
Sade Vatandaş
Recep TAŞKIRAN
Yıllardır direksiyon başındayım.
Sürücü adaylarının heyecanına, korkusuna, aceleciliğine birebir tanıklık eden biriyim. “Hocam bu araba bana göre değil” diyen de gördüm, sınava dakikalar kala pes eden de…
Ama son zamanlarda dikkatimi çeken başka bir tablo var: Spor salonlarına olan ilgi, direksiyon eğitimine olan ilgiyi geride bırakmış durumda.

Üstelik bu durum sadece kursiyerlerle sınırlı değil. Yeğenimde son zamanlarda spor salonuna başladı. Programlı, disiplinli, saatli… Gününü ona göre ayarlıyor. İster istemez insan şunu düşünüyor: Bu disiplinin bir kısmı trafikte de olsaydı, birçok sorun kendiliğinden çözülürdü.
Sabah saat 08.00’de direksiyon dersine çağırdığınızda hâlâ uykulu gelen kursiyerler var.
“Hocam gece geç yattım” bahanesi artık klasikleşti.
Ama aynı kişi spor salonuna gelince sabahın erken saatlerinde paylaşım yapıyor:
“Günaydın, kardiyo zamanı.”
Demek ki istenince oluyor.
Spor salonu her kesimin buluşma noktası
Eskiden spor salonuna gidenler belliydi.

Bugün ise her yaştan, her meslekten insan salonlarda. Öğrenci, memur, emekli…
Bu tablo elbette sevindirici. İnsanların sağlığına yatırım yapması kıymetli.
Ancak işin bir de “görünen” tarafı var.
Spor salonuna girip fotoğraf çekip çıkan, bunu da “antrenman” sanan bir kitle oluştu. Aynı durumu trafikte de görüyoruz: Direksiyon başında fotoğraf var, ama sinyal yok; paylaşım var, ama kural yok.
Bu ilginin sebebi ne?
Günlük hayatın temposu arttı. Trafik, iş stresi, ekonomik kaygılar…
İnsanlar doğal olarak rahatlamak istiyor. Spor da bunun en sağlıklı yollarından biri. Koşu bandında ter atmak, ağırlık kaldırmak, zihni boşaltmak… Bunlar gerçekten işe yarıyor.
Bazı insanlar için spor yapmak adeta bir zorunluluk. Çünkü o enerjiyi atamazsa, trafikte direksiyon başında sorun olarak karşımıza çıkıyor. Trafikte hoş görü ve sabır bunun yanında spor salonlarında yapılan genel hataları yazmak üzere haftaya görüşürüz.
Sağlıcakla kalın..