DOLAR 44,1162 0.07%
EURO 51,3496 0.2%
ALTIN 7.396,370,57
BIST 13.175,743,73%
BITCOIN 30898211,13%
Edirne

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

218 okunma

Trakya’da ‘nükleere hayır’

Trakya'nın Karadeniz kıyısına paralel İğneada ve Kıyıköy beldeleri arasına yapılmak istenen Nükleer Enerji Santrali projesi 'Trakya ve Nükleer' konulu panelde masaya yatırıldı… Trakya Kent Konseyleri, Trakya Platformu ve Kırklareli Barosu işbirliğinde Lüleburgaz ilçesinde düzenlenen panelin sonuç bildirgesinde nükleer teknolojisine sahip ülkelerin bile nükleer reaktörlerini birer birer kapattığına dikkat çekilerek, "Çernobil Nükleer santrali patlamasının sonuçlarını, kanserden ölümlerin tavan yaptığı bir süreci tüm Trakya'da ve Karadeniz bölgemizde yaşadık, yaşıyoruz. Hal böyle iken havamızı ve suyumuzu, ormanlarımızı ve birinci sınıf tarım topraklarımızı zehirleyecek bu girişime izin vermeyeceğimiz bilinmelidir" denildi…

ABONE OL
2 Haziran 2025 06:34
0

BEĞENDİM

ABONE OL


Olgay GÜLER
Trakya’nın Karadeniz kıyısına paralel İğneada ve Kıyıköy beldeleri arasına yapılmak istenen Nükleer Enerji Santrali projesi, Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde gerçekleştirilen ‘Trakya ve Nükleer’ konulu panelde masaya yatırıldı.
Trakya’da kurulması planlanan nükleer santral ile ilgili Trakya Kent Konseyleri, Trakya Platformu ve Kırklareli Barosu işbirliğinde panel düzenlendi. Kırklareli’nin İğneada ilçesine 12, Kıyıköy’e ise 16 kilometre uzaklıkta, Karadeniz kıyısına kurulacağı iddia edilen santralle ilgili düzenlenen panel, Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde gerçekleştirildi. Panelde, Nükleer Enerji Santralleriyle ilgili bilgiler verilirken, santralin kurulmak istendiği bölgenin sahip olduğu doğal güzellikler ve canlı yaşam çeşitliliği anlatıldı.


‘BÖLGEMİZİN VE ÜLKENİN PROJEYE İHTİYACI YOK’
Panelin ardından paylaşılan sonuç bildirgesinde, konunun tüm ayrıntılarıyla tartışıldığına dikkat çekildi. Bildirgede, “Önce bölgemizin, sonra da ülkemizin sahip olduğu doğal, kültürel ve sosyal mirasını yok edebilecek bir tehdit olarak algıladığımız bu projenin, bölgemiz çıkarlarına olduğu gibi; ülkemiz çıkarlarına da hizmet etmediği gerçektir. Bilimsel verilere göre 20 yılda ancak tamamlanabilecek olan; ülkemiz, dolayısıyla biz yurttaşlar borçlandırılarak verilecek kredilerle inşa edilip, üretilen enerjiyi bize yine para ile satacak olan; idari ya da teknik hiçbir personelini ülkemiz çocuklarından istihdam etmeyen; denize boşalttığı zehirli su ile, santralden çıkan radyasyon yüklü gazlar ile, toprağımıza gömülerek sularımızı zehirleyecek radyoaktif atıkları ile insanlarımızı ve tüm canlı yaşamını yok edebilme potansiyeline sahip bu projeye, bölgemizin ve ülkemizin ihtiyacı yoktur. Tam bu noktada, Türkiye’nin yıllık elektrik üretiminin ancak %5’ini karşılayacak nükleer santral gayretkeşliğini ve bu konudaki ısrarlı tutumu anlamakta güçlük çekiyoruz” denildi.


‘İZİN VERMEYECEĞİZ’
Nükleer teknolojisine sahip ülkelerin bile nükleer reaktörlerini birer birer kapattığı belirtilen bildirgede, “Yalnız İğneada-Kıyıköy değil; Mersin-Akkuyu, Sinop Nükleer Santrallerini de anlamıyoruz. Çünkü biliyoruz ki nükleer teknolojisine sahip, ileri ülkeler bile nükleer reaktörlerini birer birer kapatmakta, yerine yenilenebilir enerjiyi ikame etmekteler. Sınırlarımızdan kilometrelerce uzakta olan Ukrayna’daki Çernobil Nükleer santrali patlamasının sonuçlarını, kanserden ölümlerin tavan yaptığı bir süreci tüm Trakya’da ve Karadeniz bölgemizde yaşadık, yaşıyoruz. Hal böyle iken havamızı ve suyumuzu, ormanlarımızı ve birinci sınıf tarım topraklarımızı zehirleyecek bu girişime izin vermeyeceğimiz bilinmelidir” ifadeleri kullanıldı.


‘İNSAN YAŞAMINDAN DAHA DEĞERLİ HİÇBİR ŞEY OLAMAZ’
Yaşam alanlarının sonuna kadar savunulacağına da yer verilen bildirgede, “Danıştay da dahil çeşitli derece yargı mercii kararları ile bölgemize yönelik bilimsel gerçeklikler ortadayken; 9 büyüklüğünde depreme dayanıklı inşa edilmiş olan, Japonya’daki Fukuşima nükleer felaketinin yarattığı sonuçlar daha taze iken, nükleer baronlarına son sözümüz şudur: Havamızı, suyumuzu, toprağımızı, denizlerimizi, yaşamlarımızı ve yaşam alanlarımızı sonuna kadar savunacağız. Taş ocaklarıyla, kil ocaklarıyla, termik santrallerle, madenlerle talan ettikleri yetmiyormuş gibi bir de nükleer tehdidi ile dağlarımızın, ormanlarımızın, Longoz’umuzun, bu günümüzün olduğu kadar gelecek kuşaklarımızın yok olmasına veya kanserle boğuşmasına karşı, hukuki zeminde ve tüm meşru mücadele argümanlarını kullanarak karşı duracağımızı buradan yüksek sesle haykırıyoruz. Tüm canlıların yaşama hakkı vardır. İnsanca ve sağlıklı yaşama hakkı ise en temel insan hakkıdır. İnsan yaşamından daha önemli, daha değerli hiçbir şey olamaz” denildi.

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya