DOLAR 44,0969 0.06%
EURO 51,0803 -0.3%
ALTIN 7.331,47-0,32
BIST 13.200,380,19%
BITCOIN 31226130,78%
Edirne

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

206 okunma

Masalsı Ülke Özbekistan İzlenimlerim -17-

Edirne gibi Buhara da Bitmez

ABONE OL
3 Aralık 2025 18:08
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: patron-2.jpg

Buhara’nın yukardan görünümü, tarihi meydan (Foto : Alıntı)

Gönül UYANIKTIR

Geçmişi 2 bin 500 yıl öncesine dayanan, Buhara’nın ‘Kale’, ‘Tapınak’ anlamına gelen ‘Vihara’ kelimesinden türediği rivayet ediliyor. Bugünkü nüfusu 300 binin üzerinde olan şehir, Zerefşan Nehri havzasında ve yüzyıllar boyunca İpek Yolu kervanlarının geçtiği önemli ticaret yollarına ev sahipliği yapmış. Buhara, bu özelliğiyle farklı dinlere mensup toplumların yollarının kesiştiği en kadim şehirlerinden biri…Uzun yıllar Zerdüştler, Budistler, Hristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanlara ev sahipliği yapan şehirde günümüzde de Özbek, Tacik, Rus, Türkmen, Kırgız, Uygur ile az sayıda Ukraynalı ve Yahudi yaşamlarını sürdürüyor.

Medreselerin oda ve bahçeleri günümüzde el sanatlarına hizmet ediyor


Buhara Hanlığına 1599’dan 1920’ye kadar başkentlik yapan şehir, Moğol istilası ve 1920’deki Sovyet işgalinde iki büyük yıkım yaşandı ve çok sayıda tarihi yapı zarar gördü. Zarar gören bu tarihi yapıların çoğu Sovyet dönemindeki 70 yıl boyunca da kaderleri ile baş başa bırakıldı. Türk-İslam mimarisinin en güzel örneklerinin görülebileceği Buhara’daki tarihi yapılar, 1991’de kazanılan bağımsızlığın ardından büyük bir restorasyona tabi tutuldu. Bu tarihi yapılar, 1993’de UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alındı.

Leb-i Havuz Külliyesi birçok medreseyi de barındırıyor


LEB-İ HAVUZ KÜLLİYESİ VE MEDRESELERİ
Buhara’da gökyüzü giderek koyulaşan maviye dönerken Leb-i Havuz Külliyesi ve asırlar boyu eğitim vermeye devam eden Mir-i Arab Medresesi’ni görüyoruz. Bu medrese 16’ncı yüzyılda Ubeydullah Han tarafından Abdullah Yemeni adına, “Arapların reisi” anlamında, “Mir-i Arap” adıyla inşa ediliyor. Medrese, Kur’an’daki 114 sureyi temsilen 114 oda ve iki kattan oluşuyor. Alt katı derslik, üst katı yatakhane olarak kullanılan Mir-i Arap Medresesi, beş asırdan bu yana, (Sovyet işgali de dahil) eğitimine devam eden tek medrese olarak önem taşıyor. Buhara; Bitlis’in Ahlat ilçesi, Afganistan’ın Belh şehri ile birlikte Kubbet-ül İslam” (İslam’ın Kubbeleri) olarak anılan üç şehirden biri.!

Orta Asya’nın en eski camilerinden Magok Attari Camisi


Kadim kent Buhara’nın merkezinde bulunan Leb-i Havuz kompleksi, kentin görülmesi gereken en önemli yerlerinin başında geliyor. “Rezervuar” anlamına gelen Leb-i Havuz, 1620 yılında 42 metreye 36 metre boyutunda, 5 metre derinliğinde şehirdeki birkaç yapay göletten ve, Sovyet dönemine kadar, şehrin ana su kaynağından biriydi. Havuzdan kanallar aracılığıyla şehre giden su, hastalık yaydığı gerekçesiyle, 1930’larda dolduruldu. Şu anda Havuzun kenarında İpek Yolu kervanlarını simgeleyen deve heykelleri ile Özbekistan’da da çok sevilen Nasrettin Hoca’nın heykeli bulunuyor.
Leb-i Havuz Kompleksi içindeki önemli yapılardan biri, ‘Sütkardeşi’ anlamına gelen ve Buhara’nın en büyük medresesi olan Kukeldaş Medresesi, 1568yılında Abdullah Han tarafından yaptırılıyor. 160 odası bulunan medresenin odaları günümüzde Özbek el sanatı ustaları tarafından kullanılıyor.
Kompleksin önemli yapılarından Hanaka Medresesi, dönemin vezirlerinden Nadir Divani Bey tarafından 1620’li yıllarda inşa edildi. Sufi locası olarak inşa edilen bu yapı, cami olarak da kullanıldı. Medresenin ortasında yer alan tek kubbeli salonun köşelerinde sufi ve dervişler için inziva odaları bulunuyor.
Leb-i Havuz’da yer alan Nadir Divani Bey Medresesinin giriş kapısında güneş ve tavus kuşu figürlerinin yanı sıra Kur’an-ı Kerim ayetleri de yer alıyor. Nadir Divani Bey tarafından 17’nci yüzyılda kervansaray olarak yapılan bina, Buhara hanının isteği doğrultusunda medreseye dönüştürülüyor. Medresenin odaları geleneksel el işçiliğiyle yapılan ürünlerin üretilip satıldığı iş yerleri olarak kullanılıyor.

Edirnekari kutulara Buhara’da rastladım


Magak Attari Camisi
Leb-i Havuz’un tarihi dini kompleksinin bir parçası olan, Magak Attari Camisinin İslam öncesi dönemden bir Zerdüşt tapınağı kalıntıları üzerine inşa edildiği sanılıyor. Buhara’daki ilk sinagogun inşa edilmesinden önce Buhara Yahudileri ve Müslümanların aynı anda aynı yerde ibadet ettiği bazı kaynaklarda yer alıyor. Orta Asya’da ayakta kalan en eski camilerden biri oluşu ve istilalardan etkilenmemesi dikkat çekiyor.
Cami çıkan bir yangında tahribata uğrayınca 12. yüzyılda Karahanlılar tarafından temelin üzerine yeni bir cami inşa edilip bugünkü Magak Attari Cami ortaya çıkmış oluyor.
Leb-i Havuz kompleksinin yakınlarında dar sokaklarıyla ünlü bir Yahudi mahallesi de yer alıyor. Yaklaşık 400 yıl önce inşa edilen ve bir sinagogun da bulunduğu mahallede, 200 civarında Yahudi aile ikamet ediyor.
(YARIN : Hive’ye giderken çölleri aştık)

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya