Olgay GÜLER Ulusal Süt Konseyi’nin aradan geçen 6 ayın ardından yaptığı toplantıdan, çiğ süt alım tavsiye fiyatına zam kararı çıkarken, açıklanan 13.5 liralık yeni fiyat üreticiyi yine mutlu etmedi. Ulusal Süt Konseyi (USK), çiğ süt tavsiye fiyatının 22 Ocak’tan geçerli olmak üzere, üreticinin eline litre başına net 13,5 lira geçecek şekilde belirlenmesine karar verdi. Konseyin internet sitesinde yer alan duyuruda, “22 Ocak 2024’ten itibaren geçerli olmak üzere yüzde 3,6 yağ ve yüzde 3,2 protein içeriğine sahip çiğ inek sütü tavsiye satış fiyatı, üreticinin eline litre başına net geçecek şekilde (çiğ süt desteği hariç) 13,5 lira olarak belirlenmiştir” ifadesi kullanıldı.
‘ÜRETİCİNİN HİÇBİR YARASINA MERHEM OLMAYACAK’ Açıklanan fiyatı değerlen-diren CHP önceki dönem milletvekili Okan Gaytancı-oğlu, yeni fiyatın üreticinin hiçbir yarasına merhem olmayacağını dile getirdi. Gaytancıoğlu, “Ulusal Süt Konseyi, milyonlarca süt ineği kesildikten sonra ancak dün toplanabildi. Toplantıda 16 liranın üzerinde bir fiyat bekleyen üreticiler için tam bir hayal kırıklığı çıktı. Çiğ süt fiyatları 12.5 liradan 13,5 liraya yükseltildi.Yani artırılan fiyat, yem fiyatlarından dolayı aşırı derecede mağdur olan üreticinin hiçbir yarasına merhem olmayacak” dedi. ‘ÜRETİCİ GÖRMEZDEN GELİNİYOR’ İktidarın günü birlik politikalarla durumu idare etmeye çalıştığını dile getiren Gaytancıoğlu, “Yem fiyatları başta olmak üzere üreticinin bütün girdi maliyetleri artarken, burada hiçbir önlem almayan hükümetin, üreticinin ürettiği süt üzerinden kılı kırk yaran enflasyon hesabı yapması çok yanlıştır. Süt hayvancılığının bittiğini, üreticinin tükendiğini görmezden gelen iktidar hala günübirlik politikalarla vaziyeti idare etmeye çalışıyor” diye konuştu.
Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, kamu çalışanlarının refahının iki şekilde sağlanabileceğini belirterek; “Öncelikle enflasyon düşürülmeli, sonra da vergide adalet sağlanmalıdır” dedi.
Vergide adaletin sağlanması için vergi borcu olanların affedilmemesi gerektiğinin altını çizen Taşkın, vergileri bordro üzerinden kesilen kamu çalışanları ile vergisini vermeyerek yasal düzenleme ile affedilenler arasında ciddi adaletsizlik olduğunu belirterek, vergisini düzenli ödeyen kamu çalışanları ile namuslu vatandaşların adeta cezalandırıldığını kaydetti.
Dar ve sabit gelirli kamu çalışanlarının gelirlerinin enflasyon nedeniyle eridiğini ve satın alma gücünün düşerek yoksullaştığına vurgu yapan Taşkın, vergide adaletin sağlanabilmesi için yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu ve az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması gerektiğini söyleyerek şunları ifade etti:
“Bireyin gerçek refah göstergesi net geliridir. İyi bir vergilendirme sisteminin en önemli özelliği vergilendirmede adaletin sağlanmasıdır. Memurun elde ettiği gelire orantılı olarak daha fazla vergi verdiğini biliyoruz. Bireylerin yararlandığı hizmetlere uygun olarak devlete katkı sağlamasının eşitlikçi ve adaletli vergilendirme açısından önemli olduğunu unutmayalım. Her birey, devlet hizmetlerinden yararlandığı ölçüde vergilendirilmelidir. Vergi uygulamalarında iktisadi ve sosyal olarak vergi istisna ve muafiyetlerine gidildiğini, bunun da vergide adaletsizliğe neden olduğunu görüyoruz! Sermaye geliri olanlarla (kira, faiz, kâr vs.), düşük gelirli ücretlilerin aynı vergilendirme sistemi içinde olması adaletsizliktir. Ücret geliri düşük olan memurların ödeme gücü, sermaye geliri olanlarla aynı değil, dolayısıyla ödeme gücü yüksek olandan fazla vergi alınmalıdır. Yani hep söylediğimiz gibi az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalıdır.
Yüksek gelir grupları yeterince yüksek oranlarla vergilendirilmiyor. Bütün yük ücretlinin sırtına biniyor. Unutulmamalıdır ki herkesin gelirine göre eşit biçimde vergilendirildiği sistem adaletli olabilir. Memura ve emekliye, kendisinin ve ailesinin insanca, onurlu bir yaşam sürdürebilmesi açısından en az yoksulluk sınırının üstünde bir ücret verilmelidir. İstikrarlı bir ücret politikası ortaya konmadığı müddetçe memurun ve emeklinin yaşam standartlarında düzelme olmayacaktır. Memurun yüksek enflasyon ve vergi adaletsizliği nedeniyle reel gelir kaybı zaman içinde dengelenmesi gerekirken her geçen gün aradaki makas açılmaktadır. Bu nedenlerle, eşitlikçi ve adaletli bir vergilendirme sistemine geçilmesi zorunludur.”
Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO), Türkiye Bulgaristan Sınır Ötesi İşbirliği Programı kapsamında ‘Daha Yeşil, Daha Düşük Karbon Tüketen Avrupa’ politika önceliği altında Çevre Dostu Sınır Ötesi İşbirliği projeleri için küçük ve orta ölçekli işletmelere hibe desteği sağlanacağını duyurdu. ETSO’nun internet sitesinde üyelere yönelik duyuruda 23 Ocak 2024 Salı günü Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi Senato Salonu’nda bilgilendirme toplantısı, 24 Ocak 2024 Çarşamba günü de Balkan Kongre Merkezi Büyük Salon’da ortaklık forumu gerçekleştirileceği belirtilerek şunlara yer verildi: “Bilindiği üzere Avrupa Birliği Başkanlığı Ulusal Otorite sıfatıyla ülkemizdeki uygulamasından sorumlu olduğu Interreg-IPA Türkiye Bulgaristan Sınır Ötesi İşbirliği Programı, Edirne ve Kırklareli illerimizde bulunan kamu kurum ve kuruluşları, yerel idareler, eğitim ve öğretim kurumları ve sivil toplum kuruluşları gibi kar amacı gütmeyen tüzel kişilikler ile küçük ve ortak ölçekli işletmelerin Bulgaristan’da müteşekkil proje ortakları ile gerçekleştirdikleri projelere finansman sağlamaktadır.
Söz konusu programın 2021-2027 dönemi kapsamında, belirlenen finansman alanlarından biri olan ‘Daha Yeşil, Daha Düşük Karbon Tüketen Avrupa’ politika önceliği altında küçük ve orta ölçekli işletmelere hibe desteği sağlayacak Çevre Dostu Sınır Ötesi İşbirliği proje teklif çağrısı 13 Kasım 2023 tarihinde duyurulmuştur. Bu çerçevede, bölgedeki KOBİ’lerin enerji verimliliği ve kaynakların verimli kullanıldığı döngüsel ekonomiye geçiş konularında hazırlayacakları projelere söz konusu programdan tahsis edilecek fonlardan etkin bir şekilde yararlanabilmesini sağlamak amacıyla Avrupa Birliği Başkanlığı tarafından bilgilendirme günü ve ortaklık forumu organize edilecektir. Bu kapsamda, 23 Ocak 2024 tarihinde Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi Senato Salonunda yukarıda anılan proje teklif çağrısı başvuru esaslarına ilişkin bir ‘Bilgilendirme Günü’, ardından 24 Ocak 2024 tarihinde Balkan Kongre Merkezi Büyük Salon’da sınırın iki tarafındaki potansiyel proje yararlanıcılarını bir araya getirerek proje ortaklıkları kurulmasını sağlamayı amaçlayan bir ‘Ortaklık Forumu’ yapılması planlanmaktadır. ‘Bilgilendirme Toplantısı’ ile ilgilenen Edirne ve Kırklareli KOBİ’leri başvuru için: https://bit.ly/3voNvq2 ‘Ortaklık forumu’ ile ilgilenen Edirne ve Kırklareli KOBİ’leri 19 Ocak’a kadar başvuru için: https://bit.ly/3NSBDDm adreslerini ziyaret edebilirler.”
Olgay GÜLER Edirne’de kuru toprağa buğdayını eken üretici, Kasım ve aralık ayında metrekareye düşen 176.2 kilogramlık yağmurun ardından, toprağın doyuma ulaşması için kar yağışı bekliyor. Yaz ayının yağışsız geçtiği Edirne’de çiftçi ekim ayında buğdayını kuru toprağa ekti. Kasım ayında metrekareye 106, aralık ayında ise 70.2 kilogram yağışın düşmesiyle üreticinin yüzü gülerken, ürün gelişip tarlaları yeşertmeye başladı. 2 aylık dönemde toplam metrekareye 176.2 kilogram yağmurun düştüğü bölgede, barajların ve nehirlerin de doluluk oranı arttı. Kasım ayında doluluk oranı yüzde 40 seviyesinde olan Süloğlu barajında, yağışların ardından doluluk yüzde 42’ye, yüzde 3 olan Kadıköy Barajı’nda ise bu oran yüzde 11’e çıktı. Edirne’nin içme suyunun sağlandığı Kayalıköy Barajı’nda ise kasım ayında yüzde 8 olan doluluk, yağışlarla birlikte yüzde 12’ye çıktı. Ocak ayında henüz kar yağmaması ise üreticiyi tedirgin etmeye başladı.
‘TOPRAĞIN DOYUMA ULAŞMASI LAZIM’ Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, mevcut yağışların buğdayın gelişimi için yeterli olmadığının altını çizerek, toprağın doyuma ulaşması için kar yağışının şart olduğunu belirtti. Ürünün gelişiminin devam edebilmesi için kış döneminde bol yağış gerektiğini kaydeden Arabacı, “Toprak ürünün rahat gelişimi açısından yeterli tava ulaşmış durumda. Gelişimde şu an sıkıntı yok. Ama genele bakarsak kış döneminde bol yağışlar almamız lazım, toprağımızın doyuma ulaşması lazım. Bunun için de; ‘bu yağan yağışlar yeterli mi?’ dersek, henüz toprak daha doyuma ulaşması açısından önümüzdeki günlerde de, Kasım ve Aralık ayında aldığımız yağışlar gibi yağışlar gelirse çok güzel bir yıl olur diye düşünüyorum. Ama bugüne kadar Ocak ayında öyle çok kuvvetli yağış almadık, sadece Kasım ve Aralık ayındaki yağışlarla devam ediyoruz. Bu kış çok yağışlı, ya da çok kurak da diyemiyoruz. Çok ortada bir seviyedeyiz. İnşallah bundan sonraki süreçte de güzel yağışlar alırız ve güzel bir sezon olur” dedi. Kar yağışıyla toprağın doyuma ulaşacağını anlatan Arabacı, “Kar yağışı aldığımız takdirde, buğdaylarımızı örtecek şekilde yağdığı takdirde bu bizim üreticilerimizin en çok istediği şeylerden bir tanesi çünkü hem ürünümüzü örttüğü dönemde, ürün altta sıcakta kalıyor ve çalışıyor hem de kar eridiğinde toprak daha çok doyuma ulaşıyor. Hepimizin kar yağışı olmasını isteriz ama maalesef bölgemizde böyle bir kar yağışı oluşmadı ama yağmur bile yağsa bu noktadan sonra o bile yeterli olacaktır. Gönül hem yağmur, hem de kar olsun ister” diye konuştu.
‘KARIN ÜRÜNÜN ÜSTÜNÜ ÖRTMESİ LAZIM’ Kar yağışının ürün için de önemine değinen Arabacı, “Her yağan yağmurun muhakkak faydası olacaktır ama şu ana kadar çok yeterli yağışlar olmadı. İnşallah bundan sonraki süreçte gerçek düzeyde kar olur. Çünkü kar dediğimizde, bizim ürünü örtecek bir karış ya da dize kadar yağacak karlardan söz ediyorum. Bunları eskiden çok görüyorduk ama uzun zamandır bu yağışları görmüyoruz. O tarz yağan karlar olursa bizim için daha iyi olur” ifadelerini kullandı. ‘ÇOK İYİ YA DA ÇOK KÖTÜ OLUR DEMEK İÇİN HENÜZ ERKEN’ Mevcut yağışların ürüne yeterli olmayacağını da kaydeden Arabacı, “Şu an mevcut yağan yağışlarla ürün idare etmez. Çünkü önümüzde daha çok uzun bir süreç var. Kış yağışları olursa, toprak doyuma ulaşırsa doğal olarak bizim yaz dönemi kurak bile geçse, ürünümüz o taban suyuyla belli bir seviye idare edebilir. Ama bu yağışlar kışın çok yoğun olmaz, toprak doyuma ulaşmazsa, yaz döneminde de güzel yağışlar almazsak bu bizim için çok kötü bir senaryo. Çok şükür şu ana kadar çok güzel yağışlar aldık. Bu önümüzdeki süreçte de inşallah böyle gider. Sadece bu aldığımız yağışlarla ürün çok iyi olmaz, yeterli değil. Ama sonuçta ‘bu yıl çok iyi ya da kötü olur’ demek için henüz çok erken bir dönem” şeklinde konuştu.
Ödülü IC İçtaş Enerji Yatırım Holding Kurumsal İletişim Müdürü Ergin Akgün aldı
Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli’nde elektrik dağıtım hizmetini üstlenen Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş.(TREDAŞ), hayata geçirdiği projeler ile sektöre örnek olmaya devam ediyor. TREDAŞ’ın armatür başlıklarını mama ve su kabı olarak sokak hayvanları ile buluşturan “Enerjimiz Küçük Dostlarımız İçin” Projesi ile yapay zekâ destekli dijital asistan “TREDAŞ Enerjik” Projesi, Nice Medya tarafından düzenlenen “6. CX Awards Turkey-Müşteri Deneyimi Ödülleri” yarışmasında ödüle layık görüldü.
Ödül TREDAŞ Müşteri Deneyimi ve Çağrı Merkezi Müdürü Ömer Yalçın’a takdim edildi
11 Ocak Perşembe Gecesi İstanbul’da Sait Halim Paşa Yalısı’nda gerçekleştirilen 6. CX Awards Turkey – Müşteri Deneyimi Ödülleri” töreninde, TREDAŞ “Enerjimiz Küçük Dostlarımız İçin” Projesi “Sürdürülebilirlik” kategorisinde “En İyi Fikir” ödülünün sahibi oldu. TREDAŞ’ın gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakma hedefinin bir parçası olan Enerjimiz Küçük Dostlarımız İçin Projesi’nin ödülünü şirket adına IC İçtaş Enerji Yatırım Holding Kurumsal İletişim Müdürü Ergin Akgün aldı. Müşteri hizmetleri yönetiminde yazılı ve sözlü olarak insan konuşmasını taklit edebilen ve Trakya şivesiyle konuşanlarla da rahatça iletişime geçilebilen yapay zekâ destekli dijital asistan uygulaması “TREDAŞ Enerjik” ise “En İyi Dijital Müşteri Deneyimi” kategorisinde “Sektörde İlkler” ödülüne layık görüldü. Bu özel ödül de törene katılan TREDAŞ Müşteri Deneyimi ve Çağrı Merkezi Müdürü Ömer Yalçın’a takdim edildi.
ARMATÜR BAŞLIKLARI MAMA VE SU KABINA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR
TREDAŞ’ın, “En İyi Fikir” ödülüne layık görüldüğü “Enerjimiz Küçük Dostlarımız İçin” Projesi, yaklaşık 4 yıldır devam ediyor. Proje kapsamında kullanım ömrünü tamamlamış, yanmayan ve atık olarak ayrılan armatür başlıklarını, sokak hayvanlarına zarar verebilecek vida ve tel gibi maddelerden ayrıştıran TREDAŞ, Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli’nde bu başlıkları mama ve su kaplarına dönüştürüyor. Bugüne kadar üç ilde mama ve su kabına dönüştürülen armatür sayısı 300’ü aşmış durumda.
“TREDAŞ ENERJİK”, 2020 YILINDA DEVREYE ALINDI
TREDAŞ’ın “Sektörde İlkler” ödülünü alan “TREDAŞ Enerjik” Projesi ise 2020 yılında devreye alındı. O dönemde Avrupa’da ilk olan bir yapay zekâ destekli dijital asistanı olan TREDAŞ Enerjik Projesi, Trakya Bölgesi’ne hizmet vermesinden dolayı yoğunlukta kullanılan şiveye göre tanımlandı. TREDAŞ Enerjik, dijital asistan uygulaması ile müşterilerin taleplerini saniyeler içinde iletirken sesli komutları da algılayarak, elektrik dağıtım faaliyetlerinde her türlü bilgiyi müşterilerine aktarabiliyor.
Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü, çeltik ambarı İpsala ilçesindeki yaklaşık 29 milyon 800 bin metrekareyi bulan 30 tarlayı toplam 252 milyon 242 bin lira yıllık muhammen bedelle 25 Ocak 2024 Perşembe günü açık arttırma suretiyle kiraya verecek… HABER MERKEZİ Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü, çeltik ambarı İpsala ilçesindeki yaklaşık 29 milyon 800 bin metrekareyi bulan toplam 30 tarlayı 25 Ocak 2024 Perşembe günü açık arttırma suretiyle kiraya verecek. Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nde saat 10.00’da gerçekleştirilecek 30 tarladan 29’u Yenikarpuzlu Beldesi Paşalı Mevkii, 1’i ise Köprü Mahallesi Tuztepe Mevkii’nde bulunuyor. Köprü Mahallesi’ndeki tarla 26 bin 01 metrekare genişliğinde olurken, Yenikarpuzlu Beldesi’ndeki 29 tarlanın genişlikleri de 156 bin 030,75 metrekare ile 2 milyon 457 bin 808,28 metrekare arasında değişiyor. Tarlaların yıllık muhammen kira bedelleri de 221 bin 863 TL ile 20 milyon 891 bin 371 TL arasında bulunuyor. Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce kiraya verilecek tarlaların alanları (m2) ve yıllık muhammen kira bedelleri (TL) şöyle:
Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün konuya ilişkin duyurusunda da özetle şunlara yer verildi: “Yukarıda her türlü vasfı yazılı taşınmazların; 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 45. maddesine göre 25/01/2024 tarihinde, listede hizasında gösterilen muhammen bedelleri üzerinden, ihalede oluşan bedelin ihale tarihinden 20/11/2024 tarihine kadar geçerli olması, mukavele anında 1. taksidin peşin, 2. taksidin en geç 05/11/2024 günü mesai saati bitimine kadar ödenmesi, müteakip dönemlerde ilk taksitin en geç o yılın Mart ayının 5. günü mesai saati bitimine kadar, 2. taksitin ise en geç o yılın Kasım ayının 5.günü mesai saati bitimine kadar ödenmesi, 20 Kasım’dan 20 Kasım’a devam edecek olan müteakip yıllara (dönemler) ait kira bedellerinin bir önceki yılın kirasının TUİK tarafından yayımlanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) 12 aylık ortalamalara göre değişim (%) oranı esas alınarak ve emsal ile rayiç gözetilerek belirlenmesi suretiyle, 3 yıllığına (20/11/2026 tarihine kadar) açık arttırma usulüyle 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre kiraya verilmesine. İhale açık arttırma suretiyle 25/01/2024 tarihinde saat : 10:00′ da Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğünde (Sabuni Mahallesi, Atatürk Bulvarı No:333) yapılacaktır. Kiraya verilecek taşınmazlarla ilgili şartname mesai gün ve saatlerinde İdare binasında görülebilir. Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğüne kira/ecrimisil borcu bulunanlar ile İdareyle mahkemelerde hukuki ihtilafı bulunan talipliler ihaleye kesinlikle alınmayacaktır. Taşınmazların ihalelerine son müracaat tarihi 24/01/2024, son müracaat saati ise 12:00’dir. Müracaat tarihinden ve saatinden sonra yapılan müracaatlar kabul edilmeyecektir. İlana yazılmayan bilgiler şartnamede mevcut olup, istekliler şartnamenin bütün usul ve esaslarına uymak zorundadır. İhaleye giren gerçek ve tüzel kişiler bütün bu şartları peşinen kabul ve taahhüt etmiş sayılır. Posta ve faks ile yapılacak müracaatlar kabul edilmeyecektir. Taşınmazlarda ihale bedeli 1. taksiti mukavele anında, 2. taksit en geç 05.11.2024 tarihinde olmak üzere tahsil edilecektir. Mukavele anında 2. taksit tutarı kadar 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 26. maddesinde belirtilen teminat olarak kabul edilebilen değerlere uygun teminat alınacaktır. Teminat mektubu limit dahili ve süresiz olacaktır. 2025/2026 yıllarında 1. ve 2. taksit kira bedellerinin ödenmesinde de içinde bulunulan yıl için aynı süre ve teminat usulleri ugulanacaktır. İstekliler gerçek kişi ise nüfus cüzdanı fotokopisi ile T.C.kimlik numarasını, ortak grişimciler noterden tasdikli ortak girişim beyannamesi ibraz edeceklerdir. Şirket olarak katılacaklar ise 2024 tarihli, tasdikli ticaret yada sanayi odası sicil kaydı, ticaret sicil tasdiknamesi, şirket ana sözleşmesi, yetki belgesi ve imza sirkülerinin aslı veya noterden tasdikli suretleri ile şirketin vergi numarasını ibraz edeceklerdir. Vekaleten iştirak ediliyor ise vekaleten iştirak edenin noter tasdikli vekaletname ile müracaat etmesi ve belgelerini 24/01/2024 Çarşamba günü saat 12:00’ya kadar Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü Yatırım ve Emlak Servisine teslim etmeleri gerekmektedir. Geçici ve ek teminatların tamamı Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü Vakıf Katılım Bankası Çorlu şubesindeki TR64 0021 0000 0030 0002 2000 01 nolu hesabına (teminatlar yatırılırken taşınmazın parsel ve parselasyon numaraları belirtilecektir.) yatırılacaktır. Geçici ve ek teminatların geri ödemeleri katılımcıların banka hesap numaralarına yapılacaktır. (Banka hesap numarası ve IBAN numarası olmayanların her hangi bir bankadan hesap açtırması gerekmektedir) Bu ilan kiralık yer talebi ile ilgili, İdareye verilen dilekçe sahiplerine duyuru mahiyetinde olup, ihaleye giren şahıs taşınmazı görerek ihaleye girmiş sayılacaktır. İhale uhdesinde kalan isteklinin süresi içerisinde İdare ile kira kontratosu yapmaması halinde geçici teminatla birlikte ek teminat da bütçeye irad kaydedilir. Bir ihale bitmeden diğerine geçilmeyecektir. İhale komisyonu listedeki sıraya bağlı kalmak zorunda değildir. İhale konusu 320/4, 320/7, 320/1, 224/1 ve 225/1 ada/parsel No.lu taşınmazlar Askeri Güvenlik Bölgesinde kalmaktadır. Askeri Güvenlik Bölgesi geçiş izinlerinin ilgili kurum ve kuruluşlardan alınması kiracının sorumluluğundadır. 320/1-C parselasyonlu kısıma erişim için gerekli donanım/teçhizat ilgili kurum ve kuruluşların izni alınarak kiracısı tarafından sağlanacaktır. 263/15 (eski parsel: 2803), 233/11 (eski parsel: 2808) , 233/12 (eski parsel: 2809), 233/16 (eski parsel: 4566), 233/18 (eski parsel: 4894), 233/24 (eski parsel: 4896), 233/19 (eski parsel: 4897) ve 220/1 ada/parsel No.lu taşınmazlar nitelikli doğal koruma alanında kalmakta olup Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 08.10.2020 tarih ve E.12342 sayılı yazısı ile ziraii amaçlı çeltik ekim izni alınmıştır. Sözkonusu parsellerin mülkiyet sınırları dahilinde ekime hazır hale getirilmesi kiralayanın sorumluluğu altındadır. Taşınmazlar harici parselasyonlu olup, sınırlarda ihtilaf olması veya parselasyonlu taşınmazda sınırların yeniden tespit edilmesi gerektiğinde İdaremizce tanzim edilen ölçü krokisindeki koordinatlar esas alınarak kiracısınca serbest çalışan harita mühendisine aplikasyon işlemi yaptırılacaktır. İdare ihaleyi yapıp yapmamakta ve en uygun bedeli tespitte serbesttir.”
Edirne Ticaret ve Sanayi Odası ile MNG Kargo arasında ETSO üyelerini kapsayan indirim protokolü imzalandı. Edirne Ticaret ve Sanayi Odası ile MNG Kargo arasındaki indirim protokolü, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı H. Sezai Irmak ile MNG Kargo Trakya Satış Yöneticisi Sedat Kurtulmuş ve MNG Kargo Tunca Şube Birim Müdürü Sinan Can Cengiz tarafından ETSO binasında imzalandı. İmzalanan protokol kapsamında Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’na üye firmalar MNG Kargo Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş.’den 1 yıl boyunca yapacakları gönderiler için 34.99 + KDV ile başlayan fiyatlarla indirimden faydalanabilecek. İndirimli ücretlerden yararlanabilmek için Edirne Ticaret ve Sanayi Odası üyesi olduğunuzu belgeleyen Oda Kayıt Belgesi ile MNG Kargo Şubesi’ne başvuruda bulunulması gerekmektedir. Söz konusu indirim protokolü hakkında MNG Kargo Tunca Şubesi’nin 0284 236 08 87 numaralı telefonundan detaylı bilgi alınabileceği belirtildir. 2024’e indirim protokolleriyle başlamanın sevindirici olduğunu dile getiren ETSO Yönetim Kurulu Başkanı H. Sezai Irmak, “ Yeni yıl ile birlikte yükselen fiyatların üyelerimizin belini bükmemesi adına faydası dokunacak her kurum ve kuruluş ile iş birliği içinde olmaya çalışacağımızın sözünü üyelerimize vermiştik. Bu doğrultuda yeni yılın ilk günlerinde böyle bir anlaşmaya imza atmak Oda olarak bizi oldukça memnun etti. Bu protokolün hem MNG Kargo’ya hem tüm Edirne Ticaret ve Sanayi Odası üyelerine hayırlı olmasını diliyorum” diyerek duygu ve düşüncelerini ifade etti.
Olgay GÜLER Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Başkanı Sezai Irmak, Edirne Beyaz Peyniri ve Bademezmesi için Avrupa Birliği’nden (AB) coğrafi işaret almak için çalışmalar başlattıklarını söyledi. ETSO Yönetim Kurulu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla kentte faaliyet gösteren basın mensuplarıyla bir araya geldi. Toplantıda konuşan ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Irmak, kentin gastronomik değerlerinden peynir ve bademezmesinde AB’den coğrafi işaret almak için çalışmalarının sürdüğünü söyledi. Irmak, AB coğrafi işaretinin kent turizminin hareketlenmesi noktasında önemli olduğuna vurgu yaptı.
Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Başkanı Sezai Irmak
‘MEVCUT ŞEKLİYLE MÜRACAAT ETTİĞİMİZDE AYNI GÜN RET OLUR’ Edirne’de beyaz peynirin daha önce Türkiye genelinde coğrafi işaret aldığını hatırlatan Irmak, “Beyaz peynire odamız tarafından daha önce coğrafi işaret alınmış ancak AB’ye müracaat etmeye niyetlendiğimizde Türkiye’de onun üzerinde AB’de coğrafi işaret almış bir büroyla görüştüm Ankara’da ve bizim peynirdeki coğrafi işareti inceledi, burada eksiklikler tespit ettik. Mevcut şekliyle müracaat ettiğimizde aynı gün ret olur. Önce bunları düzeltelim. Edirne beyaz peynirinin sadece Edirne yöresinde üretilen sütlerle üretilebileceği konusunda sağlam bir coğrafi işaret alalım sonra AB’ye müracaat edeceğiz. Zaten buradaki coğrafi işaret sağlam olduğunda AB’den geri dönmesi için bir sebep kalmıyor” dedi. ‘BADEM ORANI YÜZDE 50’YE ÇIKARILMALI’ Bademezmesinde de bir takım düzeltmelerden sonra müracaatlarını yapacaklarını kaydeden Irmak, “İkinci olarak bademezmesinin coğrafi işareti konusu. Bir kaç bademezmesi üreticisiyle görüştüğümde alınmış coğrafi işaretinde yüzde 37.5 badem bulundurulma şartı var, bu oranın minimum yüzde 50’ye yükseltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben ezmeci değilim ama üyemiz olan bir takım bademezmesi üreticisiyle görüştüm, onların ortak kanaati bu. Ondan sonra da AB coğrafi işareti konusunda başvurumuzu yapacağız” diye konuştu. ‘KENT TURİZMİNİN HAREKETLENMESİNE KATKISI OLACAK’ AB coğrafi işaretinin kent turizmi için önemine de vurgu yapan Irmak, “AB’den coğrafi işaretin şöyle bir yararı var. AB’den alınan coğrafi işarette, turizmciler rotaları oluşturuyor. Oradan gelen turist bakıyor, hangi ürünlerin coğrafi işareti var, neredeler. Edirne’deyse, Edirne’nin tüm esnafının, turizminin hareketlenmesine önemli katkıları olacak AB coğrafi işaretinin. İnşallah en kısa sürede gerçekleştireceğiz bu işi peynir ve bademezmesinde” şeklinde konuştu.
Olgay GÜLER Trakya Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Trakya Birlik) Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Kırbiç, ayçiçek üretiminin arttırılması gerektiğini, buğday paritesiyle hesaplandığında ayçiçeği fiyatının düşük kaldığını söyledi. Trakya Birlik 2022/2023 iş yılı olağan genel kurulunu Edirne Mimar Sinan Spor Salonu’nda gerçekleştirdi. Genel kurula Trakya Birlik yönetim kurulu üyeleri, Marmara Bölgesi’ndeki 35 kooperatifin yönetim kurulu üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve birlik ortakları katıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüm şehitler anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Kırbiç, genel değerlendirme yaptı.
‘ORTAKLARIMIZDAN 294 BİN TON ÜRÜN SATIN ALDIK’ Trakya Birliğin Türkiye’nin 13 ilinde 48 kooperatifle birlik içerisinde faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Kırbiç, “Geçtiğimiz kampanya döneminde kooperatiflerimizce çiftçilerimize yaklaşık 14 bin ton gübre satışı, 160 bin litre zirai ilaç, kooperatif ortaklarına da yaklaşık 67 bin çuval torba tohum satışı gerçekleşmiştir. Yaklaşık 197 bin ton fenni yem, 23 bin ton küspe satışı yapılmıştır. Kısa ve uzun vadeli olmak üzere ortaklarımıza yaklaşık 2 milyar 297 milyon TL ayni ve nakdi olmak üzere kredi kullandırılmıştır. Geçtiğimiz kampanya döneminde ortaklarımıza yaklaşık 294 bin ton ürün mubayaası gerçekleştirilmiş, bunun bedeli olarak da yaklaşık 4 milyar 325 milyon TL ödemesi yapılmıştır” dedi.
‘REKOLTE KAYBINA RAĞMEN ÜRÜNÜN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜ ALDIK’ Geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklığın, ayçiçeği verimini olumsuz yönde etkilediğini kaydeden Kırbiç, “Geçtiğimiz kampanya döneminde ülkemizde ve özellikle Trakya bölgesinde yaşanan kuraklık, ayçiçek verimini olumsuz yönde etkilemiştir. Rekolte kaybı olmasına rağmen, piyasada ayçiçek fiyatlarının düşük oluşmasından dolayı üretilen ürünün büyük bölümü Trakya Birlikçe mubayaa edilmiştir. Kuraklık etkisi ve ekim alanlarının düşmesine rağmen Trakya Birlik olarak bir önceki yıla yakın ürün mubayaasında bulunulmuştur. Üretim maliyetlerine göre ortaklarımızın kazancının, olması gerektiği seviyede gerçekleşmesi konusunda Trakya Birlik Yönetim Kurulumuzca gerçekten Ankara’da, bürokraside, siyasette büyük mücadele verilmiştir. Bu konuda ülkemizde hiçbir üründe üretici için bu mücadeleyi veren kurum olmadığını, Ankara’daki temaslarımızda da bizzat yaşamış bulunmaktayız. Bu süreçte ülkemizin bir çok ilinde ayçiçeği ekimi yapılan bölgelerde çok düşük ürün fiyatları oluşmuştur. Bu illerden bizi arayan üreticilerimiz, ziraat odası yöneticileri, borsa yöneticileri bizlerle iletişime geçmiş, ‘buradan alım yapar mısınız? Burada kooperatif kurun’ diyerek bizlerden taleplerde bulunmuşlardır. Tabii, bizler bunun mümkün olmadığını, birinci derece sorumlu olduğumuz bölge olduğunu söyledik” diye konuştu.
‘ÜRETİCİ ÜRÜNÜNÜ UCUZA SATTIĞINDAN DOLAYI EKİMDEN VAZGEÇMEYE BAŞLADI’ Anadolu’nun çeşitli illerinde çiftçinin, ürününü ucuza sattığından dolayı ayçiçeği ekiminden vazgeçmeye başladığını söyleyen Kırbiç, “Bugünlere geldiğimizde Anadolu’nun çeşitli illerinde çiftçi ürününü ucuz sattığından dolayı ayçiçek ekiminden vazgeçmeye başlamıştır. Son süreçte bakanlarımız ve bürokrasimizle Ankara’da bir takım sıkı ilişkiler, rasyonel ve gerçekçi talep ve raporlar ileterek görüşüyor, sıkıntı ve sorunları kendilerine iletiyoruz. Geçtiğimiz yıl 31 Aralık tarihi itibariyle gümrük vergilerinin sıfırlanması, bizleri çok zora sokmuştur. Aldığımız ürünün büyük bir bölümü o tarihe kadar işlenmediğinden, ithal maliyette de o günlerdeki fiyatı 8500 ile 9000 TL fiyattan oluşmuş bu da Trakya Birlik olarak bizi epey sıkıntıya sokmuştur” şeklinde konuştu. ‘FİYAT BASKISI VE İTHALAT ÜRETİCİYİ VE BİRLİĞİ ZORLUYOR’ Ayçiçeğinde yaşadıkları sıkıntıları geçtiğimiz aylarda Tarım Bakanına da ilettiklerini anlatan Kırbiç, “Tarım Bakanlığı’yla yaptığımız her görüşmede ayçiçek üretiminin arttırılması gerektiğini, üreticilerin buğday paritesiyle hesaplandığında ayçiçeği fiyatının düşük kaldığını belirttik. Ülkemizin açığı olan bu ürünün fiyat ve ithalat baskısı ile hem çiftçimizi hem de Trakya Birliği çok zorladığını söyledik. Bunun devamı halinde ülkemizde üretimin ciddi oranda düşeceğini ve Trakya Birlik olarak bizim de alım politikalarının sürdürülebilirliğinin çok zor olduğunu söyledik” ifadelerini kullandı. ‘BU FAİZ ORANLARIYLA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÇOK ZOR HALE GELDİ’ Konuyla ilgili Ticaret Bakanlığı’yla da görüştüklerini belirten Kırbiç, “Geçtiğimiz hafta da Ticaret Bakanımızla yaptığımız görüşmede gümrük vergileri ve piyasa şartlarıyla ilgili birliklerin sıkıntılarının büyük olduğunu ve bunun çözüme kavuşması gerektiğini ilettik. Finans maliyeti sizlerin de bildiği gibi 2 yıldan beri, özellikle son yılda çok yükselmiş ve bu da Trakya Birliği zorlar hale gelmiştir. Faiz oranları, krediye ulaşım, çözüm bekleyen en önemli sorunlarımızdan olmuştur. Bu faiz oranlarıyla sürdürülebilirlik çok zor hale gelmiştir. Önümüzdeki süreçte inşallah yeni gelişmeler olmasını diliyoruz. Bu konuda çalışmalarımız devam etmekte” dedi.
Olgay GÜLER Edirne Merkez ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB) Başkanı Mustafa Suiçmez, geçtiğimiz yıla oranla çiğ süte yapılan yüzde 14’lük fiyat artışına karşılık, yeme 1 yılda yüzde 48’lik zam geldiğine dikkat çekip, Ulusal Süt Konseyi’ne fiyatları güncellemesi çağrısında bulundu. Türkiye’de Ulusal Süt Konseyi’nin Ağustos ayından bu yana çiğ sütte tavsiye alım fiyatını açıklamaması üreticiyi çıkmaza sokmaya başladı. 2023 yılı Ocak ayında ürününü 11 liradan satan üretici aradan geçen 1 yıllık süreçte sadece yüzde 14 zam aldı. Aynı süreçte yeme gelen yüzde 48’lik artış karşısında üretici, maliyetle başa çıkamaz hale geldi. Ağustos ayının ardından aradan geçen 5 aylık süreçte Ulusal Süt Konseyi’nin toplanmasını bekleyen üretici yeni fiyat açıklamasını beklemeye koyuldu. Edirne SÜTÜB Başkanı Mustafa Suiçmez, üreticide bıçağın kemiğe dayanmakla kalmadığını, kemiğin içine girdiğini belirterek, durumun ciddiyetine dikkat çekti. ‘BIÇAK KEMİĞİN İÇİNDE’ Suiçmez, 2023 yılı Ocak ayı ile 2024 Ocak ayı arasında süt ve yeme gelen zamları karşılaştırarak, “2023 yılının Ocak ayında Edirne Süt Üreticileri Birliği’nde üreticinin eline geçen 1 litre süt fiyatı 11 lira. Üzerinden tam 1 yıl geçti. 2024’ün Ocak ayındayız ve şu anda sütün litresi 12.50 lira. 1 yıllık artışa baktığımızda, artış oranı yüzde 14. Yani bizim ürettiğimiz sütün 1 yıl içerisinde üretici fiyatı yüzde 14 artmış. Bunları bugüne kadar anlattık ve artık bıçak kemiğe dayanmadı, kemiğin içinde. Bir firmadan 2023’ün Ocak ayında 380 lira yemin peşin fiyatı, bugün 560 lira. Yüzdelik artış oranı yüzde 48. Başka bir firmadan eş değer bir süt yemi 2023 yılının Ocak ayında 375 lira, şu anda 542 lira. Bunun da artış oranı yüzde 44. Yani süt yüzde 14 artmış, yem yüzde 44 ile yüzde 48 oranında artmış” dedi. ‘HANGİ HESABI YAPARSANIZ YAPIN ZARAR EDİYORUZ’ Bir ineğin günde 291 lira 50 kuruş maliyetinin olduğunu anlatan Suiçmez, “Diyelim ki bu hayvandan günlük 20 litre süt aldığında kafa kafaya gelebilmesi için bu maliyetlerle bu sütü 14 buçuk liraya satmam lazım benim. Eğer benim ineğim 22 litre süt verirse ben bunu 13 lira 20 kuruşa satmam lazım. Hangi hesabı yaparsanız yapın, ister 20 litreden, ister 22 litreden yapın şu anda verdiğimiz fiyatla biz zarar ediyoruz” şeklinde konuştu. ‘DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR YOLA GİRDİK’ Ulusal Süt Konseyi’nin halen toplanmamasına tepki gösteren Suiçmez, “Ulusal Süt Konseyi bugün toplanacak, yarın toplanacak deniliyor. Daha ne bekliyorlar acaba? Sanayiciye, Ulusal Süt Konseyi’ne soruyorum, merkez birliklerine sormak istiyorum, daha neyi bekliyorlar acaba? Bu fiyatla bu hayvancılığı yapmaz bu insanlar. Bu inekleri satacaklar. Geri dönüşü olmayan bir yola girdik. Gerçekten çok tehlikeli bir yere gidiyoruz, inanın bu insanlar kestirecek bu hayvanları, bakmayacaklar. Zararına kimse dayanamaz, dayanılması mümkün değil” ifadelerini kullandı. ‘FİYAT 16.50-17.00 LİRA OLMASI GEREK’ Üreticinin üretimi sürdürebilmesi için çiğ süt alım fiyatının 16,50 – 17,00 lira bandında olması gerektiğini de dile getiren Suiçmez, “Yüzde 14 süte zam gelmiş, yüzde 48 yeme gelmiş. Aradaki fark yüzde 34. Şu anki rakamın üzerine yüzde 34’ü koyduğunda 16 lira 75 kuruş para almamız lazım, sütün fiyatı en iyi ihtimalle bu olması lazım. En azından bu süt fiyatı 16,50 – 17,00 lira olsun, bu insanlar da umutla bu işi yapsınlar. Biz fiyatı da 1 Ocak’tan itibaren geçerli olmak üzere istiyoruz. Bu Ocak ayını yemesinler. İnsanların emeğinin karşılığını birileri yemesin” dedi.