
Trakya’nın oksijen deposu ve kalbi olarak kabul edilen Istrancalar’daki İğneada-Kıyıköy arasındaki ormanlık alanda yapılması planlanan Nükleer Enerji Santrali’nin bölgenin yıkımı olacağını belirten bölgedeki Sol Parti üyeleri Kırklareli’nde bir araya geldi.

“Trakya’da Ekolojik Yıkım ve Nükleer Enerji Santrali” başlığı ile yapılan toplantıya bölgedeki partililer, uzmanlar ve Sol Parti Sözcüsü Deniz Demirdöğen, Parti Meclisi üyesi Serkan Varol ve Partinin Ekoloji Grubu ve Parti Meclisi Üyesi Mert Yedek katıldı. Uzman konuşmacı olarak ise Yazar Özgür Gürbüz, Avukat Bülent Kaçar ve Birgün Gazetesi yazarı Gazeteci Gökay Başcan katıldı.
Parti Meclisi üyesi Serkan Varol’un yönettiği toplantı Kırklareli Esnaf Odaları Salonunda yüzden fazla partilinin katılmasıyla yapıldı.
Uzmanların görüşlerini dinleyen partililer daha sonra bu alanda yerellerinde yaptıkları çalışmaları anlattı. Toplantının forum bölümünde ise uzmanların görüşleri ve deneyimleri sonucunda gelecekte neler yapılabileceğine dair kararlar alındı.

Deniz Demirdöğen
Serkan Varol, Trakya illeri ile birlikte özellikle İstanbul’un nükleer güç santrali tehlikesi altında olduğunu belirtti. Sol Parti Sözcüsü Deniz Demirdöğen’de basından öğrenilen bilgilerin derlenip toplanması ve bilinçli ve örgütlü bir şekilde kamuoyu oluşturulabilmesi amacıyla böyle bir toplantı tertip ettiklerini söyledi.

Özgür Gürbüz
Yazar Özgür Gürbüz uzmanı olduğu enerji alanından bakarak yaptığı sunumda 1970’lerde Nükleer’e özenen idarecilerimizin kalıcı planda önerdikleri üç il olduğunu söyledi. Bu illerin Sinop, Mersin ve Kırklareli olduğunu belirten Gürbüz, üç kentin belirlenmesinde deniz kıyısı ve güvenli kentler olması yanında SSCB’ne (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) uzaklığı da kriter alınmıştı. Ancak bugün soğuk savaşın bitmesi ve yeni adıyla Rusya ile komşu olmamız ve belki de nükleer santrallerin bile onların yapmasının bile gündemde olduğunu belirtti.
2000’lere girerken Bülent Ecevit hükümeti zamanında ülkemizde nükleer santrallerin gündemden çıkarıldığını ama AKP’li yıllarda yeniden gündeme gelmesini uluslararası lobilerin etkisi olduğunu belirten Gürbüz, dünyada nükleer enerji üretimine sona doğru gidilirken bizim bu alanda girişimlerde bulunmamızı nükleer tesise sahip olma ayrıcalığını tatmak olarak düşünülebileceğini belirtti.
Gürbüz; “Yetkililerin nükleer santral yerine nükleer güç, nükleer enerji gibi isimleri söylemeleri bir algıdır. Elektrik olmazsa yaşanmaz denebilecek bir savunmaya altyapı hazırlama amaçlanıyor. İlgili makamlara yapılan başvurularda böyle bir planlama olmadığı yanıtı verilmekte. Ama bakanlık basında birçok şey söylemektedir. İlk resmî belge adı geçen bölgenin yakınlarına kurulacak bir RES başvurusuna verilen yanıtta elimize geçmiştir. Başvuru bu bölgede NES planlaması olduğu gerekçesiyle geri iade edilmiş” dedi. Kırklareli NES tesisi için Çin ile görüşüldüğünü basından duyduklarını belirten Gürbüz yeni dengeler gereği ABD’nin de bu işe talip olabileceğini belirtti.

Gökay Başcan
Gazeteci Gökay Başcan, Sinop NES sürecine dair yaşadıklarını anlattığı konuşmasında bölgenin bütüncül bir mücadele başlatmasının zorunlu olduğunu söyledi. Enerjini kime, nasıl, niçin gerekli olduğunun sorgulanması gerektiğini belirten Başcan, NES’lerin emperyalist bir saldırı olduğunu, ülkede enerji fazlalığının olduğunu, amacın ülke topraklarından bir alanın yönetim yetkisinin bir başka ülkeye verilmesi olduğunu vurguladı. Nükleer karşıtı platformların deneyimlerinin bu bölgede mücadeleye başlamak için toparlanmasını öneren Başcan enerji karşıtı olmadığımızın her yurttaşa anlatabilecek bir dil kullanılmasını önerdi.

Av. Bülent Kaçar
Trakya Platformu sözcüsü ve platformun hukukçusu Av. Bülent Kaçar ise bölgede sadece NES tehlikesi olmadığını, yıllardır taş, kömür ve maden ocaklarından termik santrallere, yanlış kurulan RES, JES, GES tesislerinden tarım topraklarının konut ve sanayi tesislerine plansız açılmasına kadar birçok konuda hukuk ve bilim kılavuzluğunda yöre insanları ile mücadele ettiklerini belirtti.
Kurulacak NES alanında milyonları aşan ağaç kesileceğini, kara ve deniz canlıların ölüme mahkûm edileceğini belirten Kaçar, Trakya’nın gıda bölgesi olarak sit alanı ilan edilmesini ve tüm enerji tesislerine son verilmesini istedi. Istrancalar’a nükleer santral Trakya’nın ölüm ilanıdır yazılı pankartın bulunduğu salonda konuşan Kaçar, yerel yönetimlerin ilgisizliğinden sitem etti. Trakya’da yerel yönetimlerin muhalefetten olduğunu beliren Bülent Kaçar; Marmara, Trakya ve Meriç Belediyeler Birliklerinin maalesef yaşam savunucularından kopuk ve ilgisiz kalmasının yöre insanına acı verdiğini sözlerine ekledi.
CHP’nin düne kadar nükleer enerjiyi olumlu baktığını son programda ise bunu yazmadığını belirten Kaçar, bölge insanı olarak hepimizin etkili bir şekilde iktidar yatırımlarını sorgulama ve toplumu bilgilendirme çalışmaları yapmasını önerdi. NES için plan değişiklikleri yapılması gerektiğini de belirten Kaçar, bölgeye yapılan saldırıların hukuk veya toplumsal mücadelenin ayrı ayrı yetmediğini her ikisinin siyasi bakış açısıyla mücadele etmesi gerektiğini çünkü bu yatırımların ihtiyaç değil emperyalist işgali de getirdiğini belirtti.

Mert Yedek
Toplantının forum bölümünde Sol Parti Ekoloji Grubundan Av. Mert Yedek; bölük pörçük yerel mücadelelerin parti üyeleri tarafından yapılmasının anlamlı olduğunu ancak bunların bütünleştirilerek ülke gündemini yönlendirmesinin gerektiğini belirtti. Bu tür emperyalist yatırımcıların kim olacağından çok nelerimizi yitireceğimizin bilinmesinin önemli olduğunu belirten Yedek, bu yatırımların zorunlu değil sermaye sınıfının temsilcisi iktidarın tercihi olduğuna işaret etti ve “Buna karşı olmak ve bütünleşmek de o nedenle siyasi olmalıdır dedi.
“Köy veya kent kahvelerinde ‘Nükleer Öldürür’, ‘Nükleer ölümdür’ veya “Yok edilen ormanlarımız değil geleceğimizdir’ gibi görsellerin olduğu ve halkın da bunu bilerek mücadeleye katıldığı günleri getirmeliyiz” diyen Av. Yedek, “Karış karış kazandığımız topraklarımızı parsel parsel vermemeliyiz fikrinin içselleştirilmesi gerekir ki bunu da yerelimizde bizler yapacağız” dedi.
Forum bölümünde ise her il ve ilçe örgütleri yaptıklarını ve yapacaklarını sıraladı. Her konuşmacı bölgenin enerji merkezi yerine gıda merkezi olmasını önerdi. Bu süreçte parti olarak yapılacakların da belirlendiği bölümde partililer sorumluluk aldı.