
Günlerimizi dolduran Trump hareketi ister istemez hepimizi ilgilendiriyor. Bugün bu eylem sıradanlaşıyor ise yarın herkes ve herkes tarafından yinelenebilir. Bu yinelenme komşular arasında, köyde, kentte, şirketlerde, kısaca her alanda ve her yerde olabilir. Ki her gün artarak oluyor da. Bu bir doğa kuralı gibi görünse de düşünen doğal varlık olan insanlık bunu aşmalıdır.
Büyük insanlık olarak; yendik yenildik, öldük öldürdük, tanrılar yaratıp inandık inanmadık. Kısaca birlikte geldik bu günlere. Güçlünün kazandığı kalabalık gibiyiz. Ama kazananların kaybetme korkusu kaybedenlerin kazanma umudu hiç bitmedi ve bitmeyecek de yeryüzü aşkın yüzü olana dek.
Bugün bir ülkenin, nasıl olursa olsun temsil eden kişisini evinden alıp kendi ülkesinde yargılamaya götüren ve bunu kameralar önünde sanatsal bir şova dönüştürmek ne anlama geliyor?
Kişi o makama her nasıl geldiyse de kendisini oraya getiren yurttaşlar; onlarca yıldır adaletsiz bir şekilde hile ve desise, korku ve tehdit ile yönetiliyor ise temsilcisini korumaz. Ülkenin yurttaşı olarak kendi yöneteni ile başka liderin yönetimi arasında seçime zorlanır ise ülke, toplum, ulus her nasıl adlandırırsak adlandıralım bitmiş demektir.
Anımsayalım; Osmanlı dağılınca kimisi ABD’ye bağlanmayı, kimisi İngiliz kolonisi olmayı veya başka seçenekleri düşünmedi mi?
Dış politika konusunu bir ortalama yurttaş bilgisine sahip olan biri kadar anlarım. Çünkü dünya yönetimlerini tahlil etmek uzmanlık işidir. Benim bildiğim dünyada iki toplum vardır; ezenler v ezilenler. Ezenler bunun devamını ve daha çok ezmeyi amaç edinir, ezilenler de bundan kurtulup adil bir dünyayı mücadelesi ister.
Her ne kadar hepimiz her şeyi bilir gibi ahkam keser ve uzmanlığımızı öttürüyor olsak da bu kadar bilenlerin sessizliği, eksik yurttaşlığımızın kanıtıdır bence.
Evet, hepimiz kapitalizmin kurduğu ve toplumlara yaşattığı bir düzen içindeyiz; sessiz ol, inan, tüket, bir araya gelip itirazı örgütlemeye kalkma, uyumlu ol.Yoksa!
Bunun sonucunda da her ülke güvenlik ülkesi konumunda birbirine düşmanlaştırılmış ve silah pazarlamacılarının egemenliğinde.
Bilen ile bilmeyeni tanımlamaya gerek yok.Bilmeyen; ses çıkarmayıp usulüne uygun sessizliği seçendir.Bilen; kirli bilgiden arınıp doğru bilgiye ulaşandır. Bu bilgiyle de en yakınından başlayıp mahallesinden, kentinden sorumluluk duyan ve ülke çapında itiraz edebilen olması gerekir. Yani bilmek yetmez bilen olmak için. Ülke içinde itiraz edebilen topluluklar dünya ölçeğinde de bunu gösterebilendir. Kısacası bilen; dünya yurttaşı olmaktır.
Trump denen zat kapitalistlerin emir ve isteği ile küreselleşme sürecinde köy dediğimiz dünyanın bir ülkesine el koyuyor. Ben bu duruma şaşırmadım. Malum ülkemiz insanı bu uyumlu yurttaşlık elbisesini giymemek için çok direndi, çok bedeller ödedi, çoğunu birlikte yaşadık. Avrupa ülkelerinin yurttaşları başka halkları sömürmekten gelen gelirler dahil kendi içlerinde az da olsa adaleti sağlamışlardı. Asya, Afrika ülkeleri de değişik sebeplerden dolayı birlikte başka coğrafyalardaki haksızlıklara uzak duruyor şimdilik.
Bugün büyük insanlıktan beklediğimiz sokakları doldurma, dünya bizimdir eylemleri yapma durumları olmayacaktır. İnsan da diğer canlılar gibidir. Kendine zarar gelince zıplar ve veryansın eder ki televizyon ve gazetelerin üçüncü sayfa haberleri bunlarla doludur. Oysa yasalardan elde ettiğimiz hakları bilerek birbirimizi tamamlayabilsek ve örgütlü olsak mahallemizde, kentimizde, ülkemizde ve işte o zaman dünyada itirazları örgütleyebiliriz. İşte o zaman Trumpgiller hiçbir ülkede olmaz, olamaz.
Herkesin bildiği gerçeği kapitalistler de biliyor; kapitalizmin sonu sosyalizmin başıdır. Umudum o ki kapitalizmin son temsilcisidir Trump. Çünkü insanlık tarihi karanlıklar tarihi olduğu kadar aydınlıkların da tarihidir. Zıtların birlikteliği doğa kuralıdır. Bir kibrit ile yeni dünyalar kuran pratiklere de gebedir.
Sosyalizm mi, Kapitalizm mi seçeneğine gelen insanlık kapitalizm ile nereye geldiğimizi gördü. Bilinmeyen ve her kesimin dilinde olan sosyalizm ise denenmedi denebilir ve insanlık bu kez sosyalizme dönecektir. Bugüne kadar dilde olan ama hiç uygulanmayan demokrasi hayali de ancak demokratik bilimsel sosyalizm ile insanlığın kurtuluşu olacaktır. Beklenen büyük turp belki de Trump’tır!