2023 yılının bitmesine sayılı günler kala Edirne Belediyesi’nin yeni yıl hazırlıkları devam ediyor. Şehrin birçok noktasının yeni yıl temasıyla süslenmesinin ardından son yıllarda düzenlenen, yerli ve yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılanan Yeni Yıl Alışveriş Festivali, 22 Aralık Cuma Saat:11.00’deki açılış töreni ile Edirneliler ile buluşacak.
Edirne Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’nün organizasyonuyla düzenlenecek festivalde, Edirne Belediyesi Türk Kültürü El Sanatları Üretim ve Geliştirme Merkezi, Edirne Kent Konseyi Kadın Meclisi, Üretici Kadınlar Pazarı, Emek Pazarı ve Antika Pazarı’nın yetenekli kadınları tarafından üretilen eşsiz el emeği ürünler, el yapımı takılar, özel tasarım hediyelikler ve çok daha fazlasının yer alacak. Yeni Yıl Alışveriş Festivali’nin renkli stantları 31 Aralık Pazar gününe kadar ziyaretçilerini bekliyor olacak.
Yeni Yıl Alışveriş Festivali’nin bir kez daha Edirneliler ile buluşacağını belirten Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, “Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir, diyen Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü referans aldık, kadınlarımızı her konuda destekledik, desteklemeye de devam edeceğiz. Kıymetli kadınlarımızın el emeğini bir kez daha sizlerle buluşturuyoruz. Buradaki stantlarımızda göreceğiniz her bir ürün, kadınlarımızın özverili emeğiyle şekilleniyor. Sizler bu festivalde sadece alışveriş yapmakla kalmayacak, aynı zamanda şehrimizin güçlü ve yaratıcı kadınlarıyla tanışma fırsatı bulacak, onların ev ekonomisine katkı sağlamış olacaksınız. 22 Aralık Cuma Saat:11.00’deki açılış töreni ile başlayacak ve 31 Aralık gününe kadar ziyaretçilerini bekleyecek olan festivalimize tüm halkımızın katılımını bekliyor, sizleri hep birlikte yeni yılı coşkuyla karşılamaya davet ediyorum” dedi.
Olgay GÜLER Trakya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı ve Bitki Islahı Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yalçın Kaya, uzun süren kuraklıkların ardından Kasım ve Aralık ayında yağan yoğun yağmurlarla, buğdayda olası stres riskinin ortadan kalktığını söyledi. Trakya genelinde yaz ayı ve beraberinde sonbaharın kurak geçmesinin ardından üretici buğdayını kuru toprağa ekti. Yağışların kasım ayı ile birlikte başlaması ve aralık ayında da sürmesiyle tarlalar yeşillenmeye başlarken, geçtiğimiz yılı kurak geçiren üretici, tarlasını kış yağışları için dinlenmeye bıraktı. Trakya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı ve Bitki Islahı Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yalçın Kaya, bu yılki yağışlarla buğdayda olası stres riskinin ortadan kalktığını söyledi. ‘EKİM DÖNEMİ ARTIK KASIM’A KAYDI’ Geçten yıl kasım ve aralık aylarında 70 yılın en kurak, en sıcak döneminin yaşandığını belirten Prof .Dr. Kaya, “Bu yıl aynı şekilde buğdaylarda ekim zamanında, özellikle geçen yıla oranla yaz ayında hiç yağış almadık. Çiftçiler neredeyse tırmalayarak toprak çıkartmaya çalıştı. Kuruya ekim de mümkün olmadı. Ekim ayı artık küresel ısınma çerçevesinde kasıma kaydı. Bu sene yine şöyle bir farklılık oldu. Geçen sene en azından kurağa ekmiştik kasım ayında, fakat bu yıl kasım ayında belli yağışlar yağdı ve çiftçi kasım ayında ekimini gerçekleştirdi. Burada şöyle bir sıkıntı oldu, dönem çok kısa kaldı. Kasım başında yağış yağdı, çiftçi yerlerini hazırladı. Ardından kasım ortalarına doğru bu sefer ara periyotlar az olduğu için ekim sezonu kısa kaldı. Ama ekenlerin şu anda tarlaları gayet güzel gelişiyor. Önemli olan çiftçilerimizin bunu ekmesiydi ve ürünlerin kışa hazır hale gelmesiydi” dedi.
‘KASIM VE ARALIK YAĞIŞLARIYLA ŞU AN DURUM GÜZEL’ Bölgede değişen yağış rejimine de dikkat çeken Kaya, “Geçen yıl kış ayında neredeyse bölge hiç yağış almadı. Bir de kış yağışları yaz yağışları gibi oldu. Yağış geldi ve Edirne’yi atladı Tekirdağ’a yağdı, yani süreklilik arz etmedi. Bu açıdan da son yılların en kötü ayçiçeği verimlerini yakaladık geçtiğimiz dönem. Hatta hiç biçemeyen oldu. Bunun sebebi kış yağışlarını toprak depolayamadı. Bu yıl şu anki kışa girişimiz gayet güzel oldu. Kasım ve aralık gayet güzel ve yağışlı oldu. İnşallah bunlar karla beraber devam eder ve o kış yağışlarıyla toprak yeteri kadar doyar, depolar ve arkasından da ayçiçeğine iyi gelir. Şu anda durum gayet güzel gidiyor. Çıkışlarda güzel. Buğday açısından durum çok güzel. Çiftçi geçen yıl da kurağa ekmişti ama kasım ve aralık ayında gerekli yağışlar olmamıştı. Bu yıl o yağışları aldığımız için şu anda durum çok güzel” diye konuştu. ‘ŞU ANKİ GÖRÜNTÜ BİZE BUĞDAYDA ÜMİT VERİYOR’ Prof. Dr. Yalçın Kaya, çiftçinin ürününü zamanında ekmesinin önemine de vurgu yaparak, “Önemli olan zamanında ekmek. Yani 15-20 kasıma kadar ekebilmek. Neden özellikle 15-20 kasım diyoruz? Eğer geçen seneki gibi aralık ayı da kurak geçse sorun yoktu ama bu sene yağış oldu. O nedenle bu yıl bu tarihlerde eken, ekim dönemini kaçırmamış oldu. Normal şartlarda bu buğdayları aralık veya ocak ayında da ekebiliriz, hiç bir problem yok ama aralık ve ocak ayında bu bölgede bu toprağın çimlenmesine yetecek kadar toprak sıcaklığı olmadığı için zaten biz kasım ayında ekiyoruz. Normal şartlarda bu yıl yağışlar beklediğimiz gibi oldu. Aralık, aralık gibi, kasım gibi geçti. Sonbahar yağışların ve soğukların başladığı aylar demek. Bu nedenle artık ekim ayında ekimi bıraktık, bu çiftçiye de ders oldu. Artık mümkün olduğu kadar 15-20 kasıma kadar tohumlarını ekecekler ve bu şekilde yağışlar gerçekleşecek ve gayet güzel kışa dayanıklı girecek ürün. Şu anki görüntü bize buğdayda ümit veriyor diyebiliriz. Verim dediğimiz şey üç sac ayağından oluşuyor, birisi ürünün çıkışı, diğeri oluşum dönemi, diğeri de süt olum dönemi. Bu periyotlar düzgün gerçekleşirse bizi iyi günler bekliyor diyebiliriz. Çiftçide buğdayda stres yok diyebiliriz” şeklinde konuştu. ‘YÜKSEK VERİMLER BİZİ BEKLİYOR’ Yağışlarla birlikte buğdayın olası stres riskini de yendiğini anlatan Kaya, “Bitkiler de insanlar da strese girmişti geçen yıl. Çünkü kayıp bir yıldı. Bu seneki bu yağışlar, tarladaki mahsulün iştahlı ve güzel görünmesini sağladı. Ürün şu an için bu stresi şu an için yendi gibi görünüyor. Bitkinin kritik periyotları olan başaklanma ve süt olum devresi de çok önemli. Bu devrelerde de yeterli yağış ve uygun sıcaklık olduğu müddetçe yüksek verimler bizi bekliyor diyebilirim” ifadelerini kullandı.
Gökalp TOPYAN Lalapaşa Kadın Emeği Girişimciler Üretim ve İşletme Kooperatifi üyeleri, ilçelerinde yetiştirdikleri lavantayla yaz boyu arılarını besleyerek lavanta balı üretirken, sonbahar mevsiminde de kurutulmuş tohumlarını değerlendirip aile bütçesine katkıda bulunuyor. Mis sabunculuğu ile yurt içi ve dışında önemli bir isme sahip olan kentimizin en küçük ve en ihmal edilmiş ilçesi olan Lalapaşa’da kurulan kadın kooperatifi, bu tür çalışmalarla hediyelik anlayışına da yeni bir boyut katıyor.
Kooperatif üyesi kadınların keselere doldurup ambalajladığı kurutulmuş lavantalar, nikah, doğum günü, mevlüt gibi etkinliklerde hediye ve anı olarak dağıtılıyor. Şekerleme, çikolata ve benzeri hediyeliklere bir alternatif olarak yaygınlaşan lavanta sepetleri için, Lalapaşalı kadınlar yılbaşı öncesi çeşitli kentlerden de sipariş alıyor ve şık sepetlerde rengarenk keselerin içine koyarak süsledikleri hediyelik siparişlere yetiştirmeye çalışıyor. Ayrıca; güzel kokusunun yanı sıra, çiçekli haliyle de yörenin lezzetli ballarına tat katan lavantaların ekim alanlarının çoğalması için kooperatif olarak büyük emek veriliyor.
LAVANTA BALI VE HEDİYELİK SEPETLER KÖYDEN GÖÇÜ ÖNLEYECEK Lalapaşa’nın verimlilik açısından zayıf olan topraklarında ekilen, kuraklık ve soğuğa karşı dayanaklı olan lavantadan bir kez yapılan ekimle iyi bakıldığında 15 yıla kadar ürün alınıyor. Kadınların bu girişimciliği sayesinde ailelerin köyden kente göçlerinin önüne geçilirken, kooperatif üyesi kadınların el emeklerinin değerlendirilip yörelerine ve aile bütçelerine katkıda bulunmaları sağlanıyor.
BAŞKAN’DAN EDİRNE VALİLİĞİNE TEŞEKKÜR Kooperatif Başkanı Gönül Danışman 14 üyelerinin 7’sinin lavantayla direk ilgilendiğini, diğer üyelerin ise bal, meyvacılık, yumurta, erişte, tarhana, gibi üretimlerle uğraştıklarını belirtiyor. Başkan Danışman, ayrıca Edirne Valiliği’ne de kendisi ve üyeleri adına teşekkür ediyor. Danışman, Avrupa’ya açılan sınır kapıları; Kapıkule, Pazarkule, Hamzabeyli ve İpsala’da kadın kooperatiflerinin ürünlerine ayrılan reyonda üretmiş oldukları ürünlerin satışına izin verilmesi ve bu konuda Edirne Valiliği’nin öncülük etmesinin önemine ve kooperatifler tarafından memnuniyetle karşılandığına dikkat çekiyor.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’nin 2023’ün ilk 10 ayında 20.4 milyar dolar tutarında gıda ürünü ithal etiğini söyledi. Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası ile ilgili açıklama yapan Genel Başkan Şemsi bayraktar, “Yerli ürün tüketiminde bilincin artırılması, tutumlu olmanın ve ülkemizde yetiştirilen ürünlerin tüm halka tanıtılması amacıyla 1946 yılından bu yana kutlanan ‘Tutum, Yatırım ve Türk Malları’ haftası son yıllarda değeri ölçüsünde kutlanmıyor” dedi. “Yerli Malı Haftası bize ithal ürünler yerine eşsiz coğrafyamızda yetişen kendi ürettiğimiz ürünlerimizi tanımamızı ve tasarrufun önemini hatırlatıyor” diyen Bayraktar açıklamasına şöyle devam etti: “Yerli malının önemi tüm dünyada giderek artan gıda milliyetçiliğiyle kendisini gösteriyor. Geçmiş yıllarda üretmenin, ülkemizde üretileni tüketmenin, ürettiğini tüm dünyaya tanıtmanın önemi yerli malı haftasında daha fazla vurgulanıyordu. Bugün ise dünyada ülkeler gıda milliyetçiliğine vurgu yapar hale geldi. Gıda ve tarım ürünlerinin stratejik önemi tüm dünyada artarken, gıdaya erişim gün geçtikçe zorlaşıyor. Birleşmiş Milletler, 2022 yılında dünya üzerinde yaklaşık 783 milyon insanın açlıkla mücadele ettiği açıkladı. Küresel ısınma kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle 2050 yılında tahıl fiyatlarında yüzde 29’a varan oranda artış yaşanmasının muhtemel olduğu ve bu durumda dünya üzerindeki milyonlarca kişinin daha açlık riskiyle karşı karşıya kalacağı tahmin ediliyor. Dünyada açlıkla mücadele devam ettiği halde ne yazık ki açlık çeken ve yetersiz beslenen insan sayısı azalmıyor. Açlığı yok edemediğimiz gerçeğinin yanı sıra bir tarafta da gıda kayıpları ve gıda israfıyla karşı karşıyayız. Dünya çapında tüketicilere sunulan gıdanın yaklaşık yüzde 17’sine tekabül eden 1 milyar ton gıda çöpe atılıyor. Dünyada son dönemde yaşanan salgın, iklim değişikliği, savaşlar ve yarattığı ekonomik krizler gıda üretimiyle fiyatlar üzerinde olumsuz etki yarattı. Bu süreçte kendini gösteren gıda milliyetçiliği, ülkelerin ihracat yasakları getirerek gıda stoklamalarına neden oldu. İklim değişikliğinin getirdiği belirsizlikler, ülkeler arası bitmek bilmeyen savaşlar önümüzdeki süreçte gıda üretimi ve tarım sektörünün önemini daha fazla koruyacağını gösteriyor.” “Dünyada 19 tarım ürününün üretiminde ilk dörtteyiz” “Ülkemiz dünyada, sebze, meyve başta olmak üzere hem çok sayıda tarım ürününde ilk sıralarda yer alıyor, hem de ürün çeşitliliğiyle öne çıkıyor. Türkiye, fındık, kiraz, incir, kayısı ve ayva üretiminde dünyada birinci, elma, Antep fıstığı, karpuz, kavun, salatalık, keçiboynuzu üretiminde dünyada ikinci, mandalina, çilek, armut, vişne üretiminde dünyada üçüncü sıradadır. Daha birçok üründe dünya üretiminde ilk 10’dadır. Fındık, kuru kayısı, kuru incir ve nohut ihracatında dünyada lider konumdayız. Taze kayısı, mandalina ve ayva ihracatında dünya ikincisi, limon, mercimek ve kiraz ihracatında üçüncüsüyüz. Ülkemizin 2023 yılı itibarıyla bal, et ürünleri, süt ürünleri, meyve, sebze, mantar, peynir, tütün, tereyağı dahil katı ve sıvı yağlar kategorilerinde toplam 452 coğrafi işaretli tarım ürünü vardır. Bu ürünlerden 15 tarım ürünü AB coğrafi işaret tescili aldı. AB’den coğrafi tescil almış son iki ürün ise Ayaş domatesi ve Ezine peyniridir. Üreticinin ürettiği ürüne değer katmak, dünyaya tanıtımını yapmak, ülke markası yaratmak adına coğrafi tescilli ürün sayısının artması önemlidir.” “2023 ilk 10 ayda 20,4 milyar dolar tarım ve gıda ithalatı gerçekleşti” “Tarımsal ürün üretimi ve çeşitliliği bakımından avantajlı bir ülke olan Türkiye’nin tarım ve gıda ürünleri ithalatı, ihracatından fazla artıyor. 2020 yılının ilk 10 ayında 12,1 milyar dolar tarım ve gıda ürünü ithalatı yapılırken 2023 yılının aynı döneminde ithalat 20,4 milyar dolara yükseldi. Son üç yıllık dönemde tarım ürünleri ihracatı yüzde 50 oranında artarken ithalat yüzde 68,2 oranında arttı. Üretim açığımız olan ürünlerde destek ve teşvikler artırılarak yerli üretim artırılmalı, yerli malı kullanılmalıdır. Okullarda çocuklara yerli ürünlerin tüketiminin önemi öğretilmeli, tutumlu ve tasarruflu olma bilinci aşılanmalıdır. İthal ürünlere olan ilgilinin yerli ürünlerimize duyulması için bilgilendirme ve tanıtım çalışmaları yapılmalı ve yerli malların görünürlüğü artırılmalıdır. Ülke olarak milli bir bilinçle hareket etmeliyiz. Bu bilinçle vatandaşlarımız ne kadar çok yerli ürün kullanırsa, taleple birlikte üretimimiz artar ve ithal ürünlere olan ihtiyaç azalır. Çiftçilerimiz gece gündüz demeden çalışıyor ve üretiyorlar. Bu ürünler kendi milli servetimiz, yerli ürünlerimizdir. Halkımız bu ürünleri gönül rahatlığıyla alıp tüketmeli ve yerli ürünlerimize sahip çıkmalıdır.”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Şehirler arası yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde kullanılan otobüslerde araç takip cihazı takma zorunluluğu olacak, taşıtların konum, tarih ve saat bilgileri 2 dakikalık periyotlar halinde Bakanlığımızın ‘Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi’ne (U-ETDS) elektronik ortamda iletilecek.” dedi. Bakan Uraloğlu yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de yolcu taşımacılığı alanında en fazla tercih edilen şehirler arası otobüslerde yeni döneme geçildiğini bildirdi. Uraloğlu, “Son dönemde maalesef karıştıkları kazalarla gündeme gelen ve şehirler arası yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde kullanılan otobüslerde araç takip cihazı takacak ve bu bilgileri anlık olarak Bakanlığımıza bağlı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğümüzle paylaşacak. 2024 yılı itibarı ile bu uygulamaya başlıyoruz” açıklamasında bulundu. TAŞITLARIN KONUM BİLGİLERİ 2 DAKİKALIK PERİYOTLARLA BAKANLIĞA BİLDİRİLECEK Uygulamanın, Karayolu Taşıma Yönetmeliği çerçevesinde yolcu taşımacılığı faaliyeti gösteren taşıtlar için 1 Ocak 2024 yılında yürürlüğe gireceğini belirten Bakan Uraloğlu, “Bu uygulama ile taşıtların konum, tarih ve saat bilgileri 2 dakikalık periyotlar halinde Bakanlığımızın ‘Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi’ne (U-ETDS) elektronik ortamda iletilecek ve taşıtların etkin bir şekilde takip edilebilmesi sağlanacak” ifadelerine yer verdi.
ARAÇ TAKİP BİLGİLERİNİN İLETİLMESİ İÇİN U-ETDS SİSTEMİ HAZIR Yolcu taşımacılığında şoför ve yolcu bilgilerinin Bakanlığımızın U-ETDS sistemine elektronik olarak iletildiğini belirten Uraloğlu, “Araç takip bilgilerinin de aynı sisteme iletilmesiyle ilgili tüm hazırlıklar tamamlandı, taşımacı firmalarla gerekli koordinasyon sağlandı, konu hakkında araç takip hizmeti veren firmaların sistemleri üzerinden araç takip bilgileri elektronik olarak Bakanlığımıza iletilecek. Plaka üzerinden tüm sorgulama ve eşleştirme işlemleri Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi (U-ETDS) üzerinden yapılacak” dedi. Şehirler arası yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde kullanılan otobüslerde araç takip cihazı takma zorunluluğu olacağını da kaydetti. BİLDİRİLECEK ARAÇ TAKİP BİLGİLERİ KARAYOLU TAŞIMACILIĞINDA DÜZENİN SAĞLANMASI İÇİN BİRÇOK ALANDA KULLANILACAK Bakan Uraloğlu, U-ETDS sistemine bildirilecek Araç Takip Bilgilerinin, korsan ve usulsüz taşımacılığın engellenmesi, taşımacı firmaların rekabetçi, sürdürülebilir ve adil bir yapıda faaliyetlerine devam etmelerinin sağlanması, vatandaşların herhangi bir mağduriyet yaşamadan güvenli ve huzurlu bir şekilde seyahat etmelerinin sağlanması, yolcuların uygun olmayan yerlerde araçlara bindirilmesi veya araçlardan indirilmesinin engellenmesi, izin verilen güzergah dışına çıkan araçların tespiti ve taşıma verimliliğinin sağlanması amacıyla kullanılacağını belirterek, “Sistem sayesinde mevcut düzenlemelerin etkin bir şekilde uygulanması ve takip edilmesi için bu bilgiler Bakanlığımız tarafından kullanılacak” dedi. UYGULAMA; TAŞIMA, TRAFİK VE SÜRÜŞ GÜVENLİĞİNE KATKI SAĞLAYACAK Bakan Uraloğlu uygulama sayesinde, Türkiye’de karayoluyla gerçekleştirilen yolcu taşımacılığında taşıma ve trafik güvenliğinin arttırılmasını da amaçladıklarını ifade etti. Uraloğlu ayrıca, “Karayolu yolcu taşıma hatlarında ve güzergahlarında gerekli planlamaların yapılmasına doğrudan etkisi olacağı gibi, doğal afet, kaza veya buna benzer yaşanabilecek olumsuz diğer durumlar için bu bilgilerin etkin bir şekilde kullanılacağını öngörüyoruz” açıklamasında bulundu. Bakan Uraloğlu, kurallara uyulmaması durumunda da firmalara gerekli uyarıların ve yaptırımların da uygulanacağının bilgisini verdi. BAKANLIK OLARAK SEKTÖRÜN SORUNLARINI DİNLİYORUZ, ÇÖZÜM ARIYORUZ Bakan Uraloğlu, 7 Aralık’ta, Bakanlığın ev sahipliğinde, ‘Ülkemizdeki Yolcu Taşımacılığı Faaliyetlerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nı gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Çalıştaya başta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF), Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TURSAB), Türkiye Otobüsçüler Federasyonu (TOFED) ve Tüm Otobüsçüler Federasyonu (TOF) olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu ve yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan firmanın katıldığını belirten Uraloğlu, şehirler arası olarak gerçekleştirilen yolcu taşımacılığında genel anlamda sahada yaşanılan sorunlar ve bu sorunların çözümü için ne yapılması gerektiğinin konuşulduğunu ifade etti. Yolcu taşımacılığı sektöründe farklı kurumları ilgilendiren birçok husus olduğunu saptadıklarını da kaydeden Bakan Uraloğlu, “Bu konuda ‘Yolcu Taşımacılığı Koordinasyon Kurulu’nun kurulması sektörden gelen başlıca taleplerin arasında yer almıştır” dedi. KORSAN TAŞIMACILIĞIN ENGELLENMESİ İÇİN ETKİN DENETİM Çalıştayda korsan taşımacılık faaliyetlerinin engellenmesi için de etkin denetim mekanizmalarının kurulması yönünde Bakanlığa talepler iletildiğini ifade eden Uraloğlu, “Gerek karayolu taşımacılarımız gerekse de hizmet alan yolcularımızın, bu hizmetleri en iyi şekilde verebilmesi ve hizmetten yararlanabilmesi için Bakanlığımızca da her türlü tedbirin alınacağı ve gerekmesi halinde mevzuat düzenlemelerinin yapılacağı hususu yapılan çalıştayda tüm paydaşlara iletildi” değerlendirmesinde bulundu.
Edirne’de 2023 yılı Kasım ayında 504 konut satıldı. Edirne’de ipotekli konut satışları sayısı 31 olarak gerçekleşirken, diğer satış türleri sonucunda 473 konut el değiştirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 Yılı Kasım Ayı Konut Satış İstatistiklerinden “Edirne İli, Konut Satış İstatistikleri” konusunda bir basın bülteni yayınladı. Türkiye genelinde Kasım ayında konut satışları geçen yılın aynı dönemine göre % 20,6 azalırken Edirne’de 2023 yılı Kasım ayında 504 konut satıldı. TUİK’ten yapılan açıklamada konut satışları konusunda şu istatistiki bilgiler verildi: Türkiye genelinde konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %20,6 azalarak 93 bin 514 oldu. 504 konut satışı ile Türkiye’deki toplam konut satışlarının %0,5’i Edirne’de gerçekleşmiş olup en çok konut satışı gerçekleştirilen iller arasında 39. sırada yer almıştır. Konut satışlarında İstanbul 15 bin 187 konut satışı ve %16,2 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u 8 bin 250 konut satışı ve %8,8 pay ile Ankara, 5 bin 105 konut satışı ve %5,5 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 52 konut ile Hakkari, 57 konut ile Ardahan ve 73 konut ile Gümüşhane oldu.
Edirne’de ipotekli konut satış sayısı 31 olarak gerçekleşti Edirne’de ipotekli konut satışları sayısı 31 olarak gerçekleşti. Edirne’de toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %6,2 ile 27. sırada yer aldı. Edirne ili Türkiye’deki ipotekli konut satışlarındaki %0,6’lık payı ile 30. sırada yer aldı. Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %68,5 azalış göstererek 5 bin 245 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %5,6 olarak gerçekleşti. Ocak-Kasım döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %33,6 azalışla 171 bin 706 oldu. Edirne’de diğer satış türleri sonucunda 473 konut el değiştirdi. Edirne’de diğer satış türleri sonucunda 473 konut el değiştirdi. Edirne’de toplam konut satışları içinde diğer satış türlerinin payı %93,8’dir. Edirne diğer konut satış türlerinde Türkiye’deki konut satışlarından %0,5’lik pay alarak 43. sırada yer aldı. Türkiye genelinde diğer konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %12,7 azalarak 88 bin 269 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı %94,4 olarak gerçekleşti. Ocak-Kasım döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %10,2 azalışla 915 bin 643 oldu. Edirne’de 504 konut satışının, 109’u ilk satış, 395’i ise ikinci el satış olarak gerçekleşti Türkiye genelindeki 93 514 konut satışının 30 472’si (%32,6) ilk satış, 63 042’si ise (%67,4) ikinci el satış olarak gerçekleşmiştir. Edirne’de ise 504 konut satışının 109’u (%21,6) ilk satış, 395’i ise (%78,4) ikinci el satış olarak gerçekleşmiştir.
Gökalp TOPYAN Uluslarararası Nakliyeciler Derneği (UND)’nin yayın organlarından olan UND’nin Sesi isimli yayında yer ala bir habere göre, 14 Aralık 2023 tarihi itibarıyla, TIR araç sürücülerinin bekleme sürelerinin 120 saati, yani 5 günü bulduğu belirtildi. Yayında yer alan yazıda, “Bilindiği üzere, Bulgaristan sınır kapılarının fiziki altyapısında ve bilgisayar sistemlerinde zaman zaman aksaklıklar meydana gelmektedir. Bu kapsamda söz konusu aksaklıklardan kaynaklanan 14.12.2023 tarihi itibarıyla Kapıkule Sınır Kapısında yaşanılan yoğunluktan dolayı bekleme süreleri 120 saati bulmuştur. Beklemeler devam etmekte olup Derneğimiz, Kapıkule Gümrük Müdürlüğü nezdinde son durumu takip etmekte olup gelişmeler bilahare paylaşılacaktır.” İfadesine yer verildi. Bilindiği gibi Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND), 1974 yılında Türkiye kara nakliye sektörünün her türlü sorununu ulusal ve uluslararası platformda çözmek amacıyla bir araya gelen sektör temsilcileri tarafından bir meslek örgütü kimliğiyle kuruldu. Ancak dünyaya hakim olan küresel ekonomi, 2001 yılında UND’nin de sıradan bir mesleki örgüt kimliğinden vazgeçmesine neden oldu. Toplam 3,5 milyar dolar yatırımı olan ve yan sektörleri ile birlikte yaklaşık 300.000 kişiye istihdam sağlayan sektörün 940 üyeli öncü kuruluşu olan UND’nin %90’ını temsil ettiği uluslararası karayolu nakliye sektörü toplam ihracatımızın değer bazında yaklaşık % 53’ünü taşımakta. Bu faaliyetleri ile her yıl 3-3,5 milyar dolar katma değer sağlamakta. Ayrıca Türkiye’yi uluslararası birçok platformda da temsil eden UND, bu nedenle üyelerine ait araçların yaşadığı sorunların takibi ve gerek ulusal gerekse uluslararası platformlarda çözümüne sağlamakta.
Gökalp TOPYAN Lalapaşa Kadın Emeği Girişimciler Üretim ve İşletme Kooperatifi, 14’ncü Sakarya Arıcılık Paneli’nde, Kooperatif Müdürü Nuri Danışman tarafından temsil edildi. Danışman, panelde ülkenin önemli bal üreticilerinin bir araya geldiğini ve arıcılık konusunda akademik ünvanlı hocaları dinleme ve fikir alışverişinde bulunma fırsatı yakaladıklarını kaydetti.
Sakarya Pasaj 2000’nde bulunan Elegante Kafe’nin toplantı salonunda dün bir araya gelen arı yetiştiricileri, kendi yörelerinin ballarını da tanıtırken, Lalapaşa Kadın Kooperatifi’nin lavanta balı ve hediyelik sepetlerdeki lavanta torbaları büyük ilgi gördü. Edirne’yi temsilen panele Lalapaşa’dan katılan Nuri Danışman, panelin çok verimli geçtiğini belirterek, diğer katılımcılarla da deneyimlerini paylaşmalarının yararına vurgu yaptı.
Sakarya 14’ncü Arıcılık Paneli, sabah saat 10.00’da Açılış, Saygı Duruşu ve İstiklal Mar-şı’nın okunması ile başladı. Ar-dından Sakarya İli Arı Ye-tiştiricileri Birliği Başkanı Mus-tafa Ör açış konuşmasını yaptı. Protokol konuşmalarından sonra, ilk olarak Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden, ‘Propolisin Sağlık Alanındaki Potansiyeli ve Güncel Uygulamaları ‘ konusunda Prof. Dr. Sevgi Kolaylı ilk sunumu yaptı. Ardından Hacettepe Üniversitesi’nden ‘Sağlıklı Arı Yetiştiriciliği’ ile Prof. Dr. Aslı Özkırım sunumunu gerçekleştirdi. Öğle arası verilen panelin ikinci oturumu Samsun Büyükşehir Belediyesi’nden Dr. Ali Kormaz’ın, ‘Arı Ölümlerinin Nedenleri ve Öneriler’ isimli sunumu ile başladı. Düzce Üniversitesi’nden Doç Dr. Meral Kekeçoğlu, ‘Apiterapiye Uygun Arıcılık’, Doğa Turizmi ve Fotoğraf Sanatçısı Mustafa Ertekin, ‘Apiturizm’ konulu sunumları ile panelde yer aldılar. Panel, Türkiye’nin dört bir yanından gelen arı yetiştiricilerin, uzman konuklara soruları ve aldıkları cevaplar ve ardından da katılımcılara plaket sunumu töreni ile sona erdi.
Saadet Partisi Edirne İl Ekonomik İşler Başkanı Ekonomist Selim Tekin, faizleri artırmaktan başka yol bulamayan Ak Parti iktidarının IMF reçetelerine sarıldığını söyledi. Yıllardır ekonomik kriz girdabında savrulan Türkiye’de “faiz” sorununun hâlâ ortada dur-duğuna işaret eden Saadet Partisi Edirne İl Ekonomik İşler Başkanı Ekonomist Se-lim Tekin, “Mevduat faizleri 20 yılın rekorunu kırarken bankaların kredi faiz oranları da giderek yükseliyor. Başta ticaret kredileri olmak üzere bankaların faiz gelirlerinde ciddi şekilde artarken birçok sektörde ciddi bir likidite sorunu yaşanıyor” dedi. Tekin, “11’inci kalkınma planında ‘faiz sebep, enflasyon sonuç’ bir politika tedbiri olarak yer alıyor. Bu tedbir varlığını korurken şimdi ekonomide tekrar faiz odaklı bir yol izleniyor. Bu, ciddi bir tutarsızlıktır. Gelinen noktada Türkiye, öyle bir çıkmaza girdi ki; faizden başka bir çıkış yolu bulamıyorlar. Dışarıdan gelecek paraya muhtaç hale geldik. Yıllardır yapılan yanlışların bedelini ticaret erbabı, tüketici, üretici hep birlikte ödüyoruz. Yük yine bizim üstümüzde kaldı” şeklinde konuştu. 10 yıldan fazla bir zamandır 2023’ü işaret edenlerin bugünlerde sık sık 2053’ü işaret ettiğine dikkat çeken Tekin, açıklamasında şunlara yer verdi: Zira 2023 hedefleri ile gerçekler arasındaki devasa fark ortada. Nihayet döndüler, dolaştılar yine IMF reçetelerine sarıldılar. Dün düşman ilan ettikleri kim varsa bugünlerde tek tek kapılarını çalıp, sıcak para istediler ancak umduklarını bulamadılar. Borç-faiz-borç sarmalından çıkamıyorlar, çıkamazlar da. Zira daha fazla faiz demek, daha fazla borç demektir. Borçlu olmak demek, bağımsız karar verememek demektir. Hiç şaşmaz, ‘Borç alan, emir alır’. Önce kaynaklarımızı çarçur ettiniz, sonra borç üstüne borç aldınız, sonra borçları ödeyemeyince yüksek faizle daha çok borç aldınız şimdi de size ne deniliyorsa onu yapıyorsunuz. Faizle ilgili ‘nas’ı artık hiç dile getirmiyorsunuz çünkü ekonomi sadece faizden etkilenmiyor. İsraf ve yolsuzluktan bir türlü vazgeçemiyorsunuz.”
Street style giyim, sokak modası olarak da bilinir, özgün ve kişisel tarzıyla öne çıkan bireylerin tercih ettiği bir moda akımıdır. Bu akım, geleneksel moda kurallarından saparak, kendi yaratıcılığını ve özgünlüğünü ifade etmeyi amaçlayan birçok insanın ilgisini çekmektedir. Street style giyim, sokaklarda, mahallelerde ve şehirlerde rahatlıkla görülebilen bir tarzı ifade eder ve genellikle popüler kültür, müzik, sanat ve sokak yaşamının etkisi altındadır.
Street style giyim, sokaklarda ve günlük yaşamda rahatlıkla giyilebilen kıyafetlerin ve aksesuarların kombinasyonunu içerir. Bu tarz, herkesin kendi özgün kişiliğini yansıtmasına izin verir ve sık sık konforu, stilin önünde tutar. Street style giyimin özelliklerini ve kimler tarafından tercih edildiğini Alt Kültür Store’dan Fırat Can Bozhan anlattı.
Rahatlık: Sokak tarzı sweatshirtler ve eşofmanlar, rahatlık ve konfor sunar. Genellikle salaş kesimli ve yumuşak kumaşlardan üretilirler, bu da günlük yaşamda giymeyi ideal hale getirir.
Özgünlük: Sokak tarzı giyim, özgün ve kişisel ifadeyi teşvik eder. Sweatshirtler ve eşofmanlar da bu özgünlüğü yansıtan parçalardır. Farklı renkler, desenler ve baskılarla kişiselleştirilebilirler.
Spor ve Şehir Yaşamı Birleşimi: Street style giyim, spor giyimini günlük giyimle birleştirir. Bu nedenle, spor ayakkabılar ve street tarzı eşofmanlar sıkça görülen kombinasyonlardır.
Markasız veya Vintage Seçenekler: Birçok sokak tarzı giyim sever, markasız veya vintage sweatshirtler ve eşofmanlar tercih eder. İkinci el mağazaları ve vintage dükkanları, benzersiz ve özgün parçalar bulma konusunda önemli kaynaklardır.
Sokak Modası İkonları ve Sosyal Medya Etkisi: Sokak modası ikonları ve sosyal medya influencerları, sokak tarzı sweatshirt ve eşofman kombinlerini sıkça paylaşarak bu tarzın popülerliğini artırır.
Çeşitlilik: Sokak tarzı sweatshirt ve street eşofmanlar, farklı stillerde ve kesimlerde bulunabilir. Herkes kendi tarzına uygun olanı seçebilir.
Sürdürülebilirlik: Bazı sokak tarzı giyim sevenler, sürdürülebilir moda ilkelerini benimserler ve organik veya geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilen sweatshirtler ve eşofmanlar tercih ederler.
Sokak tarzı sweatshirt ve street eşofmanlar, sokak modasının vazgeçilmez parçalarıdır. Rahatlık, özgünlük ve kişisel ifadeyi ön planda tutarlar. Sokak modası severler için, bu parçalar kendilerini ifade etmenin ve tarzlarını yaratmanın bir yolu olarak görülür. Ayrıca, spor ve şehir yaşamının birleşimini yansıtarak dinamik bir görünüm sunarlar.