere, 100 milyar dolar veriyorlar, yol, köprü, tünel, müteahhitlerine müşteri garantisi veriyorlar, emekliye gelince ‘Batarız’ diyorlar” dedi.
Emeklilere yapılan yaklaşık 3 bin 500 liralık artışın hayat pahalılığı karşısında anlamını yitirdiğini savunan Gaytancıoğlu, “Çok değil, dört yıl önce en düşük emekli maaşı asgari ücretin üzerindeydi. Bugün ise emekliler geçim sıkıntısıyla karşı karşıya bırakılıyor” ifadelerini kullandı.
Ekonomide uygulanan politikaları da eleştiren Gaytancıoğlu, kamu kaynaklarının farklı alanlarda kullanıldığını öne sürerek, emeklilere ayrılan payın yetersiz olduğunu savundu.
TÜİK’in enflasyon verilerinin vatandaşın günlük yaşamındaki fiyat artışlarını yansıtmadığını ileri süren Gaytancıoğlu, çarşı ve pazardaki fiyatların emeklilerin alım gücünü ciddi şekilde düşürdüğünü ifade etti.
Emekli maaşlarında “kök maaş” ve “en düşük emekli maaşı” uygulamalarını da eleştiren Gaytancıoğlu, farklı emekli gruplarına farklı artışlar yapılmasının adaletsizlik oluşturduğunu savunarak, tüm emeklileri kapsayan eşit ve kalıcı bir düzenleme yapılması çağrısında bulundu.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı Tayakadın köyünde TMO ne buğdayını teslim eden çiftçileri ziyareti sonrası üreticinin alın terini koruyan, maliyetleri karşılayan ve üretimi sürdürülebilir kılan bir alım politikasının derhal hayata geçirilmesi konusunda iktidara çağrıda bulundu.
Balkanlı yaptığı açıklamada, “Bugün Edirne’mizin Tayakadın Köyü’ndeki Toprak Mahsulleri Ofisi’nde buğdayını teslim eden üreticilerimizle Merkez İlçe Başkanımız Volkan Akgüngör ve il-ilçe örgütümüzle birlikte bir araya geldik. Çiftçimizin derdini masada değil, tarlada ve ürününü teslim ettiği noktada dinledik” diyerek şunları söyledi:.
“Üreticimiz tek bir şey söylüyor: Maliyetler katlanmış durumda, ama buğday fiyatı emeğin karşılığını vermiyor. Mazot, gübre, tohum, ilaç ve işçilik giderleri her geçen gün artarken, çiftçimiz ürettiğinden kazanamıyor.
Edirne, Türkiye’nin tahıl ambarlarından biridir. Eğer Edirneli çiftçi üretmekten vazgeçerse bunun bedelini sadece üretici değil, 86 milyon vatandaşımız öder. Gıda güvenliğinin temeli, üreticinin ayakta kalmasıdır.
Buradan iktidara çağrımız nettir: Çiftçinin alın terini koruyan, maliyetleri karşılayan ve üretimi sürdürülebilir kılan bir alım politikası derhal hayata geçirilmelidir. Üreticiye yük değil, destek olunmalıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak dün olduğu gibi bugün de çiftçimizin yanındayız. Edirne’nin bereketli topraklarını, üreticimizin emeğini ve alın terini savunmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki çiftçi kazanırsa Edirne kazanır, Edirne kazanırsa Türkiye kazanır.”