DOLAR 44,0803 0.18%
EURO 51,2384 0.04%
ALTIN 7.278,811,37
BIST 12.792,81-2,19%
BITCOIN 3014717-3,86%
Edirne
12°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

296 okunma

Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu

ABONE OL
19 Mayıs 2025 07:22
0

BEĞENDİM

ABONE OL

S. Hakan C:TUNA, 2025 EDİRNE

“Derviş’ten Salih’e, Salih’ten Uçkun’a, Uçkun’dan Salih’e TUNA BOY’una selam olsun”.
Erwing Goffman’ın “Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu”(1959) adlı eseri dönem ve bulunduğu yerlere ait yaşamı, birey ve toplum ile beraber serimler. Eser; drama, drama sanatı, yaratıcı drama ve tiyatro sanat’ı ile felsefi ve sosyolojik angajmanlar kullanılarak gerçek yaşam ile öncesi, an’ı ve irdelemeye ait değerlendirmeleri ile eşsiz bir yapıt niteliğindedir. Zira antik çağlarda M.Ö. 600 yıllarından bu gün’e kalan yazıtlarda da bahis edilen ‘Tiyatro hayat’ın yansılanmasıdır’ gerçeği değişmemiştir. Goffman eserinin önsöz’ünde belirttiği üzere; ‘yaşamın incelenebileceği bir sosyal bakış, sosyolojik bakış açılarını anlatan bir el kitabı işlevini görmesini istiyorum’ söyleminin kat kat üstüne çıktığı yadsınamaz bir gerçektir.
Yaşam, tiyatral açılımlar ve teknikler kullanılarak, drama ile özdeşleştirilirken felsefi ve sosyolojik yapılar da betimlenir. Birey günlük yaşamdaki zaaf, kaygı, ikili davranışlar, arzu istekler nasıl eylenir sorularına teknik ve görsel betimlemeler ile cevap verir. Ancak yaşamın kurgusu gerçek ile iç içe olması ile mülhem doğaçlamalar ve sahici betimlemeler ile eylenir. Oysaki tiyatro sahnesinde kurgu, görelik ve planlı haller ile serimlemeler yapılır, sonuç bellidir. Hayatın akışında aksiyon ve eylemler kurallar, ilişkiler ve normlar ile icra edilirken, aksiyonlar sahne arkası, sahne önü ve vitrin metaforları ile ilgili engelleri de içerir. Bireyin ve grupların içsel oluş ve denetimleri kurguladıkları özel sahne ile ilintili olmanın yanında sair olanlardan ayrımlarını, sırlarını ve durumlarını saklı haklar ile muhafaza ederler.
Goffman, her şeye rağmen, hayat tamamen tiyatro ve drama ile ilintili iken farklı, ayrı platformlar paylaştıklarını özellik ile belirtir. Kişiler, durum ve şartlara göre büründüğü gerçek roller, bireysel olma ve bulunduğu yerler ile ilgili değişiklik gösterir. Birey rolleri ile ihtiyaç, arzu, emel, sair istemlerini sunar. Her ve farklı hallerin de edindiği etkileşimler ile teknik ve açılımlarını kullanır. Zira insan yaşamı, belli evreler ile muhkemdir. ‘Ben’in oluşması doğumdan başlayarak ölüme kadar farklı etaplar ile devam eder. İnsan kendini gerçekleştirirken ahlak, etik, doğru, yanlış, iyi, kötü ve sosyal olabilme, kişiliğini belirleme ilkelerini normlar ve kıstaslar eşliğinde gerçekleştirir. Zira hayat bireyi tecrübeli bir kişi olması için zorlar.
Şu soru sorulabilir mi? Drama, Drama Sanatı, Yaratıcı Drama, Tiyatro Sanat’ı, Felsefe, Edebiyat, Sosyoloji, Fizik, Kimya, Matematik, Cebir, İlim, Bilim, Müzik, Resim, Heykel vs. vb. ve diğerleri, hangi dal öndedir? Cevap; hepsi ya da hiçbiri, olabilir mi? Mümkün değil, çünkü bu dallar ve ait alt kategorileri insan ile var oldu ve bilgi arayışlarıyla gelişip var olmaya devam edecektir.
Aristoteles’in ‘Fizikötesi’ eserinde tikellerden tümellere doğru yaptığı yolculuk bir müddet sonra sekteye uğrar, zira bilgi o dönem de sınırlı ve erişe bilinen kadardır! Lakin ve asıl; zamanın akışında M.Ö. 400 yıllarında Aristoteles’in başlattığı yolculuk hala devam ediyor. Her bireyin cevaplar aradığı bilgiye erişebilme uğraşısı, yine insan ve ilişkilerine ait tikellerin sonsuz birlikteliği ile sürüyor. Gazzali akılın sınırlarının olduğunu ifade eder, lakin yaşamının üçüncü evresinde kendinden geçer. Beşyüzelli yıl sonra Rene Descartes Kartezyen felsefesi ile ruh ve beden ayrımını yapar; ‘cogito ergo sum’ . Oysaki asıl olan; ortaya koyduğu ‘Analitik Geometri’dir ki felsefesinin yüzde seksenini kapsar.
M.Ö. 400 yılından bu güne geçen 2400 sene de 2200 yılda yaşanan gelişmeler, son 200 yıl’ın ilk yüzyılında hızlı gelişmelere şahit olur. İkinci yüzyılın ilk 50 yıl’ı iki büyük savaş ve gelişme ile hız’ının ivme kaydettiği aşikârdır. Fakat son 50 yıl korkunç bir hız ile devinim ve gelişme göstermektedir. Yine aynı soru’yu sorabilir miyiz? Hangi dal öndedir? Biraz değiştirerek sorayım: İlim dallarının hangisi öndedir? Biraz daha ilaveler kullanalım ve üç-üçüncü soru olsun; İnsan bu ilim dalları ile ne yapmak istiyor?
Goffman’ın kendi ve toplumların toplumsal yaşamalarına ait felsefe ve sosyolojik yapı analizlerinde verdiği örnekler 20. yy.ın ilk altmış yıl’ını kapsamaktadır. Eserin ön-sözünden başlayarak son sayfasına kadar sunulan örneklerde; belli ve de belirsiz değişimlerin izleri vardır. İnsan ilişkileri ve aralarındaki irtibat ve iletişimin topluma yansımaları, toplumların tavır-ı, daima bir yaşayış gelişiminin ipuçlarını verir. Herakleitos’un vecizesi gibi: ‘değişmeyen tek şey; değişimin kendisidir’. İnsan’ın olmadığı bir dünya düşünebilir miyiz? Ya da; insan harici canlıların yazıtlarında ne var? Var olan kim?
İnsan ve diğerleri. ‘ama’ kural koyan insan, uygulayan insan, devlet kuran insan, devlet’i sürdüren insan, devletten nefret eden insan, devlet insanlar ile insan, devlet’in insan olduğunu kınayan insan, çalan insan, çalmayan insan, sömüren insan, ahlak timsali insan, vicdan sahibi inşa ve insan olmayan insan… vesaire ve sair… İnsan’ın kendine taktığı sıfatlar; Yaratıcının yarattığı gibi sonsuz şekilde çoğalabilir mi? Mistisizm telakkisi insan ile mi var, ya da mülhem tabir ile; insan kendini kim ile muktedir kıldı? İnsan bu dünya ile mi sınırlıdır?. Ya da en amansız soru; insan kim?
Goffman insan analizleri ve insan çözümlemeleri yine insan üzerinden yolculuğunu sürdürür. Ancak bu defa davranışlarının kökeni; taklit, oynama ve kurumsallaşmış insan kavramlarına ait sanatlar ile irdelenir. İki örnek: M.Ö. 400 yıllarında ki yazıtlar da aynısını ifade ediyor. “Aristoteles Poetika ad’lı eserin VI. bölümünde tragedyanın öğelerini altı’ya ayırır: Öykü, Karakter, Düşünce, Dil ve Diksiyon, Görüntü, Şarkı”
‘Tiyatro diğer sanatların içeriğinde canlı olarak temsil edebilen bir sanat dal’ıdır. Ritüel olarak tanımlanabilen ayin, töre, anane ve dinsel törenlerden doğduğu da var sayılır. Sunum, temsil ve atfedilen oluşum, zaman içerisinde çok şey’i bünyesinde bağımsızlaştırarak sanat haline gelmiştir. Tiyatro kökeninde, drama ile ilkel insanın doğa olaylarını kendi bedensel hareketleriyle simgesel olarak temsil etme çabaları yatar. Avrupa’da Üst Paleolitik Çağdan (M.Ö 40000-10000) kalma mağara resimlerinde, el ve yüzlerine hayvan postları geçirmiş insanların belirli şekillerde hareketler yaptığı resmedilmiştir. Bu resimler de görülen maske ve köstüm kullanımı, tiyatronun ilk örneği kabul edilir. Maske, kişinin kendi kimliğinin aşarak başka kimlikleri ve daha genel varlık biçimlerini temsil etmesinin en etkin yollarından biridir”. (2015-Edirne, Drama ve Yaratıcı Drama Tez’im)
Alıştığı yaşam tarzını sürdüren kişi, sair olgular ve hayatının getirisi ile dış yaşama adım attığında diğer kişiler ile iletişimde, fiziki eylemelerinde, kendini ifade etmekte zorluk çekebilir. Etkisini, tanıdık, aşina yüz, alışık olduğu davranış şekillerin arayışına girerek gidermeye çalışır. Değişik ortamların getirdiği sair davranışları algılamaya, anlamaya yönelerek kendine tanıdık gelen oranda, şahsi özellikleri çerçevesinde hareket etmeye eğilimlidir. Bünyesinde bulunan, ortak olan verileri alarak öz’ünde/içinde olanı ekleyip bulunduğu ortama katılmaya çalışır. Tabii ki kişisel kazanımları, tecrübeleri, ortak yaşam olgusunu ve benzeri olguları nasıl algılayıp özümsediği de önemlidir ki duruma ayak uydurabilsin.
Goffman dan 2015 yıl’ına kadar değişim ve devinimin aynı hız ile devam etmediği söylenebilir mi? Oysa bu zaman aralığı en hızlı dönem. Özellik ile 1970 yıl’ından sonra global değişim hızı; tarif edilemeyecek kadar farklı ve analitik işlediği aşikar iken. Goffman’a göre: ‘hayat tüm’ü ile bir tiyatro sahnesi değildir. İnsanlar farklı yerler de farklı rolleri üstlenip serimlediği an; gerçek hayat’ın insan ilişkileri ile karşı karşıyadır’. (E. Goffman 1959)
Drama, drama sanat’ı, yaratıcı drama etkileşimi, felsefe, sosyoloji ve tiyatro kabul ve icra tüm yaşam içeriklerinde mevcuttur. Yerleşik hayat ile kurulan iletişimin yazısız ve ilamsız etkenleridir. Ancak yazının icat edilmesi ile beraber öncesine ait esas olan değerlendirmeler kalıcı biçimde akışın devamına iletilme olanağını sağlar. Doğal olarak bilebilmek: analitik irdeleme yapabilmenin ve zamanın getirileri ile bağlantı mihenklerinin birleştirilmesini sağlar.
Kaynaklar:

  • Erwing Gofman ‘Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu’1959, ç. Barış Sezar, Metis Yayınları 2009 İstanbul.
  • Margret M. Poloma ‘Çağdaş Sosyoloji Kuramları’, ç. Dr. Hayriye Erbaş, Gündoğan Yayınları 1993 Ankara,
  • Ruth A. Wallace/Alison Wolf ‘Çağdaş Sosyoloji Kuramları’, ç. Leyla Elburuz, M. Rami Ayas, 7. Baskı, Doğubatı Yayınları 2018 Ankara
  • Sevda Şener ‘Dünden Bugüne Tiyatro Düşüncesi’, Dost Kitapevi Yayınları 2012 Ankara,
  • İnci San ‘Sanat ve Eğitim’, Ütopya Yayınevi, 2008 Ankara
  • İnci San ‘Yaratıcı Drama İle Farklılıklar ve Farkındalıklar’, Pegem Akademi 2014 Ankara
  • İnci San ‘Yaratıcı Drama ve Müze Sanatlar Eğitimi, Yeniinsan yayınevi, 2014 İstanbul
  • Özdemir Nutku ‘Drama Sanatı’, Kabalcı Yayınları, İstanbul 2013,
  • Aristoteles ‘Poetika’, ç. Ömer Aygün, Ari Çokana, İş Bankası Kültür Yayınları Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi

    En az 10 karakter gerekli
    Özhanlar Mobilya