
Hive Şehri Genel Görünüm ( FOTO Vikipedia)
Gönül UYANIKTIR
Orta Asya’nın kalbinde yer alan tarihi ve kültürel zenginliklerle dolu bir ülke olan ve tarih kitaplarımızda adı geçen beyliklerin, hanlıkların, ilim ve bilim insanlarının bıraktığı kültürleri yaşatan Özbekistan’da bugün son turlarımızı Hive’de atacağız, Kızılkum’un sadece bir çöl olmadığını, büyük bir yeraltı zenginliği taşıdığını öğrenince, “On yıla kalmaz bu çöl çok değişir” diye düşündüm.

Mezarlık
Uzun yolculuk boyunca da neler olup biteceğini kafamda kurguladım. Geleneklerine geçmişlerine ve tarihlerine çok bağlı olan Özbeklerin, bu değerlerini günümüz acımasız koşullarında da koruyabilmelerini içtenlikle diledim. Hive’ye yaklaştığımızda yeşil rengin çölden bıçakla kesilmiş gibi aniden artması, ardından mezarlık olduğunu öğrendiğimiz, bizim mezarlıklara benzemeyen bir alandan geçmemiz bana çok ilginç geldi.
Harzemşahlar’ın kadim başkentleri olan Hive ve yarın uçacağımız Urgenç şehirleri, ükenin kuzeybatısında yer alan ve tarihin derinliklerinde kök salmış iki şehir. Bu kentler başta olmak üzere, bütünüyle Özbekistan; gezginler ve tarih tutkunları için her metrekaresi incelenip, gezilecek birer açık hava müzesi gibi… Orta Asya’nın eski ipek yolu üzerindeki Özbekistan’ın Karakalpakistan özerk bölgesine bağlı ve Aral Denizi’ne oldukça yakın önemli bir kavşak noktasında yer almasıyla da önem önem taşıyor.
UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan ve Türkmenistan sınırı yakınında bulunan Hive’nin sokaklarına Ata Darvaza isimli ana kapıdan giriyoruz. Hive, barındırdığı mimari harikalar, eski zamanların izleri ve huzurlu atmosferi ile keşfetmeye değer güzelliklere ev sahipliği yapan bir şehir. Sokaklarında ilerleyen otobüsümüz kısa bir süre sonra bir bahçenin önünde duruyor. Bahçenin karşısında da boydan boya uzanan bir kale yer alıyor.

Hive şehrinin en görkemli yapılarından Köhne (eski) Ark
Eşyalarımızı Hotel Asıa Khıva’nın lobisine teslim ediyoruz. Şirin bahçeli bir butik hotel, ardından şehir turumuz başlıyor. İlk durağımız Hive’nin en görkemli yapılarından biri olan ve otelimizin tam karşısında yer alan Kunya-Ark (Köhne Ark) oluyor. Şehri çevreleyen surlar içinde yer alan 17’nci yüzyılda inşa edilen bir kale kompleksi… Hive Hanları’nın sarayı olarak kullanılmış ve dönemin siyasi gücünü yansıtan önemli bir yapı… Kunya-Ark, hem tarihi hem de mimari açıdan büyük bir öneme sahip. Sarayın içinde çeşitli odalar, büyük bir avlu ve bir cami bulunuyor. Aynı zamanda kalede harem ve hazine odası gibi dikkat çekici bölümler; geçmişin saray hayatına dair izler keşfetmenize de yardımcı oluyor.

Hive şehri bahçeleri
Kuhna Ark, Hiva’nın kalbinde, Ichan Kala’nın batı surlarına yaslanmış müstahkem bir kale olarak inşa edilmiş. Hue Kalesi veya Pekin Yasak Şehri gibi, hükümdarın, hareminin, çok sayıda danışmanının ve hizmetkarının ve geniş aile üyelerinin özel kullanımına yönelik, kendi kendine yeten bir bölge olarak tasarlanmış. Aslen 12. yüzyılın başlarında inşa edilen yapı mevcut düzenini ilk olarak 17’nci yüzyılda bulmuş, ancak 18’nci yüzyıldaki Pers istilalarında büyük ölçüde yerle bir edilmiştir. Mevcut binalar çoğunlukla daha sonraki dönemlerde yapılmış.

Yaklaşık 1,2 hektarlık bir alana sahip olan Ark; Hiva’nın sayısız yapısının en büyüğü ve işlevine uygun olarak, yalnızca tek bir ana girişi var: iki silindirik kuleyle çevrili, doğuya bakan bir giriş, siperli burçlarla kaplı yüksek duvarlar, içeridekiler için koruma sağlasa da, 19’ncu yüzyıl Rus topçularına karşı etkisiz kalmış. İçeride ise alan, avlular etrafında düzenlenmiş ve her biri farklı işlevleri yerine getiren ayrı bölgelere ayrılmış.

YARIN : HİVE’DE UNUTULMAZ AKŞYAM YEMEĞİ