AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Engin Makak, Edirne’nin gerçek sorunlarının CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ziyareti sırasında kendisinden gizlendiğini savunarak, “Sayın Özel Edirne’mize hoş gelmiş ama görüyoruz ki kendisine ‘Edirne Gerçekleri’ yerine ‘Edirne Fragmanı’ izletilmiş.” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in şehre gerçekleştirdiği ziyaretin ardından bir açıklama paylaştı. Makak, ziyaretin “Misafir odasını süsleyip, mutfağı kilitleyen ev sahibi” mantığıyla gerçekleştiğini belirtti. CHP Genel Başkanı’nın Selimiye Meydanı ile ilgili sözlerine tepki gösteren Makak, “Selimiye konusunda komik duruma düşmeyin Sayın Özel! 7 yıl boyunca etrafını kapatıp adeta ‘mezbeleliğe’ çevirdiğiniz o meydanı, bugünkü ihtişamına kavuşturan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesidir.” ifadelerini kullandı.
“Seçim Otobüsünüzün Alt Takımları O Yollara Dayanmazdı”
Özgür Özel’in ziyaret güzergahının şehrin altyapı sorunlarını gizlemek üzere seçildiğini savunan Engin Makak, “Sormak lazım; Sizi neden Belediyenizin o meşhur çukurlu sokaklarında, köstebek yuvası caddelerinde ağırlamadılar? Cevap basit: O yollara girseniz, seçim otobüsünüzün alt takımları Edirne’nin ‘altyapı efsanesine’ dayanmazdı.” şeklinde konuştu.
CHP’nin “sokakların partisiyiz” çıkışını da eleştiren Makak, “Sizin ‘sokak’ dediğiniz; gelmeden önce deterjanla yıkanmış VIP güzergahıysa evet, oradasınız. Ama vatandaşın çile çektiği, çamur içindeki gerçek mahallelerde yoksunuz! Siz protokol yolunda gezerken, biz yağmur çamur demeden o gerçek sokaklarda hemşehrilerimizleyiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Genel Başkan Gömleğini Çıkarıp Gönüllü Avukatlığa Soyunmuşsunuz”
Ana Muhalefetin siyasi dilini ve son dönemdeki tavrını eleştiren AK Parti Merkez İlçe Başkanı, sözlerine şöyle devam etti:
“Görüyoruz ki sadece belediyecilikte değil, siyasette de şarampole yuvarlanmışsınız. Belli ki ‘Genel Başkan’ gömleğini çıkarıp, yolsuzlukla anılanların ‘gönüllü avukatlığına’ soyunmuşsunuz. Kaos çağrılarınız, tehdit diliniz siyaset değil; suçüstü yakalananların telaşıdır! Tarih, milletin iradesinden kaçmaya çalışanları değil; milletle beraber yürüyenleri yazar.”
Başkan Makak açıklamasını, “Sizin bu ‘kaçarken yakalanmışlık’ psikolojiniz milletin terazisinde çoktan tartıldı ve hafif bulundu. Biz ülkemizin ve Edirne’mizin huzurunu, sizin siyasi hırslarınıza ve kaos planlarınıza yedirmeyiz.” sözleriyle tamamladı.
CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in mitingindeki konuşmanın sadece Edirne Belediyesi ile ilgili bölümüne Ak Parti’den gelen eleştirilere cevap verdi. Akgüngör, “işlerine gelen bir cümleyi çekip alıp, geri kalanını yok sayarak bildik algı siyasetini sürdürmeye çalışıyorlar” diyerek tepkisini gösterdi. özel’in Saraçlar caddesinde yaptığı konuşma ile algı siyasetin çöktüğünü kaydeden CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, “İnsan içine çıkmaya yüzleri varsa, Edirne sokaklarında ekonomiyi, geçim sıkıntısını, hayat pahalılığını konuşsunlar” dedi.
Başkan Akgüngör açıklmasında şunlara yer verdi: Genel Başkanımız Özgür Özel, Edirne mitinginde açık ve net biçimde; emeklinin maaşını, esnafın borcunu, çiftçinin mazotunu, gencin umutsuzluğunu, atanamayan öğretmenleri, fedakârca çalışan sağlık emekçilerini, polislerimizi ve tüm güvenlik güçlerimizin yaşadığı zorlukları dile getirdi. Ama görüyoruz ki bu sözleri duymazdan gelmeyi tercih ettiler. Çünkü geçim ve emek konuşulunca algı değil gerçekler ortaya çıkıyor. Her zamanki gibi; işlerine gelen bir cümleyi çekip alıp, geri kalanını yok sayarak bildik algı siyasetini sürdürmeye çalışıyorlar. Edirne “fragman” izlemedi. Edirne dün, mutfağındaki yangını, cebindeki boşluğu, yarına dair kaygısını konuştu. Ve Edirne şunu da çok iyi biliyor: Mimar Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camii’nde bugün ciddi bir tahribat söz konusudur. Bu şehir için Selimiye yalnızca bir yapı değil, kimliğimiz, hafızamız ve ortak mirasımızdır. Gerçek korumacılık; afişlerle, sloganlarla değil, bilimle, şeffaflıkla ve uzmanlıkla olur. Edirneliler, Selimiye üzerinden yapılan algıyla, Selimiye’nin yaşadığı gerçek sorun arasındaki farkın da farkındadır. Miting alanını dolduranlar, küçük bir grup değil; binlerce Edirnelinin gönüllü, coşkulu ve güçlü katılımıdır. Bir gerçeği daha hatırlatalım: AKP, Edirne’de bugüne kadar tek bir yerel seçimi dahi kazanamamıştır. Bu kent algıyla değil; geçimle, adaletle, tarihine ve değerlerine sahip çıkarak karar verir. Genel Başkanımız Özgür Özel; sadece bugün değil, her zaman halkın arasında, sadece meydanlarda değil, hayatın tam içinde siyaset yapmaktadır. Edirneliler kimin dert dinlediğini, kimin yalnızca işine geleni duyduğunu çok iyi biliyor. Biz buradayız. Geçimini de, tarihini de, geleceğini de savunanlarla omuz omuza yürümeye devam edeceğiz.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Edirne mitinginde belediye hizmetlerine yönelik övgü dolu sözlerine, AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba’dan fotoğraflı yanıt geldi.
CHP’nin 76’ncı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi kapsamında Edirne’ye gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Saraçlar Caddesi’nde yaptığı konuşmada CHP’li Edirne Belediyesi’ni öven ifadelerine AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba’dan fotoğraflarla desteklenen sert ve eleştirel bir yanıt geldi. İba, “Anlatılan Edirne ile yaşanan Edirne arasında uçurum var.” dedi.
“Navigasyonunuz mu Yanlış?”
Kürsüden anlatılan “başarı hikayesinin” sahadaki karşılığının çukur ve çamur olduğunu belirten İba, “Sayın Özel, siz hangi Edirne’yi gezdiniz? Dinlerken biz bile şaşırdık; acaba navigasyon mu yanlış, yoksa Sayın Özel başka bir şehirden mi bahsediyor?” ifadelerini kullandı.
“Yollar Traktörle Bile Geçilmez Halde”
CHP’li belediyenin “yol yaptık” iddialarını eleştiren İba, durumun içler acısı olduğunu şöyle vurguladı:
“Yol yaptık diyorsunuz ama o sokaklar bugün traktörle bile geçilemeyecek halde. Daha geçtiğimiz günlerde Çilingirler Caddesi’nde bir hemşehrimiz, öve öve bitiremediğiniz parke taşlarına takılıp yaralandı. Edirne’de yürümek bile cesaret ister hale gelmişken, asfalt hesabı yapmak halkın aklıyla dalga geçmektir.”
“Belediye İzliyor, DSİ Çözüyor”
Özgür Özel’in su sorunuyla ilgili açıklamalarına da değinen İba, sorunun sebebinin belediye, çözümün devlet olduğunu hatırlatırken şunlara aktardı:
“Edirne’yi susuz bırakan, belediyenin 2017’den beri bakmadığı ve protokolünü bile imzalamadığı hatlardır. Bugün o sorunu çözen, 7 kilometrelik çelik boruları döşeyen DSİ ekipleridir. Belediye sadece izliyor, siz ise başkasının emeğiyle kürsüde alkış topluyorsunuz.”
“Pembe Tabloyu Size Kim Çizdi?”
Altyapı sorunlarının bittiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirten İba, “Altyapı bitti diyorsunuz ama Edirneliler her gün patlayan borularla, akmayan musluklarla uğraşıyor. Bu pembe tabloyu size kim çizdi?” diye sordu.
İba açıklamasını, “Kürsüde anlatılan hayal ürünü Edirne ile hemşehrilerimizin yaşadığı gerçek Edirne arasındaki farkı en iyi Edirneliler biliyor. Takdir milletimizin…” sözleriyle tamamladı.
Olgay GÜLER Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Saraçlar Caddesi’nde gerçekleştirilen ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor’ mitinginde, Edirnelilere seslendi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor’ mitingleri kapsamında, Edirne’ye geldi. Kentte ilk olarak parti il binasını, ardından Edirne Belediye Başkanlığı’nı ziyaret eden Özel, trafiğe kapalı Saraçlar Caddesi’nde Edirnelilere seslendi. Özel’e, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, ilçe belediye başkanları, CHP genel başkan yardımcıları, milletvekilleri de eşlik etti.
‘SİNAN’IN ESERİNİ MUHAFAZA EDEMİYORSUN’ Mimar Sinan’ın ‘ustalık eserim’ dediği, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesindeki Selimiye Camisi’nde, son dönemde tartışmalara konu olan ve mahkeme sürecinin de devam ettiği ana kubbedeki kalem işi konusuna değinen Özel, “Edirne, Osmanlı’ya başkentlik yapmış eşsiz bir kent. Yılda 5 milyon turist geliyor bu kente ama Selimiye Camii, Edirne’mizin göz bebeği, Koca Sinan’ın emaneti Selimiye Camii’ni, perişan ediyorlardı. Başvurular yapıldı, durduruldu, yenisi yapıldı. Bir dizi beceriksizlik, bir dizi kötü niyet. Güya bunlar muhafazakar olacak. Sen koca Sinan’nın eserini muhafaza edemiyorsun, bir de ‘muhafazakar siyasetçiyim’ diye milletin duygularıyla oynuyorsun, yazıklar olsun. Bunlar ne Osmanlı’nın, ne cumhuriyetin biriktirdiği hiçbir güzelliği gerçek anlamda benimsemiş, içselleştirmiş insanlar değil” dedi.
‘OFİS ÇİFTÇİNİN ARKASINDA DURACAK, BAŞKA YOLU YOK’ Trakya genelinde sulama altyapısının tamamlanamadığını belirterek, üreticinin sorunlarına değinen Özel, “Trakya bereketin yuvası ama sulama altyapısı tamamlanmadı. Şimdi Meriç’in suyunu organize sanayiye taşımak istiyorlar. Çiftçi zaten perişan. Şimdi kuraklık tehdidiyle karşı karşıya. Ayçiçeğinde Edirne ve Trakya’daki verim kaybı yüzde 50’yi aşmış. Ben okudum, ziraat odalarının çalışmasından okudum. İpsala’da çeltik üretimi, kuraklık yüzünden perişan oldu. Toprak Mahsulleri Ofisi almıyor. Bir ay önce 27 lira olan çeltik, 20 liraya düştü çünkü ofisi üreticinin arkasından çektiler. Buradan uyarıyoruz; Toprak Mahsulleri Ofisi böyle gün için vardır. Eskiden yazardı; ofis, çiftçinin kara gün dostudur. Şimdi çiftçinin, çeltik üreticisinin kara günü bugündür. İpsala’nın kara günü bugündür. Ofis ortaya çıkacak, çiftçinin arkasında duracak, başka yolu yok. Diğer yandan kulaklık sigortası yaptırın dediler. TARSİM parayı zevkle alırken sayıyorlar çekmeceye atıyorlar. Sonra kuraklık oluyor. Buğday dekarda 50-60 kiloya düşmüş, çiftçi zarar ettim diyor, gidiyorlar TARSİM’e para almaya. TARSİM, ‘sen 60 kilo biçmedin 150 kilo biçtin’ diyor. Parayı zevkle alan, vermeye gelince titreyerek veriyor. Bu TARSİM sistemini hem devletin katkısını iki katına çıkarıp, hem de böyle uyanık tüccar gibi çiftçiyi yan baktıranın, kandıranın vallahi bundan sonra karşısında ben duracağım. TARSİM gelip hiçbirinizi yazarken, çizerken, öderken kandırmayacak. TARSİM çiftçiye dost olacak. Olmazsa düşmanı bu kardeşiniz olacak, söz veriyorum size” diye konuştu.
‘MEYDANDAN KAÇIYORLAR’ Ekonomideki durumu Edirne’nin meşhur tava ciğeri üzerinden hesap yaparak anlatan Özel, “Gittiğimiz şehirde ona göre hesap yapıyoruz. Edirne’de ne yapalım? Ciğer hesabı. Geçen sene porsiyonu 240 liraymış. Şimdi 400 lira olmuş. Geçen sene bir asgari ücret 92 porsiyon ciğer alıyormuş. Bu sene bir asgari ücret 55 porsiyon ciğer alıyor. Bunların tutulacak yeri yok. Bir yılda 37 porsiyon kayıp var. Bugün bir asgari ücretli bir porsiyon ciğer yemeğe korkar. Buğday da aynı, altın da aynı. İşte bu yüzden bu AK Parti gelip de bu meydanı doldurabilir mi bugün? Sizin yanınıza geliyorlar mı? Hatırınızı soruyorlar mı? İnsan içine karışıyorlar mı? Yazın serin kışın sıcak salonlarda siyaset yapıyorlar. Milletle değil kendi atadıklarıyla toplantılar yapıyorlar. Sokaktan meydandan kaçıyorlar. Onun için buradan, Edirne’den, Osmanlı’nın serhat şehrinden, cumhuriyetin göz bebeğinden, Gazi Mustafa Kemal’in hemşerilerinin bağrından sesleniyorum; artık AK Parti salonların partisidir, Cumhuriyet Halk Partisi meydanların, sokağın, milletin, halkın partisidir. Hiç salon partisi sokağın partisini yenebilir mi? Salonların partisi, Edirne’de milletin partisini yenebilir mi? Halkın partisini yenebilir mi? İnanın biz haklıyız. Ahlaki üstünlük bizdedir, psikolojik üstünlük bizdedir. Meydanların enerjisi, çoğunluk enerjisi bizdedir. Biz kazanacağız” şeklinde konuştu.
‘CHP BABA OCAĞIDIR’ Kutuplaşmadan yana olmadıklarını dile getiren Özel, “ Biz kutuplaşmadan taraf değiliz. Buradan AK Partili, MHP’li Edirnelilere söylüyorum. Bugüne kadar oy verdiniz. Hatta belki üye oldunuz. Belki haberiniz olmadan Ak Parti’ye kaydedildiniz. Belki de iyi olacak diye düşünüp onlarla oldunuz. Bugünü düşünememiş, bu yoksulluğu, bu sefaleti, bu haksızlığı, bu eşitsizliği düşünememiş olabilirsiniz. Biz yarın geldiğimizde sadece CHP’lilerin değil bütün Edirne’nin AK Partilisinin de MHP’lisinin de asgari ücretini yükseltmeye geliyoruz. İkisinin de emeklisi bütün emekliler gibi en iyi maaşı alsın istiyoruz. Herkes çocuğunun geleceğinden endişe etmesini istiyoruz. Geçmişte bize haksızlık yapan, çalan çırpan, sonra da kendi yaptığını başkası yapmış gibi iftira atanlarla işimiz var ama AK Parti’ye geçmişte üye olmuş, oy vermiş, kimse korkmasın. Bu parti hiçbirimizin değil, bu gelecek hiçbirimizin değil, hepimizin birdendir. Cumhuriyet Halk Partisi baba ocağıdır. Baba ocağı herkesin içine doğduğu evdir” ifadelerini kullandı.
‘ASGARİ ÜCRET 39 BİN LİRA OLACAK’ CHP’nin iktidar olması halinde, asgari ücretin 39 bin lira olacağını söyleyen Özel, “Biz gelince en düşük emekli maaşı tez elden bir asgari ücret olacak. Cumhuriyet Halk Partisi geldiğinde bugünkü parayla asgari ücret 39 bin lira olacak. En düşük emekli maaşı da 39 bin lira, asgari ücret de 39 bin lira olacak. CHP geldiğinde ÖTV ve KDV kalkacak çiftçinin aldığı mazot 55 lira değil, 33 lira olacak. Çeltik üreticisine de, ayçiçeği üreticisine de, buğday üreticisine de buradan söz veriyoruz. Mazotu ÖTV’siz, KDV’siz alacaksınız. Bankalara borç çok, o borçları bir sefere mahsus bütün faizlerini sileceğiz, anaparayı üç yıla, beş yıla böleceğiz söz veriyoruz” dedi.
‘BULGARİSTAN EKONOMİSİNİ TÜRKİYE’DEN 40 KAT DAHA İYİ YÖNETMİŞ’ Bulgaristan para birimi Leva’nın, Türk Lirası karşısında 23 yılda 50 kat değer kazandığını söyleyen Özel, “Bu AK Parti geldiğinde 1 Leva 0.60 liraydı. Yani bir lira verdin mi, sana neredeyse iki Leva veriyorlardı. Şimdi adam geliyor, bir lira veriyor, biz ona 25 lira veriyoruz. 23 yıldır Türkiye AK Parti tarafından yönetiliyor, Bulgaristan da kendi hükümetleri tarafından yönetiliyor. 23 yıl önce, bir lira verip 2 leva alınırken, şimdi adam bir lira verip 25 lira alıyor. 50 kat fark etmiş. Diyoruz ya asgari ücret sekiz çeyrekten bir buçuğa gidiyor. 23 yıl üst üste birikmiş, Leva Türk parası karşısında 40 kat değer kazanmış. Bulgaristan ekonomisini Türkiye’den 40 kat iyi yönetmiş. Buradan Edirne’den bütün Edirne’nin şahitliğinde söylüyorum. Bu kara düzen değişecek kardeşim. Bu hesap değişecek kardeşim. Bizi Yunan’a, Bulgar’a mahçup eden gidecek. Bu memlekete Atatürk’ün partisi gelecek” diye konuştu.
‘BÜTÜN DÜNYAYA ANLATACAĞIM’ Yurtdışındaki ziyaretlerle ilgili kendisine yapılan eleştirilere değinen Özel, “Buraya Brüksel’den geldim. Orada Avrupa Sosyalist Partisi yani Avrupa Birliği’ndeki bütün sol, sosyal demokrat, sosyalist partilerin liderleriyle toplantıya katıldım. Orada Türkiye’de yapılan haksızlıkları, hukuksuzlukları teker teker anlattım. Beyler çıkmış ki yıllardır diyor ki bana; efendim yurt dışına gidip Türkiye’yi şikayet etme. Vallahi bu AK Parti bir zamanlar başörtüsü sorunu yaşanıyordu, kardeşlerimize haksızlık yapılıyordu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava açtılar. Türkiye’yi mahkum ettiler. Çatır çatır tazminat aldılar. O şikayet değil. Kapatma davaları açılınca heyetler kuruyorlardı üçer kişi. Bütün dünya başkentlerinde Türkiye’yi şikayet edip ‘askeri vesayet var, siyasi vesayet’ var. 15 Temmuz darbe oldu, sabah bizim kapıda bunlar, ‘Avrupa’da dostlarımız çok, sizi iyi dinlerler. Bu darbeyi birlikte anlatalım’ dediler. 15 Temmuz’da darbe sana yapılınca, ya da geçmişte kapatma davası sana açılınca, partinin başı sıkışınca kapı kapı Avrupa’yı gezeceksin, bunun adı demokrasi arayışı, hukuk yolculuğu olacak ama benim kardeşlerim içeri atılınca 31 Mart’ta seçim kazandık diye 19 Mart’ta darbe bana yapılınca, Özgür Özel oturacak, susacak, sen de burada keyif çatacaksın. Öyle bir şey yok. Bütün dünyayı anlatacağım. Bir adım geri atarsam namerdim. Bu haksızlığı bütün dünyaya anlatacağım. Sana helal olan hiçbir şey haram değil bana” şeklinde konuştu.
‘ATILAN İFTİRALARI GÖRÜYORUM’ CHP’nin suçu olana sahip çıkan bir parti olmadığını dile getiren Özel, “Biz suçu olana sahip çıkan bir parti değiliz, hiç olmadık. Ancak bu kadar haksızlığın yanında susup da arkadaşlarımızı asla yalnız bırakmadık. Ben atılan iftiraları, yapılmaya çalışılan siyasi operasyonu görüyorum, biliyorum. Ben Ekrem başkan kefilim, ben Ekrem başkana inanıyorum ve diyorum ki; Siz de varım diyordunuz, ne oldu televizyondan canlı yayın? Gelin, yayınlayın. Savcısına güvenen, karşıma çıksın. Canlı yayın istiyorum. İddianameye kadar atıp tutuyorlardı. Canlı yayınlansın diyorlardı. Şimdi Tayyip bey en iyi bildiği vitese taktı; geri vites. Tayyip bey, savcına güveniyorsan al savcını geç karşıma. Okunsun iddianame, görülsün iftiralar, verilsin cevaplar. Hodri meydan” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, 23 Mart’ta tutuklanan cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu için başlattığı ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor’ mitinglerinin 76’ncısını bugün Türkiye’nin Avrupa‘ya açılan kapısı Edirne’de gerçekleştirecek.
CHP Genel Başkanı Özel, ilk olarak saat 12.30’da CHP il başkanlığını, ardından saat 13.00’de Edirne Belediyesi’ni ziyaret edecek. Özel, daha sonra Saraçlar Caddesi’nde 13.30’da düzenlenecek mitinge davet etti.
CHP’den yapılan paylaşım şöyle:
“Cumartesi günü millet iradesinin sesi; serhat şehri, Avrupa’ya açılan kapımız Edirne’den yükselecek.Adalete de özgürlüğe de demokrasiye de yine milletimizle meydanlarda sahip çıkacağız! Sonuna kadar mücadele edecek, halkın iktidarı kuracak, herkesin yüzünü güldüreceğiz!”
CHP’DEN GENÇLİK KORTEJİ
Bu arada Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın’ın katılımıyla bugün Genel Başkan Özgür Özel’in mitingi öncesi Edirne İl Gençlik Kolları tarafından Ayşekadın bayırından Saraçlar Caddesi’nde saat 12.30’da Gençlik Korteji düzenlenecek
CHP Süloğlu İlçe Başkanı Lütfü Serbest, bugün saat 13.30’te Caddesi’nde gerçekleştirilecek olan “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingine tüm Süloğlu halkını davet etti.
Genel Başkan Özgür Özel’in katılımıyla düzenlenecek miting öncesinde açıklamalarda bulunan Serbest, “Bizler dün parti meclis üyelerimiz ve belediye başkanımız ile esnaflarımızı ziyaret ederek Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in katılımıyla gerçekleşecek bu önemli buluşmaya davet ettik. Bugün de ilçemizden sorumlu il başkan yardımcımız Recep Dural ,gençlik kollarımız ve yönetimimizle pazar yerimizi köylerimizi ziyaret ederek haksız ve hukuksuz şekilde tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu için hep birlikte ses vereceğiz. Sen de doğrunun yanında, haksızlığın karşısındaysan bu mitingde buluşalım, bir olalım birlik olalım!” ifadelerini kullandı.
CHP il yönetim kurulu üyesi Recep Dural yaptığı açıklamada;”Üç gündür sahada köylerimizi ve pazaryerlerini ziyaret ediyoruz. Halkımızın hem partimize hem de Ekrem Başkanımızı desteği çok fazla olduğunu gördük. Bu mitingin sadece bir buluşma değil, aynı zamanda halkın iradesine ve demokrasiye sahip çıkma kararlılığının güçlü bir göstergesi olduğunu belirtmek isterim. Tüm halkımızı 20 Aralık Cumartesi günü Saraçlar Caddemizde bir araya gelmeye davet ediyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.
Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, çeltik üreticilerinin ürünlerini satamaz hale geldiği bir dönemde pirinç ithalatının Ekim ayında 13 kat artmasına sert tepki gösterdi. Ün, yanlış ithalat ve fiyat politikalarının üreticiyi çıkmaza sürüklediğini vurguladı.
Türkiye’nin çeltik üretiminde başı çeken ili Edirne’de, fiyatların aşırı düşmesi nedeniyle üreticilerin büyük mağduriyet yaşadığını belirten Ün, son yıllarda çiftçinin üst üste darbeler aldığını söyledi. Kuraklık, zararlılar ve artan maliyetlerle mücadele eden üreticinin bu kez piyasa fiyatlarıyla vurulduğunu ifade eden Ün, şunları kaydetti:
“Çeltik üreticisi ürününü ya elinde tutmak zorunda kaldı ya da zararına satıyor. Oysa çeltik üretiminin desteklenmesi gerekirken, uygulanan fiyat politikaları üretimi sürdürülemez hale getiriyor. Türkiye yılda ortalama 1 milyon ton çeltik üretiyor. Bu politikalarla ne üretimi koruyabiliriz ne de üretici bulabiliriz. Toprak Mahsulleri Ofisi bir an önce devreye girmelidir.”
Son yıllarda pirinç ithalatında olağanüstü bir artış yaşandığına dikkat çeken Ün, fiyatlardaki düşüşün temel nedeninin ithalat olduğunu söyledi. Verilerle durumu ortaya koyan Ün, “Geçen yıl Ekim ayında 1.707 ton olan pirinç ithalatı, bu yıl aynı ayda 13 kat artarak 22 bin 569 tona çıktı. Ocak–Ekim döneminde ise ithalat yüzde 70 artışla 126 bin tonu aştı. Hasat döneminde ithalata izin verilmemesi gerekirken, Tarım ve Orman Bakanlığı üreticiyi koruyacak hiçbir adım atmıyor. Tam tersine, çiftçinin ürünü değer kaybederken ithalatın önü açılıyor” dedi.
AKP iktidarının tarımda üretim yerine ithalatı tercih ettiğini vurgulayan Ün, Edirne ve Trakya çiftçisinin bu anlayıştan doğrudan etkilendiğini belirtti. Ün, “Edirne için üç temel ürün var: Ayçiçeği, buğday ve çeltik. Ayçiçeği ve Buğday ithalatında da dünyada birinci sırada yer alıyor. Çeltikte ise ithalatta 12’inci sıradayız. Bölge çiftçisi ne üretirse üretsin, ithalat sopasıyla karşı karşıya kalıyor. Bu koşullarda çiftçi nasıl ayakta kalsın?” diye konuştu.
Sulama altyapısındaki eksikliklerin giderilmediğini, kuraklıkla mücadelede yeterli adım atılmadığını belirten Ün, “Kuraklık var, ithalat var, fiyat yok. Çiftçi ne yapsın? Çözüm bellidir: TMO etkin şekilde devreye girmeli, taban fiyat üreticiyi koruyacak düzeyde açıklanmalı, hasat döneminde ithalat durdurulmalıdır. Yapılacaksa bir iş önce Edirneli üreticinin elindeki çeltiği alsınlar” ifadelerini kullandı.
Trakya’da çiftçilerin tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşadığını söyleyen Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu düzen ilk seçimlerde değişecek. Bölgenin ürettiği ürünler, aynı zamanda ithalat konusu olmaktan çıkarılacak. Kimse Edirne ve Trakya çiftçisini ithalatla dizayn edemeyecek. Önceliğimiz su, üretim ve alın terinin karşılığı olacak. Çiftçimizi hiçbir zaman ithalata ezdirmeyeceğiz. Güzel günleri hep birlikte, üreterek ve çalışarak inşa edeceğiz.”
21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, gıda meselesi, siyasi tartışmaların ötesinde, ülkenin geleceğini ilgilendiren ortak bir konu olduğunu belirterek, “Bugün atılacak doğru adımlar, yarın yaşanabilecek büyük krizlerin önüne geçecektir” dedi.
Eski milletvekili Şimşek yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye ve dünyanın önümüzdeki yıllarda iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, tarım arazilerinin plansız kullanımı, artan girdi maliyetleri ve küresel tedarik zinciri kırılmaları nedeniyle ciddi bir gıda krizi riski ile karşı karşıya bulunduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bu risk, yalnızca ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda ulusal güvenlik, halk sağlığı ve toplumsal barış meselesidir.
Trakya’nın tarımsal potansiyelini ve Türkiye’nin üretim gücünü yakından bilen bir isim olarak, kamuoyunu bu hayati konuda uyarmayı bir sorumluluk olarak görüyorum.
Mevcut Durumun Temel Riskleri.
Tarımsal üretimde planlama eksikliği ve ithalata dayalı politikalar.
Çiftçinin artan mazot, gübre, tohum ve enerji maliyetleri.
Su kaynaklarının etkin yönetilememesi ve kuraklık riski.
Genç nüfusun tarımdan uzaklaşması.
Stratejik ürünlerde kendine yeterlilik oranlarının düşmesi.
Bu tablo, önlem alınmadığı takdirde gıda fiyatlarında kalıcı artış, erişim sorunu ve yoksul kesimlerin daha fazla mağduriyeti anlamına gelmektedir.
Alınması Gereken Acil ve Orta Vadeli Önlemler
1. Ulusal Gıda Güvenliği Stratejisi derhal oluşturulmalı; bu strateji yasayla güvence altına alınmalıdır.
2. Çiftçiye verilen destekler artırılmalı, üretim öncesi açıklanan alım garantileri ile planlı tarım teşvik edilmelidir.
3. Su kaynakları için havza bazlı yönetim modeli uygulanmalı, vahşi sulama terk edilmelidir.
4. Tarım arazileri kesinlikle imar baskısından korunmalı, amaç dışı kullanıma izin verilmemelidir.
5. Kooperatifçilik güçlendirilerek üretici ile tüketici arasındaki zincir kısaltılmalıdır.
6. Edirne ve Trakya özelinde, stratejik hububat ve ayçiçeği üretimi için bölgesel destek programları hayata geçirilmelidir.
Sonuç ve Çağrı;
Gıda meselesi, siyasi tartışmaların ötesinde, ülkenin geleceğini ilgilendiren ortak bir konudur. Bugün atılacak doğru adımlar, yarın yaşanabilecek büyük krizlerin önüne geçecektir.
Tüm yetkilileri, meslek odalarını, akademisyenleri ve sivil toplum kuruluşlarını bilimsel akıl ve kamucu bir anlayışla bu sürece katkı sunmaya davet ediyorum.
CHP Edirne eski Milletvekili ve Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, yurtdışına ihraç edilen kirazı ile ünlü Enez Çeribaşı köyüne, itiraz etmelerine rağmen acele kamulaştırma ile Rüzgar Gülü dikilmesine karşı çıkan köy halkı ile buluşmasında, toprağın mutlaka korunması gerektiğini bildirdi.
Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından paylaştığı görüntülü mesajda Edirne’de tarım arazilerinin karşı karşıya olduğu tehlikelere dikkat çekti. Prof. Dr. Gaytancıoğlu, özellikle verimli tarım topraklarının amacı dışında kullanımı ve plansız uygulamalar nedeniyle hızla kaybedildiğini belirterek, bu durumun yalnızca çiftçileri değil, bölgenin geleceğini de tehdit ettiğini vurguladı. Tarım arazilerinin korunmasının stratejik bir mesele olduğunun altını çizen Gaytancıoğlu, “Toprak giderse üretim biter, üretim biterse bağımsızlık tartışılır hale gelir” ifadelerini kullandı.
Edirne’nin Türkiye’nin önemli tarım havzalarından biri olduğunu hatırlatan Gaytancıoğlu, kısa vadeli rant anlayışıyla alınan kararların uzun vadede geri dönülmez sonuçlar doğuracağını söyledi. Tarım topraklarının sanayi, madencilik ya da farklı amaçlarla elden çıkarılmasına karşı uyarıda bulunan Gaytancıoğlu, yetkilileri daha duyarlı olmaya çağırdı.
Paylaşımında çiftçilerin yaşadığı ekonomik sorunlara da değinen Prof. Dr. Gaytancıoğlu, artan girdi maliyetleri ve yetersiz destekler nedeniyle üreticinin üretimden kopma noktasına geldiğini ifade etti. Tarım politikalarının bilimsel veriler ışığında yeniden ele alınması gerektiğini belirten Gaytancıoğlu, Edirne ve Trakya’nın geleceği için toprağın mutlaka korunması gerektiğini sözlerine ekledi.
SOL Parti Edirne Örgütü, Trakya’nın oksijen deposu ve kalbi olarak kabul edilen Longoz Ormanları Milli Parkı’nın altında kalan, Vize ve Demirköy ilçelerindeki ormanlık alana yapılması planlanan nükleer santral projesine tepki göstererek, basın açıklaması gerçekleştirdi.
Trakya’da yıllardan bu yana İğneada yakınlarında yapılması planlanan nükleer santralin yeri geçtiğimiz aylarda belli oldu. Nükleer santral sahasının İstanbul Fatih’e yaklaşık 140, Kırklareli’ne 90 ve Tekirdağ’a 120 kilometre uzaklıkta olduğu görüldü. Santralin, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’nın hemen altında kalan Vize ve Demirköy ilçelerindeki ormanlık alanda yapılacağı anlaşıldı. Santral sahasının kıyı sınırlarının ise Poliçe Plajı ile Kumçakıl Sahili arasında kalması bekleniyor.
‘SANTRALİN YERİ AÇIĞA ÇIKTI’
Söz konusu projeye tepki gösteren SOL Parti Edirne İl Başkanlığı, basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı okuyan Parti İl Başkanı Nazım Türkoğlu, Kırklareli’nde yıllardır kamuoyundan gizlenen üçüncü nükleer santral sahasının yerinin artık açığa çıktığına dikkat çekerek, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın, bölgede yapılmak istenen bir rüzgar enerji santralini “nükleer santral sahası ile çakışıyor” gerekçesiyle reddetmesi, hükümetin sır gibi sakladığı nükleer alanı açıkça ortaya koymuştur. Kırklareli’nin Vize ve Demirköy ilçeleri arasındaki ormanlık bölge, Poliçe Plajı ve Kumçakıl Sahili arasındaki kıyı hattı, Longoz Ormanları Milli Parkı’nın hemen yanı başı nükleer santral için işaretlenmiştir” dedi.
‘EKOLOJİK YIKIM’
İğneada Longoz Ormanlarının hemen yanı başında planlanan nükleer projenin, Trakya’nın nefesini, suyunu, ormanını ve geleceğini tehdit eden büyük bir ekolojik yıkım ve enerjide dışa bağımlılık projesi olduğu belirten Türkoğlu şunları söyledi:
“Sol Parti olarak açıkça ilan ediyoruz, bu ülkenin ormanlarını, tarım alanlarını, su havzalarını, halkın yaşam alanlarını sermayeye, uluslararası nükleer lobilerine ve iktidarın rant iştahına teslim etmeyeceğiz. Bu bölge; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarında orman, tarım ve mutlak içme suyu koruma alanıdır. Ekolojik bütünlüğü en yüksek, en az tahrip edilmiş Trakya ekosistemidir. İstanbul’un havasını, suyunu, yaşam destek sistemini oluşturan doğal bir eşiktir. Bu alana nükleer santral kurulması, yalnızca Trakya’yı değil Marmara ve Karadeniz’i birlikte tehdit etmektedir. Trakya’ya nükleer santral yapmak demek ekolojik kırıma açık davetiye demektir.
‘İSTANBUL İÇİN DE HAYATİ ÖNEM’
Istrancalar, Türkiye’nin en zengin biyoçeşitlilik alanlarından biridir. Kendine özgü flora ve faunasıyla Avrupa ve Anadolu ekosistemleri arasında bir geçiş koridorudur. Longoz Ormanları, deniz çayırları, kum zambakları, içme suyu havzaları ve kıyı ekosistemleri, sadece Trakya için değil, İstanbul’un hava ve su kaynağı için de hayati önemdedir. Bu bölgeye nükleer santral kurmak; İğneada Longoz Ormanlarını geri dönülmez biçimde etkilemek, Bölgenin içme suyu kaynaklarını risk altına almak, Tarım alanlarını, orman ekosistemlerini ve balıkçılığı yok etmek, Trakya’nın iklim dengesini bozmak, Enerjide dışa bağımlılığı artırmak, Aynı zamanda deprem riskleri ve Karadeniz’e doğrudan etki edecek radyoaktif tehlikeler yaratmak demektir. Bu nedenle bu proje ekolojik, bilimsel ve toplumsal açıdan hiçbir meşruiyete sahip değildir. Üst ölçekli planlara aykırı, hukuksuz bir girişimdir.
Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası 1/100.000 ölçekli planlarda söz konusu alan ‘orman alanı’, ‘tarım arazisi’ ve ‘İçme-Kullanma Suyu Mutlak Koruma Alanı’ olarak işaretlenmiştir. Bu planlarda herhangi bir ‘enerji üretim alanı’ kararı bulunmadığı gibi, aksine ormanların mutlak korunması gereken doğal değerler olduğu açıkça yazılıdır. Danıştay’ın geçmiş yıllarda verdiği kararlar da Trakya’nın ekolojik yük sınırını doldurduğunu ve kömürlü termik santral dahil hiçbir ağır enerji tesisinin bölgeye yapılamayacağını hükme bağlamıştır. Ne Mersin’de ne Sinop’ta ne İğneada’da nükleer santral için ‘enerji ihtiyacı’ bahanesi gerçeği yansıtmamaktadır. Ucuz ve istikrarlı enerji iddiası aldatmacadır, nükleer enerji ucuz değildir aksine dünyanın en pahalı elektrik üretimidir.”
‘EKONOMİK VE EKOLOJİK YIKIM REÇETESİ’
Nükleer santralin, hem yapım, hem işletme, hem söküm, hem de atık maliyetleri bakımından en pahalı enerji seçeneği olduğuna da dikkat çeken Türkoğlu şöyle devam etti:
“Teknoloji transferi iddiası bir masaldır. Nükleer santral dışa bağımlılığı azaltmamaktadır, Rusya’ya, Çin’e ve söz konusu diğer ülkelere bağımlılığı kalıcılaştırmaktır. Nükleer yakıtın tamamı yurt dışından gelecektir. Mersin ve Sinop nükleer enerji santral süreci göstermiştir ki bu durum bir enerji politikası değil, ulusal bağımsızlık sorunudur. AKP, enerji ihtiyacını bahane ederek nükleer lobilerle arka kapıdan pazarlık yürütmektedir. Oysa Türkiye’nin gerçek ihtiyacı, nükleer risk, radyoaktif atık, dışa bağımlılık ve ağır maliyet üreten nükleer santral değil kamucu, ekolojik, toplum yararını gözeten bir enerji politikasıdır. Emekçilerin, çiftçilerin, balıkçıların, orman köylülerinin yaşam alanlarını tehdit eden bu proje, ekonomik ve ekolojik bir yıkım reçetesidir.
‘NÜKLEER SANTRALE ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ’
Sol Parti olarak, Trakya Platformu’nun, çevre derneklerinin, bölge halkının, bilim insanlarının ve hukukçuların yükselttiği itirazların yanındayız. Trakya başta olmak üzere bölge illerindeki halkımızı nükleer santral projesine karşı birleşik bir mücadele zemininde buluşmaya ve ortak mücadele sürecine davet ediyoruz. İstrancalar’da, Longoz’da, Karadeniz kıyısında nükleer santral kurulmasına asla izin verilemez. Bu proje daha başlamadan durdurulmalıdır. Ormanlarımızın, suyumuzun ve geleceğimizin savunulması için mücadeleyi büyüteceğiz.”